T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1440 Esas KARAR NO:2026/315 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2022/609 Esas - 2023/477 Karar TARİHİ: 24/05/2023 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ:19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1440 Esas KARAR NO:2026/315 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2022/609 Esas - 2023/477 Karar TARİHİ: 24/05/2023 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ:19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin 6.000 adet payının 900`üne malik bulunduğunu, 23.06.2022 tarihli 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 5 ve 6. gündem maddelerinin kanuna, esas sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğinden dolayı iptal edilmeleri gerektiğini, anılan 23.06.2022 tarihli genel kurula taraflarınca katılım sağlandığını, 3, 4, 5 ve 6. gündem maddelerindeki kararlara karşı muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirildiğini, böylelikle işbu dava bakımından aranan TTK 445 - 446 hükümlerinde öngörülen şartların sağlandığını, davalı şirketin paylarının çoğunluğunun sahibi baba ...`in vefatından sonra şirketin yönetimi kârların paylaşımı konularında ...'in müvekkili ile çekişme içerisine girdiğini ve kendisinin pay sahipliğine dayalı haklarını kullanmasını engellemeye çalıştığını, davalı şirketin ekonomik olarak içinin boşaltılması ve dolayısıyla müvekkilinin sahip olduğu payların değersiz kılınma tehlikesinin son derece yüksek olduğunu, kâr payının dağıtılmamasına ve yönetim kurulu üyesi ...`e aylık net 50.000 TL ücret ödenmesine yönelik 3 ve 5 numaralı gündem maddelerindeki kararların Kanuna, Esas Sözleşmeye ve Objektif Dürüstlük Kurallarına aykırı olduğunu, bu kararların iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyesi ve çoğunluk pay sahibi ...'in 3 ve 5 numaralı gündem maddelerini birlikte kullanarak muvazaalı işlem yaptığını, bir yandan yeni yatırımları bahane ederek pay sahiplerine yasal hakları olan kâr payının dağıtılmasını engellediğini, diğer yandan da kendisine sadece net olarak bile son yılın net kârının yarısı miktarında bir meblağın ücret adı altında ödenmesi kararını çoğunluk pay sahibi olması hususuna dayanarak aldırdığını, yönetim kurulu üyesinin ücreti tespit edilirken TTK 436/1 kapsamında pay sahibi yönetim kurulu üyesinin oylamaya katılmasının hukuka aykırı olduğunu, şeffaflıktan uzak ve hakim durumun azınlık oy sahipleri aleyhine kötüye kullanılması ve bilhassa kanun maddesine ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olması sebebiyle 6 numaralı gündem maddesinde alınan kararın iptali gerektiğini, ihtilaf konusu olağan genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde "Yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu`nun 395 ve 396. maddelerinde sayılan izinlerin ... vekili ...`nin 900 adet olumsuz oyuna karşılık 5.100 adet olumlu oyla karar verildi" denmekle yönetim kuruluna 395 ve 396. maddelerdeki yetkiler tanındığını, ancak bu durum öncelikle kanuna ve her halükarda dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi ...`in gündem maddesinin müzakeresinde oy kullanamaması açık kanun hükmünün gereği iken bu kişinin müzakerelere katılıp oy kullanmasının kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu iddia ederek, davalı ... A.Ş.`nin 2018, 2019, 2020 ve 2021 dönemlerine ilişkin 23.06.2022 tarihli genel kurul toplantısında 3, 5 ve 6 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin daha önceki yıllarda yapılan genel kurul kararlarından da anlaşılacağı üzere şirketin uzun yıllardır kâr dağıtımı yapmayarak büyümeye yönelik yatırımlar yaptığını, dava konusu genel kurul toplantısında da şirketin ... ile yaptığı tedarik sözleşmesi uyarınca nakde ihtiyacının bulunmasından ötürü kâr dağıtımı yapılmaması yönünde karar alındığını, bu kararın TTK ve şirket ana sözleşmesine uygun olduğunu, şirket yönetim kurulu üyesinin tek başına tüm işleri yürüttüğünü, şirketin faaliyet alanı, çalıştırdığı personel, şirket yönetim kurulu üyesinin çalışma alanları düşünüldüğünde belirlenen aylık 50.000,00 TL ücretin makul olduğunu, TTK'nin 436/1 maddesinin yönetim kurulu üyesinin maaşı ile ilgili hususları kapsamadığını, aksi bir düşüncede dahi yönetim kurulu üyesinin kendisinin bile oy kullanmaması halinde diğer hissedarların davacının 900 oyuna karşılık 960 oy ile çoğunluğun sağlandığını, belirlenen maaşın yasal