11. Hukuk Dairesi 2024/657 E. , 2024/9023 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1444 Esas, 2023/1071 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/21 E., 2019/1033 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar ver…
**11. Hukuk Dairesi 2024/657 E. , 2024/9023 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1444 Esas, 2023/1071 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/21 E., 2019/1033 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı banka nezdindeki mevduat hesaplarında yıllık yaklaşık 3.000.000,00 euro işlem hacmi mevcut olduğunu, davacının davalı banka nezdinde sıklıkla talimat ile havale, eft işlemleri yaptığını, gelen talimatların doğru olup olmadığının kontrol edilmesi amacı ile davacının davalı banka tarafından aranarak sözlü teyit alındığını, davalı bankanın 11.12.2017 tarihinde davacının hiçbir bilgisi ve rızası olmaksızın davacıya ait imzanın ve kaşenin kopyalanması suretiyle oluşturulan eft talimat mailinin davalı bankaya gönderilmesi neticesinde ... Reklam ve Organizasyon Gayrimenkul Danışmanlığı Otomotiv Tic. Ltd. Şti'ne 70.000,00 euro eft gönderildiğinin hesapların kontrolü sırasında öğrenildiğini, bankanın bu işlemi yaparken davacıdan teyit almadığını, güven kurumu olan bankanın oluşan zarardan sorumlu olduğunu, özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sebebiyle zarara neden olan davalı bankanın, davacının zararını tazminden haksız olarak kaçındığını ileri sürerek 70.000,00 euronun karar aşamasında geçerli euro kuru üzerinden hesaplanacak değerin 11.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı bankaya başvurarak tüzel kişi müşteri sabit bilgileri başlığını taşıyan belgeyi doldurarak kaşe ve imza ile hesap açtırdığını, bu belgede ... Ecza Deposu ve Sağlık Ürünleri San.Tic.Ltd.Şti'nin sahibi ve yetkilisi olan ... e-posta adresi olarak ***@***.***'u gösterdiğini ve bankayla iletişimin bu yolla yapılacağını beyan ettiğini, davacı şirket ile davalı banka arasında Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, davacının kendi ifadesiyle sıklıkla talimat ile havale, eft işlemleri, para transferi yaptığını, bu işlemlerin tamamının davacı şirketin sahibi ve tek yetkilisi olarak kendisine ait mail adresi ile yaptığını, dava konusu olaydan önce aynı mailden talimat vererek işlemler talep ettiğini, davalı banka tarafından talep edilen işlemlerin gerçekleştirildiğini, davacının haberi ve izni olmadan davalı bankanın davacıya ait 70.000,00 euroyu dava dışı bir şirkete havale ettiği iddiasının doğru olmadığını, davacının bilgisi dışında bir mail gönderilmiş ise davacı şirketin sahibi ve yetkilisinin mailine nasıl girildiğinin araştırılması gerektiğini, bunun sorumlusunun davalı banka olamayacağını, davalı banka tarafından müşterisinin aranmadığı iddiasının doğru olmadığını, 05.12.2017 tarihinde 150.000,00 euro talimatının bankaya geldiğini ve hesap bakiyesi müsait olmadığından o talimatın yerine getirilemediğini, davacı yetkilisi ile telefon görüşmesi yapıldığını ve hesap bakiyesinin müsait olmadığının bildirildiğini, hesap bakiyesi miktarı söylendikten sonra 70.000,00 euro bedellin talimatın bankaya gönderildiğini, bunların davacı şirketin yetkilisinin bilgisi doğrultusunda gerçekleştiğini, firma yetkilisinin yazılı firma talimatlarını ekleyerek ilettiği e posta adresinin güvenliğinin kendisine ait olduğunu, kendisi tarafından gönderilmediği iddia edilen işlemlerle aynı gün veya sonrasında kendisinin kabul ettiği işlemler ve diğer yazışmaların yine aynı e posta adresinden ulaştığını, davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı bankanın güven kurumu olduğu, internet dolandırıcılığı ve sahte işlemler için gerekli alınabilecek tüm önlemleri alması gerektiği, esasen taraflar arasında akdedilen 21 inci maddede faks talimatlarının düzenlendiği, oysa