İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilinin; davalı .... Vekilinin ve davalı TMSF vekilinin istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhine İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine başlandığ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/789 KARAR NO : 2026/17 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI : 2021/694 Esas - 2021/915 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilinin; davalı .... Vekilinin ve davalı TMSF vekilinin istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhine İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine başlandığını her iki davalının da ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı müvekkilin davalı ....'de hesabındaki tutarın TMSF'ye aktarıldığını, işbu davalının davada hasım gösterilmesinin sebebinin müvekkilinin adı geçen bankada bulunan hesabı TMSF'ye aktarmadan önce müvekkiline tebligat yapılmadığını, müvekkilinin Yunanistan'da ekonomik kriz sonrasında mevduatını çekmek için bankaya müracaat ettiğinde bankanın hesabın TMSF'ye aktarıldığı bilgisini verdiğini, vekaleten ilgili banka şubesine müracaat ettiğini ve red cevabını aldığını, TMSF'ye iki yazı ile müracaat ettikleri, her iki yazıda da red cevabı aldığını, borçluların müvekkile olan borçlarını ödemediklerini ve ödeme emrine itirazı ederek icra takibini durduklarını, itirazın iptalini, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafa ait olan dava konusu hesabın vadeli mevduat olarak açıldığını, işbu tarihten sonra hesabın vade dönemlerinde yenilendiğini, ancak davacı tarafından hesapla ilgili bir işlem yapılmadığı, herhangi bir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte Borçlar Kanunun ilgili maddesinde düzenlenen genel zamanaşımı süresi uyarınca dava konusu edilen alacağın zamanaşıma uğradığını, davacının sahibi olduğu iddia ettiği hesaplara ilişkin 1998 yılından bugüne değin bankaya başvurmadığını, görev zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınarak esasına girilmeden bu itirazları doğrultusunda davanın reddini, aksi taktirde esasa ilişkin cevapları doğrultusunda haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı TMSF vekili cevap dilekçesinde özetle; dava ve takipte husumetin müvekkili kuruma yönetilmesinin hatalı olup müvekkili kurumun pasif husumet sıfatının bulunmadığını, husumetin ilgili bankaya yönetilmesinin gerektiğini, konuyla ilgili olarak Fon kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile diğer davalı ....'den 2014 yılında Fon'a devredilen hesaplar arasında dava konusu tutar ve hesabın tespit edildiğini, devredilen hesabın devir işleminin sehven yapıldığına ilişkin davalı banka tarafından kuruma yapılmış herhangi bir başvuru bulunmadığını, bankanın yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun davranmaması, özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri nedeniyle doğacak hak kayıplarından hesap sahiplerine karşı bankanın sorumluluğunun bulunulduğunu ve söz konusu hususların müvekkili kurumun sorumluluk alanı dışında kaldığını beyanla davanın öncelikle esasa girmeden husumet göreve ve zamanaşımı itirazları doğrultusunda usul yönünden reddini, esasa girilmesi halinde itiraz ve beyanları doğrultusunda davanın esastan reddi ile takibin iptalini %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bu itibarla somut olaya bakıldığında; 5411 sayılı Kanunun 62.maddesi ve Yönetmeliğin 8.maddesi hükmü uyarınca davalı .... tarafından davalıya gönderilmek üzere 23/01/2014 tarihli bir ihbarnamenin dava dosyasına ibraz edildiği, ancak bu ihbarnamenin davacıya gönderildiğine ilişkin herhangi bir belge ya da posta evrakının dosyaya ibraz edilmediği, ihbarnamenin davacıya gönderilip gönderilmediğinin belli olmadığı, gönderilmişse tebliğ edilip edilmediğinin, tebliğ edilememişse nedeninin dahi tebliğ parçası bulunmadığından tespit edilemediği, bu hususta tebligata ya da mazbata parçasına yönelik hiçbir kaydın da sunulmadığı, öte yandan davacının bankaya bildirdiği yasal tebligat adresinin ihtarnamede yer alan adres