T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1105 - Karar No:2026/493 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1105 KARAR NO : 2026/493 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : 2025/287 E-2025/551 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 29/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2026 Eser sözl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/1105 - Karar No:2026/493 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1105 KARAR NO : 2026/493 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : 2025/287 E-2025/551 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 29/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; davalı hakkında 21.06.2021 tarihli, 58.772,53 TL tutarlı, muaccel fatura alacağından bakiye 44.422,53 TL borç ödenmediğinden Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2021/14251 sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmesinden sonuç alınamadığını, müvekkilinin ... ünvanlı iş yerinde faaliyet gösterdiğini, dorse, römork, yarı römork ve tanker yedek parça imalatı, tamir ve bakım faaliyetlerini yürüttüğünü, faturada da belirtilen davalıya ait ... plakalı kazalı aracın tanker tamiratını yapıp, davalıya 21.06.2021 tarihli, KDV dahil 58.772,53 TL tutarlı fatura ile teslim ettiğini, davalının beyanları ile müvekkilini sürekli beklettiğini, ancak aradan geçen süre zarfında bakiye alacağa ilişkin ödeme yapılmaması nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin tamirini yaptığı davalıya ait ... plakalı aracın Erzincan ilinde karışmış olduğu trafik kazasının sonrasında alınan ekspertiz raporu ve hasar değerlendirmesi sonucunda müvekkiline ait iş yerinde tamiri yapılarak davalıya teslim edildiğini, akabinde 16.06.2021 tarihinde whatsapp üzerinden müvekkili ile davalı muhasebe çalışanı ...'ın yazışmasındaki "53.919,75+KDV keselim faturayı abi" şeklindeki talimatı ile tamir ücretine ilişkin fatura kesim meblağı da belirtilmek suretiyle fatura tanzim edilmesinin müvekkilinden istendiğini, yine 21.06.2021 tarihinde yapılan whatsapp yazışmasında; davalı çalışanının talimatı üzerine müvekkili tarafından takip konusu e-fatura tanzim edilerek gönderildiğini, bu faturayla davalının yansıtma faturası kesmek suretiyle kaskolu olduğu ... Sigorta A.Ş.'den hasar bedeli olan ödemeyi tahsil ettiğini, ancak müvekkilinin emek ve ifa ettiği hizmetin bedelini müvekkiline ödemediğini, davalının borca ve takibe itirazları ile fatura içeriğini bilmediğine ilişkin beyanlarının süre kazanmaya yönelik olduğunu, dosyaya sunulan fotoğraflardan da açıkça anlaşılacağı üzere aracın tamirinin müvekkiline ait iş yerinde müvekkili tarafından yapıldığını, öne sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibinin haksız olduğunu, taraflar arasında cari hesap ilişki bulunduğunu, davacı nezdinde gerçekleştirilen tamirat-onarım işleminin cari hesaba kaydedildiğini, borç ve alacak miktarları karşılaştırıldığında müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını ve hatta alacaklı olduğununu görüleceğini, cari hesap ve defterlerinin incelenmesi anlaşılabileceğini, davacı tarafın, müvekkili ile olan cari hesap ilişkilerini göz ardı ederek haksız icra takibinde bulunduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, menfaat elde etme güdüsü ile haksız ve kötü niyetli dava yoluna gidildiğini, müvekkiline ait ticari defter, cari hesap kayıtlarının incelenmesi ile haklılığın ortaya çıkacağını, savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 08/03/2023 tarih, 2021/790 E-2023/158 K sayılı kararı davalı vekilince istinaf edilmiş olmakla, Dairemizin 27/03/2025 tarih, 2023/493 esas ve 2025/368 karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine ilk derece mahkemesince: Mahkemece aldırılan 02/06/2022 tarihli ve 14/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda, takip konusu faturanın tarafların kayıtlarında yer aldığını belirttiği, takip konusu fatura için fatura tarihinden sonra yapılmış bir ödeme bulunmadığının tespit edildiği, davalı yan her ne kadar davacı alacağına konu fatura bedelinin ödendiğini belirtmiş ise de, takibin taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan olan 21/06/2021 tarihli 58.772,53 TL tutarlı faturaya dayalı olarak yapıldığı, bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu tüm faturaların karşılaştırılarak en eski tarihli faturadan itibaren davalı yanca yapılan ödemelerin mahsuplaşılması sonucu davalı tarafından bu faturadan sonra ödeme yapıldığına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, bu haliyle davalının ödeme iddiasının usulüne uygun deliller ile ıspatlanamadığı anlaşılmakla, davacının her iki tarafın defter ve belgelerinde yer alan 44.422,53 TL alacaklı olduğu görülmüş bu durum karşısında davacının asıl alacak yönünden takipte haklı olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği , takip konusu faturaya dayalı alacak likit (bilinebilir, belirlenebilir) olduğundan ve takip tarihi gözetilerek İİK'nun 67/2 maddesi gereğince hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair Mahkememizden verilen 08/03/2023 tarih ve 2021/790 E., 2023/158 K., sayılı gerekçeli kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 27. Hukuk Dairesi'nin 27/03/2025 tarih ve 2023/493 E., 2025/368 K., sayılı ilamıyla "...Somut olayda davacı yüklenici, davalı iş sahibi olup, taraflar arasında davalıya ait araçların tamir edilmesi vs. ilişkin süregelen bir ilişki bulunduğu çekişmesizdir. Davacının ... plaka sayılı kazaya uğrayan aracı tamir ettiğini, iş bedeline ilişkin 21.06.2021 tarihli KDV dahil 58.772,53 TL tutarlı fatura bakiyesi 44.422,53 TL'nin ödenmediğini öne sürerek bakiye alacağın tahsili için faturaya dayanılarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini dava ettiği, davalı tarafça tamiratın yapılmadığı ve eksik/ayıplı ifa edildiği savunulmayıp, yaptığı ödemelerin davacının iş bedellerinden fazla olduğu savunulmakla ispat yükü davalı tarafta olup, yemin deliline de dayanıldığı halde mahkemece davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yemin teklif etme hakkı hatırlatılmaksızın eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü...." denilerek kaldırılmakla dosyanın mahkemeye gönderildiği ve yukarıdaki esası aldığı, davalı vekili tarafından 17/09/2025 tarihli celsede davacı yana yemin teklif edilmeyeceğinin beyan edildiği, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Gerçek dışı iddialar ileri sürülerek, maddi kazanç beklentisi güdülerek ikame olunan dava neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili şirketin, davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını ,dolayısıyla, müvekkili aleyhine; maddi menfaat güdülerek başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, müvekkili ile davacı arasında cari hesap ilişki bulunduğunu, cari hesabın, bir ürün ya da hizmet satışı yapan ve o ürün ve hizmeti alan kişinin para, mal, hizmet ve diğer hususlardan dolayı birbirlerindeki alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçmesi ve bunları hesap kesim tarihinde ödemek üzere kaydettikleri hesap olarak işlev gördüğünü, ayrıca davacının iddia ettiği; müvekkilinin, bugün-yarın ödeme yapacağı denilerek geçiştirildiği hususu kurgudan ibaret olup gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin bu yönde herhangi bir beyanı olmadığını, davacı tarafın, beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dava kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olduğunu, öyle ki; 14.12.2022 tarihli bilirkişi raporu cari hesap ilişkisi gözetilmeden tanzim edildiğini, taraflarınca bu durumun kabulünün mümkün olmadığının da ayrıca belirtildiğini, esasen davacı nezdinde gerçekleştirilen tamirat-onarım işlemi cari hesaba kaydedildiğini 17.08. 2022 tarihli bilirkişi raporunda; borç ve alacak miktarları karşılaştırıldığında müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı, hatta müvekkili şirketin alacaklı konumda olduğu müvekkili şirketin incelenen ticari defter ve belgeleriyle açıkça ortaya konulduğunu, takibe konu fatura tarihinden sonra müvekkili şirketin davacıya herhangi bir ödemede bulunmadığı yönündeki raporun yerinde olmadığını zira müvekkili ile davacı arasında görülen ilgili işin, ön ödemeli bir biçimde yapıldığını, ticari pratiğin olağan işlemlerinden olan ön ödemenin; işi yüklenenin işe başlamadan aldığı ve maddi anlamda elinin güçlendirilip süratli bir biçimde işin sonuca varmasının sağlandığı bir yöntem olduğunu,bu hususun müvekkili aleyhine işletilmesinin söz konusu olamayacağını ,dolayısıyla takibe konu fatura tarihinden sonra müvekkili şirketin davacıya herhangi bir ödemede bulunmadığı hususunun kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın, müvekkili şirket ile olan cari hesap ilişkilerini göz ardı ederek haksız icra takibinde bulunduğunu , borç ve alacak miktarları karşılaştırıldığında müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı ve hatta müvekkilinin alacaklı konumda olduğu müvekkili şirketin incelenen ticari defter ve belgeleri ile açıkça ortaya konulduğunu, müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine alacaklı konumda olduğunu, maddi menfaat elde etme güdüsü ile haksız ve kötü niyetli dava yoluna gidildiğini, müvekkili şirkete ait ticari defter, cari hesap kayıtlarının incelenmesi ile haklılıkları ortaya çıkmasına rağmen hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep eetmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.034,50 TL istinaf karar harcından peşin alınan 758,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.275,88 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 29.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır