TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2024 NUMARASI : 2017/78 Esas 2024/285 Karar DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 25/09/2018 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada ve birleşen davada davanın kıs…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1111 Esas 2026/211 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1111 KARAR NO : 2026/211 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/04/2024 NUMARASI : 2017/78 Esas 2024/285 Karar DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 25/09/2018 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada ve birleşen davada davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükümlere karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVADA DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacağını davacıya temlik eden ... ile davalı ... arasında şirket hisse devir sözleşmesi ve borç kabulüne ilişkin ek sözleşme yapıldığını, temlik edenin şirket hisse devrini yaptıktan sonra devir edilen hissenin üzerindeki haczin kaldırıldığını davalıya bildirdiğini, davalının şirket hissesi üzerindeki haczin kaldırıldığının kendisine bildirilmesine rağmen ilk sözleşmede kıymetli evraka bağlanmayan 80.000,00 TL'yi ödemekten kaçındığını, alacaklarının tahsili için başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durdurulduğunu iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki şirket hisse devri sözleşmesi nedeni ile alacaklı olan dava dışı ... tarafından davalı hakkında başlatılan Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7829 esas sayılı takibindeki alacağın davacı tarafından temlik alındığını, şirket hisse devir bedeli karşılığı düzenlenmesi kararlaştırılan 14. ve 15.sıradaki çek bedelini ödemediği için çek bedelleri ve ek sözleşmenin ek 4.maddesinde belirtilen aylık %5 gecikme cezasının tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durdurulduğunu iddia ederek itirazın iptali ile birlikte icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili dilekçesinde özetle; sözleşmenin her iki tarafa borç yükleyen niteliği dikkate alındığında davacının üzerine düşen 1.sınıf İran safranı'nı teslim etme borcu ile birlikte 13/07/2016 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesinin 5.7.maddesinde belirtilen yükümlülüklerini ihtarname düzenledikleri halde davacının yerine getirmekten kaçındığını, birleştirilen ana davada davacının teslime hazır olduğunu söylediği safranın 13/07/2016 tarihli ek sözleşmede belirtilen 1.sınıf İran safranı olmadığı için bu safranın kendilerine teslimi ya da bilirkişi raporu ile belirlenen değerinin borçlarından takas mahsup yolu ile indirilmesini kabul etmediklerini, icra takibi ile talep edilen aylık %5 oranındaki faizin BK'nın 80 ve 120.maddelerine aykırı olduğunu bildirerek davalarının reddi ile kötü niyet tazminatlarının davacılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, her iki davada hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarlarının taraflarca sözleşme hükümlerine göre hesaplanması mümkün olduğu için davacıların alacaklarının likit olduğu, her bir davada hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamı için icra inkar tazminatı hesaplanıp davalıdan tahsili gerektiği, davacıların fazla talep yönünden haksız oldukları, fakat kötü niyetli olarak icra takibi yaptıkları kanıtlanamadığı için davalının kötü niyet tazminatı isteme koşulunun oluşmadığı, temlik edenin davalıya teslimi gereken maddenin sözleşmede açıkça "İran safranı" olarak belirtilmediği, BK'nun 86.maddesine göre çeşit borcu niteliğindeki 5 kg safranın ortalama nitelikteki piyasadan temin edilen ve mahkemeye teslim edilen safran olduğu, bilirkişi raporuna göre 1 kg safran 100 TL olup, toplam 500 kg teslim edilmeyen safran bedeli olan 500 TL'nin davacı alacağından