T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/45 - 2026/178 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/45 KARAR NO : 2026/178 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2022/457 E. - 2023/361 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/45 - 2026/178 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/45 KARAR NO : 2026/178 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2022/457 E. - 2023/361 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2023 tarih ve 2022/457 E. - 2023/361 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ve ortaklarının kurduğu “...” isimli işletmenin adını 2017 yılından itibaren kullandıklarını, 2017 yılı sonunda şirketleştiklerini, “...” seri markalarının sahibi olduklarını, seri markalarına yenisi eklemek amacıyla “...+ şekil” unsurlu markayı 43. Sınıfta tescil ettirmek istediklerini, oysa davalının itirazı sonucu başvurunun reddedildiğini, oysa müvekkili şirkete ait “... +şekil” ibareli markanın seri marka olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait “...” esas unsurlu pek çok markanın mevcut olduğunu, diğer yandan markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin argo sözcük olduğunu, herkes tarafından anlamının bilindiğini, ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, markaların tescilli sınıftaki tüketicilerin bilinçli tüketici olduğunu ileri sürerek 2022-M-14574 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin “...” ibaresi üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, 2012 yılından itibaren bar olarak faaliyetini sürdürdüğünü, “...” ibaresini bu tarihten itibaren aktif bir şekilde kullandığını, “...” ibareli markanın 2018 yılında tescil edildiğini, müvekkilinin davalı taraftan çok daha önce bu ibareyi kullanmaya başladığını, seri marka iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve iş bu davada dinlenemeyeceğini, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, müvekkiline ait markanın asıl unsurunun “...” ibaresi olduğunu, tescil kapsamındaki 43. Sınıfta doğrudan veya dolaylı bağlantısı bulunmadığını, “...” ibaresinin markasal ayırt ediciliğin yüksek olduğunu, 43. Sınıf hizmetlerindeki tüketicilerin ortalama düzeyde bulunduğunu, markaların benzer marka olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalı firmanın "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markasınında emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu, davacı taraf daha önceden tescilli olan markalarına bağlı müktesep hak iddiasında bulunmuş ise de, ... ibareli 5 yılı geçen tescilli markaları olmadığı, müktesep hak koşullarından da yararlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin, tarafları ve konuları birebir aynı olan uyuşmazlık hakkında tanzim edilen emsal raporda markalar arasında benzerlik bulunmadığı yönündeki görüşün dikkate alınmadığını, dava konusu markada yer alan ... sözcüğünün ayırt edici niteliğine değinilmeden ve iş bu yöndeki beyanlar göz ardı edilerek karar verildiğini, ... ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf, ima edici ve dolaylı tanımlayıcı özellikte olduğunu, hükmün eksik inceleme ile kurulduğunu, kararın hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalı firmanın "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, markalar arasında emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, diğer yadan davacının müktesep hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.