7. Hukuk Dairesi 2011/4492 E. , 2011/7437 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan bina ve ağaç niteliğindeki muhdesatların davacı tarafından yapıldğının tespiti
**7. Hukuk Dairesi 2011/4492 E. , 2011/7437 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan bina ve ağaç niteliğindeki muhdesatların davacı tarafından yapıldğının tespitine ve durumun tapu kaydının beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş ise de varılan sonuç ve kurulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden davacı tarafın paydaşı olduğu taşınmaz hakkında diğer paydaş davalıların borcundan dolayı icra takibi başlatıldığı, davacının taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kendisine ait olduğunun tespiti talebiyle görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur. Öte yandan; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesinde taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi cinsi,ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği düzenlenmiş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1006. maddesi hükmünde hangi hakların tapu kütüğüne tescil, 1009,1010 ve 1011 maddeleri hükmünde hangi hakların şerh edilebileceği, 1012 maddesinde de taşınmazın eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılacağı, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceği açıklanmış, özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı T.M.K.’nın 684. maddesi hükmünde bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi veya açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan HUMK'un 567 ve Kamulaştırma Kanunun 19.maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı gözetildiğinde, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur. Yargılama sırasında davalılardan bir kısmının davayı kabulü de dava şartının yokluğunu ortadan kaldırmaz. Diğer yandan dava konusu muhdesatların kadastro tespitinden sonra meydana getirildiği anlaşıldığından az yukarıda açıklanan ve kamu düzenine ilişkin olan hukuki olgular gözetildiğinde muhdesatların tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine de yasal olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki dava dilekçesi içeriği ile davacı tarafın bu yönde bir istemi de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 09.02.2011 günlü hükmün ve 01.04.2001 günlü tavzih kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine ayrı ayrı iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.