olarak gerekli çoğunluk tarafından belirlendiğini, bu nedenle davacının bu yöndeki iddialarının hiçbir hukuki ve yasal dayanağının bulunmadığını, davacının muvazaalı işlemler nitelendirmelerine katılmanın mümkün olmadığını, davacının tek taraflı olarak kendi istekleri yönünde hareket edilmesini istediğini, azınlık oyu ile çoğunluğu idare etmeyi hedeflediğini, iddialarının soyut ifadelerden başka bir şey olmadığını, kabulünün mümkün olmadığını, TTK 395 ve 396. maddeleriyle ilgili yetkinin olağan genel kurulda şirket yönetim kurulu üyesine verildiğini, şirket yönetim kurulu üyesinin ihtiyaç halinde ve acil durumlarda genel kurul toplanmadan bu yetkiler ile şirket lehine iş ve işlemler yapabilmesinin elzem olduğunu, şirket yönetim kurulu üyesinin oy kullanmaması gerektiği yönündeki düşünceye katılmanın mümkün olmadığını, aksi düşünülse dahi 960 oy oranına sahip diğer ortakların oyları ile bu yetkinin verildiğini, müvekkili şirketin tek bir alanda faaliyet yapmanın zorluklarına karşılık şirketin faaliyet alanlarını genişletmek istediğini, ... kodu alınarak forklift kiralama işlerine de girdiğini, bu durumun engellenmesinin en başta şirketin ve dolayısıyla davacının aleyhine olacağını savunarak, haksız ve yasal dayanağı olmayan davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/05/2023 tarih ve 2022/609 Esas - 2023/477 Karar sayılı kararında;"...Davacı taraf pay sahibi olup toplantılarda hazır bulunduğu ve muhalefetini de tutanağa geçirttiğinden söz konusu kararların iptalini talep etme hakkına sahiptir.Toplantının 3 ncü maddesinin dava konusu edilen kısmında, kâr payı dağıtılmamasına karar verildiği görülmüştür. TTK, kâr payının dağıtımına ilişkin esasları, “yedek akçe” ile ilişkili olarak düzenlemekte olup, bu kapsamda yedek akçe kavramına da değinilmesinde yarar vardır. “Yedek akçe”, şirketin yıllık net kârları üzerinden belli bir oranda ayrılarak, ortaklara dağıtılmayan ve şirkette yedek sermaye olarak tutulan paradır. Yedek akçenin ayrılmasındaki amaç, şirketin ekonomik risklere karşı korunmasıdır. TTK’nın 509/II maddesi uyarınca kâr payı, ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. Buna göre şirketin hesap yılında kâr elde etmemesi halinde kâr payı dağıtması söz konusu olmaz; zira kâr payı dağıtımı için ilk şart şirketin kâr elde etmiş olmasıdır. Somut olayda; davalı şirket 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında kâr elde etmiştir. Bu durumda yasal olarak davalı şirketin kâr dağıtmasının önünde bir engel olmamasına rağmen davalı şirketin kâr dağıtılmamasını gerektirir ekonomik, sosyal veya ticari somut bir gerekçe göstermeden kâr dağıtılmamasına yönelik kararının dürüstlük kuralı ve kanuna aykırı olduğundan davacı tarafın toplantının 3 ncü maddesinin kâr payı dağıtılmamasına yönelik kısmının iptali talebinin kabulüne karar verilmiştir.Toplantının 5 nci maddesinde, yönetim kurulu üyesi ...'e aylık net 50.000,00 TL ücret ödenmesine karar verildiği görülmüştür. TTK 394. maddesinde; “yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararı ile belirlenmiş olmak şartı ile huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebileceği” hüküm altına alınmıştır. Huzur hakkı anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerine ödenir. Genel kurul toplantısında alınan huzur hakkı kararı, şirket karar defterine işlenerek şirket ortakları tarafından imzalanarak geçerlilik kazanır. Şirketin yapısı, faaliyet durumu ve yoğunluğu yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesini gerektirecek nitelikte olmalıdır. Huzur hakkı ücreti için; şirketin geliri, yıllık kâr oranları, yapılacak işler ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerine bakılarak orantılı bir miktar belirlenmesi gerekir. Bu oran gözetilmediği takdirde, belirlenen fahiş miktardaki huzur hakkı ödemeleri sebebiyle yönetim kurulu üyesi olmayan diğer ortakların kâr payı alma hakları zayıflatılarak belirli ortaklara örtülü kâr dağıtımı gibi bir risk ortaya çıkacaktır. Pay sahiplerinin hakları kısıtlanarak şirketin mali durumu olumsuz etkilenecektir ve genel kurul kararının iptali gündeme gelecektir. Somut olayda; yönetim kurulu üyesi ...'e aylık net 50.000,00 TL ücret ödenmesine yönelik kararın davalı şirketin ekonomik büyüklüğüyle bağdaşmadığı, neredeyse son yıl kârının 2/3 ünün huzur hakkı olarak ödenmesine yol açacağı bu haliyle yönetim kurulu üyesine örtülü kâr dağıtımı görünümünde