11. Hukuk Dairesi 2023/1481 E. , 2024/4718 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1645 Esas, 2022/2022 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1403 E., 2020/331 K. Taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklanan istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edi…
**11. Hukuk Dairesi 2023/1481 E. , 2024/4718 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1645 Esas, 2022/2022 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1403 E., 2020/331 K. Taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklanan istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya bir adet miktar ve vade kısmı boş asli unsurları eksik olan bir senet verdiğini, senedi muhtemel alışverişine mukabil teminat olarak verdiğini, senet sonradan doldurularak İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün 2016/19660 E. sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, müvekkilinin gerek Cumhuriyet Başsavcılığı ve icra dosyasına itirazda bulunulduğunu, icra mahkemesinin sadece şekli inceleme yaptığından itiraz davasının reddedildiğini ve kararın aleyhe istinaf yoluna başvurulduğunu ancak davalının müvekkilinin araçlarını bağlattığını, hakkında haciz işlemleri yaptığını, borcu cebri icra yoluyla tahsil ettiğini, müvekkilinin borcu icra dairesine ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin bahse konu senetle ilgili hiçbir borcunun bulunmadığını, davalının müvekkilinden haksız olarak tahsil ettiği 148.508,15-TL'nin ödeme günü olan 03.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini, davalının icra inkar tazminatına çarptırılmasını, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının senedin teminat senedi olduğu, bazı kısımların sonradan doldurulduğu, senedin arka yüzünde yer alan teminat senedi ibaresinin kimyasal madde ile silindiğini bu nedenle borcu olmadığından bahisle İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1046 E. sayılı dosyası ile borca itiraz ettiğini, bu dosyada yapılmış olan iki bilirkişi incelemesinde de senedin arka yüzünde yazılmış her hangi bir yazıya ve kimyasal silinti bulgusu elde edilmediğini ve davanın reddine karar verildiğini, istinaf edildiğinden kararın henüz kesinleşmediğini, davacının senedi muhtemel alışverişine mukabil olarak verildiği mal almadığını iddia ettiğini ancak alışveriş yapmamış olması karşısında senedi geri istemediğini, icra takibi yapıldıktan sonra borca itiraz ettiğini, davacının .... Otomotiv Taşımacılık Petrol Ürün. ve Canlı hayvan Gıda Paz. Ltd. Şti.'nin sahibi olduğunu, şirketin borcuna karşılık müvekkiline senedi verdiğini, davanın reddine karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu edilen bono üzerinde “Malen” kaydı bulunmasına rağmen tarafların ticari kayıt ve belgelerinde aralarında ticari ilişki olduğunu gösterir hiçbir kaydın bulunmaması ve davalı defterlerinde bonoya ilişkin her hangi bir kaydın olmaması nedeniyle, davacının bu bono dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının kabulü ile davacının bono nedeniyle İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/19660 E.sayılı dosyasında yapmış olduğu ödemenin ödeme tarihi olan 03.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesi belirtilerek davanın kabulüne 148.508,15 TL'nin 03.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle,davacının icra takibe konu olan senedin teminat senedi olduğunu bazı kısımlarının sonradan doldurulduğunu, senedin arka yüzünde yer alan teminat senedi ibaresinin kimyasal madde ile silindiğini bu sebeple borçlu olmadıkları bahisle ile borca itiraz ettiğini, İstanbul Anadolu 16.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1046 E.sayılı dosyası kararının yargılama devam ederken 16.07.2018 tarihinde kesinleşmiş bulunmakla davacının taleplerinin red olunduğunu, Mahkemenin hüküm tesis ederken taraflar arasında ihtilafa konu olan bononun taraflar arasındaki ticari ilişkinin olmamasını esas aldığını; müvekkili şirketin dava dışı olan ve davacının temsil etmiş olduğu ... Otomotiv Taşımacılık Petrol Ürnl. ve Canlı Hayvan Gıda.Paz.Ltd.Şti.’ ile ticari ilişkiye girdiğini; davacının ise şirketinin borcuna karşılık şahsi senedi tanzim ederek müvekkiline verdiğini; bilirkişi raporlarının incelendiğinde müvekkili şirketin dava dışı şirketten alacağının olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile şahsi ticari ilişkisinin bulunmadığını; temsil etmiş olduğu şirketi adına alışverişlerinin bulunduğunu; mahkemenin gerekçeli kararında 20.08.2020 vadeli 120.000-TL meblağlı bono üzerinde “malen” kaydının bulunduğunu, taraflar arasında alışverişi gösterir defter kaydının bulunmadığını ve aralarında ticari ilişkinin bulunmadığını ve müvekkili şirketin defterlerinde bono kaydı gerekçesiyle savunmalarına itibar edilmeyerek dava dışı şirketin defterlerinin bu yönde incelenmesi düşünülmediğini gerekçeli kararda belirttiğini; davacının temsil etmiş olduğu şirket borcuna karşılık şahsi olarak düzenlenmiş olduğu bonoyu verdiğini; müvekkili şirketin davacının şahsı ile alışverişi olmadığını, şirket temsilcisi olarak ticari ilişkilerinin mevcut olduğunu; mahkemenin her ne kadar bono kaydının davalı müvekkili şirketin ticari defterlerinde yer almadığını belirtse de davacıya ait bono için İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğünün 2016/19660 E. sayılı dosyası ile tahsil edilen meblağların dava dışı şirketin borcuna mahsup edildiğini; bilirkişi incelemesinde de icra dosyasından tahsil edilen meblağların dava dışı şirket borcundan mahsup edildiğini, Mahkemenin müvekkili şirketin kayıtlarında bonoya icra dosyasından yapılan tahsilatı dava dışı şirket borcundan düşmesi karşısında dava dışı şirket kayıtların bu yönden incelenmemesinin savunmalarında dikkate alınmamasının hukuka ve yasalarına aykırı olduğu kanaatinde olduklarını, davacının bono üzerinde “malen “ yazdığı bahisle kendilerine her hangi bir mal gelmediğini bu sebeple borçlu olmadıklarını beyan ettiklerini ancak ticari hayatın olağan akışında davacının bu yönde haklı olması halinde tarafın kendisine mal gönderilmesini ya da bedelsiz senedin kendisine iade etmesini müvekkili şirkete iletmesi gerekeceğini; davacının ne mal istediğini nede senedini geri istediğini; bu durumun bu bononun dava dışı olan sahibi olduğu şirketin borcunu ödemek için verildiğini gösterdiğini; senedin üzerinde “malen” yazılmış olmasının tarafların gerçek iradelerini ortadan kardırmadığını, davacının ödeme olarak vermiş bulunduğu senedi geri istemediğini, icra takibi yapıldıktan sonra borçlu olmadığını iddia ettiğini; davacının bonodan dolayı borcunun bulunmadığına yönelik talep ve beyanlarının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi hakkın kötüye kullanılması olduğunu; müvekkili şirketin ise tahsil edilen bono meblağını dava dışı şirket borcundan mahsup ettiğini ve ticari defterlerine işlediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bononun davacı tarafından üçüncü kişinin (... Otomotiv) borcunun ifası uğruna keşide edilerek davalıya verildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, davalının kendi ticari defter ve kayıtlarında dava dışı ... Şirketi'nden alacaklı görünmesinin, dava konusu senedin, davacı tarafından bu borcun ifası uğruna verildiğini ispata yeterli olmadığı, kaldı ki davalı defterlerinde anılan bonoya ilişkin herhangi bir kaydın da yer almadığı anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesi kararı sonuç itibariyle doğru ise de; farklı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olduğundan, davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibi nedeniyle ödenen paranın istirdatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.