olduğunu gösterir herhangi bir bankacılık sözleşmesi ya da belgenin de bulunmadığı nazara alındığında; yukarıda değinilen Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebligat yapılmadığı anlaşılmıştır. Davalı .... her ne kadar davacının adresini araştırmakla yükümlü olmadığını bildirmiş ise de; mezkur Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca davacıya iadeli taahhütlü mektupla tebligat yapmak zorundadır. Bu bağlamda, savunmalarına itibar edilmemiştir. Kaldı ki, Kanun ve Yönetmelikte belirtilen ilan koşullarının yerine getirilmesi devir için tek başına yeterli değildir. Mutlak anlamda, hesap sahibi olan davacıya iadeli taahhütlü mektupla tebligat yapılması zorunludur. Kanun ve yönetmelikte belirtilen koşullar; sıkı şekil şartları olup, hepsinin birlikte yerine getirilmesi ve tamamlanması zorunludur. Aksi halde, hesabın devri usulsüz olarak gerçekleşeceğinden bankaların (somut olay bakımından ....) hukuken sorumluluğu devam edecektir. (...) Açıklanan yasal nedenler ve emsal yüksek mahkeme kararları nazara alındığında; davalı ....' nin davacıya iadeli taahhütlü mektupla tebligat yapmadan mevduat alacağını TMSF' ye devir etmiş olması sebebiyle, devir işlemi kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olmadığından ve usulsüz intikal yapıldığından bankanın sorumluluğunun devam ettiği kanısına varılmıştır. Davalı TMSF' nin husumet itirazına gelince; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62'inci maddesi uyarınca, “Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben Fona gelir kaydedilir.” denildiğinden davalı banka tarafından anılan yasa gereği TMSF’ye devredilen mevduat için davacının ancak akidi olan davalı ....' den bu tutarı isteyebileceği aşikardır. Bu nedenle, davacının TMSF' ye husumet yöneltemeyeceği gözardı edilerek bu davalının sorumluluğuna karar verilemeyecektir. Öte yandan, davalı TMSF yönünden yapılan işlem, sadece idari yönden ve devirden ibaret olduğundan TMSF' nin herhangi bir tasarrufu bulunmayan işlem için ona karşı husumet yönetilmesi esasen mümkün değildir. Kaldı ki, TMSF' nin kendisine devredilen paranın usulüne uygun devredilip devredilmediği denetleme hakkı ya da kontrol etme yükümlülüğü de yasa ve yönetmelik gereği bulunmamaktadır. Bu bağlamda, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca davalı TMSF yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. (Örnek kararlar için bakınız. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/11921 Esas, 2018/3880 Karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/1187 Esas, 2021/468 Karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/15536 Esas, 2014/4141; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2007/4422 Esas, 2008/6206 Karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/718 Esas, 2015/4921 Karar). Nihayetinde; davacı ...'nun davalı .... nezdinde bulunan vadeli mevduat hesabının 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 62. maddesi ve Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zaman Aşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesi hükümleri uyarınca, davacıya iadeli taahhütlü mektupla tebligat yapılmadan usulsüz şekilde TMSF' ye devredildiği anlaşıldığından davalı ... Bankasının vadeli mevduat hesabı için davacıya karşı yasal sorumluluğunun devam ettiği, vadeli mevduat hesabının 17/06/2014 tarihinde TMSF' ye devir edildiği, mevduat alacağına bu alacağın TMSF' ye devir tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği (Y. 11. HD. 2013/11472 E., 2014/1010 K.), bu kapsamda emekli banka müdürü - bankacı bilirkişi ...tarafından dosyaya sunulan 18/08/2017 tarihli bilirkişi raporunun hem bilimsel tespit ve değerlendirmeler hem de asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden yapılan alacak hesabının doğru bir şekilde takdir ve tayin edilmesi karşısında denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davalı .... yönünden davanın kabulüne, davalı TMSF yönünden yukarıda kapsamlı şekilde değinilen gerekçe doğrultusunda husumet yokluğundan reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı