11. Hukuk Dairesi 2010/7058 E. , 2012/7287 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/01/2009 tarih ve 2002/248-2009/4 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü i…
**11. Hukuk Dairesi 2010/7058 E. , 2012/7287 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/01/2009 tarih ve 2002/248-2009/4 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye sırasında 2000 yılında stok mal göründüğünü, davalılara yapılan çağrıya rağmen malların teslim edilmediğini, bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 37.542.968.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, yetkili olmayan kişi tarafından verilen vekaletname ile dava açılmadığını, beyannamelerin geçerli olmadığını, müvekkillerinin 19.10.1999 tarihinde şirketi devir aldıklarını, aynı günlü tutanakta neyin ne kadar devir alındığının belli olduğunu, müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davada tasfiyesine karar verilen davacı şirketin davalılar yönetimine geçtiği tarih ile yönetimi tasfiye memuruna teslim ettikleri tarih arasında akaryakıt dışındaki stokta görünen malların değerinin talep edildiği, tasfiye dosyasında tesiste bulunan malların teker teker belirlendiği, ayrıca alınan rapor ile tasfiye dosyasında alınan raporun örtüştüğü, davalılarca malların tasfiye memuruna teslim edildiğine dair dosyada kaydın olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.542.97 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirketin tasfiyesine karar verilmiş olmasına, vekaletnamenin tasfiye memurunca verilmiş bulunmasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davacı şirkete ait olduğu ileri sürülen malların bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının limitet şirket niteliğinde olduğu, tasfiyesine karar verildiği ve işbu davanın tasfiye memuru tarafından açıldığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, paydaş davalıların yönetimine geçen şirketin stok mallarının aynen veya bedelinin iade edilmediğini, davalıların zimmetinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Davacı şirketin dosya içindeki eksik şekilde bulunan ticaret sicil kayıtlarından davalılardan ...’nın 30.06.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile üç yıllığına ortaklar.... ve ....’tan herhangi biriyle imza atması koşuluyla müdür olarak atandığı anlaşılmaktadır. Davacı açıklamaları davalı müdür ...’nın görevi sırasında şirketin zararına neden olduğu iddiasını içerdiğinden hakkındaki dava, TTK’nun 548. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 336. maddesi uyarınca bir sorumluluk davası niteliğindedir. TTK’nun 556. maddesi hükmüne göre, limitet şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK’nun 341. maddesinin tatbik edilmesi gerekmektedir. Anılan hüküm uyarınca, yönetici hakkında sorumluluk davasının görülebilmesi için, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bununla birlikte, limitet şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK’nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limitet şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir. Limitet şirketin tasfiye aşamasında olmasının, yöneticiler aleyhine dava açılmasına karar verilmesi bakımından bir etkisi bulunmamaktadır. Bu halde de, sorumluluk davası açılmasına karar verme yetkisi ortaklar kuruluna ait olup, davayı takip yetkisi tasfiye memuruna ait olacaktır. Somut olayda davacı limitet şirketin ortak sayısının yirmiyi aşmadığı anlaşılmaktadır. Dava, davalı müdür bakımından doğrudan tasfiye memuru tarafından verilen vekaletname uyarınca açılmıştır. Oysa bu davanın davalı müdür açısından görülebilmesi için, Dairemizin istikrar kazanan kararları uyarınca limitet şirketin müdür olmayan ortaklarınca dava açılması yönünde bir karar verilmiş olması gerekmektedir. Bu durumda karşısında, mahkemece, davalı müdür hakkında açılan davanın görülebilmesi için yukarıda açıklanan eksikliğin tamamlanması bakımından davacı vekiline önel verilmesi, usulü eksiklik tamamlandıktan sonra bu davalı bakımından işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 3-Ayrıca, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de hüküm, yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli görülmemiştir. Davalı ortak gurubunun davacıya ait akaryakıt istasyonunun işletmesini 19.10.1999 tarihinde devir aldıkları dosya kapsamıyla sabittir. Ayrıca, bu tarihten kısa süre sonra davacı şirketin tasfiyesi için dava açıldığı ve tasfiyesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalılar, akaryakıtla ilgili ne gibi işlemler yaptıklarını ve harcamalarını detaylı şekilde açıklamışlardır. Esasen, davadan önceki yazışmalardan anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık, daha çok davalıların işletmesi dönemindeki akaryakıt dışındaki emtialar ile yapılan hizmetler karşılığı alınan bedellerin miktarı ve şirkete teslim edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda stok mallarla ilgili kayıtların tutulmadığı, ancak 2000 yılı bilançosuna göre iddia edilen değerde stok malların bulunduğu açıklanmıştır. Davalılar vekili, işletmeyi ne şekilde aldıklarına dair tutanak bulunduğunu, defter ve kayıtların 19.10.1999 tarihi itibariyle kendilerince tutulmadığını, defter ve kayıtların da teslim edilmediğini savunmuştur. Anılan tutanağın incelenmesinde işletmeyi çalışan kişinin davalılara teslim ettiği, benzin ve motorine ait bilgilerin verildiği, ancak madeni yağ, katkı maddeleri v.s emtiaların 20.10.1999 tarihinde çalışanca teslim edileceğinin açıklandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu tutanakta devir eden kişi ile devir tarihinde tanık olarak imzası bulunan kişi mahkemece tanık sıfatıyla dinlenmiş ise de benzin ve motorin dışında işletmede başka emtianın olup olmadığı, bunların davalılara teslim edilip edilmediği, edilmiş ise, mahiyet ve kapsamları sorulmamıştır. Ayrıca, davalıların işletmeyi devir almasından çok kısa süre sonra şirketin tasfiyesi dava edildiğine göre, kesinleşen tasfiye dosyası getirtilip, işyeriyle ilgili ne gibi işlemler yapıldığı, emtialarla ilgili tespitler bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Özellikle davalılara teslime kadar petrol istasyonunun nasıl işletildiği, emtiaların kimden alındığı, defter ve kayıtlarının kim tarafından tutulduğu, vergi ve diğer resmi beyanlarının nasıl ve kimler tarafından verildiği hususları üzerinde hiç durulmamıştır. Bu durum karşısında, öncelikle davacı şirkete ait ticaret sicil dosyası ile tasfiyesine ilişkin dava dosyasının ekleriyle birlikte dosyaya getirtilmesi, tüm defter ve kayıtlarının celbedilmesi, defter ve kayıtların kimler tarafından tutulduğunun, vergi ve diğer beyannamelerinin kimler tarafından verildiğinin araştırılması, 19.10.1999 tarihli tutanakta devir işlemini yapan ve tutanakta tanık olarak imzası bulunan kişilerden benzin ve motorin dışında emtiaların davalılara teslim edilip edilmediğinin, edilmiş ise, miktar ve kapsamlarının sorulması, 19.10.1999 tarihindeki davacı şirketin stok durumu ve davalıların devir aldığı tarih ile işletmeyi devir ettikleri tarih arasında işletmeye emtia alınıp alınmadığının açıklığa kavuşturulması, gerektiğinde işletmeye alınan malların alış ve satış faturalarının incelenmesi, uzman bilirkişi kurulundan denetime uygun şekilde rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.