12. Hukuk Dairesi 2009/10093 E. , 2009/18916 K. MAHKEMESİ : Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/03/2009 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu şirket, kendisine gönderilen örnek 10 ödeme emrine karşı süresi içinde icra mahkemesine verdiği dilekçede, borçlu şirketin alacaklıya b…
**12. Hukuk Dairesi 2009/10093 E. , 2009/18916 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/03/2009 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu şirket, kendisine gönderilen örnek 10 ödeme emrine karşı süresi içinde icra mahkemesine verdiği dilekçede, borçlu şirketin alacaklıya böyle bir borcu bulunmadığı gibi bono altındaki imzanın borçlu şirketi münferiden temsile yetkili ....ve .... ait olmadığını, alacaklının sahibi ve yetkilisi olduğu ...Ltd. Şirketi ile borçlu şirket arasında yüklenici firma sözleşmesi olduğunu, işin yarım bırakılması nedeni ile 09.04.2008 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiklerini, borçlu şirketin, takip dışı şirketten alacaklı olduğunu iddia ederek takibin iptalini, kötüniyetli alacaklının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata ve %10 para cezasına mahkum edilmesini talep etmiştir. Alacaklı ... 28.07.2008 tarihli Elazığ Cumhuriyet Savcılığı’nda verdiği ifadede 1.500.000 Euro’yu ..... verdiğini, onun da imzayı yanında atarak takibe konu senedi düzenlediğini, senetteki yazıları oğlu .... yazdığını beyan etmiştir. Borçlu şirket yetkilisi ..... ise, 07.05.2008 tarihli Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nda verdiği ifadede, takibe konu senetteki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Alacaklı ve borçlunun yargılama dışında özel olarak alıp, dosyaya sundukları raporlar resmi nitelikte olmadığından ve mahkemece görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenmediğinden yerleşik Yargıtay içtihatları gereği bunlara itibar edilmemiş, tartışma konusu yapılması mümkün görülmemiştir. Borçlu vekilince, Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan üç kişilik 18.06.2008 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Bu raporda, “…karbon kalemle oluşturulmuş birbirine dik kılavuz çizgilerin mevcut olduğu, ayrıca imzanın özellikle bitiş bölümünde daha belirgin olmak üzere taklit imzalarda görülen yavaşlık ve monotonluk bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu imzanın ...... ....imzasından faydalanmak sureti ile oluşturulduğu” kanaatine varıldığı görülmektedir. İcra mahkemesince Emniyet Genel Müdürlüğü Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden 01.09.2008 tarihinde grafolojik ve grafometrik yöntemler kullanılarak alınan raporda "1 no’lu bentte borçlu şirket adına atılı bulunan “imzanın mavi mürekkepli tükenmez kalemle atılmış, fulaj izine sahip ıslak imza olduğu görülmüştür. Söz konusu imzanın bulunduğu bölüme montaj veya nakil yoluyla taşındığına / oluşturulduğuna dair herhangi bir bulgu mevcut değildir” sonucuna varılmış, aynı raporun 3.bendinde ise bonoda atılı borçlu imzası ile ...... mukayeseli imzaları arasında uyarlık tespit edilmiş ve raporun sonuç bölümünde söz konusu imzanın borçlu şirket yetkilisi ..... elinden çıktığı kanaatine varılmıştır. Bu rapora borçlu vekilinin itirazı üzerine, icra mahkemesince tüm dosya Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı’na gönderilerek, 19.12.2008 tarihli üç kişilik el yazısı ve dokusu uzmanlarından rapor alınmıştır. Bu raporda senedin ödeyecek hanesindeki imza bölümü üzerinde döküman inceleme cihazından (VSC 5000) Elektromanyetik Spektrumun İnfrared alanında yapılan fiziki ve optik incelemede; imzayı dörtgensel olarak çevreleyen bir hat üzerinde yapıştırıcı kalıntılarının bulunduğu, söz konusu bölümde karbon kağıdı kullanılarak yatay ve dikey düzlemde belirli aralıklarla çizilmiş birbirine paralel kılavuz çizgilerin olduğu, imzayı oluşturan kalem mürekkebi altında söz konusu kılavuz çizgilerin köşe noktalarına denk gelen ve imzanın genel şekli ebat ve eğiminin şekillendirilmesinde kolaylık sağlayan karbon izleri ile oluşturulmuş noktalar bulunduğu tespit edilmiştir. Raporun 2.bölümünde "inceleme konusu senet üzerinde “atılı bulunan imza ile .. ...n mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada genel şekil yönünden benzer olmasına rağmen, bitim çizgisindeki monotonluk ve çizgi kalındığındaki farklılık ile yukarıda belirtilen tespitler dikkate alındığında, söz konusu imzanın genel şekil, ebat ve eğiminin şekillendirilmesinde kolaylık sağlanması düşüncesi ile kılavuz çizgiler kullanılarak taklit edilmesi suretiyle oluşturulduğu değerlendirilmiştir” denilmektedir. Raporun 3.bölümünde taklit imzaların hangi şahsın eli ürünü olduğu konusunda çoğu