mahsubu gerektiği, temlik edenin sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükleri yerine getirdiğinden davalının hisse bedelini ödemekle yükümlü olduğu gerekçeleriyle asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile; davalının Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/534 Esas sayılı icra takibine yönelik itirazının 79.500,00 TL asıl alacak ve 4.000,00 TL işlemiş faiz (gecikme cezası) olmak üzere toplam 83.500,00 TL üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa aylık % 5 (yıllık % 60) oranında temerrüt faizi (gecikme cezası) uygulanmak suretiyle takibin devamına, hüküm altına alınan 83.500,00 TL'nin % 20'sine karşılık gelen 16.700,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, temlik eden ...'in 13/07/2016 tarihli sözleşmenin eki niteliğindeki sözleşmede kararlaştırılan 5 kg safranı iade etmediğinden ödemezlik def'inin reddinin hatalı olduğunu, sözleşmenin 5/3.maddesinde davalı mükerrer ödeme yapmasının önüne geçmeye yönelik olup, maddenin ihdas amacı dikkate alındığında alacağın muaccel olmadığını, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2022/1782 Esas sayılı kararı gözetildiğinde asıl dava konusu 80.000,00 TL'yi temlik eden ...'in ve temlik alan davacıların hiçbir talep haklarının kalmadığını, sözleşmeden kararlaştırılan safranın İran safranı olup birim fiyatın daha yüksek olması nedeniyle mahsup edilen alacak miktarının hatalı tespit edildiğini, mahkemece asıl edim yan edim ayrımı yapılarak sonuca gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hisse devir sözleşmesinin 5.7.maddesindeki düzenlemeye ilişkin tespit ve mahsup talepleri konusunda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, mahkemece iadesi kararlaştırılan safranın BK'nun 86.maddesi uyarınca çeşit borcu olarak kabulünün hatalı olduğunu, sözleşmenin 5.8.maddesinde kararlaştırılan safranın İran safranı olduğunu, aylık %5 gecikme cezası talebinin BK'nun 120.maddesine aykırı olduğunu, takipten önce temerrüt gerçekleşmediğinden gecikme faizi talep edilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen dava; limited şirket hisse devir sözleşmesi ve eki sözleşme uyarınca temlik eden ...'ye ait şirket hisselerinin davalıya devri nedeniyle davalı tarafından ödemesi geciken 80.000,00 TL ve toplam bedeli 100.000,00 TL olan iki adet hisse devir bedeli ödemesinin yapılmadığı iddiası ile davacılara ait alacaklar ve sözleşmede belirtilen aylık %5 gecikme faizinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazların iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; 13/07/2016 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile aynı tarihli ek sözleşmesi,13/07/2016 tarihli borç ikrarı ödeme ve kefalet sözleşmesi başlıklı sözleşmesi, ...'ye ait hisselerin üzerindeki hacizlerin kaldırıldığına ilişkin davalıya gönderilen ihtarlar, davalı tarafından patent vb hakların devir amacıyla temlik eden ...'e gönderilen ihtarnameler, Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/534 ve Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7829 esas sayılı icra takip dosyaları, davalı tarafından davacılara iadeye hazır olduğunu belirtip mahkemeye teslim ettiği safran maddesi, bilirkişi raporları vs deliller dosya arasında mevcuttur. Dosya kapsamından, alacağını davacılara temlik eden dava dışı ... ile davalı arasında 13/07/2016 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile aynı tarihli ek sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeler ile ... %50 pay sahibi olduğu ... Gıda Kimya İlaç İthalat İhracat Sanayi ve Limited Şirketi'ndeki tüm paylarını davalı ... ...'e devir etmeyi üstlendiği, bir örneği dava dosyasında yer alan Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 17/12/2017 tarihli yazıları ve eklerinden anlaşıldığı gibi, alacağını davacılara temlik eden ...'ye ait %50 pay davalıya devredilip sicile kayıt-tescil ve ilan edildiği, Hisse devri karşılığı davalının yapacağı ödemelerin 15/07/2016 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinde kararlaştırıldığı, bu sözleşmeye göre, devire konu %50 şirket payının değeri 250.000,00 TL olarak belirlenmiş, ödemenin şekli aynı sözleşmenin 5.3 maddesinde ayrıntıları ile belirtildiği, bu sözleşmede belirtilen ve asıl davanın konusunu oluşturan 80.000,00 TL'nin ise ...'ye ait devre konu şirket hisseleri üzerindeki hacizlerin kaldırılması ve bunun davalıya bildirilmesi ya da zamanaşımının gerçekleşmesi halinde ödeneceği hükme bağlandığı, Taraflar arasında bu kez tarihsiz Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi'nin eki niteliğinde ek sözleşme (1) başlıklı yeni bir sözleşme imzalandığı, sözleşmenin Ek-2 maddesi ile ilk sözleşmenin 5.3 maddesinde belirtilen ve sözleşmenin imzalanması ile davalının ödemesi gereken 85.000,00 TL yönünden kambiyo senedi verilmesi, ilk davanın konusunu oluşturan devredilen şirket hissesi üzerindeki haczin kaldırılması koşuluna bağlı 80.000,00 TL'nin ödemesinin şartın gerçekleşmesi ile ödeneceği ek madde 2 ile belirlenmiş, aynı sözleşmenin ek madde 4 ile vadesi geçen her alacağa vade tarihinden itibaren aylık %5 gecikme cezası uygulanacağı kararlaştırıldığı, Daha sonra taraflar arasında bu kez borç ikrarı ödeme ve kefalet sözleşmesi başlıklı yeni bir belge düzenlendiği, bu sözleşme ile davalının devir aldığı şirket hisseleri nedeni ile toplam borcu 850.000,00 TL olarak belirlendiği, sözleşmenin 4.maddesinde vade tarihleri ile miktarları ayrı ayrı belirlenen 15 adet çek verilmek suretiyle ödemenin yapılması kararlaştırıldığı, bu sözleşmenin 5.maddesinde ise, ilk davanın konusunu oluşturan şarta bağlı 80.000,00 TL'nin ödeme şekli, haczin kaldırılması ve bunun davalıya ihtar ile bildirilmesi şeklinde düzenlendiği, her üç sözleşmenin bir önceki sözleşmenin eki olduğunu tekrar ederek düzenlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmeler hep birlikte değerlendirildiğinde; ana davanın konusunu oluşturan ve borç ikrarı başlıklı son sözleşmenin 5.maddesinde belirtilen kıymetli evraka bağlanmayan 80.000,00 TL'nin davalının borcu olduğu tartışmasızdır. İlk sözleşme uyarınca limited şirket hisse devrine ilişkin asıl borcun temlik eden ... tarafından davalıya devir yapılarak gerçekleştirildiği taraflar arasında çekişmesizdir. Bu borcun ödenmesi sözleşmeler ile hisse devri yapan ...'e ait %50 pay üzerindeki hacizlerin kaldırılması ve bunun davalıya bildirilmesi ya da zamanaşımının gerçekleşmesi koşuluna bağlanmıştır. Hisse devri yapan ...'e ait devre konu hisseler üzerindeki ihtiyati hacizler devir eden tarafından kaldırılıp bu durum Büyükçekmece 9. Noterliği'nin 31/10/2016 tarih ve 12450 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıya bildirilmiş, ihtarname 01/11/2016 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olup, temlik eden ve davalının imzalarını taşıyan ve imzaların inkar edilmediği bağlı üç sözleşme uyarınca, temlik eden ...'in asıl edim yükümlülüğü sahibi olduğu %50 şirket hissesini davalıya devir etmek olup, temin edilen şirket kayıtlarına göre bu yükümlülüğün yerine getirildiği tartışmasızdır. Davalının asıl edim yükümlülüğü ise hisse devir bedelini ödemek olup, her iki davanın dayanağı olan asıl dava yönünden şarta bağlı borcun, birleşen davada ise ödeme protokolünün 14 ve 15.sıralarında belirtilen borçların ödenmediği, birleşen davaya konu davalıya yapılan hisse devri sonrası ödemenin nasıl yapılacağını düzenleyen ve tarafların imzalarını taşıyıp imza inkarına uğramayan "Borç İkrar Ödeme ve Kefalet Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 4.maddesinde belirtilen ödeme planına bağlanıp 17/02/2018 vade tarihli, 50.000,00 TL ve 24/03/2018 