T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/128 - 2026/78 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2021/128 KARAR NO : 2026/78 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 07.10.2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/196…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/128 - 2026/78 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2021/128 KARAR NO : 2026/78 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 07.10.2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/196 E., 2020/488 K. DAVA : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 22.01.2026 YAZIM TARİHİ : 23.01.2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili ile davalı şirket arasında 29.11.2011 tarihli RES anlaşmasının imzalandığını, anlaşmanın 3. maddesi ve yönetmeliğin 9. maddesinde belirtilen esaslara göre katkı payının hesaplanması gerektiğini, davalı tarafça anlaşmaya ve yönetmeliğe aykırı olarak yapılan hesaplama sonucu 01.02.2018 tarih ve 8.152.089,15 TL bedelli fatura düzenlenerek müvekkili şirkete gönderildiğini, müvekkili şirketçe Ankara 20. Noterliği'nin 06.02.2018 tarihli ihtarnamesi ile faturaya kısmen itiraz edildiğini ileri sürerek, faturanın 3.084.369,68 TL'lik kısmından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: davacı firma ile davalı kurum arasında RES Katkı Payı anlaşması gereğince, 8.152.089,15 TL tutarındaki fatura düzenlendiğini, söz konusu faturaya istinaden davacı firma tarafından 3.084.369,68 TL tutarında kısmi iade faturası gönderildiğini, dava konusu anlaşmanın yıllara yayılan bir anlaşma olması nedeniyle, verilen teklif rakamının yıllar içinde yaşanan ekonomik değişimler doğrultusunda güncellenmesi gerektiğini, 2012 ve 2013 yıllarında RES Katkı Payı faturaları hesaplanırken sadece ilgili yılın TÜFE’si dikkate alınarak hesap yapıldığını, ancak davalıya sunulan teklif mektubu formundaki taahhüdün de dikkate alınması gerektiği görüşü ile RES Katkı Payı hesabı yapılırken teklif fiyatının teklif yılından itibaren TÜFE ile kümülatif olarak güncellenerek hesaplanmasına karar verildiğini, RES katkı payının böyle hesaplanmasının yarışma sırasında tüm istekliler tarafından bilinmesi halinde, fiyat tekliflerinin de buna göre verilecek olmasının, yarışmanın sonucunu dahi etkileyebileceğini, şirketin teklif mektubunu verirken, teklif mektubunda bulunan formülü dikkate alarak, yıl bazında tahmini TÜFE oranlarına ve üreticilerin tahmini enerji miktarına göre ödeyebilecekleri RES Katkı Payı tutarlarını hesaplamaları ve teklif fiyatını bu duruma göre yapmaları gerektiğini, davacı tarafından iddia edildiği üzere, ödeme yapılan her yıl, verilen ilk teklifin sabit alınarak sadece son bir yıl için TÜFE oranında güncelleme ile ödenecek bedele ulaşılmasının, fiyatların genel düzeyindeki değişim oranının ölçüsü olarak kullanılan ve perakende fiyat değişimlerini gösteren, objektif bir veri niteliğindeki tüketici fiyatları endeksinin kira veya borçlanmalar için uygulanan mantığına esastan ters düştüğünü, davalıya ödenecek RES Katkı Payı tutarının yıllar içerisinde değer kaybetmesine yol açacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Yukarıda açıklanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde, RES Katkı Payı'nın nasıl hesaplanacağı açıklanmış ise de, başlangıç birim fiyatının hangi tarihteki fiyat olacağı hususunda açıklık bulunmadığı, diğer bir ifadeyle, bu maddede belirtilen formülde yer alan TÜFE'ye esas başlangıç yılının hangi tarih olacağının belirlenmediği, taraflar arasında bu konuda ihtilaf olduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümünde Teklif Mektubu Formu, Yönetmelik ve RES Katkı Payı Anlaşması'nın birlikte değerlendirilmesi gerekir. Buna göre anlaşmada yer alan TÜFE oranı için başlangıç tarihinin belli olmaması nedeniyle teklif fiyatın güncellenebilmesi için Teklif Mektubu'nun verildiği yıl TÜFE fiyatlarının esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, kaldı ki Teklif Mektubu esas alınarak gerçekleştirilen yarışma sonrasında Teklif Mektubu'nda yer alan taahhüt göz ardı edilerek Yönetmelikte yer aldığından bahisle imzalanan anlaşmada yer aldığı belirtilen formüle göre hesaplama yapılmasının yarışma tekniğine uygun olmayacağı, sözleşmelerde yer alan hükümlerin amacına uygun yorumlanması gerektiği, teklif fiyatının verildiği tarih ile ödemenin yapılacağı tarihe göre aradan geçen süre içerisinde gerçekleşen TÜFE oranlarının hesaplamaya dahil edilmemesinin işin mantığına uygun olmadığı, 3,78 Kr/kWh teklif bedeli üzerine her yıl TÜFE endeksi eklenerek kümülatif endekse göre davalı tarafından yapılan hesaplamanın doğru olduğu kanaati ile davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Taraflar arasında imzalanan 29.11.2011 tarihli RES Katkı Payı anlaşması ve dayanağı yönetmelik hükümlerinde katkı payının hesaplanma yönteminin açık ve tereddütsüz şekilde krETÜFE formülüyle düzenlendiğini, teklif mektubunun hukuken bir icap niteliğinde olduğunu, ancak taraflar arasında imzalanan anlaşma ile tekliften farklı hükümler içeren yeni ve bağlayıcı bir sözleşme kurulduğunu, bu nedenle teklif mektubunun artık hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin TÜFE başlangıç yılına ilişkin belirsizlik bulunduğu yönündeki gerekçesinin anlaşma ve yönetmelik hükümleriyle bağdaşmadığını, TÜFE’nin bir önceki yılın aynı ayına göre açıklanan yıllık tüketici fiyat endeksi olarak belirlendiğini, aynı taraflar arasında görülen ve kesinleşmiş emsal Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararlarında da katkı payı hesabında teklif mektubunun değil, RES Katkı Payı anlaşması ve yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerektiğinin açıkça kabul edildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, RES Katkı Payı anlaşmasına istinaden düzenlenen faturadan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Taraflar arasında Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) Katkı Payı Anlaşması yapılmış olup, uyuşmazlık katkı payının ne şekilde hesaplanacağı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki hukuki ilişki akdedilmiş sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Sözleşmenin hazırlanması aşamasında taraflarca ortaya konulan icap (öneri) ve kabuller sözleşmenin imzalanarak bağlayıcı hale gelmesinden sonra bir dayanak oluşturmaz. Öte yandan Rüzgar veya Güneş Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Önlisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliği ile RES Katkı Payı Anlaşmasındaki hüküm "Şirketin bağlantı hakkı kazandığı RES projesinde üretilecek her bir kWh elektrik enerjisi üzerinden 3,78 kr/kWh olarak belirlenen yarışma sonucuna esas RES katkı payı tutarı aşağıdaki yöntem ile TEİAŞ tarafından hesaplanacaktır. Toplam RES Katkı Payı Tutarı= kr*E*TÜFE Kr= Şirket tarafından TEİAŞ'a kilowatsaat (kWh) başına ödenmesi taahhüt edilen kuruş, E = Bir önceki Yılda Gerçekleşen Yıllık Net Elektrik Enerjisi Üretimi (kWh) TÜFE= TÜİK tarafından Ocak ayında açıklanan yıllık tüketici fiyat endeksi Tesisin yıllık net elektrik enerjisi üretimi üzerinden hesaplanan bir önceki yıla ait yıllık toplam RES katkı payı tutarı, her yılın 15 Ocak günü saat 17.00'ye kadar T'EİAŞ tarafından şirkete faturalanacak ve Şirketin ödemeleri her yılın 31 Ocak günü saat 17.00'ye kadar TEİAŞ'ın hesabına yapılacaktır." şeklindedir. Somut olayda, ihtilaf konusu 01.02.2018 tarihli 8.152.089,15 TL bedelli faturanın 29.11.2011 tarihli sözleşmenin 9. maddesindeki RES Katkı Payının "Toplam Res Katkı Payı Tutarı=KrxExTÜFE" formülü gereğince hesaplama yapıldığında davacının ödemesi gereken RES Katkı Payı tutarı 5.067.029,49 TL olması gerekirken (3,78 x 1.1.1192 x 101.515.196,00(kwh)=4.294.092,79), (4.294.092,79 + %18 KDV=5.067.029,49) fazladan 3.085.059,66 TL'nin fatura edildiği görülmüştür. Düzenlemeler ve sözleşmenin bağlayıcılığı gözden kaçırılarak davalı yanca düzenlenen fatura nedeniyle menfi tespite karar verilmemesi doğru olmamıştır. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b.2 düzenlemesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/196 E., 2020/488 K. sayılı, 07.10.2020 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, Buna göre: "1-Davanın KABULÜ İLE, davacının 8.152.089,15 TL’lik faturanın 3.084.369,68 TL’lik kısmından borçlu olmadığının tespitine. 2-Alınması gereken 210.693,29 TL karar harcından peşin alınan 52.673,33 TL'nin düşümü ile kalan 158.019,96 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına. 3-Davacı taraftan peşin alınan 52.673,33 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine. 4-Davacı tarafça yapılan 2.435,58 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine. 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 442.968,06 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine. 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine." II-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, III-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 23.01.2026 Başkan Üye Üye Katip