zaman kanaat bildirmenin mümkün olmadığı belirtilmekte, anılan raporun 4.bölümünde ise senette atılı imzanın .....eli ürünü olup olmadığı hususunda menfi veya müspet kanaat bildirilememiştir sonucuna varılmıştır. Mahkemece yaptırılan 01.09.2008 tarihli raporda senette atılı imzanın ... .....eli ürünü olduğu kanaatine varılmışken, 19.12.2008 tarihli bu raporda ise anılan imzanın ... .... imzasının taklit edilerek atıldığı şeklinde değerlendirme yapılmış olup, bu iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için, icra mahkemesince alacaklı vekilinin itirazları doğrultusunda Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Başkanı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Grafoloji ve Sahtecilik uzmanlarından oluşan üç kişilik heyetten rapor alınması istenilmiştir. Bu bilirkişi heyetince verilen 09.02.2009 tarihli raporda, makroskop ve doküman inceleme cihazı ile yapılan inceleme sonucunda; söz konusu imzanın ıslak mürekkepli kalemle oluşturulmuş imza olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca imzanın belgenin arka yüzünden yatay ışık yardımı ile yapılan incelemesi sonucunda fulaj izinin (kalem basıncından mütevellit belgenin arka yüzünde oluşan iz) mevcut olduğu görülmüştür. İmzanın atıldığı mürekkepli kalemle, senet içeriğinin yazıldığı mürekkepli kalemin farklı olduğu tespit edilmiştir. Raporun 2/B bendinde, senette atılı olan imza ile ...... mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmalı inceleme sonucunda uygunluk olduğu görülmüştür. Ayrıca imzanın alt kısmında yatay hat şeklinde zamk bakiyesi tespit edilmiştir. Raporun 6.sayfasında ise aynen “Bu inceleme bulgularımız, hileli yollarla bir şahsın imzasının elde edilmesi sureti ile sahte belge düzenlenmesi fiillerinde rastlanan bulgularla örtüşmektedir. Şöyle ki, günlük hayatta karşılaşılan belge sahteciliği yöntemlerinden bir tanesi de, bir kişinin imzasının (kendi iradesi hilafına) hileli yolla bir belge (kağıt) üzerine alınması ve değer ifade eden bir belge olarak tamamlanmasıdır (düzenlenmesidir). Bu yöntem muhtelif biçimlerde uygulanabilmekle birlikte temel olarak, bir kişiye tereddütsüz ve dikkatsiz şekilde imza edebileceği bir belge ibraz edilmekte (örneğin bir tebligat veya kargo alındısı gibi), ibraz olunan belge (ki kamufle için uygun şartlarda tasarlanıp modifiye edilmektedir) üzerine imza atan kişi, aslında bu belgede oluşturulmuş ve iyi kamufle edilmiş bir kesik (pencere) altına yerleştirilmiş olan başka bir belge (boş bir kağıt veya matbu bir senet de olabilecektir) üzerine imza attığını fark edememektedir. Bu şekilde elde edilmiş hakiki imza, değer ifade eden bir belgenin tanzimi için kullanılmaktadır. Bu itibarla, incelemeye konu senedin, ...... imzasının hileli yolla elde edilmesini müteakiben sahte olarak düzenlendiği, yönünde kanaatimiz hasıl olmuştur” ifadeleri yer almaktadır. Raporun sonuç kısmında ise "borçlu şirket adına atılı imzanın ............ elinden çıktığı kanaatine varılmıştır" denilmektedir. Mahkemece 09.02.2009 tarihli raporun sadece sonuç kısmına karar metninde yer verilmiş olup, senette atılı imzanın ......elinden çıktığının anlaşıldığı çelişkinin giderildiğinden bahisle davanın reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, 09.02.2009 tarihli raporun sonuç kısmında imza borçlu şirket yetkilisi ..... aittir kanaatine varılırken, raporun gerekçe bölümünde takibe konu senedin, .... imzasının hileli yollarla elde edilmesi sonrasında sahte olarak düzenlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre söz konusu imza borçlu şirket yetkilisine ait olmakla beraber, borçlanma iradesi ile atılmadığından, takibe konu belge TTK’nun 688/2.maddesinde belirtilen “kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini” içermemektedir. Bu hali ile söz konusu belge bono niteliğinde değildir. Öte yandan Jandarma Genel Komutanlığı uzmanlarınca tanzim edilen 19.12.2008 tarihli raporda .......adına atılan imzanın kılavuz çizgiler kullanılarak taklit edilmesi suretiyle oluşturulduğu, keza 18.06.2008 tarihli Adli Tıp raporunda da söz konusu imzanın .....imzasından yararlanılmak sureti ile taklit yolu ile oluşturulduğu sonucuna varılmıştır. Anılan bu raporlar ile 09.02.2009 tarihli rapor içeriği birbirini doğrulamakta olup, raporlar arasındaki çelişki bu şekilde giderilmiştir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözönüne alınarak kayıtsız şartsız borç ödeme vaadini içermeyen belgeye dayalı olarak yapılan takibin İİK’nun 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporları yanlış değerlendirilerek davanın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 13.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.