7. Hukuk Dairesi 2013/9335 E. , 2013/6336 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalının temizlik işini yapan taşeronlarda çalıştığını, SGK başvurarak emekli olduğunu öğrenip, bu durumu işverene bildirdiğini ileri sürerek mahkemeden kıdem tazminatı ve yıllık izi…
**7. Hukuk Dairesi 2013/9335 E. , 2013/6336 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalının temizlik işini yapan taşeronlarda çalıştığını, SGK başvurarak emekli olduğunu öğrenip, bu durumu işverene bildirdiğini ileri sürerek mahkemeden kıdem tazminatı ve yıllık izin alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir. Davalı Bakanlık, ihale makamı olunması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini ve davanın temizlik işini alan alt işverenlere ihbarını talep etmiştir. Davalı Şirket, davacının çalışmasının 02.05.2011 tarihinde başladığını, iş akdinin devamsızlık nedeni ile feshedildiğini , davacı tarafından çekilen ihtarname ile emeklilik nedeni iş akdini feshetmek istediklerinin anlaşıldığını, çalışmanın devamlı olup olmadığının ve diğer işverenler tarafından kıdem tazminatı ile yıllık izin ödemesinin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamede iş akdinin 19.12.2011 tarihi itibariyle emeklilik nedeniyle feshettiğini bildirdiği, SGK kaydına göre de davacının bu tarih itibariyle tahsis talebinde bulunduğu, hal böyle olunca davacının iş akdini emeklilik nedeniyle feshetmiş olduğundan kıdem tazminatına hak kazandığı, geçerli bir alt işverenlik ilişkisi olduğu, davalı ...'nın asıl işveren sıfatı ile hesaplanan alacakların tamamından yasa gereği alt işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 . maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen Yasanın 120 . maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Somut olayda davacının 27.04.1994-19.12.2011 tarihleri arasında davalı ...’nın temizlik işlerini yapan taşeronlarda giriş ve çıkış yapılmak suretiyle çalıştığı sabittir. Mahkemece de değişik alt işverenlerde geçen çalışmasının kesintisiz olduğu ve bu nedenle işyeri devri olduğu kabul edilerek davacının işçilik alacaklarından asıl işveren ... ile son alt işveren davalı şirketin müşterek müteselsil sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Davacının hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde 21.04.1995-01.05.1995 tarihleri arasında 9 gün 31.05.1996-28.06.1996 tarihleri arasında da 28 günlük çalışmasının bildirilmediği anlaşılmaktadır. Yargılama esnasında dinlenen davacı tanık anlatımlarında da bu dönemlere ilişkin çalışmanın devam edip etmediği noktasında bir açıklama yapılmadığından çalışmanın kesintiye uğrayıp uğramadığı net bir şekilde aydınlığa kavuşturulmamıştır. Yapılacak iş; davacı tanıklarını tekrar dinleyerek bu dönemlere ilişkin olarak çalışmanın kesintisiz devam edip etmediği hususunu açıklığa kavuşturmaktır. Çalışmanın kesintisiz olduğu anlaşılırsa şimdiki gibi, çalışmanın kesintiye uğradığı anlaşıldığı takdirde ise davalı şirketin davacının kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağından 28.6.1996-19.12.2011 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı dönemle sınırlı olmak şartıyla diğer davalı MEB ile birlikte müştereken ve müteselsilen, davalı MEB'nın ise bu bildirilmeyen süreler dışlanarak toplam hizmet süresi üzerinden sorumlu tutulması gerekmektedir. Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.