4. Ceza Dairesi 2020/1134 E. , 2020/9928 K. "" Tehdit suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/10/2013 tarihli ve 2010/470 esas, 2013/742 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 24/01/2020 gün ve 94660652-105-55-17299-2019-Kyb sayılı Kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet…
**4. Ceza Dairesi 2020/1134 E. , 2020/9928 K.** **"İçtihat Metni"** Tehdit suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/10/2013 tarihli ve 2010/470 esas, 2013/742 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 24/01/2020 gün ve 94660652-105-55-17299-2019-Kyb sayılı Kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/02/2020 gün ve 2020/14372 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında: Dosya kapsamına göre, "Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/10/2013 tarihli kararının gerekçe kısmında, sanığın mahkûmiyetine karar verilen suçun basit tehdit olarak belirlenmesi ve basit tehdit suçu yönünden esas hakkında inceleme yapılmış ise de, hüküm kısmında sanığın eyleminin tehdit olarak nitelendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümlesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir.”denilmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/10/2013 tarihli ve 2010/470 esas, 2013/742 sayılı kararı ile, 5 ay hapis cezası verildiği, yoklukta verilen kararın süresinde temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulması gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II-Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Gerekçeli kararda sanığın eyleminin sair tehdit kapsamında kaldığının kabul edilmesine karşı, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında TCK'nın 106/1-1. cümlesi uyarınca hüküm kurularak çelişkiye yol açılmasında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III-Hukuksal Değerlendirme: 1-Gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkinin değerlendirilmesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 141/3. maddesinde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” Anayasanın 141, CMK’nın 34 ve 230. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerektiği kuşkusuzdur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/1. maddesinde, “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir." Aynı Kanun'un 289. maddesinin (g) fıkrasında da hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.