11. Hukuk Dairesi 2010/11585 E. , 2012/16285 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2008/211-2010/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.10.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığın…
**11. Hukuk Dairesi 2010/11585 E. , 2012/16285 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2008/211-2010/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.10.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, yazım araçları sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin 1955 yılından beri Türkiye piyasasında da yer aldığını, ince uçlu keçe kalem olan ‘Schwan Stabilo Point 88’ şekil markasıyla özdeşleştiğini, anılan markanın 1989 yılından beri Türkiye’de de tescilli olduğunu, davalının müvekkiline ait markanın aynısını teşkil edecek ürünleri piyasa sunduğunu, ürün kataloglarında yer verdiğini, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet fiilini işlediğini ileri sürerek, bu fiillerin önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ürünlere el konulmasına, 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 556 sayılı KHK’nin ürünü korumadığını, müvekkili ürününün ‘Grasp’ markasını taşıdığı, davacı markasıyla benzerliğinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markasının tescil edildiği dönem itibariyle yürürlükte bulunan 551 sayılı Kanunun doğrudan şekli korumadığı, esasen, davacı başvurusunda bu markanın bir bütün olarak tanımlandığı, şekil ve yazı unsurlarının olduğunun belirlendiği, davacının tescil ettirdiği şekli kendi imalatında kullanma hakkı mevcut ise de tescilli resimdeki gibi bir modelin imalatının tek başına kendisine ait olduğunu ileri süremeyeceği, taraf ürünlerindeki markaların tamamen farklı bulunduğu, ürünler arasındaki iltibasın genel hükümlere göre korunacağı, ancak taraf ürünlerinin başka firmalarca da piyasaya sunulan sıradan karakterli ve hiçbir orijinalliği olmayan altıgen kalem klasiği olduğu, ambalaj bakımından da bir benzerlik tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından 1989 tarihli davacı markasında ‘Schwan Stabilo Point 88’ ibaresi mevcut ise de kalem şeklinin de asıl unsur olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için özellikle davacı markasını oluşturan kalem şeklinin özgün olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu raporunda, taraf kalemlerinin üzerlerindeki yazı kısmı hariç, boyut, doku, renk, kapak ve kalem tasarımındaki biçimsel ve boyutsal benzerliğin ayniyet derecesinde bulunduğu açıklanmış, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin mevcut olduğu belirtilmiştir. Ancak, mahkemece, bu rapora itibar edilmeyerek tarafların ürün modelinin sıradan karakterli ve hiçbir orjinalliği bulunmayan altıgen kalem klasiğine uygun ve daha önce piyasaya sunulan anonim özellikte olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Oysa, uyuşmazlığın çözümü, özel ve teknik bilgi gerektirmekte olup, davacı markasında yer alan kalem şeklinin özgün olup olmadığı hususunun salt yargıcın hukuki bilgisi ile çözümlenmesi mümkün değildir. Her ne kadar, mahkemece bilirkişi raporu alınmış ise de oluşturulan kurulda tasarım alanında bir uzman bulunmamaktadır. Öte yandan, bilirkişi raporu yeterli görülmemesine rağmen ek rapor alınmadan veya yeni bir bilirkişi görüşüne başvurulmadan özellikle de teknik hususlarda değerlendirme yapılarak karar verilmesi de doğru değildir. Bu durum karşısında, aralarında tasarımcının da bulunduğu uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, denetime uygun rapor alınması, tarafların diğer kanıtlarıyla birlikte değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2012tarihinde oybirliğiyle karar verildi.