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli bonoların belirtilen vadelerde ödenmediği açık olup, takip tarihinden önce ödeme tarihi belirli olmasına rağmen ödeme yapılmadığı için birleşen dava konusu asıl alacağın muaccel olduğu, takip ve talep edilebilir olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Asıl davaya konu 80.000,00 TL'nin ödenmesi devir edilen paylar üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılıp, durumun davalıya bildirilmesi halinde söz konusu olacaktır. Hisse devri yapılmış ve devir edilen hisse üzerindeki ihtiyati hacizler kaldırılıp, bu durum 01/11/2016 tarihinde davalıya tebliğ edilip 3 gün ödeme süresi verilen Büyükçekmece 9. Noterliği'nin 21/10/2016 tarih ve 12450 yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle asıl ve birleşen dava konusu icra takiplerinin başlatılmasında davacı yanın haklı olduğunun kabulü gerektiğinden ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine, takip dayanağı sözleşmede borçların vadeden itibaren ödenmemesi halinde aylık %5 oranında faiz (gecikme cezası) ödenmesi kararlaştırıldığı için alacaklarının 17/02/2018 tarihi ile 08/07/2018 takip tarihi aralığında 50.000,00 TL için 24/03/2018 ödeme tarihi ile 08/07/2018 icra takip aralığında işlemiş faiz (gecikme cezası) talep hakkı bulunduğu, icra takibi ile 22.500,00 TL işlemiş faiz talep edilmekle birlikte, 05/01/2024 tarihli olup mali müşavir bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 20.000,00 TL işlemiş faiz (gecikme cezası) talep edilmesinin mümkün olduğundan davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Davalı her iki davaya yönelik itirazında; temlik eden ...'in tek yükümlülüğünün şirketteki hisseleri devir olmadığı, ayrıca son eki sözleşmesinin dayanağı ve eki olan Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi'nin 5.7.maddesindeki ek yükümlülükleri de olduğunu, bu yükümlülükler yerine getirilmediği için ödeme yapmak zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Temlik edenin asıl yükümlülüğü şirket hisselerini devir olup, bunun yerine getirildiği, bu asli edime karşılık davalının asıl edim yükümlülüğünün ise devir bedelini ödemek olduğu, asıl davada da hacizler kaldırılıp davalıya bildirilmesine rağmen 80.000,00 TL'nin, birleşen davada ödeme listesinin 14 ve 15.sırasındaki vadesi belirli ödemeler yapılmadığı için davalının asıl edim yükümlülüğüne aykırı davrandığı, dava dışı temlik eden yan edim yükümlülüğü olan ve asıl sözleşmenin 5.7.maddesinde belirtilen yükümlülüklerin bir kısmını yerine getirmiş ise de aynı maddenin sonunda yan edim yükümlülüğüne aykırı davranan tarafın diğer tarafa 500.000,00 USD tazminat ödemesi gerektiği hüküm altına alınmış olup, davalımız açacağı ayrı bir dava ile temlik edenin yan edim yükümlülüklerine aykırı davrandığı iddiası ile koşullarının gerçekleştiğini kanıtlayarak yasal yollara başvurması mümkün iken, bu durumu asıl edimi olan ödeme yapmaktan kaçınma nedeni olarak ileri sürmesinin MK'nın 2.maddesine açıkça aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunması mümkün olmadığı için bu gerekçeler ile davalının her iki asıl edim yükümlülüğü olan hisse deviri nedeni ile oluşan borçlarını ödemekten kaçamayacağı anlaşılmakla davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalıların diğer bir itirazı da temerrüt tarihinden itibaren aylık %5 oranındaki faizin (gecikme cezası) fahiş olduğuna yönelik olup, Ticaret Yasası'nın 8.maddesi uyarınca ticari işlerde faizin taraflarca serbest olarak kararlaştırabileceğine ilişkin düzenleme karşısında BK'nın 88 ve 120.maddelerindeki sınırlamaların uyuşmazlığın limited şirket hisse devrinden kaynaklanıp ticari iş niteliğinde olması nedeniyle olayda uygulanamayacağı, tarafların serbest olarak belirlediği aylık %5 (yıllık %60) oranındaki temerrüt faizi oranının yerinde ve talep edilebilir