olduğundan davacı tarafın toplantının 5 nci maddesinin iptali talebinin kabulüne karar verilmiştir. Toplantının 6 ncı maddesinde, yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396 ncı maddelerinde sayılan izinlerin verilmesine karar verildiği görülmüştür. TTK 395 ve 396 ncı maddelerinde şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı ve rekabet yasağı düzenlenmiştir. TTK’nın ''Oydan Yoksunluk'' başlıklı 436. maddesinde ''Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. '' hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesi kişisel nitelikte bir işe ilişkin olduğundan yönetim kurulu üyelerinin bu müzakerelerde oy kullanmayacağı izahtan vasrestedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2022 tarih ve 2022/5565 Esas - 2022/9537 Karar sayılı kararı) Yine madde gereği aile bireyleri de yönetim kurulu üyesine izin verilen bu karara katılamayacaktır. Somut olayda; davacı taraf bu madde oylamasında red oyu kullandığından ve geriye kalan hissedarların da oy hakkı bulunmadığından davacı tarafın toplantının 6 ncı maddesinin iptali talebinin kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜ ile, 1-Davalı ...'nin 23/06/2022 tarihinde yapılan 2018 - 2019 - 2020 Ve 2021 Yıllarına Ait Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan 3 numaralı kararın kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kısmının İPTALİNE, 2-Davalı ...'nin 23/06/2022 tarihinde yapılan 2018 - 2019 - 2020 Ve 2021 Yıllarına Ait Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan 5 ve 6 numaralı kararların İPTALİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 3. maddenin iptalinde yerel mahkemenin şirketin kar payınının dağıtılmamasını gerektirir, sosyal veya ticari somut bir gerekçe göstermeden kar dağıtılmamasına yönelik kararının dürüstlük kuralı ve kanuna aykırı olduğuna yönelik kararının yerinde olmadığını, şirketin kuruluş aşamasından son genel kurul yapılıncaya kadar olan dönemine bakıldığında hiçbir zaman kar dağıtımı yapılmadığını, son genel kurula mahsus bir durum olmadığını, bu nedenle dürüstlük kuralına aykırı olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, şirketin sermayesinin sınırlı olması ve şirketin nakit akışının şirketin yatırım ve mal alımlarında avantaj sağlayacağı düşünülerek kar dağıtımı yapılmadığını, toplantıya katılanların %85'inin bu durumu kabul ettiğini, yalnızca davacının karşı çıktığını, davacının tutumunun iyi niyetli olmadığını, Genel kurulda alınan 5. maddenin iptal gerekçesinin de yerinde olmadığını, Yönetim Kurulu üyesine ödenecek aylık ücretin 50.000,00 TL olmasının da şirketin ekonomik büyüklüğü ile bağdaşmadığını, son yılın karının 2/3 oranında olduğu gibi yanlış bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu, şirket yönetim kurulu üyesine toplantı tarihi sonrası geçerli olmak üzere bir ücret belirlendiğini ve bu ücretin yönetim kurulu üyesinin harcadığı mesai, yapmış bulunduğu işler ve üstlendiği sorumluluklar için belirlenmiş bir ücret olduğunu, daha önceki dönemlere ilişkin alınmış bir karar olmadığı gibi önceki dönemlerde bir ücret de ödenmediğini, sadece son yılın karının 2/3 oranının öne çıkarıldığını, diğer yılların dikkate alınmadığını, son 2021 yılının karının düşük olmasının pandemi nedeniyle istisnai olarak oluşan bir durum olduğunu, bu nedenle yapılan bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, şirket yönetim kurulu üyesinin emek ve mesaisi, yaptığı ve üstlendiği işler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, bir değerlendirme yapılacak ise 2022 yılı şirket gelirleri ve cirosu dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, ayrıca yönetim kurulu üyesine ücret ödenmesinin şirketin kar etmesi ile değerlendirilemeyeceğini, davacı tarafından yönetim kurulu üyesine ödenmek üzere farklı bir ücret de teklif edilmediğini, Genel kurulda alınan 6. maddenin iptal gerekçesinin de yerinde olmadığını, TTK 395 ve 396. maddeler ile ilgili yetkilerin şirket yönetim kurulu üyesine verildiğini, oy yoksunluğu ileri sürülerek alınan kararın iptali yönünde karar oluşturulduğunu, müvekkil şirketin bir aile şirketi olduğunu, şirkette yabancı kimsenin bulunmadığını, şirkette ....'in hem davacının hem de yönetim kurulu üyesi ...'in annesi olduğunu, şirket ortaklarının tamamının 1. derece yakın olduğu bir şirkette çoğunluğun azınlığa mahkum edilmesinin düşünülemeyeceğini, bu nedenle iptal kararının doğru olmadığını, Yerel