11. Hukuk Dairesi 2024/4866 E. , 2025/2901 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..…
**11. Hukuk Dairesi 2024/4866 E. , 2025/2901 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış, ... markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/68826 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, davaya konu marka başvurusunun da kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-949 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün halinde "..." ibaresinden, davacı markalarının esas unsurunun ise "..." ibaresinden, davacı markalarında geçen "..." kelimesinin bir bütün halinde dava konusu markada yer almasının, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzerliğe sebebiyet vermeyeceği, zira dava konusu markada "...-" kelimesinin "-..." kelimesine nazaran ön plana çıkartılmadığı, ayrıca ve açıkça "...-" ibaresinin markasal kompozisyonda vurgulanmadığı, markada yer alan "-..." ibaresi her ne kadar Portekiz dilinde "Tam, kusursuz, mükemmel" gibi anlamlara gelse de, dava konusu emtiaların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, bu kelimenin Portekizce olduğunu ve "Tam, kusursuz, mükemmel" gibi anlamları bulunduğunu bilerek markayı "...-..." şeklinde kavramsal olarak ayrıştırmasının beklenemeyeceği, zira Portekizce'nin ülkemizde yaygın bilinen bir yabancı dil olmadığı, daha önce itiraza mesnet "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını, davaya konu emtia üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içinde, bu markayı, davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, davacının "..." ibareli markayı özellikle "Süt ve Süt Ürünleri" emtiaları üzerinde kullanım ve reklam yolu ile tanınmış marka mertebesine ulaştırdığı tespit edilmiş olsa bile davacıya ait "..." ibareli tanınmış marka ile davaya konu "..." markası arasında işaret benzerliği bulunmadığından, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü koşulunun da somut olayda oluşmadığı, kötüniyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun esas unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresi olduğu, başvuruda "..." ibaresinin öne çıkması ve algıyı üzerinde toplaması halinden söz edilemeyeceği, ibarenin bir bütün olarak algılandığı, Portekizce dilinin ülkemizde yaygın olarak bilinmemesi nedeniyle, uyuşmazlık konusu malların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin başvuruda yer alan "..." ibaresinin Portekizce olduğunu ve "Tam, kusursuz, mükemmel" gibi anlamları bulunduğunu bilerek markayı "...-..." şeklinde kavramsal olarak ayrıştırmasının beklenemeyeceği, davaya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı izlenim itibariyle davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi