T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/833 Esas KARAR NO: 2026/26 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2021/817 Esas- 2023/165 Karar TARİH: 21/02/2023 DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/833 Esas KARAR NO: 2026/26 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2021/817 Esas- 2023/165 Karar TARİH: 21/02/2023 DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, şantiyelerinde kullanmak üzere davalı şirketten 400 m3 .. kalitesinde hazır beton almış ve ödemelerini ... Bankası A.Ş. 'nin 27.07.2016 tarih ve 15.000,00 TL bedelli, 27.08.2016 tarih ve 20.000,00 TL bedelli ve 27.09.2016 tarih ve 20.000,00 TL bedelli çekleri ile yapmış olduğunu, anılan çeklerin davalı şirkete 26.04.2016 tarihinde teslim edildiğini ve bedellerinin tahsil edildiğini, şantiyedeki işler tamamlandığında davalı tarafça toplamda 276 m3 beton teslim edildiğini, davacının bakiye 124 m3 beton alacağının kaldığını, 15.05.20117 tarihinde davacı tarafın davalı şirkete, bakiye beton bedelinin mi iade edileceği yoksa betonun mu iade edileceğini sorduğunda, "Bizden alacağınız 124 m3 betondur" cevabını aldığını, davacı tarafın betona ihtiyacı olduğunda ve 25.11.2021 tarihinde 124 m3 betonun iadesini talep ettiğinde, davalı şirketin 26.11.2021 tarihli yazısı ile kalan beton bakiyelerine 01.12.2021 tarihinden itibaren güncel beton fiyatı uygulanacağını belirterek betonu teslim etmekten kaçındığını, bunun üzerine davacı şirket 124 m3 beton alacağının ifası için arabuluculuk yoluna başvurmuşsa da olumlu sonuç alınamadığını beyanla beton alacaklarının davalıdan aynen ifasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin eki olarak herhangi bir belge, delil vs. müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, davacının aynen ifa talebi haksız olup taraflar arasındaki sözleşmeye ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde açık bir şekilde 30/10/2016 tarihine kadar sipariş verileceği, bu tarihten sonra verilen siparişler için fiyat güncellemesi yapılacağının kabul edildiğini, davacının bu tarihe kadar alması gereken betonu almadığını, bu hususun tamamen davacıdan kaynaklandığını, bu tarih itibariyle davacının müvekkili nezdinde 17.946,42 TL bakiye alacağının kaldığını, davacının müvekkili ile karşılıklı görüşerek fiyatların revize edilmesi suretiyle kalan bakiyenin üstüne gerekli olan miktarı ekleyerek yeniden beton siparişi verebileceğini ancak davacının müvekkiline başvuruda bulunmadığını, müvekkili tarafından yapılan kontrollerde davacının bakiyesinin tespit edildiğini, davacıdan para iadesi için banka hesap numarası istendiğini ancak davacının bilgi vermediğini, bu nedenle tevdi mahalli tayini için Mahkemeye başvurduklarını, davacının yaklaşık 6 yıl önce belirlenen fiyat üzerinden beton temin etmek istediğini ve kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın, TBK'nın 125. maddesi gereği aynen ifa talebine ilişkin olduğu, deliller toplanarak beton fiyatlarının tespiti için bilirkişi raporu alındığı, taraflar arasında beton alım satımı konusunda bir akdi ilişkinin kurulduğu, davalı olan satıcının davaya konu olan parti malı içerecek şekilde ödeme yaptığı, kısmi teslimin gerçekleştiği 124 m3 betonun ise teslim edilmediğinin ihtilafsız olduğu, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede bir tarihten sonra fiyat güncellemesi yapılacağı yazılı ise de davaya konu beton bedellerinin o tarihten çok önce ve tamamen ödendiği, bu sebeple söz konusu beton fiyatlarında güncellemenin düşünülemeyeceği, davacının TBK gereğince alıcının seçimlik haklarından olan aynen ifayı talep ettiği, davalının buna karşı nakden ödemeye yönelik ve bu hususta tevdii mahalli istemesinin bir önemi bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Huzurdaki davanın, her iki tarafı da tacir olan bir ticari dava olduğu, Yerel Mahkemece adeta tüketici mahkemesi gibi ve tüketici lehine karar verildiği, Mahkemenin aynen ifa talebinin kabulü kararına yönelik gerekçesinin haksız, hukuka aykırı ve hakkaniyetsiz olduğu, hazır betonun stok yapılabilme özelliğinin olmadığı, sözleşme anında hazır hale getirilip bekletilemeyeceği, sözleşme ile birim fiyatı ve satışa ilişkin ana şartların belirlendiği, sonrasında alıcı olan müteahhidin bildireceği gün ve saate göre bağlantı yapılıp hazır betonun şantiyeye döküldüğü, hazır beton, imal edilip mamul hale geldikten sonra hemen kullanılması gereken bir ürün olup sözleşme tarihi itibari ile davalı tarafından hazır hale getirilmesinin düşünülemeyeceği, sipariş alındıktan ve teslim tarihi ile saati kararlaştırıldıktan sonra teslim edilmesi ve derhal kullanılması gereken bir ürün olduğu, eğer hemen kullanılmazsa beton kalitesinin düştüğü, donma yaşandığı ve betonun inşaat için kullanılamaz hale geldiği, Yerel mahkeme kararından sanki ücretinin önceden alınmış olmasının hazır betonun da o an hazır edilmesi gerektiği gibi bir anlam çıkarıldığı, bu gerekçenin somut olayın ruhuna aykırılık teşkil ettiği; Taraflar arasında akdedilen bir sözleşme mevcut olduğu, satış sözleşmesinde ... beton sınıfı için m3 birim fiyatının 122 TL olarak kararlaştırıldığı, satış sözleşmesinin 4. maddesinde ise 30.10.2016 tarihinden itibaren fiyatların revize edileceğinin kabul edildiği, sözleşmeye göre ödemelerin peşin yapıldığı, beton tesliminin ise davacı tarafından talep edildiği tarihte yapılacağı ancak 6 aylık süre içerisinde tüm betonun teslim edilmemesi halinde sözleşmeye göre fiyatların revize edileceği, bakiye 124 m3 hazır betonun süresinde teslim alınmamasının sebebinin davacıdan kaynaklandığı, davacı müteahhidi olduğu inşaat için gerekli izin ve ruhsatları süresinde alamadığından, 30.10.2016 tarihine kadar sipariş verdiği bakiye 124 m3 hazır betonu teslim alamadığı, piyasada inşaat ruhsatları ve izinler konusunda sorun yaşayan müteahhitlerin sözleşmede kararlaştırılan süreleri aştıkları, müteahhitten kaynaklanan gecikme sebebiyle meydana gelecek fiyat artışlardan davalının sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, huzurdaki davada da bu durumun yaşandığı, davacının yaklaşık 6 yıl, kalan 124 m3 hazır beton talebinde bulunmadığı ve alacaklı temerrüdüne düştüğü, huzurdaki davanın 29.12.2021 tarihinde ikame edildiği, yani sözleşme tarihinden yaklaşık 6 sene sonra dava yoluna giderek o dönemki fiyatlardan aynen ifa talebinde bulunduğu, sözleşme tarihinde 122 TL olan m3 birim fiyatının, karar tarihi itibari ile 2.000 TL civarında olduğu, kaldı ki bilirkişi raporunda da açıkça görüleceği üzere yıllara göre hazır beton fiyatlarının inanılmaz derecede arttığı, karar tarihinde 124 m3 betonun 248.000 TL olduğu, artış oranının 16 kat olduğu, bu durumun her şeyden evvel davacı taleplerinin hakkaniyete aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğu, aradan geçen süreç itibari ile ülkemizde ağır bir enflasyon dönemi yaşandığı ve hammadde ile döviz fiyatlarının öngörülemeyen bir şekilde arttığı, ham madde fiyatlarında yaşanan aşırı artışlardan dolayı edimin ifasının davalı açısından oldukça güçleştiği, hatta ifanın imkansız hale geldiği, sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan dengenin sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabileceği, işte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmanın adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale geleceği, bu bağlamda hakimin, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebileceği ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlayabileceği;Davalının sözleşme ile bağlı tutulmasının artık düşünülemeyeceği, işlem temelinin çökmesi kurumu için öngörülen koşulların somut olayda gerçekleştiği, TMK'nın 2. maddesi uyarınca sözleşmenin yeniden düzenlenmesi gerektiği, nitekim sözleşmede bu yönde hüküm mevcut olduğu, 30.10.2016 tarihinin, fiyatların yeniden düzenleneceği tarih olarak taraflarca kabul edildiği, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiği, huzurdaki davada hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olduğu, hakkın kötüye kullanıldığı savunma olarak ileriye sürülmüş olmasa dahi bu hususun def’i değil itiraz olarak kabul edildiği ve dava dosyasından anlaşılan böyle bir durumu hakimin resen göz önüne almak zorunda olduğu, tüm bunların haricinde davacı tarafın davasını TBK'nın 117. maddesine dayandırdığı ancak temerrüt durumunun oluşması için davalıya herhangi bir ihtarname gönderilmediği, dava açma şartının ihtar çekilip muhatabın temerrüte düşürülmüş olması olduğu, oysa huzurdaki dava kapsamında davalıya bir ihtar çekilmediği gibi herhangi bir temerrüt durumunun da söz konusu olmadığı, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan hazır beton satış sözleşmesi