11. Hukuk Dairesi 2019/3743 E. , 2020/2226 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 03/07/2019 tarih ve 2018/1142-2019/582 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, d…
**11. Hukuk Dairesi 2019/3743 E. , 2020/2226 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 03/07/2019 tarih ve 2018/1142-2019/582 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının davalı şirkette 1.715,00 TL sermaye ile pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 09.03.2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında TTK'nın 368. maddesinde ve ana sözleşmenin 24. maddesinde gösterilen çağrı usulüne uyulmayarak müvekkilinin toplantıya katılmasına engel olunduğunu, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin oylamada, oy kullanma hakkı bulunmayan ticari mümessil ...’in oy kullandığını, toplantıda sermaye artırılmasının gerekliliği ve artırılma şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmadan ve gerekçesi açıklanmadan sermaye artırımı kararı alındığını, bu şekilde çoğunluğun çıkarları gözetilmeden ve azınlığın payını küçültmek amacı gütmek suretiyle paydaşların zarara uğratıldığını, daha önce 2003 yılında alınan sermaye artırım kararının da mahkeme kararıyla iptaline karar verildiğini, ayrıca şirket hisse devirlerinin iptaline ilişkin daha önce alınan kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen hisse oranlarının yeniden düzenlenmediğini, iptali istenilen genel kurulda mahkeme kararından önceki hisse oranlarına göre oylama yapılarak karar alındığını ileri sürerek, 09.03.2011 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini istemiştir. Davalı vekili, toplantıya ait ilanların TTK'nın 368. maddesine uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davacının şirkete bildirdiği adresine toplantıya çağrı tebligatının gönderildiğini ancak davacının toplantıya katılmadığını, davacının 29.03.2011 tarihinde vermiş olduğu iki dilekçeden birinde yeni adresini bildirdiğini, diğerinde ise “09.03.2011 tarihinde yapılan genel kurulda alınan karar gereği sermaye artırımına katılıyorum ve taahhüt ediyorum” şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının dava açma hakkı bulunmadığını, kararların usule uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurulun hazirun cetveline göre, toplantının şirkette toplam %97,53 oranında pay sahibi olan ortakların katılımı ile yapıldığı, davacının da içerisinde yer aldığı, %2,47 orandaki pay sahibinin ise toplantıda hazır bulunmadığı, dava konusu genel kurulda toplantı ve karar nisaplarının mevcut olduğu, söz konusu kararların olağan genel kurullarda alınan mutad kararlar ve tamamı yasada belirtilen iş ve işlemlerden ibaret olduğu, ticari mümessil olan ortak ile yönetim kurulu üyelerinin 8.madde oylamalarına kanuna aykırı şekilde oy kullanmışlarsa da, oydan yoksun bu kişilerin oylamaya katılmalarının toplantıya katılmayanların oy oranı dikkate alındığında toplantı ve karar nisabını etkilemediği, genel kurul kararları, pay devir ve iptali ile diğer işlemlerin şirket defterlerine nizami biçimde işlendiği, şirketin öz kaynak yapısı ödenmiş sermayenin aşınması nedeniyle şirketin sermaye arttırım kararının yerinde olduğu, her ne kadar ana sözleşmeye aykırı biçimde söz konusu genel kurul şirket merkezinin bulunduğu yerde çıkan bir gazetede 15 gün evvel yayımlanmamışsa da; bu hususun davacıya sadece dava açma hakkı sağladığı, toplantıya katılmayanların %2,47 oranındaki oylarının Eski TTK'nın 381. maddesinde (6102 sayılı TTK'nın 446. madde) öngörülen etki kuralı gereğince toplantıya katılmayanların oy oranlarının toplantı ve karar nisaplarını etkilemediği, bu kapsamda dava konusu edilen genel kuruldaki toplantı ve karar nisaplarının kanuna uygun bulunduğu, yine alınan kararlarda yasa, şirket ana sözleşmesi ve iyi niyet kurallarına aykırı bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.