T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/23 - Karar No:2026/385 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/23 KARAR NO : 2026/385 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2023/419 E-2023/564 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 08/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/04/2026 Davacı vekili tarafınd…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/23 - Karar No:2026/385 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/23 KARAR NO : 2026/385 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2023/419 E-2023/564 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 08/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; dava dışı iş sahibi DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan "Siverek İçme Suyu İsale Hattı Yapım İşi" ihalesinin davalı şirketin uhdesinde kaldığını, davalı şirket ile müvekkili arasında da söz konusu iş ile ilgili olarak 26/01/2017 tarihinde alt yüklenicilik sözleşmesi yapıldığını, davalı şirketten kaynaklanan nedenlerle işe geç başlanabildiğini ve sözleşmeye konu işin 31/05/2018 tarihinde müvekkili tarafından bitirildiğini, işin tamamlanmasını müteakip kesin hesabın yapılması, bakiye alacaklarının ödenmesi ve davalı şirkette bulunan teminatının iade edilmesi için müvekkili tarafından yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını, davalı şirketin kendi yetkililerinin hesaplama yapıp imzaladığı kesin hakediş raporunun, şirket yetkilisi ve sahibi tarafından onaylanmadığını, davalı şirket yetkililerinin kendi imzalarıyla kabul ettiği bakiye alacak miktarının dahi ödenmediğini, davalı şirkete kendi elemanlarının hesaplayıp imzaladığı bakiye alacağın ödenmesi için yapılan başvuruların da sonuçsuz kaldığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 105.280,99 TL bakiye alacağın 31/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalıda kalan teminatın iadesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; davacı tarafın iddialarının aksine müvekkili firmanın davacıya yer teslimini geç ifa etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili firma tarafından yer tesliminin sözleşmenin imzalanması ile gerçekleşmiş olup, işe geç başlayanın davacının kendisi olduğunu, aksi durumun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, sözleşmeye göre işin 31/12/2017 tarihinde teslim edilmesi gerekirken, dava dilekçesinde de kabul edildiği üzere işin teslim tarihinin 31/05/2018 tarihi olduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, davacının hakkında gecikme cezası kesileceğini bilmesi, müvekkili şirkete borcu olması ve namı hesabına yapılan SGK ödemeleri nedeniyle hakedişin onaylanması sürecine bilerek katılmadığını, her ne kadar davacı tarafça kesin hakkediş raporu gereği alacaklı olduğu iddia ediliyor ise de; gerek gecikme cezası, gerekse müvekkili şirketin davacının borçlarını ödemiş olması sonucunda davacının alacağı bulunmadığını, sonuç itibariyle davacının alacağının olduğunu iddia ettiği kesin hakediş raporunun geçersiz olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin 15/04/2021 tarihli 2020/208 Esas, 2021/235 Karar sayılı kararı ile davanın alt yüklenicilik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırların belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağının belirlendiği, davacının celp edilen vergi kaydına göre hasılat miktarı nazara alındığında tacir sayıldığından mahkemenin görevli görüldüğü, taraflar arasında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan "Siverek İçme Suyu İsale Hattı Yapım İşi" kapsamında 26/01/2017 tarihinde alt yüklenicilik sözleşmesi yapıldığı, davacının sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının son hakediş bedelini ödemediğini, davalının ise davacının edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini iddia ettiği, davacının yapmış olduğu işe ilişkin düzenlenen hakediş raporunun davacı ... ile davalı şirketin Finans Müdürü ..., Saha Şefi ..., Şantiye Şefi ... tarafından 08/01/2019 tarihinde