T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/167 KARAR NO :2026/261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/10/2025 NUMARASI :2025/15 Esas 2025/774 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:18/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/167 KARAR NO :2026/261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/10/2025 NUMARASI :2025/15 Esas 2025/774 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:18/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin işvereni ... A.Ş. olan yüklenicisi bulunduğu ... 17. Km'de bulunan iş sahasında inşa edeceği güneş enerişisinden elektrik üreten sistem yapım işine istinaden, iş sahasında doğması muhtemel bazı zararlar için ilgili sahayı davalı şirketten montaj konulu poliçe ile sigorta ettirdiğini bu sigortanın ticari usullerde all risk olarak tabir edilen ve bütün riskleri kapsayan bir sigorta türü olduğunu kamera kayıtlarından da görüleceği üzere 08/12/2015 tarihinde gece 03:00 sularında bir grup kimliği anlaşılmayan şahıs tarafından müvekkilinin inşasını sürdürdüğü yaklaşık 80.000 metre kare genişliğindeki iş sahasının arka tarafına geldiklerini, 2 metre ve 5 metre yüksekliğindeki telleri kesip devirerek inşaat sahasına girdiklerini muhtelif bölgelerden yaklaşık 8000 metre uzunluğunda kabloyu aldıklarını, sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından hazırlatan ekspertiz raporları uyarınca müvekkilinin KDV dahil toplam zararının 229.407,70 TL olduğunun açıkça belli olduğunu belirterek 229.407,70 TL'nin başvurunun tebliğ tarihi olan 14/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, her türlü yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu olayda hırsızlık eylemlerinin öğrenildiği tarihin 08/12/2015 tarihi olduğunu, zaman aşımının başlangıç süresinin 5 günlük ihbar süresinin ilavesi ile 14/12/2015 tarihi olduğunu, hırsızlık olayının müvekkili şirkete 15/12/2015 tarihinde ihbar edildiğini, davacı tarafın aynı hırsızlık olayına dayalı olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile 50.000,00 TL'lik kısmını müvekkili şirketten montaj sigorta poliçesinden tahsili için Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/587 esas sayılı dosyası ile 16/11/2016 tarihinde açtığı davanın hukuki yarar nedeniyle usulden reddedildiğini, davacının aktif dava ehliyetine haiz olduğunu ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davaya konu hasarla ilgili yapmış olduğu inceleme ve araştırmalar sonucunda inşaat sigortası genel şartları ve hırsızlık rizikosu kapsamında yapılan değerlendirmelerde inşaat sahası çevresinin minimum 2 metre yüksekliğinde tel/çit ve/veya panel ile kapatılmış/çevrelenmiş olması ve malzemelerin kilitli depolarda ve 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması şartının yerine getirilmediğini ve ayrıca "geçici kabulü yapılan kullanıma açılan tamamlanan kısımlar ile ilgili teminat sona erecektir" özel şartı uyarınca davacıya tazminat ödeme imkanı bulunmadığından sigortalının hasar tazmin talebini reddettiğini belirterek zaman aşımı definin kabulü ile davanın bu miktar için zaman aşımından reddine, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın husumet yönünden reddine, müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın esastan da reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI :İlk Derece Mahkemesi'nin 21/01/2021 tarihli kararı ile; " ...Hırsılık olayının meydana geldiği, zararın 229.407,70 TL olduğu dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre sabittir. Taraflar arasındaki esas uyuşmazlık hırsızlık olayının olmaması için poliçede belirlenen nitelikte önlemin alınıp alınmadığıdır. Dosyada bulunan fotoğraflardan anlaşılacağı üzere dava konusu hırsızlığın gerçekleştiği şantiye alanının tel örgülerle kapalı olduğu, hırsızların öncelikli olarak bu tel örgüyü kesmek suretiyle alanın içerisine girdiği, hırsılığa konu olan eşyaların kapalı depoda bulunduğu, güvenlik görevlisinin mevcut olduğu bu haliyle davacının gerekli güvenlik önlemlerini almış varsayıldığı, hırsızlık nedeniyle meydana gelen zararın sigorta poliçe kapsamında olduğu kanaatine varıldığı "gerekçesi ile davanın kabulü ile 229.407,70 TL’nin 14.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Verilen karar davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 20/11/2024 tarihli kararı " ...Davalı yan öncelikle husumet itirazında bulunmuş olup mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı vekili her ne kadar sigortalı işverenin açılan davaya ve sigorta tazminat bedelinin davacıya ödenmesine muvafakat ettiğini, bu kapsamda " davacı ... A.Ş'ye ... numaralı 08/12/2015 tarihinde oluşan hırsızlık hasarından dolayı ödenecek tazminat tutarından muvafakat ettiklerini, masrafların ... A.Ş. tarafından karşılandığını, hasar ödemesi tutarının davacı ... A.Ş. ödenmesi uygun olacağı" yönünde sigortalı işveren tarafından verildiği iddia olunan ve hasar dosyasına sunulan 18/07/2016 tarihli dilekçe ibraz edilmiş ise de söz konusu dilekçenin dava dışı sigortalı işverene ait olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmadan, sigortalıya sorulmadan eksik inceleme karar verilmesi hatalı olmuştur. ...Somut olayda hırsızlık vakıasına konu kabloların bir kısmı kilitli depoda muhafaza edilen kablolar iken diğer bir kısım ise iş sahasında kanallara serili halde bulunan kablolar olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere her ne kadar inşaat sahası çevresinin 2 metre tel örgü üzeri jilet tel ile çevrili olduğu ve şantiye güvenliği iki bekçi tarafından sağlanmış ise de çalınan kabloların bir kısmı kilitli depolarda bulunmadığından iş sahasında kanallara serili halde çalınan kablolar yönünden belirlenecek hasarın poliçe özel şartları uyarınca teminat dışı kaldığı kabulü gerekir. O halde mahkemece, bilirkişi heyetinden alınacak ek rapor ile dosyaya sunulan hasar dosyası, ekspertiz raporu üzerinde inceleme yapılarak sadece depo içerisinde çalınan kablolar yönünden zarar miktarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çalınan tüm kabloların kapalı depoda bulunduğu kabul edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.... Buna göre Karaman Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davasında talep edilen 50.000,00 TL ile davalı tarafça kabul edilen 95.248,39 TL olmak üzere toplam 145.248,39 TL alacak yönünden zamanaşımı süresi dolmadığı, bakiye 84.159,31 TL alacak talebinin ise dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı konusunda değerlendirme yapılmadan işin esasına geçilmesi hatalı olmuştur. " gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir.Kaldırma kararı sonrası ilk Derece Mahkemesi'nin 09/10/2025 tarihli kararı ile "...Hırsılık olayının meydana geldiği, toplam zararın 229.407,70 TL olduğu dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre sabittir. Taraflar arasındaki esas uyuşmazlık hırsızlık olayının olmaması için poliçede belirlenen nitelikte önlemin alınıp alınmadığıdır. olayda hırsızlık vakıasına konu kabloların bir kısmı kilitli depoda muhafaza edilen kablolar iken diğer bir kısım ise iş sahasında kanallara serili halde bulunan kablolar olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere her ne kadar inşaat sahası çevresinin 2 metre tel örgü üzeri jilet tel ile çevrili olduğu ve şantiye güvenliği iki bekçi tarafından sağlanmış ise de çalınan kabloların bir kısmı kilitli depolarda bulunmadığından iş sahasında kanallara serili halde çalınan kablolar yönünden belirlenecek hasarın poliçe özel şartları uyarınca teminat dışı kaldığı kabul edilmiştir.Yukarıda belirtilen istinaf kararındaki gerekçeler doğrultusunda, toplam 145.248,39 TL alacak yönünden zamanaşımı süresi dolmadığı, bakiye 84.159,31 TL alacak talebinin ise dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolması nedeniyle davacının talep ettiği 84.159,31 TL yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine kakar verilmiştir.Teminat kapsamında olan hasarın belirlenmesi için bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. Bilirkişilerce sunulan ek rapora göre, yalnız depo/fambar alt kümesi yönünden ve 08.12.2015 olay tarihi rayicine göre yapılan hesapla, ... tek damarlı bakır kabloların malzeme bedeli 105.013,88 TL (KDV hariç) olarak belirlenmiştir. Poliçe muafiyet şartı başlığı altında hırsızlık olayı başına %10 (asgari 5.000,00 Euro ) olacak şekilde muafiyet uygulanması gerektiği belirtildiğinden bişlirkişilerce bulunan 105.013,88 TL’den 5.000 Euro karşılığı olan (olay tarihinde 1 Euro efektif satış kuru 3,1223 TL) toplam 15.661,50 TL zarardan mahsup edilmiş ve davacının 89.352,38 TL üzerinden davanın kabulüne, davacının talep ettiği bakiye 55.896,01 TL yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Davalı her ne kadar sovtaj indirimi yapılmasını talep etmiş ise de; istinaf kararı doğrultusunda sadece depo içerisinde muhafaza edilen kablolar yönünden hespalama yapılmış olup, bu kablolar makaraları ile birlikte hırsızlanmış olup geriye hesaplanacak herhangi bir sovtaj kalmadığından sovtaj indirimi yapılmamıştır. KDV dahil hesaplama yapılabimesi için özel şartlarda düznenenen yansıtma faturası ve KDV indirimine konu etmeme şartları gerçekleşmediğinden KDV hariç hesaplama yapılmıştır. " gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 89.352,38 TL’nin 14.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının talep ettiği bakiye 55.896,01 TL yönünden davanın reddine, davacının talep ettiği bakiye 84.159,31 TL yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davaya konu edilen olay kapsamında teminat dışında bırakılan kısım açısından, işin yapılması neticesine hizmet etmek amacıyla kanallara serilen kabloların mesai saatinin bitimin ardından kilitli depolara kaldırılmasının beklenmesi işin niteliği gereği mümkün olmadığını, zira, mezkur kabloların serileceği iş sahası bir elektrik santrali olup 80.000 metrekarelik bir alan söz konusu olup müvekkil şirket üzerine düşen her türlü önlemi aldığını, poliçede düzenlenen teminat şartlarına eksiksiz riayet ettiğini, müvekkil şirketçe mallar 2 metre ve ikinci bir hat olarak 5 metre (İkinci hatta ilişkin poliçede hüküm bulunmamaktadır.) yükseklikte tel çitlerle çevrildiğini, güvenlik kamerası ve bekçi tarafından korunan bir alanda muhafaza edildiğini, işin yürütülmesi esnasında ise kablolar bahsedilen güvenlik tedbirleri ile korunmakta olan kanallara serilmek için kilitli depodan çıkarıldığını, bu itibarla, işin niteliği doğası, teknik şartları ve uygulama açısından hükümde öngörülmekte olan tedbirin alınabilmesine imkan bulunmadığını,İlgili zamanaşımı sürelerinin ne zaman başladığı ve tabiatı ile sürenin ne zaman kesildiğine dair yerel mahkemeye 10.07.2019 günlü dilekçemiz içerisinde sunulan sürelere dair detaylı izahatı içerir tabloyu sunduklarını, müvekkil şirket, davalı sigorta şirketine gönderdiği KDV dahil 229.407,70-TL'nin tahsilini ihtar eder bildirim ile zamanaşımını apaçık kesildiğini, müvekkilimizin alacağının hiçbir şekilde zamanaşımına uğramadığını, davalı sigorta şirketinin tüm oyalamaları, sigorta şirketi ile müvekkil arasında yapılan mail yazışmaları (yerel mahkeme dosyası müderacatındadır) ve müvekkilce noter aracılığı ile yapılan ihtar, zamanaşımını kesen sürelerden sayıldığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, sigortalı iş yerinde meydana gelen hırsızlık neticesinde oluşan hasarın sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre, sigortalı dava dışı işveren ... A.Ş.nin ... adresinde bulunan, davacı yüklenicinin yapmakta olduğu jeneratör inşaat/montajı işine ilişkin iş sahasının sigorta ettiren davacı şirket tarafından 01/12/2015-21/03/2016 tarihleri kapsar şekilde davalı sigorta şirketi nezdinde ... Poliçesi ile sigortalandığı, 08/12/2015 tarihinde iş sahasında bulunan bir kısım kabloların çalındığından bahisle uğranılan zararın sigorta poliçesi kapsamında tazmini talebinin, davalı sigorta şirketince reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalının husumet itirazı yönünden dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece, sigortalı işverene açılan davaya ve sigorta tazminat bedelinin davacıya ödenmesine muvafakat edip etmediği sorulmuş olup açılan davaya muvafakat ettiklerini ve dosyaya sunulan muvafakate ilişkin dilekçenin de kendileri tarafından düzenlendiği bildirilmiştir.Hasarın Teminat Kapsamında Kalıp Kalmadığı Yönünden ;Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının “A.2. Sigorta Bedelinin Kapsamı” maddesindeki "Sigorta sözleşmesine, teminat altına alınacak kıymetlerin muhafazası için özel hükümler konabilir. Bu takdirde sigortacı, söz konusu kıymetlerin sigorta sözleşmesinde öngörülen şekillerde saklanmadığını ispat etmedikçe tazminat ödemekten kaçınamaz. " hükmü uyarınca taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinin 7. Sayfasında hırsızlık teminatı ile ilgili olarak konulan özel şarta göre ; "hırsızlık riski; inşaat sahası çevresinin minimum 2 metre yüksekliğinde tel/çit ve/veya panel ile kapatılmış / çevrelenmiş olması ve malzemelerin kilitli depolarda ve 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması ön şartı ile temin edilmiştir. aksi halde teminat geçersiz olacaktır.” şeklinde kararlaştırılmıştır. Söz konusu özel şart uyarınca, davacının yüklenici bulunduğu inşaat sahasında hırsızlık teminatından yararlanabilmesi için ; ilk olarak inşaat sahası çevresinin minimum 2 metre yüksekliğinde tel/çit/çit ve/veya panel ile kapatılmış/ çevrelenmiş olması, ikinci olarak malzemenin kilitli depolarda bulundurulması ve son olarak 24 saat bekçi gözetiminde bulundurulması şartlarının birada bulunması gerekmektedir.Davalı vekili her ne kadar poliçede düzenlenen teminat şartların eksiksiz riayet edildiğini, işin mahiyeti gereği araziye serilen kabloların tekrar kilitli depolarda muhafaza edilmesi mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de dayanak yapılan poliçede yukarıda ifade edildiği üzere kilitli depolarda muhafaza edilmeyen malzemelerin teminat kapsamı dışına bırakıldığı görülmüştür.6102 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce gerçekleştirilen sigorta poliçelerinde aydınlatma yükümlülüğü, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 11/9. bendindeki düzenleme kapsamında, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümleri kapsamında gerçekleştirilmektedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 11/9. bendinde, bilgilendirilmeye ilişkin hükümlerin yönetmelikte düzenleneceğine yer verilmiştir. Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik ise, 28.10.2007 tarihli Resmî Gazetede yayınlanmış, yönetmeliğin “3”. maddesinde, yönetmeliğin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 11. maddesinin üçüncü fıkrasına göre dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir. Ancak somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 1423. Maddesidir. Çünkü tazminat talep edilen sigorta sözleşmesi ( 01/12/2015 tarihli) daha sonraki tarihlidir. (emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/16351 Esas, 2017/8265 Karar ve 27.09.2017 tarihli ilamı vb).Sigortacının borç ve yükümlülükleri arasında, “Aydınlatma Yükümlülüğü” TTK'nın 1423. maddede düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin karşılığı, 6102 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kaldırılan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun' da mevcut değildir. 6102 sayılı TTK' nun 1423 maddesi " (1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. (3)Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemesini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler" hükmüne yer verilmiştir .Yukarıda açıklanan madde hükmüne göre poliçenin sigortalıya tesliminden sonra sigortalı tarafından 14 gün içinde itiraz edilmemişse geçerli hale geleceği düzenlenmiştir. Somut olayda, sigortalının poliçenin düzenlendiği 01/12/2015 tarihinden itibaren 14 gün içerisinde "kilitli depoda muhafaza edilmeyen malzemelerin" teminat kapsamına alınmamasına yönelik bir itirazı bulunmadığı gibi bu yönde çekince koyduğu ispata elverişli deliller ile ispatlanamamıştır. O halde hırsızlık vakıasına konu kabloların bir kısmı kilitli depoda muhafaza edilen kablolar iken diğer bir kısım ise iş sahasında kanallara serili halde bulunan kablolar olduğu anlaşılmakla iş sahasında kanallara serili halde çalınan kablolar yönünden bilirkişilerce belirlenen hasar bedelinin poliçe özel şartları uyarınca teminat dışı kaldığından bahisle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Zamanaşımı Yönünden:6102 Sayılı TTK'nın 1420. Maddesi ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.''1427. Maddesi ise ''... (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. ... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükmünü düzenlemiştir.Mal sigortalarında TTK'da ayrı bir hüküm olmadığından sigorta hukuku genel hükümlerdeki bu madde mal sigortalarında da uygulanır.Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.I. 1/1. maddesine göre sigorta ettiren/sigortalı, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmakla yükümlüdür.6102 Sayılı TTK ve Yangın Sigortası Genel Şartları hükümleri birarada değerlendirildiğinde; sigorta tazminatının rizikonun gerçekleşmesinden itibaren 5 günlük süre içerisinde yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı, 5 günlük süre içerisinde ihbar yapılmamış olması halinde 45 günlük sürenin 5 günlük ihbar süresinden sonra başlayacağı sonucuna varılmaktadır. TTK 1427/4. maddesinde yer alan "borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer" hükmü gereğince sigorta tazminatı bakımından muacceliyet tarihi aynı zamanda temerrüt tarihidir.Öte yandan Türk Borçlar Kanunun 154.maddesinde zamanaşımını kesen durumlar açıklanmıştır. Hükme göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmi ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi, alacaklının dava veya defi yoluyla hakeme veya mahkemeye başvurması, icra takibinde bulunması ve iflas masasına başvurması hallerinde zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre başlar (TBK m.156/1).Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; rizikonun 08/12/2016 tarihinde gerçekleştiği, 15/12/2016 günü sigorta şirketine ihbar edildiği, birinci eksper raporunun 19/04/2016, ikinci kesin eksper raporunun 15/08/2016 tarihinde düzenlendiği, ekspertiz raporu uyarınca hasarın teminat kapsamında olmadığından talebin reddine karar verildiği, davalının ödeme konusunda alacağı zamanaşımına uğratma gayesiyle davacıyı oyalama kastı olduğuna ilişkin dosyaya sunulmuş bilgi ve belge olmadığı, dolayısıyla davalının zamanaşını define dayanması TMK 2. Maddesi kapsamında iyiniyet kuralına aykırılık oluşturmadığı görülmüştür. Buna göre 5 günlük ihbar süresinin bitiminden itibaren 45 gün sonrasında yani 27/01/2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu, işbu davanın 19/02/2018 tarihinde açıldığı, diğer yandan davacı taraf aynı hırsızlık olayına dayalı olarak HMK 107. Maddesi kapsamında şimdilik 50.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/587 E.Sayılı dosyası ile 16.11.2016 tarihinde açtığı belirsiz alacak davasının, sigorta ettiren davacının dosya kapsamı itibariyle alacağını belirlemesi mümkün olup böyle bir durumda belirsiz alacak davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. Bu durumda davacının davaya konu ettiği talepler içerisinde yer alan 50.000,00 TL ve fer’ileri yönünden davacı sigorta ettiren davalı aleyhine zamanaşımı süresi içinde Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/587 E.Sayılı dosyası ile dava açtığından, açılan dava ile dava edilen alacak yönünden TBK 154 ve 156 maddeleri uyarınca kesilen zamanaşımı aynı sürede 16/11/2016 tarihinde yeniden işlemeye devam ettiğinden dava tarihi itibariyle davacının işbu davada talep ettiği zarar kalemleri içerisinde yer alan 50.000,00.-TL ve fer’ileri için zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davacının 50.000,00 TL dışındaki diğer talepler yönünden ise davacı vekili, davalı tarafın davacıya toplam 95.248,39 TL teklifte bulunduğunu beyan ederek buna ilişkin tazminat makbuzu ve temliknameler dosyaya sunulmuştur. Dosyaya sunulan ve davalı tarafça itiraz edilmeyen e-mail içeriklerine göre davalının bir kısım tazminat ödemeyi kabul ettiği, teklif edilen tazminat tutarının kabul edilmesi durumunda 01/09/2016 tarihli 54.659,00 TL ile 38.699,39 TL tazminat makbuzu ve temlikname düzenlendiği görülmüştür.TBK m. 154/1'e göre borçlunun borcunu kabul ettiğini gösteren, borcun kısmen ödenmesi, güvence verilmesi gibi fiiller bizzat borçlu tarafından veya onun onayı ile üçüncü şahıs tarafından yapıldığı takdirde zamanaşımı kesilir. Davalı tarafça, talep edilen alacağın tamamı kabul edilmemiş, sadece 95.248,39 TL'lik kısmı kabul edildiğine göre kabul edilen miktar bakımından zamanaşımının 01/09/2016 tarihinde kesildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda TBK 154 ve 156 maddeleri uyarınca kesilen zamanaşımı aynı sürede 01/09/2016 tarihinde yeniden işlemeye devam ettiğinden dava tarihi itibariyle davacının işbu davada talep ettiği zarar kalemleri içerisinde yer alan toplam 95.248,39 TL ve fer’ileri için zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Buna göre Karaman Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davasında talep edilen 50.000,00 TL ile davalı tarafça kabul edilen 95.248,39 TL olmak üzere toplam 145.248,39 TL alacak yönünden zamanaşımı süresi dolmadığı, ancak dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda bakiye 84.159,31 TL alacak talebinin ise dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolması nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/02/2026