idarenin dav alı banka ile mecburi dava arkadaşı durumunda olduğunu, yargı yolunun bölünemeyeceğini, davalının yükümlüğünün bulunduğunu bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiğini, davalı idarenini vatandaşı koruması gerektiğini, davacının davalı idarenini kontrol ve denetim yükümlülüğünü gerçekleştirmemesi nedeniyle mağduriyeti olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince TMSF yönünden verilen ret kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ait hesap davalı bankaca yasal mevzuata uygun olarak TMSF’na devredildiğini, davacının davalı banka sisteminde kayıtlı olan adresine gerekli bildirim yapıldığını, banka yasal düzenlemeye uygun olarak davacı hesabının devrini gerçekleştirmiş olup, mahkemece yasal düzenlemenin hatalı yorumlanması neticesinde haksız bir karar verildiğini, diğer yandan gerekçeli kararda ihbarnamenin davacıya tebliğine ilişkin bir belge ibraz edilmediği belirtilmiş ise de dosyada davacıya gönderilen ihbarnamenin örneği ile buna ilişkin posta gönderi belgesi olduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme sonucu karar verdiği anlaşılmakta olup adreste bir değişiklik olmuş ise bu değişikliği davalı bankaya bildirmekle yükümlü olan taraf bizzat davacı olduğunu, ki davacı yan dava dilekçesinde Yunanistan ‘da yaşadığını belirtmiş ancak bu hususa ilişkin davalı bankaya bildirimde bulunduğuna dair yerel mahkemeye hiçbir somut delil sunmadığını, dolayısıyla adresleri değişirken davalı bankaya hiçbir bilgilendirme yapmamış olan davacının açık kusuru varken mahkemece bu yöndeki itirazlarımızın değerlendirilmemiş olmasına itiraz ettiklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı TMSF vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ancak daha önceki dilekçelerimizde de açıklandığı üzere; zamanaaşımı işlemi, Bankalar Kanunu gereğince banka ile Fon arasında gerçekleşen idari bir işlem olduğunu, dolayısıyla banka sözleşmesinin muhatabının davalı Kurum olmadığını, diğer taraftan Bankanın, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun davranmaması, özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri nedeniyle doğacak hak kayıplarından, hesap sahiplerine karşı bankanın sorumluluğu bulunmakta ve sözkonusu hususlar davalı Kurumun sorumluluk alanı dışında kalmakta olup Banka tarafından yerine getirilmesi gereken işlemlere ilişkin davalı Kurumun herhangi bir dahli olmadığı gibi yapılması gereken işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, usulsüzlük yapılıp yapılmadığı hususlarında Fon'un bilgisi ve sorumluluğu bulunmadığını, zaten dosyaya ibraz edilen 18.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda da, davalı Kurumun davacı ile akdi bir ilişkisi olmaması ve devir işlemini denetleme yetkisi olmaması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı hususları tespit edilmiş olup benzer davalarda davalı Kurumun pasif husumet ehliyeti bulunmadığına ilişkin olarak Yüksek Mahkemenin yeknesaklık kazanmış emsal Kararları da dilekçelerimiz ekinde daha önce dosyaya ibraz edilmiş olduğunu, ayrıca, Mahkeme kararında davanın reddine ve dava konusu alacağın likit ve muayyen olduğuna (diğer davalı banka yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir ) karar verildiği halde davalı Kurum lehine 520'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi hukuken hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın müvekkili kurum lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, zamanaşımına uğrayan mevduatın TMSF'ye devir usulüne uyulmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı bankanın zamanaşımına uğrayan mevduatı TMSF'ye usulüne uygun olarak devredip devretmediği, TMSF'ye husumet düşüp düşmediği ve TMSF lehine kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "TMSF'ye devredilen vadeli mevduat hesabı" sebebine dayalı olarak 10.682,78 TL asıl alacağın ve 1.522,18 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 22/02/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.5411 sayılı Bankacılık Kanunu(BK)'nun 62/1. maddesine