T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1983 KARAR NO:2025/1995 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ:23/05/2025 NUMARASI:2014/374 Esas - 2025/409 Karar DAVA:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1983 KARAR NO:2025/1995 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ:23/05/2025 NUMARASI:2014/374 Esas - 2025/409 Karar DAVA:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... AŞ, ... AŞ ve ... AŞ'ye ait muhtelif emtiaların nakliyesi sırasındaki rizikolara karşı ...,..., ..., ...,... ve ... numaralı sigorta poliçeleri ile müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, sigortalı emtiaların 2 nolu davalı tarafından düzenlenmiş olan CMR Sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan araçlara yüklendiğini, yine bu araçlarda İstanbul'dan ... Limanı'na gitmek üzere ... gemisine bindiğini,... gemisinin 06.02.2008 tarihinde yanması neticesinde emtianın zayi olduğunu, hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalıya toplam 236.248,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini, işbu ödeme ile sigortalısının haklarına akdÎ ve kanuni halef olan müvekkil şirketçe 1 ve 2 nolu davalılara taşımayı üstlenmiş olmaları ve 3 nolu davalıya da gemi sigortacısı olarak teminat vermiş olması nedeniyle rücu davası açılması zorunlu olduğunu belirterek, 236.248,00 TL sigorta tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hasarın meydana geldiği gemide müvekkilinin yükler üzerinde koruma ve tasarruf gibi sorumluluk ve yetkisinin mevcut olmadığını, emtianın gemiye aktarılması ile taşıma rizikoları vs koruma ve tasarruf yükümlüğünün de diğer davalıya geçtiğini, müvekkili tarafından davacıya ait malların gemiye taşınması işleminin eksiksiz ve hasarsız olarak gerçekleştirildiğini, müvekkilinin üzerine düşeni gereği gibi ifa ettiğini, ... işletmelerine ait olan gemide meydana gelen yangından müvekkilinin alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu taşıma risklerini CMR poliçesi ile teminat altına alan ...'nin sorumlu sayılacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, söz kosunu yangının başladığı ana güvertede tamamı yanabilir obje ihtiya eden akülü-dizel yakıtlı yaklaşık 60 TIR ve kamyon bulunduğunu, bu TIR ve kamyonlardan başka ana güvertede yangına neden olabilecek bir tutuşturma kaynağının bulunmadığını, taşıyanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından ileri gelen zararlardan mutlak surette sorumsuz olduğunu, dava konusu olayda yangının müvekkili donatanın adamları ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi, yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusuru da bulunmadığını, söz konusu yangının ... gemisinde bulunan yük ve yüklerden kaynaklandığını, müvekkiline ait geminin tamamının yanarak zayi olduğunu, müvekkili donatanın dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceği bir an için ihtimal dahilisinde görülse bile bu durumda müvekkili donatanın yük zararının tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu'nun uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. paragrafına göre toplam hesap biriminin 3.907.800 olduğunu ve toplam 7.331.423,58 YTL müvekkilinin borcu olduğun 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2. maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dâhil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19. maddede parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; dava konusu zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ...(Koruma ve Tazmin) sigortacısı olup, üyesi donatanların sorumluluklarını sigorta ettiğini, kulüp sigortacısı aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur.Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra Mahkememizin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu açıklamalara göre bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile ... gemisinde çıkan yangın olayında gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olduğu, dava konusu yangın olayının meydana gelmesinde kara taşımacısının kusurunun bulunduğunun davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığı, bu durumda sorumluluğunun CMR Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği, dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalı donatanın sorumluluğunun bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Bekletici mesele yapılan dosyadan alınan raporların usulüne uygun biçimde taraflarına tebliğ edilmediğini, bekletici mesele yapılan dosyanın huzurdaki davaya emsal olma niteliği olmadığı gibi söz konusu dosyadan verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmediğini, kararın kesinleşmesi dahi beklenilmeksizin hüküm kurulduğunu, her ne kadar yangının çıkış sebebi tespit edilemese de yangının gemide sefer başlangıcında mevcut elverişsizlikler yüzünden yayıldığı ve denetim altına alınamayarak sonunda gemideki bütün araçların ve yüklerin zayi olmasına yol açtığı, bu elverişsizliklerin sefer başına kadar tedbirli bir taşıyanın göstereceği özenle saptanmasının mümkün olduğu, bu bağlamda davalıların TTK'nın 1019. maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğunu, kaldı ki donatanın mutlak sorumsuzluk hükümlerinden de yararlanamayacağını, zira sorumluluktan kurtulmak isteyen donatan/taşıyanın başlangıçta mevcut bir elverişsizlik olsa da tedbirli bir taşıyanın özenine rağmen yolculuk başına kadar keşfedilemediğini ve keşfedilememesinde kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir kusuru olmadığını ispat edemediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı ... İşletmeleri AŞ'ye ait ... isimli ... Gemisinde Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu gemiye yüklenen davacı ... şirketine nakliyat emtia sigortası ile sigortalı olan dava dışı sigortalılara ait emtianın tamamının yanarak zayi olması nedeni ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalı taşıyanlardan ve sorumluluk sigortacısından rücuen tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirkete nakliyat sigortası ile sigortalı bulunan emtiaların, kara taşımasını üstlenen davalı ...'a ati TIRlara yüklendikten sonra, TIR'ların yüklü şekilde ... Limanından deniz taşımacılığı yapan davalı ... İşletmelerine ait ... gemisine bindirilerek yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve içindeki malların yanarak kullanılmaz hâle geldiği, davacı ... şirketi tarafından sigortalısına sigorta tazminatının ödenmesinden sonra eldeki