İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacının taraflar arasındaki ticari il…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/857 KARAR NO:2026/193 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:01/07/2021 NUMARASI:2019/108 Esas - 2021/866 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiden, mal alım-satımından kaynaklanan 3.977.860,89 TL cari hesap alacağı bulunmakta iken bu alacağın takip tarihi olan 18.01.2019 tarihi itibarıyla vadesi gelmiş olan 3.615.083,50 TL'lik alacak davacıya ödenmediğini, bu meblağa ilişkin olarak davacı tarafından tanzim ve davalıya teslim edilen faturalar davalı şirket tarafından hiçbir itiraza uğramadığını, işbu haklı alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu bu takibe haksız ve mesnetsiz ve davacının alacağına kavuşmasını geciktirme amacıyla, kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, dava şartı olması nedeniyle davacı tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmesi tarafların anlaşamama ile sonuçlandığını, buna ilişkin son tutanak aslı dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, alacağın likit olduğunu ve davalının defterlerinde kayıtlı olduğunu, takibe konu alacak miktarı belli ve davalı yanın bilgisinde, hesaplayabildiği bir nitelikte olduğunu, davalı, alacaklının alacağına kavuşmasını haksız bir şekilde geciktirmeye uğrattığını belirterek, durdurulan takibin devamına, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle: davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiden, mal alım-satımından kaynaklanan 324.864,62 TL cari hesap alacağının davalı tarafça ödenmediğini, bu meblağa ilişkin olarak davacı tarafından tanzim ve davalıya teslim edilen faturaların davalı şirket tarafından hiçbir itiraza uğramadığını, kabul edildiğini ancak bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 16.İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dava konusu ticari ilişkiye dair davacının aynı davalıdan diğer bir kısım cari hesap alacağı ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret mahkemesinin 2019/108 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali talepli dava ikame edildiğini, HMK 166. maddesi uyarınca bu davanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini, davalı-borçlunun haksız ve mesnetsiz şekilde, davacının alacağına kavuşmasını geciktirme amacıyla kötü niyetli olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı firma uzun yıllardır tedarikçi sözleşmeleri imzalamak suretiyle ticari ilişki içinde bulunduğunu, davacı, cari hesap alacağı bulunduğundan bahisle, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 21.İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı tarafından icra takibine süresinde itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davacı bu defa, itirazın iptali için huzurdaki iş bu davayı açtığını, taraflar arasında her yıl yenilenen veya 2 yıllık süreçlerde imzalanan tedarik sözleşmeleri mevcut olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş tedarikçi sözleşmeleri gereği ödeme vadesi, satıştan ödeme şeklinde olup, ürün satışından itibaren 52 gün sonra olduğunu, davacı, cari hesabında alacaklı olduğunu ve davalının borçlu bulunduğunu ifade etmişse de, davalının ticari kayıtlarına göre davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta, aksine davalının alacağının bulunduğunu, tarafların ticari kayıtları arasındaki uyuşmazlık, tedarikçi sözleşmelerine uygun olarak davalı tarafından kesilmiş faturaların davacı şirket tarafından kabul edilmemesinden ortaya çıktığını, ancak, davacı tarafından son bir yıldır kabul edilmeyen faturalar, tarafların tüm ticari ilişkisi boyunca davacı tarafından her zaman kabul edilmiş ve tedarikçi sözleşmelerine uygun olarak ve tarafların anlaşması ile kesilmiş faturalar olup, davacı şirketin kayıtlarına kabul etmemesinin hiçbir hukuki dayanağı ve mesnedi bulunmadığını, nitekim, taraflar arasındaki ticari ilişki ve kayıtlar incelendiğinde, davacının geçmiş yıllar boyunca faturalara hiçbir itirazının olmadığı, ihtirazı kayıt düşmediği, son bir yıldır ise hukuki bir dayanakları olmadan kayıtlarına almadıkları görüldüğünü, bu durumda davacı hem sözleşme hükümlerine hem ticari teamüllere hem de davalı ile aralarındaki mutabakat ve yazışmalara aykırı davrandığını, davalı tarafından, tedarikçi sözleşmelerinin hükümleri ve dönemsel anlaşma formlarına uygun olarak kesilmiş ve davacı tarafından kayıtlarına alınmayan faturalar olduğunu, öte yandan, davacının kayıtlarına alıp kabul ettiği halde, sonradan fikir değiştirip iade fatura kestiği faturalar da mevcut olup, bu iade faturalar da sistem üzerinden davalı şirket tarafından kabul edilmediğini, tedarikçi sözleşmesinin 12. Maddesinde tedarikçi iş bu