olduğunun kabulünde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itizlarına da itibar edilmemiştir. Davalı tarafın sözleşmede teslimi kararlaştırılan safranın 1.sınıf İran safranı olmasına rağmen İran safranı teslim edilmemesi nedeniyle davacı alacağından mahsup edilmesi gereken miktarın daha az hesaplandığına dair istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; Davalı tarafından cevap dilekçesine ekli olarak sunulan ve temlik eden ile davalının itiraz edilmeyen imzalarını taşıyan Ek Sözleşme (1) olup, sözleşmenin en alt kısmında temlik eden ...'in 5 kg safranı davalıya teslim etmesi öngörülmüştür. Davalımız bu safranı kendilerine teslim edilmediği gibi mahkemeye teslim edilen maddenin ortalam ürün olup, teslimi gereken safranın "İRAN SAFRANI" olduğunu, bu ürünü kabul etmediklerini, saf İran Safranı'nın bedelinin belirlenip her iki davaya konu alacaktan mahsup edilmesini istemektedir. Davalı ek sözleşme ile temlik edenin saf İran Safran'ı teslim borcunu üstlendiğini söylemekte ise de, sözleşmede "5 kg safran" ibaresinin yer aldığı, saf İran Safran'ı ibaresinin yer almadığı anlaşılmakta olup, davalı yanca teslim edilmesi gereken safranın saf İran safranı olduğuna dair başkaca delil sunulmamıştır. Bu durumda temlik edenin borcu BK'nın 86.maddesinde belirtilen çeşit borcu olmakla maddedeki açık düzenlemeye göre seçim hakkı temlik eden ...'de olup, aynı madde uyarınca ...'den alacağı temlik alanların vekili tarafından mahkemeye teslim edilen ortalama nitelikteki 5 kg safranın toplam piyasa satış bedeli olan 100 TL'nin davacı alacağının mahsubuna karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davalılar vekilinin buna dair istinaf itirazları da kabul edilmemiştir. Her ne kadar davalı borçlunun safran tesliminden kaynaklanan ve her iki davadaki talepten ayrı ayrı mahsup edilen 500,00 TL alacağı olduğu kabul edilmiş ise de; 500,00 TL mahsuba konu alacağın ancak bir kez mahsubunun mümkün olduğu, icra taleplerinin devamı sırasında mahsubu bir kez yapılması konusunda dikkat etmeleri gerektiği, 500,00 TL'nin iki kez ve her bir davadaki alacaktan mahsubunun mümkün olmadığı kabul edilmiştir. Davalı vekili şirket hisse devirlerinin üçüncü kişi tarafından açılan tasarrufun iptali davası sonucu iptal edildiğini, üçüncü kişiye de ödeme yapmak durumunda kalabileceklerini ileri sürmüş ise de, tasarrufun iptali davası sonrası davalının ödeme yapıp yapmayacağının belirsiz olduğu, davalı bir kez ödeme yapmak durumunda olup, üçüncü kişilere tasarrufun iptali nedeni ile ödeme yapmak zorunda kalır ise yeni bir dava ile fazla ödemeyi talep etmesinin mümkün olduğu kabul edilip, yargılamaya devam edilip, hüküm oluşturulması gerektiği kabul edilmiştir. Her iki davada hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarlarının taraflarca sözleşme hükümlerine göre hesaplanması mümkün olduğu için davacıların alacaklarının likit olduğu, her bir davada hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamı için icra inkar tazminatı hesaplanıp davalıdan tahsili gerektiği, davacıların fazla talep yönünden haksız oldukları, fakat kötü niyetli olarak icra takibi yaptıkları kanıtlanamadığı için davalının kötü niyet tazminatı isteme koşulunun oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön söz konusu değildir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davada davanın kısmen kabulü kararlarında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davalıdan alınması gerekli olan 5.703,89 TL ile birleşen davada alınması gerekli olan 8.144,14 TL olmak üzere toplam 13.848,03 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.462,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.386,03 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl ve birleşen davada davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...