T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1888 - 2025/2140 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1888 KARAR NO : 2025/2140 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2023 NUMARASI : 2022/81 E. - 2023/216 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fi…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1888 - 2025/2140 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1888 KARAR NO : 2025/2140 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2023 NUMARASI : 2022/81 E. - 2023/216 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/05/2023 Tarih ve 2022/81 Esas - 2023/216 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibaresini 90’lı yıllardan beri hem yurt içi hem yurtdışında kullandığını, davalı yanın ilk olarak 2002 yılında farklı bir yazı karakteri ile "..." şeklinde bir markayı tescil ettirdiğini, 2020 yılı ekim ayında ise logosunu değiştirip düz yazı şeklinde “...” ibareli kullanımlara başladığını, davalı firmanın sektörü farklı olsa da müvekkilinin Google'de "..." ibaresinin aramalarda ilk sıralarda çıkması için verdiği reklam bedellerinden faydalandığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, tarafların faaliyet alanları ve markalarının kapsamları farklı olmakla birlikte davalının markayı daha önce tescil ettirmiş olduğu "..." şeklinde değil de "...-..." şeklindeki kullanımı nedeni ile davalı firmanın müvekkilinin alt kuruluşu gibi algılandığını, müvekkilinin tanınmışlığından haksız olarak yararlandığını, davalı tarafa iletilecek şikayetler ya da bildirimlerin müvekkiline iletildiğini, davalıya gönderilen 11/06/2020 tarihli ihtarname ile "..." ibareli markalarının tescile uygun kullanılmasının ihtar edildiğini, davalının dava konusu marka başvurusunu ihtarnameden hemen sonra 16/06/2020 tarihinde yaptığını, bu durumun başvurunun kötüniyetle yapıldığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nin 06/01/2022 tarih ve 2021/M-11980 sayılı kararının iptaline, 2020/63612 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, karşılaştırılan markalar benzer olmasına rağmen davacının markasının dava konusu markanın kapsamına alınmak istenilen 20 ve 21.sınıflara giren emtialar açısından tescilli olmadığını, davacı markasının tescilli olduğu 38.sınıftaki hizmetler ile bu emtiaların çok farklı olduğunu, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, somut olayda davacının SMK m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin uzun yıllardır ev ürünleri alanında faaliyet gösteren, banyo ve mutfak alanında ürettiği ürünler ile gerek yurt içi gerek yurt dışı pazarında aktif bir firma olduğunu, piyasada "... ..." ve "..." olarak tanındığını, ... şirketi ile ... şirketi arasında ticari ilişki bulunduğunu, ... ...'un ... Met. San. ve Tic. Ltd.Şti. firmasının bilgisi ve onayı dahilinde "..." markasını yıllardır kullandığını, İstanbul Anadolu 1. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/101 D.İş sayılı dosyasının bilirkişi raporunda da davalı müvekkilinin markasının kullanım sınıfının davacı şirkete benzer olmadığının, tescil edildiği sınıfta kullanıldığının, davacı ile davalı markalarının farklı sınıflarda tescil edildiğinin rapor edildiğini, markalarının 2001 yılından bu yana 9,11,20,21.sınıf emtialarda tescilli bulunduğunu somut olayda SMK m. 6/5 koşullarını oluşmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların kapsamlarının benzer olmadığını, farklı mal ve hizmet sınıflarını kapsadığını, davacı yanın SMK m. 6/6 kapsamında bir üstün hakkının bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı şirketin 2020/63612 sayılı marka başvurusu kapsamında yayına çıkan 20 ve 21.sınıftaki mallar ile davacının önceki tarihli markası kapsamında 38.sınıfta yer alan hizmetler bakımından aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde dahi bir ilişkinin mevcut olmadığı, bu nedenle iltibas ihtimaline yönelik iki ana şartın ilkinin meydana gelmediği, işaretler arasında görsel, işitsel veya kavramsal bir benzerliğin var olup olmadığı noktasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında ayrıca bir karşılaştırma yapılmasına da gerek olmadığı, davacı tarafa ait “...” markalarının “bilişim – telekomünikasyon” sektöründe belli bir bilinirliğe sahip olduğu ancak bu sektörel bilinirliğin dava konusu marka kapsamında tamamen farklı sektörlere ilişkin mallara sirayet edebilecek düzeyde olmadığı, taraf markaların tamamen farklı nitelikte ve farklı ihtiyaçlara yönelik mal ve hizmetlerde tescilli oldukları, dosya içerisindeki delillerin iddia edilen tanınmışlığın varlığı için yeterli görülmesi halinde dahi dava konusu marka kapsamındaki mallara sirayet edecek şekilde geniş bir korumanın davacı lehine oluşmayacağı, davacının SMK m. 6/3 ya da 6/6 kapsamında “...” ibaresi üzerindeki üstün ve gerçek hak sahipliğinin, uyuşmazlık konusu mallarda ya da bu mallar ile benzeşen mallarda mevcut olmadığı, davalı marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyetinde bilişim-telekomünikasyon-pazarlama sektör bilirkişisinin bulunması gerekirken ara karara aykırı olarak marka ve patent vekilleri ile bilgisayar mühendisinden oluşan heyetten alınan rapor hükme esas alınarak karar verildiğini, davalının markasını "..." biçiminde değil de "..." şeklinde kullanması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın doğduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmışlığı nedeniyle markalarının sulandırılması ihtimalinin bulunduğunu, bu konudaki iddialarının reklamcılık/pazarlama ve telekomünikasyon/bilişim sektörü uzmanı bilirkişilerce değerlendirilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında, asli unsurlarının ortaklığından kaynaklanan görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmakla birlikte, taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunmadığından SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının oluşmadığı, davacıya ait markaların telekomünikasyon sektöründe tanınmış olduğu söylenebilirse de, “bilişim-telekomünikasyon" sektörü ile başvuru markası kapsamında kalan 20 ve 21.sınıf malların ilişkilendirilebilmelerinin mümkün olmadığı, bu nedenle tanınmışlığa dayalı nispi tescil engelinden söz edilemeyeceği, başvuru kapsamında bulunan emtia bakımından SMK'nın 6/3 ve 6/6.maddesi koşullarının gerçekleşmediği, davalının tescilli olarak uzun süredir kullanılan "..." ibareli markalarının bulunduğu ve dava konusu marka başvurusunun da davacının markalarının tescilli olduğu sınıflarla bağlantısız 20 ve 21.sınıflara ilişkin olduğu göz önüne alındığında, dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan bilirkişi raporuna ilişkin itirazların yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.