maddede belirtilen tüm prim ve ücretlerin perakendeci nezdindeki hesabından re'sen mahsup edilebileceğini kabul ve taahhüt eder, hükmünün bulunduğunu, davacı ticari ilişki kurulduğundan beri, tedarikçi sözleşmelerine ve dönemsel anlaşma protokollerine göre belirlenen faturaların tamamımı kayıtlarına almasına rağmen son bir yıldır, kabul etiği faturaları reddetmeye başladığını belirterek,haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine inkâr-kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Davacı şirket, dönemsel anlaşma formlarına istinaden düzenlenen bu satış faturalarını defterlerine kaydetmemiş ise de sözleşmeyi ve anlaşma formlarını imzalamış, perakendeci olan davalıya bu faturaları tanzim etmesi imkanı vermiştir. Davalı şirketin kestiği faturalar (ve faturaları tek tek açıklayan excel tabloları ) sözleşme maddesine uygun olarak tanzim edilmiş kabul edildiğinden davacının rapora itirazları isabetli bulunmadığından, davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığı anlaşılmış; hem asıl hem birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın kötüniyet tazminatı istemi de takibin haksız ve kötüniyetle başlatıldığı ispatlanmadığından kabul görmemiştir." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, itiraz ettikleri, hatalı tespitler ve kabulü mümkün olmayan görüşler içeren kök ve ek bilirkişi raporlarını hükme esas aldığını, hesaplamalarını davalının ibraz ettiği delil niteliğini hâiz olmayan, tek taraflı olarak haksız ve mesnetsiz iddialarını destekler biçimde hazırladığı "excel tablolarına" dayandırdığını, davalı, sırf kendi tuttuğu, istediği gibi düzenlediği, yazılı belge ya da delil niteliğini hâiz olmayan listeleri bilirkişinin incelemesine sunarak gerek bilirkişiyi gerekse Mahkeme'yi yanlış yönlendirme çabası içine girmiş, bilirkişi de kök ve ek raporunda ne yazık ki yanılgıya düşmüş ve davalının tanzim ettiği faturaların içeriklerini yine davalının şifahi beyandan öteye geçmeyen iddialarına göre açıklamış, dava konusu uyuşmazlığı âdeta tarafmış gibi açıkladığını, davalının haksız ve mesnetsiz olarak tanzim etmiş olduğu faturaların kabul edilmediğini, bir kısmının reddedildiğini, diğer bir kısmı için de iade faturası tanzim edildiğini, davalının, tamamen keyfî ve tek taraflı olarak, yasal olarak talep edemeyeceği bedellere ilişkin faturalar tanzim etmeye hakkı olduğunu iddia etmekte, bu iddiasını da tanzim ettiği her türlü faturayı sözleşmenin 9. maddesine dayandırdığını, yapıldığı iddia edilen kampanyaların, promosyon, raf genişletme vb. hizmetlerin tedarikçiye hiçbir suretle bildirilmeden, onayı alınmadan, belgelenmeden bedelinin talep edilmesinin sözleşmeye, yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davalı tarafça USB bellek içinde sunulan ve bilirkişinin raporlarına esas aldığı ekler fatura içeriklerini ispata yarayacak yazılı belge değil, davalı şirketin tek taraflı olarak, tamamen kendi istediği gibi, gerçeğe de aykırı olarak düzenlediği tablolardan, listelerden ibaret olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporlarına haklı itirazlarını değerlendirmemiş, davalının tanzim ettiği faturaların içeriklerinin gerçekliği hususunda hiçbir araştırma yapmadığını, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, yasaya ve taraflar arasındaki anlaşmalara aykırı işlemler yaptığını, tedarik sözleşmesinin davacı şirket imza yetkilileri tarafından imzalanmış olmadığını, açıklanan nedenlerle yasa ve usule aykırı İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.07.2021 tarihli 2019/108 E., 2021/866 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının her iki icra takibine haksız ve mesnetsiz, kötü niyetli itirazı nedeniyle talep ettikleri alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava ve birleşen dava, tedarik sözleşmesine dayalı açık (cari ) hesap alacağından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı şirket tarafından düzenlenen satış faturaları nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, davalı tarafça Tedarikçi Sözleşmesinin 9. Maddesine göre düzenlendiği beyan edilen iskonto, kampanya farkı, iade faturalarının sözleşmeye uygun olup olmadığı, davalının borcunun bulunup bulunmadığı noktalarındadır.Asıl davada, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "cari hesap dökümü-cari hesap muaccel alacak" sebebine dayalı olarak 3.615.083,58 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 18.01.2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Birleşen davada, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı ... A.Ş. için" sebebine dayalı olarak324.864,62 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 15.04.2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, Tedarik Sözleşmelerine uygun olarak Migros tarafından kesilmiş faturaların son bir yıldır kabul edilmeyerek, defterlerine kaydedilmemesinden kaynaklandığı, borcun bulunulmadığı savunulmuştur.