uyarınca davalı borçlunun temerrüde düştüğünden bahisle edimin aynen ifası talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Taraflar arasında imzalanan 26/04/2016 tarihli hazır beton satış sözleşmesi ile davalı tarafından, davacının şantiyesinde kullanılmak üzere toplam 400 m3 hazır betonun üretimi, taşınması ve davacıya teslim edilmesi konusunda anlaşma sağlandığı, sözleşmenin 3. maddesinde, teslim edilecek beton sınıfları ve birim fiyatları ile ödeme şeklinin belirlendiği, ödemelerin çekle yapılacağının ve sözleşmenin imzalanması ile davacı tarafından bağlantı çeklerinin davalıya teslim edildiğinin kabul edildiği, sözleşmenin 7. maddesinde sona erme tarihinin açık bir şekilde belirlenmediği ancak işin tamamlanması veya tarafların mutabakatı ile sona ereceğinin, 4. maddesinde ise, sözleşmedeki mevcut fiyatların bağlantı bitiminde veya bağlantı bitmese dahi 30/10/2016 tarihinde, hammadde vb maliyetlerin artışında karşılıklı görüşülerek ek protokol ile yeniden revize edileceğinin kabul edildiği, sözleşmede tüm beton miktarı için tek bir teslim tarihinin belirlenmediği, betonun davacının talebi üzerine teslim edileceğinin kabul edildiği, sözleşmenin 4. maddesinde geçen "bağlantı"nın ne olduğunun sözleşme metni içerisinde açıklanmadığı ancak 3. maddesinde "bağlantılı çeklerin" davacıdan alındığının kabul edildiği ve davacı tarafından davalıya 27/07/2016, 27/8/2016 ve 27/09/2016 tarihli olmak üzere üç adet çek teslim edildiği, buradan hareketle son çek tarihinin bağlantı bitimi olarak kabul edilebileceği ve sözleşmeye göre bu tarihe veya en geç 30/10/2016 tarihine kadar toplam 400 m3 betonun tesliminin talep edilmemesi halinde, bu tarihten itibaren fiyatların taraflarca revize edileceğinin açık olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında davalının çeklerin tamamını süresinde tahsil ettiği ve davalı tarafından davacıya toplam 276 m3 hazır beton teslim edildiği noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı 30/10/2016 tarihine kadar davalıdan kalan 124 m3 betonunun teslimini talep ettiğini ancak davalının teslim etmeyerek temerrüde düştüğüne dair bir delil sunmadığı gibi, 30/10/2016 tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede de davalıya edimin ifası için herhangi bir ihtarname göndermemiştir. Davacı tarafından sunulan ve davalının muhasebe departmanı tarafından gönderildiği anlaşılan ancak davalı tarafça kabul edilmeyen 16/05/2017 tarihli elektronik postada her ne kadar "davacının 124 m3 beton alacağı bulunduğu" ifade edilmiş ise de, bu elektronik postadan önce ve sonraki yazışmalar sunulmadığından davacının, davalıdan ne talep ettiği, ne şekilde bir soru sorduğu ve karşılığında davalının bu cevabı verdiği anlaşılamamaktadır.Davalı cevap dilekçesi ve sonraki beyanlarında davalıya teslim edilmemiş 124 m3 beton olduğunu kabul etmekte olup bu miktar betonun sözleşmede yer alan fiyattan tesliminin mümkün olmadığını savunduğundan, söz konusu elektronik posta içeriği davalı tarafından kabul edilse dahi davacının, davalıdan 124 m3 betonu, ödemiş olduğu bedel üzerinden talep edebileceği gibi bir sonuca varılması mümkün değildir. Yine söz konusu elektronik postanın, ne şeklen ne de içerik olarak TTK'nın 18/3. maddesinde sayılan ve karşı tarafı temerrüde düşürebilecek belgelerden olduğu kabul edilemeyecektir. Taraflar arasında karşılıklı olarak bir fiyat güncellemesi yapılmadığı, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davalının edimini ifa edebilmesi için öncelikle birim fiyatların güncellenmesi gerektiği ve davalının sözleşme ile üstlendiği toplam 400 m3 hazır beton teslim etme ediminin kalan kısmının ifasında temerrüde düşmediği, davacının edimin aynen ifasını talep etmesinin taraflar arasındaki sözleşmeye ve TBK'nın 117 ve 125. maddelerine aykırı olduğu, bu itibarla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarihli, 2021/817 Esas ve 2023/165 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, -Davanın REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 341,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 390,45 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 45.00,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, 7-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 72,00 TL toplamı 564,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.