rücu davasının açıldığı anlaşılmaktadır.Bekletici mesele yapılan İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas (Eski esas 2008/151 Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde;davanın 2008/151 Esas sayılı dosya ile ... Ltd. Şti.tarafından eldeki davanın konusu olan taşımadaki gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile ... AŞ (Eski unvanı: ... İşletmeleri AŞ) aleyhine açıldığı ve maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve 2008/151 Esas, 2011/20 Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide ... kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019'uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062'nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli ve 2011/6376 Esas, 2011/9220 Karar sayılı kararı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/331 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarihli ve 2014/7243 Esas, 2015/4347 Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve 2016/94 Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarihli ve 2018/11-624 Esas, 2018/1566 Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararına uyularak verilen 17.03.2021 tarihli ve 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "... Dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle davalı tarafın temyiz isteminin kabulü ile davanın tümden reddine dair hüküm tesis edilmesi için kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 2024/215 Esas, 2024/294 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür.İlk derece mahkemesince, aynı mahkemenin 2024/215 Esas (2008/151 Eski Esas) sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verildiği, 14.06. 2016 tarihli duruşmada dosyanın duruşmadan çekildiği, daha sonra 20.03.2025 ara karar ile 18.04.2025 günü duruşma yapılmasına karar verildiği, bu ara kararın taraflara tebliğ edildiği, 18.04.2025 tarihli duruşmada, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23.02.2023 tarihli ve 2021/4620 Esas, 2023/1074 Karar sayılı kararı, 2024/215 Esas (2008/151 Eski Esas ve 2019/211 Esas) ) sayılı mahkeme kararı ile bu dosyada alınan bilirkişi raporunun dava dosyası içine alındığı, söz konusu kararın özetlendiği, davacı vekilinin duruşmada hazır bulunduğu, yazılı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği, mahkemece davacı vekiline süre verildiği, duruşmanın 23.05.2025 tarihine ertelendiği, davacı vekilinin verilen sürede 02.05.2025 tarihli beyan dilekçesini sunduğu ve 23.05.2025 tarihli duruşmada davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece bekletici mesele yapılan mahkeme kararı, Yargıtay ilamı ve bilirkişi raporu dosya kapsamına alındığından ve davacı vekiline beyanda bulunmak üzere süre verildiğinden, ilgili kararların ve bilirkişi raporunun davacıya ayrıca tebliğ edilmemiş olması adil yargılama hakkını ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal etmeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı, yaptığı ödeme sonucu sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı ... ...AŞ sigortalının emtialarını limana getiren kara taşımacısı olup emtiaların taşındığı TIR ile birlikte gemiye yüklendiği, gemide çıkan yangın sonucunda emtiaların yanarak zayi olduğu, bekletici mesele yapılan dava dosyasında da davalının, eldeki davadaki gibi geminin donatanı şirket olduğu, dava konusu tazminat talebinin dayanağın olayın da eldeki davadaki gibi gemide meydana gelen 06.02.2008 tarihli yangın olayı olduğu görülmektedir.HMK'nın 165. maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'nın 295.maddesinde, ''Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar delili kati teşkil eder. Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını isteyebilir." düzenlemesi, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 204/1maddesinde ise ''İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması ihtimalini de beraberinde getirecektir.Bu durum HMK'nın 30.maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkının ve hukuki güvenlik ilkesinin de ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır. Mahkemece, 2008/151 Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş, devam eden oturumlarda bir çok kez bu karar tekrar edilmiş ve yeni numara alan 2011/411(2019/211 ve 2024/215) Esasta görülen davanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir.Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik ve önem arz etmektedir. Mahkemece aynı yangın olayı nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebirlik ilkelerine uygun düştüğü gibi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya uygun olmuştur. Zira aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirlirliğini zedeleyeceği gibi adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir. Diğer taraftan, davacı vekili davalı şirket çalışanları ve gemi adamlarının usulüne uygun şekilde yangına müdahale etmemeleri nedeniyle zarar oluştuğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu husus bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporla ve bu raporlara göre verilen kararla kesin şekilde çözülmüş olup oluşan zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı kesin şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin davalı gemi donatanı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Aynı şekilde gemi donatanının sigortacısı olan diğer davalı ...'nin de sigortalısının sorumluluğunun bulunmadığı bu durumda sorumlu olmayacağı anlaşıldığından bu davalı yönünden verilen davanın reddi kararı da yerinde olmuştur.Öte yandan, davacının taşıma konusu emtialarını deniz taşıması için kara yolu taşımasını gerçekleştiren diğer davalı ... ... AŞ'nin meydana gelen zararla eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı ispat edilmemiş olduğundan bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya uygun olmuştur.Davacı vekili tarafından her ne kadar bekletici mesele sayılan dosyanın kesinleşmesi beklenilmeksizin karar verildiği ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, bekletici mesele yapılan dava dosyasında verilen kararın istinafa konu karar verildikten sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/5455 Esas, 2025/4965 Karar sayılı kararı ile onanmış olduğu ve önceki ilamlar da birlikte değerlendirildiğinde, kesinleşmesinin beklenilmesinde hukuki yarar olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 18.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.