imzalandığı ve Merkez Teknik Ofis Şefi ... tarafından da 10/01/2019 tarihinde imzalanmış olup, davalı şirket müdürü tarafından imzalanmamış ise de, hakediş raporunun davalının saha çalışanları tarafından imzalanmasının davalının yapmış olduğu işleri tevsik etmesi bakımından yerinde görüldüğü, davalının 3. ve kesin hakedişe konu işlerin yapılmadığı veya eksik veya ayıplı yapıldığına ilişkin ispata elverişli delil de sunmamış olup, yapılan işlerin ve alacağın tespiti bakımından bu hakediş raporuna itibar edildiği, bu kapsamda davacının davalıya 3. hakediş raporu mukabili tahakkuk eden üretimlerine konu hakediş bedelinin kesintilerden sonra (120.426,42-15.145,43=) 105.280,43 TL olduğu, ancak davacının fatura düzenlememesi nedeni ile davalının davacıya net hakediş bedeli 102.056,29 TL’den davacı adına yaptığı yemek gideri için 8.666,90 TL, Damga Vergisi kesintisi tutarı 967,49 TL ve ilk iki hakediş için davalının davacıya fazla ödediği 9.514,78 TL’yi düşmek sureti ile ödeme yapması gerektiği, bu durumda 3.hakediş tutarından düşülmesi gereken tutarların mahsubu ile davalının davacıya ödenmesi gereken bakiye borcunun 04/09/2019 dava tarihi itibarı ile (102.056,29-8.666,90-967,49-9.514,78=) 82.907,12 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 82.907,12 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 05/05/2023 tarihli, 2021/882 Esas, 2023/528 karar sayılı ilamı ile taraflar arasında düzenlenen 26/01/2017 tarihli sözleşmenin niteliği itibariyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ve davacının taşeron, davalının ise yüklenici olduğu, bu sözleşme ile davacı taşeronun, davalı yükleniciye karşı, davalı yüklenicinin DSİ Genel Müdürlüğü İçmesuyu Dairesi Başkanlığı ile imzalanan ana sözleşme gereğince yüklenici olarak üstlenmiş olduğu Şanlıurfa ili, Siverek ilçesinde yer alan Siverek içmesuyu isale hattı yapım işi kapsamındaki su depoları ve terfi merkezlerine ait betonarme işlerinin beton, demir ve kalıp işçiliklerini üstlendiği, sözleşmenin 6. maddesine göre sözleşme konusu dolu kalıp işçilik bedelinin (kalıp+demir+beton); KDV hariç 70,00 TL/m³ olduğu, sözleşmenin 5.6. maddesine göre işçilerle ilgili sigorta, vergi v.b. genel giderler taşerona ait bulunduğunun hüküm altına alındığı, yine sözleşmenin 5.7. maddesinde yemek hizmetinin yüklenici tarafından verilmesi halinde bedellerinin hakedişten düşüleceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında, davalının şantiye personelinin de katılımı ile düzenlenen belgeler doğrultusunda ihtilafsız iki adet hakediş düzenlendiği, davalı tarafça bunların onaylandığı, dava konu 3 nolu hakedişin ise davalı tarafça onaylanmaması nedeniyle uyuşmazlık çıktığı, ihtilafın bu hakediş kapsamında davacının alacağı olup olmadığı noktasında toplandığı, her ne kadar mahkemece, 3 nolu hakedişin faturası düzenlenmediğinden KDV ilavesi ve tevkifatı dikkate alınmaksızın hesaplama yapılarak düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 03/03/2014 tarih ve 2013/1483 Esas-2014/1398 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kabul edilen sözleşmelerde, iş bedeline KDV ekleneceğine dair düzenleme bulunması halinde, yüklenicinin sözleşme ile belirlenen KDV bedeline hak kazanmasının, iş bedeline hak kazanmasına bağlı olduğu, belirlenen iş bedelinin KDV'sinin de iş bedeline eklenmesi gerektiği, yüklenicinin iş bedeline istinaden fatura düzenlemesinin, KDV bedeline hak kazanması için ön koşul niteliğinde olmadığı, bu konunun vergi mevzuatını ilgilendiren bir sorun olduğu, bu nedenle, KDV'si ayrıca ödeneceği kararlaştırılan sözleşme yönünden faturanın düzenlenmemiş olmasının KDV hesaplamasına engel olmayan bir husus olduğundan, hesaplamanın KDV ve gerekli tevkifatı da dikkate alınarak yapılması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilmesinin doğru olmadığı, HMK’nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin de bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceğinin kabul edildiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna davalı tarafça süresinde