mahkemenin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını değerlendirmediğini ve ek rapor dahi almadan objektif ve şirket kayıt ve belgeleri ile örtüşmeyen bilirkişi raporuna itibar ettiğini, işbu kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davalı şirketinn 23/06/2022 tarihinde yapılan 2018 - 2019 - 2020- 2021 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı'nda alınan 3- 5 - 6 nolu kararların iptali talebine ilişkindir.Davalı şirketin toplam 6.000.000,00 TL. Lik sermayesine tekabül eden 6.000 adet paydan 4.140 adet payın ..., 900 adet payın ..., 900 adet payın ..., 60 adet payın ...'e aitdir.Davaya konu 23.06.2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına ait hazirun cetveline göre; toplantıya, şirket ortaklarından ...'in asaleten, davacı ... ve diğer ortakların ise vekaleten katıldığı, toplantı nisabının %100 olduğu, toplantı başkanının ... olduğu anlaşılmıştır.Davacı ...'nin, dava konusu 23/06/2022 tarihinde yapılan 2018 - 2019 - 2020- 2021 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı'na vekaleten katıldığı, alınan 3- 5 - 6 nolu kararlara davacının muhalefetini tutanağa geçirttiği ve TTK 445 maddesi uyarınca davanın 3 aylık yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Olağan genel kurul toplantısında alınan ve iptali talep edilen,Gündemin 3. maddesi, iki kısımdan oluşmaktadır. Bunların ilki bilanço ve kâr zarar cetvellerinin onaylanması, ikincisi de kâr dağıtılıp dağıtılmaması hususu ile ilgilidir. Oy çokluğuyla kârın dağıtılmamasına karar verilmiş ve davacı tarafın muhalefeti tutanağa geçirilmiştir. Gündemin 5. maddesi ile; “Yönetim kurulu üyelerine ücret veya huzur hakkı ödenmemesi hususu görüşmeye açıldığı, Yönetim Kurulu Üyesi ... söz alarak yönetim kurulu üyesine aylık net 50.000 TL ücret ödenmesini önerdiği, başka öneri olmadığı, öneri oylamaya sunulmuş ve ... vekili ...'nin 900 adet olumsuz oyuna karşılık 5.100 adet olumlu oyla (oy çokluğu ile) öneri oy çokluğuyla,'' kabul edilmiş ve davacı tarafın muhalefeti tutanağa geçirilmiştir. Gündemin 6. Maddesi ile; '' Yönetim Kurulu Üyelerine Türk Ticaret Kanununun 395 ve 396 ncı maddelerinde sayılan izinler ... vekili ...'nin 900 Adet olumsuz oyuna karşılık 5.100. Adet olumlu oyla oy çokluğuyla,'' kabul edilmiş ve davacı tarafın muhalefeti tutanağa geçirilmiştir.Davalı Şirketin hali hazırda Yönetim Kurulu Üyesi ve Münferiden Yetkilisinin ... olduğu, davalı şirket yetkilisi ...'in aile nüfus kaydı dairemizce uyap sisteminden çıkartılıp incelendiğinde; davalı şirketin diğer ortakları ...'in ...'in annesi, davacı ...'nin kardeşi ve ...'in de kızı olduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 436. maddesi uyarınca pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün değildir. (Bkz. Yargıtay 11. HD. 27/04/2017 T., 2016/3815 E., 2017/2497 K.)Davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ...'e TTK'nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca faaliyet izni verilmesine dair alınan 6 nolu karar yönünden; Davalı şirketin sicil kayıtları ve hazirun cetveline göre davalı şirketin 6.000 adet payından; 4.140 adet payın ...'e, 900 adet payın ...'in annesi ..., 900 adet payın...'in kardeşi davacı ..., 60 adet payın da ...'in kızı ...'e ait olduğu anlaşılmıştır.TTK m.395-396 uyarınca izin verilen Y.K.Başkanı ...'in 4140, onun aile bireylerinin 960, davacının ise 900 hissesi bulunduğu tespit edilmektedir. TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca faaliyet izni verilmesine ilişkin oylamada TTK'nın 436. maddesi uyarınca oydan yoksunluğun bulunduğu, oydan yoksunluğun alınan kararın iptalini gerektirmektedir.Mahkemece, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, ana sözleşme ve tadil metni, ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınmış, alınan bilirkişi heyet raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olup karar vermeye yeterli olduğu, mahkemece gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde, davacı vekilinin, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesince davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi heyet raporu içeriğindeki tespitler de gözetilerek kurulan hüküm gerekçesinde, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri detaylı şekilde tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davanın kabulüne yönelik verilen kararında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.