havale ve eft'nin sadece mail ile gönderilen talimata istinaden yapıldığı, davacının mailine 4 saat gibi kısa bir süre içinde farklı ülkelerden giriş yapılıp oturum açıldığının sabit olduğu, davalı bankanın kendisine gelen bu maillerin davacı şirket tarafından gönderildiğine ilişkin gerekli teyitleri almadığı, ilgili teyitler alınmaksızın ve maillerin gerçekten davacıdan gelip gelmediğinin tespit edilmeksizin söz konusu bedelin gönderilmesinde davalı bankanın kusurunun bulunduğu, özellikle ilgili hesapta daha önce iki kez 150.000,00 euro gönderilmesi hususunda talimatlar gelmiş olmasına rağmen ve davacı şirketin hesabının müsait olmaması sebebiyle ödenmediği dikkate alındığında, söz konusu işlemlerden davalı banka yetkililerinin şüphe duyması gerektiği, esasen bu şekilde yapılacak havale ve eft işlemleri gibi işlemlerden bankanın müşterinin cep telefonuna şifre gönderme ve bu şifrenin verilmesi suretiyle havale ve eft işlemlerine onay verme şeklinde basit bir işlemle alabileceği bir güvenlik önlemi ile bu tarz işlemlerin önüne geçebileceği, yada sözleşmede düzenlendiği şekli ile davalı bankanın başlangıçta cep telefonu bilgisi verilen davacı şirket yetkilisinden sözlü teyit alması ve bu sözlü teyidi gerekirse ses kaydı ile ispatlaması gibi işlemlerle de bu şekildeki dolandırıcılık işlemlerinin önüne geçebileceği, ancak davalı bankanın hem sözleşmede düzenlenen uyarı kontrol yöntemlerini yerine getirmemiş oluşu, sözleşmede düzenlenmemiş bir şekilde mail adresinden gelen bilgilerle işlem yapması (sözleşmenin 21 inci maddesi faks talimatlarına ilişkin olup, mail aracılığıyla gönderilen talimatlar faks talimatı olarak nitelendirilememektedir), sözlü teyit almaması sebepleri ile kusurlu olduğu, ayrıca diğer pek çok bankanın yapmış olduğu gibi cep telefonuna gelen şifrenin girilmesi vb.güvenlik önlemlerini almaması sebebiyle kusurlu olduğu, bu nedenle özellikle ikinci bilirkişi kurulunun davalı bankanın kusurlu bulunmadığına yönelik görüşüne itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere taraflar arasındaki yerleşik uygulamanın transfer talimatının e-posta üzerinden davalı Banka'ya iletilmesi, taraflar arasında iletişim kurulması, ıslak imza ve talimat aslı aranmaksızın e-posta üzerinden iletilen talimata istinaden işlemin yapılması şeklinde olduğu, bu uygulama çerçevesinde taraflar arasında davaya konu para transferi öncesinde ve sonrasında birçok işlem yapıldığı, davacı şirket yetkilisinin e-posta gönderimlerinde kullandığı imzasının “...” olarak görüldüğü, davaya konu e-postada imzasında “... ” ifadesi yer alsa da dava konusu olmayan 16.06.2017 tarihli yine davalı banka yetkilisine gönderilen e-postada imzasında “...” ibaresinin yer aldığı, taraflar arasındaki Bankacılık Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi'nde havale işlemlerinde telefonla teyit alınacağına dair hüküm bulunmadığı, davaya konu transfer talimatının davalının müdahale imkanı olmayan davacı adına kayıtlı e-mail adresinden gönderildiği, davacı şirketin mail adresinde yapılan incelemelerde yahoo.com isimli sitede açmış olduğu oturumlarda 26.11.2017 ve 05.12.2017 tarihlerinde Nijerya'dan oturum açtığı, bir başka oturum bilgisinde ise 4 saatlik zaman farkıyla Nijerya ve İran'da farklı oturumlar açtığı tespit edilmiş ise de davacı şirket yetkilisinin mail güvenliğinden davalı bankanın sorumlu olmayacağı ve taraflar arasında yerleşik uygulama doğrultusunda davalı bankanın asgari objektif özen yükümlülüğünü yerine getirdiği gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sözlü teyit alınmamış olması ve somut olayda uygulama yeri bulunmayan cep telefonu bankacılığına ilişkin güvenlik önlemlerinin alınmamış olması hususlarına yer verilerek davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacak talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.