itiraz edilmiş olup, HMK'nın 281. maddesi uyarınca bu itirazların karşılanması, yine davaya cevap dilekçesine eklendiği belirtilen ödemelere ilişkin belgelerinin taraf ticari defterleri ile birlikte incelenerek defterlere kayıtlı olup olmadıkları, iş bu ticari ilişkiden kaynaklı ödeme olup olmadıkları, yine ödemelerin yukarıda açıklanan sözleşme hükümleri ve sözleşme kapsamında, işin tamamlandığı tarih itibariyle, davacı taşeronun sorumluluğunda olup olmadıkları hususlarında ek rapor alınmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesinin de doğru olmadığı belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararın sonrası yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince; davacının yapmış olduğu işe ilişkin düzenlenen hak ediş raporu davacı ... ile davalı şirketin Finans Müdürü ..., Saha Şefi ..., Şantiye Şefi ... tarafından 08.01.2019 tarihinde imza altına alınmış ve Merkez Teknik Ofis Şefi ... tarafından 10.01.2019 tarihinde imzalanmış olup, davalı şirket müdürü tarafından imzalanmamış ise de hak ediş raporu davalının saha çalışanları tarafından imzalanması davalının yapmış olduğu işleri tevsik etmesi bakımından yerinde görüldüğü, davalının 3. ve kesin hak edişe konu işlerin yapılmadığı veya eksik veya ayıplı yapıldığına ilişkin ispata elverişli delil de sunmamış olup, yapılan işlerin ve alacağın tespiti bakımında bu hak ediş raporuna itibar edildiği, bu kapsamda davacının davalıya 3. hakediş raporu mukabili tahakkuk eden üretimlerine konu hakediş bedelinin kesintilerden sonra (120.426,42-15.145,43=) 105.280,43 TL olduğu, davalının davacıya net hak ediş bedeli 105.280,43 TL’den ilk iki hakediş için davalının davacıya fazla ödediği 9.514,78 TL’yi düşmek sureti ile ödeme yapması gerektiği, bu durumda 3. hakediş tutarından düşülmesi gereken tutarların mahsubu ile davalının davacıya ödenmesi gereken bakiye borcunun 04.09.2019 dava tarihi itibarı ile (105.280,43 TL-9.514,78=) 95.765,65 TL olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulü ile 95.765,65 TL'nin dava tarihi olan 04/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamada, istinaf dairesi kararında belirtilen eksikliklerin giderilmesi neticesinde yeni bir karar tesisi beklenirken; salt davacı tarafın talepleri doğrultusunda düzenlenen bilirkişi ek raporu doğrultusunda karar verildiği, ek rapora ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, bölge adliye mahkemesince rapora itirazların karşılanması ile davaya cevap dilekçesine eklendiği belirtilen ödemelere ilişkin belgelerinin taraf ticari defterleri ile birlikte incelenerek defterlere kayıtlı olup olmadıklarının, işbu ticari ilişkiden kaynaklı ödeme olup olmadıklarının, yine ödemelerin sözleşme hükümleri ve sözleşme kapsamında, işin tamamlandığı tarih itibariyle, davacı taşeronun sorumluluğunda olup olmadıklarının tespitine ilişkin inceleme yaptırması gerekliliğinin açıkça belirtildiği, mahkemece karar uygun inceleme yaptırılmadığı, cevap dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilen ödeme dekontları, SGK ödeme makbuzları, davacı adına çalışan işçilerin tüm alacakları ve SGK prim ödemeleri, davacı nam ve hesabına yapılmış olan işçilik alacaklarının incelenmesi neticesinde davacının davalı şirketten bir alacağının olmadığı aksine davalı şirketin alacaklı olduğu hususunun açığa çıkacağı, davaya konu uyuşmazlığın çözümü için belirtilen inceleme ile değerlendirmenin yapılmasının zaruri olması karşısında; mahkemenin istinaf kaldırma kararında da açıkça belirtilen eksikliğin giderilmemiş olduğunu gözetmeksizin yeni hüküm tesis etmiş olmasının hatalı olduğu, sözleşme hükümleri dikkate alınmadan kesin hesabın çıkarılamayacağı, sözleşmenin "Sözleşme Bedeli ve Hakedişler" başlıklı 6.2. maddesinde “Alt yüklenici avans almadan işe başlayacak, alt yüklenicinin yaptığı imalatların ödemesi idare tarafından ...'a yapıldıktan 60 gün içerisinde alt yükleniciye hakediş yapılarak ödeme yapılacaktır. Hakediş ödemesi, personel ücret ödemeleri, yatma ücreti ve yemek bedelleri, SGK ödemeleri, varsa