11. Hukuk Dairesi 2010/5720 E. , 2011/17657 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/01/2010 tarih ve 2007/233-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, la…
**11. Hukuk Dairesi 2010/5720 E. , 2011/17657 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/01/2010 tarih ve 2007/233-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin Tennessee Üniversitesi bünyesinde araştırmalar yapan bir tüzel kişilik olduğunu, bu çalışmalar sırasında “prostat kanserinin kimyasal yöntemlerle önlenmesine yönelik bir metot” bulduğunu ve bu metodu uluslararası patent sistemi içinde patent belgesine bağlamak amacıyla gerekli süreçleri yürüttüğünü, PCT sistemi içindeki ön araştırma ve ön inceleme safhalarından sonra davalı nezdinde bir patent başvurusunda bulunduğunu, 3. inceleme sonucunda da müvekkiline ait buluşun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmadığı sonucuna varılması ve 4. inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle müvekkilinin başvurusunun davalı tarafından nihai olarak reddedildiğini, ancak inceleme merci olan İsveç Patent Ofisi’nin başvurunun kısıtlı istemler bakımından kabul edilebileceğine karar verdiğini, bu durumun yeni bir vaka niteliğinde bulunduğunu ve değerlendirilmesinin gerektiğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK’nun 12.09.2007 tarih P-18 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, müvekkili tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu başvurunun, TPE kayıtlarına girdiği andan itibaren işlemlerin Türk Hukuku’na göre sürdürülmesinin zorunlu olduğu, 551 sayılı KHK’nun 62. maddesi uyarınca üç kez inceleme yapılmasından sonra davacının başvurusuna konu buluşun patentlenebilirlik kriterlerini taşımadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği, anılan maddede başvuruda değişiklik yapabilme hakkının iki kez tanındığı, bunun da 1. ve 2. inceleme raporunun tebliğinden sonraki aşamalarda ve bir sonraki aşamaya geçilmesine kadar mümkün bulunduğu, başka bir aşamada değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, davacı vekilinin de başvuruda değişiklik yapma hakkını 1. ve 2. inceleme raporlarının tebliğinden sonra kullandığı, artık başvuruda yeni bir değişiklik yapılmasının olanaksız olduğu, ancak her ne kadar 3. inceleme raporunun başvurucuya tebliğ edilip görüş alınmasına dair bir hüküm yok ise de, önce bu raporun başvurucuya tebliğ edilmesi ve varsa teknik anlamda başvurunun değiştirilmesi sonucunu doğurmayacak ciddi ve teknik yahut hukuki hataların TPE’ye bildirilmesi, TPE’nin de son kararını bu hataları giderecek şekilde vermesinin gerektiği, davalının bu şekilde bir yaklaşım göstermediği, patent başvurusuna esas alınan ve İsveç Patent Ofisi tarafından düzenlenen 3. inceleme raporların yeterli bulunmadığı, nitekim EPO tarafından verilen patent ile davacı başvurusunun patente bağlandığı, davalının, davacının bu rapora itirazı üzerine üçüncü incelemeyi sürdürüp çelişkileri giderecek şekilde patent başvurusunu sonuçlandırmak durumunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nun 2007/P-18 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.