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Tarafların defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle davacının defterlerine göre davacının davalıdan 3.926.829,49 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre de davalının 235.172,36 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında akdedilen 20/04/2017 tarihli Tedarik Sözleşmesinin 9. Maddesine göre ... tarafından satış artırıcı kampanyalar sebebiyle düzenlenen faturalar sebebiyle uyuşmazlığın çıktığı, 13/03/2017 tarihinde ... nolu dönemsel anlaşma formunun imzalandığını, bunu davacı şirket adına ...nin imzaladığı, davalının bu anlaşma formuna istinaden 20 adet toplam 339.250,15 TL tutarında fatura düzenlediği, davalının Euro kurunu da sabitleyerek davacı lehine 17.027,40 TL kur farkı oluştuğunu, 20/04/2017 tarihinde ... nolu dönemsel anlaşma formu imzaladıklarını, davacı adına bu anlaşmayı ...'un imzaladığını, davalının bu anlaşma formuna istinaden 4 adet toplamı 407.100,06 TL tutarında fatura düzenlediği, davalının Euro kurunu sabitlediği ve davacı lehine 20.432,88 TL kur farkı oluştuğunu, yine 20/04/2017 tarihinde tarafların ... nolu dönemsel anlaşma formunu imzaladıkları, davacı adına ...'un imzaladığını, davalının bu anlaşma formuna istinaden 4 adet toplamı 63.720,01 TL tutarında fatura düzenlediği, 24/11/2017 tarihinde ... nolu dönemsel anlaşma formunun düzenlendiğini, davalının forma istinaden 1 adet 295.000,00 TL tutarında fatura düzenlediği, 24/11/2017 tarihinde ... nolu dönemsel anlaşma formunun düzenlendiği ve davacının bu forma istinaden bir adet 118.000,00 TL tutarında fatura düzenlediği, davalı ...'un bu anlaşma formlarına istinaden kestiği 30 faturaya karşılık davacı şirketin 9 adet fatura toplamı olan 116.464,56 TL kısmı için iade faturası düzenlediği, diğer faturaları da e-defterlerinde kabul etmeyerek reddettiği, uyuşmazlığın 01/01/2017 tarihiden itibaren geçerli olmak üzere 20/04/2017 tarihinde düzenlenen 2017 Tedarik Sözleşmesinin 9.Maddesinden kaynaklandığı, davalının bu sözleşmenin 9. Maddesine uygun biçimde promosyon ve kampanya düzenleyerek kestiği faturaların davacı defterinde kayıtlı olmasa da davacı şirket adına ... veya ... tarafından imzalandığını, buna göre de davacının alacaklı olmadığı bildirilmiştir.Taraflar arasında süregelen Tedarik Sözleşmeleri bulunup, dava konusu alacak 20.04.2017 tarihli... numaralı Tedarik Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşmenin 9. Maddesi, Promosyon ve Kampanyaya ilişkin yükümlülüklerde, perakendeci tarafından satışı arttırıcı, tüketici hedefli kampanyalar düzenleyebilir. Bu tür kampanyalara temel olarak tedarikçi tarafından temin edilen ürünlerin satışının arttırılması teminine yönelik faaliyetler olduğundan tedarikçi, bu kampanyalara ilişkin tüm maliyeti karşılamakla yükümlüdür düzenlenmesi bulunmaktadır.Somut olayda, her ne kadar davalı söz konusu tutanakların şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı beyan etmişse de, dosya içindeki mail yazışmalarının incelenmesine söz konusu kampanyalarla ilgili davacı şirket adına, ..., ... tarafından yazışmaların yapılarak kampanyalar için mutabık kaldıkları ve davalının bu kampanyalara istinaden taraflar arasındaki ihtilafsız Tedarik Sözleşmesinin 9. Maddesine göre toplam 2.812.972,89 TL tutarlı faturaları düzenlediği, yine davacı şirket adına ... ve ... tarafından imzalanmış olan 13.03.2017 tarihli ... anlaşmaya istinaden 339.250,15 TL, 20.04.2017 tarihli ... numaralı anlaşmaya istinaden 407.100,06 TL, 20.04.2017 tarihli ... numaralı anlaşmaya istinaden 63.710,01 TL, 24.11.2017 tarihli anlaşmaya istinaden 295.000,00 TL, 24.11.2017 tarihli anlaşmaya istinaden 118.000,00 TL tutarlı faturaların düzenlendiği, tarafların arasındaki ihtilafın bu faturalardan kaynaklandığı, söz konusu faturaların taraflar arasındaki anlaşmalara istinaden, sözleşmenin 9. Maddesine göre düzenlenmiş olması karşısında, davalı tarafından düzenlenen bu faturalar dikkate alındığından davacının davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığı anlaşılmıştır.Davalı tarafından anlaşmalara istinaden Tedarik Sözleşmesinin 9. Maddesine göre ve anlaşmalara göre düzenlenen, davacı tarafından ticari defterlerine kaydedilmeyen faturalar taraflar arasındaki sözleşmeye ve anlaşmalara uygun olarak düzenlendiği, tarafların ticari defterleri arasındaki uyumsuzluğun bu faturaların davacı defterinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı görülerek, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılarak Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2026