ceza kesintileri düşülerek yapılacaktır. İş tamamlandıktan sonra bakiye aynı koşullarda ödenecektir.”, 6.3. maddesinde “... ile alt yüklenici arasında yapılacak Kesin hesapta as-build proje ölçüleri esas alınacaktır.” düzenlemelerinin olduğu, ilgili yapım işinin 10/03/2020 tarihli ve 07 sayılı Bakanlık Makamı Olur'u ile feshedildiği ve idarece 08/07/2020 tarihli tutanak ile fesih sonrası durum tespitinin yapılmış olduğu hususu değerlendirilmeksizin tesis edilen hükmün eksik olduğu, yazışmalar ile fesih tespit tutanağı incelendiğinde; uyuşmazlığa esas işin 10/03/2020 tarihli ve 07 sayılı Bakanlık Makamı Olur'u ile tasfiye edilmiş olduğu; davacının alacak iddiasında bulunduğu tarihte sözleşme ile davacı yükümlülüğünde olan işlerin henüz bitirilmemiş olduğu ve dolayısıyla bir kesin hesaba konu edilemeyeceği, kesin hesap adı altında 3 nolu hakediş olarak sunulan belgedeki hesaplama ve tarihlerin sunulan fesih tespit tutanağı ve imalatların gerçekleşme oranlarını gösterir kesin hesap metraj cetvelindeki tarih ve hesaplamalar ile örtüşmediği ve dolayısıyla davacı tarafından sunulan belgeye itibar edilemeyeceğinin açıkça ortaya çıkarıldığı, anılan iş kapsamında idarece 14/09/2021 tarihinde ilanın gerçekleştirildiği ve işbu ilan ile; "yukarıda adı geçen yüklenici ile bugüne kadar çalışmış olup herhangi bir alacak iddiasında olanların evrakı müsbiteleri ile 28/09/2021 tarihine kadar dsi kontrol mühendisliğine müracaatları" gerektiğinin belirtildiği, "İlan" ve "İlan Tutanağı" başlıklı belgeler incelendiğinde; 14/09/2021 tarihinde İdare tarafından ilanda bulunulduğu ve 28/09/2021 tarihinde ilanın; "28/09/2021 tarihine kadar adı geçen yüklenicide alacak iddiası ile hiçbir başvuru yapılmamıştır." şeklinde gerekçe ile indirilmiş olduğunun belirtildiği, hakediş belgelerinin sözleşme ve ekleri ile birlikte değerlendirilmesi ve denetlenmesi gerektiği, stopaj kesintisi dahil edilmeksizin hesaplama ile hatalı hakediş ve fatura tanzim edildiği, kabul etmemekle birlikte, hakediş bedelinin 101.668,20 TL olabileceğinin değerlendirilmesi gerektiği, idare nezdindeki İş'in tasfiye edilmiş olduğu, fesih tespit tarihinde davacı yükümlülüğünde olan imalatların tamamlanmamış olduğunun İdarece tespit edilmiş olduğu, sözleşmede ve eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nde hakediş düzenlenmesi ve kesin hesap yapılması şartları açıkça belirtilmiş olmasına ve hatta davacının tarafı olduğu Sözleşme'nin 6.3. maddesinde kesin hesapta as-build proje ölçülerinin esas alınacağı belirtilmiş olmasına rağmen bu usul ve şartlara aykırı olacak şekilde afaki belge tanzimi ile hak talebinde bulunulduğu, işe ait İdare nezdinde bulunan as-built proje ölçülerinin İdare'den istenmemiş olduğu, kesin hesap olarak sunulan 3 nolu hakediş belgesi eklerinde yer alması gereken imalat metrajlarının sunulmamış olduğu, bu şekilde denetlenemeyen belgeye itibar edilemeyeceği, kesin hesap olarak sunulan 3 nolu hakediş belge tarihi 31/05/2018 iken imza tarihlerinin 08/01/2019 ve 10/01/2019 yani yaklaşık sekiz ay sonraki bir tarih olduğu, imza tarihlerinde dahi imalatların sözleşmesinde düzenlenen yükümlülüklere uygun şekilde tamamlanıp teslim edilmiş olmadığının sunulan fesih tespit tutanağından açıkça anlaşılabilir olduğu, dolayısıyla kesin hesap ve hakediş olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmayan belgenin şantiye sahasında metazoru yöntemlerle imzalattırılmak suretiyle alındığının kabulü ve hatta işbu sebeple hemen akabinde Ankara 10. Noterliği'nin 22/01/2019 tarih ve 01277 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmek suretiyle geçersiz olduğunun bildirilmiş olduğu ile stopaj kesintilerinin dikkate alınmamış olması ve sair hususlar gözetilerek davanın reddi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 6.541,75 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.635,44 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.906,31 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 08/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır