T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/56 KARAR NO : 2026/367 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/01/2025 NUMARASI : 2024/731 2025/18 DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/56 KARAR NO : 2026/367 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/01/2025 NUMARASI : 2024/731 2025/18 DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair verilen ek karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, uzun yıllardır Orta Doğu bölgesine ve Birleşik Arap Emirliklerine asansör ve asansör parçaları ihracatı yapmakta olduğunu, müvekkili şirket ile müvekkilimin müşterisi olan dava dışı ... ... firması arasında 15.12.2023 tarihinde asansör parçaları ihracatı için anlaşma yapıldığını, işbu anlaşmaya istinaden, müvekkilinin mallarını gemiye yükleneceğini, konişimentonun müvekkili tarafından düzenleneceğini, dava dışı ... ... firmasına gönderileceğini, müvekkili şirketin, müşterisine teslim için davalı şirket ile 21.03.2024 tarihinde mail üzerinden bir taşıma sözleşmesi düzenlediğini, işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirketin davalı şirkete teslim ettiği kargoyu bildirdiği ‘’...’’ adresine teslim etmeyi, müvekkili şirketin ise taşıma ücretini ödemeyi üstlendiğini, müvekkilinin üzerine düşen ödeme edimini ifa ettiğini, buna karşılık davalı şirketin, sözleşme ile taşımayı üstlenilen eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etme yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydı ile alacağın ve faizlerinin tam miktarı bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağından şimdilik; davalıya ihtarnamenin tebliği tarihi olan 13.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte 100 TL, yeni evrak basım bedeli, davalıya ihtarnamenin tebliği tarihi olan 13.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte 100TL, geç teslim alma bedeli, davalıya ihtarnamenin tebliği tarihi olan 13.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte 100 TL, demuraj ücreti, davalıya ihtarnamenin tebliği tarihi olan 13.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte 100 TL yeniden kargoya gönderim bedeli olmak üzere toplam 400 TL alacağın ve ayrıca manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; yetki ilk itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin adresinin "15 Temmuz Mah. ... Cad. No:.. Bağcılar/İstanbul" olmakla davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, öncelikle davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, davanın yetki yönünden usulden reddine ve talep hâlinde dosyanın yetkisizlikle Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 09.01.2025 tarihli, 2025/18 K sayılı kararıyla; "1-Davaya konu uyuşmazlığı incelemeye yetkisinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğundan MAHKEMİZİN YETKİSİZLİĞİNE, 2- Karara karşı 2 hafta süresi içinde kanun yoluna başvurulmaz ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye talep edenin başvurup talepte bulunması halinde dosyanın yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine; süresi içerisinde talepte bulunulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin talep edene ihtarına (ihtar edildi)" şeklinde yetkisizlik kararı verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU EK KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 20. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda verilen 10.10.2025 tarihli ek kararla; "...HMK'nun 20.maddesine göre; Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (iki hafta) süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir. Mahkememizden verilen 10/10/2025 tarih ve 2024/731 Esas Esas, 2025/18 Karar sayılı kararı görevsizlik kararı 09.09.2025 tarihi itibariyle kesinleşmiş olduğu ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediğinden mevcut dosya kapsamına göre yukarıda anılan yasa maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına.." gerekçesiyle, HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ayrı ayrı vekalet ücretlerinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine açılan taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında mahkeme tarafından yetkisizlik kararı verildiğini, yasal süre içerisinde yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği gerekçesiyle ek karar ile HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, ancak mahkeme ek kararının eksik inceleme sonucunda verildiğini, manevi tazminat talebi yönünden davalının kendisini vekille temsil ettirdiği gerekçesiyle AAÜT 7/1 maddesine göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi şeklinde hüküm kurulduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, harcı ikmal edilmeyen manevi tazminat talebinin yok hükmünde olduğunu, vekalet ücretine karar verilemeyeceğini, mahkemenin 15.10.2024 tarihli tensip tutanağının 15. bendi ile eksik harcın tamamlanması için süre verildiğini, manevi tazminata ilişkin harcın ikmal edilmediğini, ek kararda yargılama giderlerine hükmedildiğini ancak yargılama giderlerinin eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğundan istinaf edildiğini, manevi tazminat yönünden harcın yatırılıp yatırılmadığının denetlenmediğini, mahkeme tarafından davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, harcı yatırılmayan bir talebin varlığından söz edilemeyeceğini, Harçlar Kanunu 30 ve 32. maddelerinin davanın veya talep kaleminin yargılamaya konu olabilmesi için harcın eksiksiz yatırılmasını zorunlu kıldığını, söz konusu süre içerisinde harç tamamlanmadığından manevi tazminat talebinin hukuken hiç ileri sürülmemiş sayılacağını, Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas, 2024/226 Karar ve 25.12.2024 tarihli 14.03.2025 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan kararı ile manevi tazminat davalarında reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğunu, iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi benimsenmiş olsa da istisnasının olduğunu, özellikle derdest davalarda derhal uygulanması gerektiğini, Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin kararının esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar mahkemenin buna uymak zorunda olduğu hükmünü içerdiğini, henüz kesinleşmemiş derdest davalarda uygulanması gerektiğinin defalarca vurgulandığını iddia ederek, ek kararın manevi tazminat talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair hükmü ile davalı lehine hükmedilen 30.000,00 TL vekalet ücretine ilişkin 7 numaralı hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşımadan kaynaklanan zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda HMK'nın 20/1 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar verilmiş; bu ek karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, HMK'nın 20. Maddesinin 1.fıkrasının son cümlesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararda yargılama aşamasında harcı karşılanmayan manevi tazminat yönünden davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla harca esas değer 400,00 TL gösterilerek dilekçenin sonuç bölümünde, 100,00 TL'nin evrak basım bedeli, 100,00 TL'nin geç teslim alma bedeli, 100,00 TL demuraj ücreti, 100,00 TL'nin yeniden kargoya gönderim bedeli olmak üzere toplam 400,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi içeriğinde; manevi tazminat tutarı olarak 300.000,00 TL gösterilmiştir. Mahkemenin 15.10.2025 tarihli tensip tutanağının 15 nolu ara kararı ile davacı vekiline, 300.000,00 TL manevi tazminat talebi yönünden eksik harcı tamamlatmak üzere bir haftalık kesin süre verilmesine, (5.123,25 TL) verilen kesin süre içerisinde eksik harcın ikmal edilmemesi hâlinde davanın Harçlar Kanunun 30-32 maddeleri ile HMK'nın 150. maddesi kapsamında işlemden kaldırılmasına karar verileceği ihtar edilmiştir. Davacı vekilinin kabulünde olduğu üzere gerekli harç karşılanmamıştır. 09.01.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında ise mahkemece, davalı tarafın yetkisizlik itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine dair hüküm tesis edilmiştir. Yetkisizlik kararının istinaf edilmemesi üzerine karar 09.09.2025 tarihinde kesinleştirilmiştir. Taraflarca yetkili mahkemeye dosyanın gönderilmesi talep edilmemiş ve mahkemece istinaf başvuruna konu 10.10.2025 tarihli davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar verilmiştir. Mahkemenin 15.10.2024 tarihli tensip ara kararı davacı vekiline 28.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkeme ara kararı gereğince bir haftalık süre içerisinde 05.11.2024 tarihine kadar gerekli harç yatırılmamıştır. Tartışmasız olduğu üzere manevi tazminat talebine ilişkin harç karşılanmamıştır. HMK'nın 120. maddesinde, davacının yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlemesi mevcuttur. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/1. maddesi gereği nispi harç, konusu para ve para ile değerlendirilebilen şey ile ilgili davalarda hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır. HK'nın 30. maddesi uyarınca, harç yatırılmadan müteakip işlemler yapılamaz, harç yatırılıncaya kadar dosya işlemden kaldırılır.Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de, HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Somut davada, yasal süre içerisinde harç yatırılmadığı gibi verilen sürenin başlangıcı olan 05.11.2024 tarihinden itibaren üç ay içerisinde herhangi bir işlem yapılmamış olduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında davacının açmış olduğu manevi tazminata ilişkin alacak yönünden davanın 05.01.2025 tarihinde açılmamış sayılması nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekecektir. Ancak mahkemece ön inceleme duruşmasında mahkemenin yetkisizliğine dair karar verilmiştir. Yasal düzenleme kapsamında yetkisizlik kararı kesinleştirilmiş olmakla birlikte dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi sonucunda yetkisizlik kararı veren mahkemece HMK'nın 20. maddesi kapsamında davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar verilmiştir. Sonuç olarak, davacın dava konusu yapmış olduğu manevi tazminat talebi ile birlikte diğer alacakları hakkında da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT genel hükümlerinin 7. maddesinde; görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret başlığı ile; " (1) Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar; davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez..." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Tarifenin 10. maddesinde; Manevi tazminat davalarında ücret başlığı ile; " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece yasal düzenlemeler kapsamında kendisini vekille temsil eden davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar harcı karşılanmayan davanın hukuken hiç var olmamış gibi o talebe bağlı ferilerden de bahsedilemeyeceği iddia edilmiş ise de yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında, harcın tamamlanmaması sonucu itibari ile açılmamış sayılmasına dair verilen hüküm de dikkate alındığında, aynı sonuç ortaya çıkacaktır. Bu nedenle aksine iddialar yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas, 2024/226 Karar ve 25.12.2024 tarihli kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 326/2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasa aykırı olduğuna ve iptaline kararın Resmî Gazete'de yayınlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Yayın tarihi 14.03.2025 dir. Dokuz ay sonra yürürlüğü girmesi kararlaştırıldığından iptal kararı 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak manevi tazminat davaları yönünden iptal edilen HMK'nın 326/2. fıkrasında; davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağına dair bir düzenlemedir. Söz konusu düzenleme yukarıda yer verildiği üzere somut davada verilen hükme uymamaktadır. Zira eldeki davada, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü- kısmen reddi söz konusu olmayıp, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istianf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, istinaf konusu vekalet ücretinin miktarı itibariyle karar kesindir.