T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/600 - 2026/649 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/600 KARAR NO : 2026/649 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2023 NUMARASI : 2022/409 E. - 2023/375 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/600 - 2026/649 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/600 KARAR NO : 2026/649 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2023 NUMARASI : 2022/409 E. - 2023/375 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/10/2023 tarih ve 2022/409 E. - 2023/375 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...” ibareli seri markaların sahibi olduğunu, davalının 2020/129669 numaralı “...” ibareli marka başvurusuna karşı müvekkili tarafından "..." ibareli markalarına dayalı olarak gerçekleştirilen itirazın dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzediğini,“...” ibareli markalarının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilemeyeceğini, “...” ibareli markalarının çok uzun sürelerden beri piyasada olması sebebiyle yüksek ayırt edici marka statüsüne ulaştığını, davalı markası ile müvekkili markalarının görsel, fonetik ve kavramsal olarak da ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olacağını, dava konusu markanın müvekkili markalarının asli unsuru olan "..." ibaresini yine esas unsur olarak ihtiva ettiğini, müvekkilinin markalarının serisi algısı yarattığını, markaların aynı sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, “...” sözcüğünün müvekkili ile özdeşleştiğini, davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç sağlama amacıyla kötüniyetle hareket ettiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT’in 22.08.2022 tarih ve 2022-M-10902 sayılı YİDK kararının 29 ve 30.sınıfın tamamı ve 35.sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” sınıfının altındaki 29. 30.sınıfın tamamı yönünden iptaline, 2020/129669 numaralı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 29. 30.sınıfın tamamı ve 35.sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altındaki 29. 30. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket cevap dilekçesi sunmamış, aşamalarda davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil + ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibasın oluşmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun (davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği ") ve dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1.maddesi kapsamında yüksek derecede benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, "..." ibaresinin davalının çatı markası olması nedeniyle ayırt edicilik sağlamadığını, tali nitelikteki diğer unsurların da ayırt ediciliğe katkısının bulunmadığını, markanın göze çarpan asli unsuru "..." ibaresi olduğundan müvekkilinin "..." esas unsurlu seri markalarının bir uzantısı algısını yarattığını, markanın kapsamındaki gıda emtialarının tüketicilerinin dikkat düzeyinin düşük olmasının karıştırılma ihtimalini artırdığını, dava konusu markanın tescili halinde müvekkilinin çok tanınmış markalarının ününden haksız kazanç sağlama, markanın ününe ve ayırt edici karakterine zarar verme gibi risklerin doğacağını, davalı tacirin müvekkilinin tanınmış markalarından haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, buna rağmen iltibas oluşturacak derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira başvuru markasının bütünsel bir algı oluşturduğu, vurgunun"..." ibaresi üzerinde toplanmadığı ve "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E.-2022/6319 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği, açıklanan nedenlerle dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak algılanmayacağı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının ayırt edicilik kazanmış ve tanınmış olmasının dava konusu markanın tesciline engel oluşturmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.