göre, bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben Fona gelir kaydedilir(BK m. 62/2).01/11/2012 Tarih ve 28454 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren Yönetmeliğin 3. Maddesi ile değiştirilen "Mevduat Ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine Ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet Ve Alacaklara İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 8/2,3 maddesi de, "Bankalar bir takvim yılı içinde zamanaşımına uğrayan ve tutarı 50 Türk Lirası ve üzerindeki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli taahhütlü mektupla uyarmak zorundadır. Söz konusu mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar ile tutarı 50 Türk Lirasının altındaki her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar Şubat ayının başından itibaren bankanın kendi internet sitesinde liste halinde dört ay müddetle ilan edilir. Banka, söz konusu listelerin kendi internet sitesinde ilan edildiği hususunu, Şubat ayının onbeşinci gününe kadar ülke genelinde yayım yapan ve ilan talebi tarihinde Basın İlan Kurumu listelerindeki tirajı en yüksek ilk beş gazeteden ikisinde Basın İlan Kurumu aracılığıyla iki gün süreyle ilan eder. İnternet sitelerinde ilan edilen listeler, bankalar tarafından eşzamanlı olarak ayrıca Kuruluş Birliklerine ve Fona gönderilir. Kuruluş Birlikleri ve Fon bu listeleri Mayıs ayının sonuna kadar konsolide edilmiş olarak kendi internet sitesinde yayınlar.İlan edilen zamanaşımına uğramış her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan Haziran ayının onbeşinci gününe kadar hak sahibi veya mirasçıları tarafından aranmayanlar, faiz ve kâr payları ile birlikte Haziran ayı sonuna kadar Fonun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki veya Fon Kurulu tarafından belirlenecek bankalar nezdindeki hesaplarına devredilir." şeklinde düzenlenmiştir.Bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek ilan ve tebligatların yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz.Somut olayda, davalı banka tarafından 23/01/2014 tarihinde zamanaşımına uğrayan davaya konu mevduatla ilgili olarak davacının 28 Haziran Mahallesi, ... S. ... İzmit Kocaeli adresine alma haberli ihbar mektubu hazırlanmış ve gönderi takibi çıktısına göre bu mektubun adres yetersizliği nedeniyle iade edildiği anlaşılmıştır. Daha sonra davaya konu mevduat 17/06/2014 tarihinde TMSF hesaplarına aktarılmıştır. Ancak, davalı banka tarafından davacının hesap açılışında bildirdiği adresine iadeli taahhütlü mektup çıkarılması tek başına yapılan işlemin usulüne uygun olarak kabul edilebilmesi için yeterli değildir. Zira, salt hesap açılırken bildirilen adrese tebligat çıkarılması bankayı sorumluluktan kurtarmaz. Bankanın mudinin güncel adresini tespit etmek için gereken özeni gösterdiğini de ispat etmesi gerekir(Yargıtay 11 HD'nin 15/03/2021 Tarih ve 2020/2189 E. 2021/2424 K. sayılı kararı). Davalı banka tarafından, banka nezdinde güncel adresinin bulunup bulunmadığının 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 45. Maddesinde düzenlenen Kimlik Paylaşım Sisteminden de yararlanarak tespit edilmesi, güncel adresin bulunduğunun tespiti halinde bu adrese iadeli taahhütlü mektubun gönderilmesi gerekir. Aksi halde, yapılan işlem usulsüzdür. Dava dilekçesi ve eklerine göre davacının, davalının gönderdiği iadeli taahhütlü mektubun çıkarıldığı adreste teslim edilemeden geldiği tarih itibariyle bu adresten farklı bir yurt dışı adresinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı banka tarafından davacının güncel adresi araştırılmaksızın hesap açılışında bildirilen adrese iadeli taahhütlü mektup gönderilmesi usulsüz olup, buna sonuç bağlanması mümkün değildir.Zamanaşımına uğrayan mevduatla ilgili olarak banka, önce, izleyen takvim yılının Ocak ayı sonuna kadar iadeli taahhütlü mektupla usulüne uygun olarak uyarmak zorunda olup, bu uyarının yapılmaması halinde mevduatın TMSF'ye aktarılması mümkün değildir. Davacı mudiye usulüne uygun bir uyarı yapılmadığından zamanaşımına uğramış mevduatın TMSF'ye usulüne uygun olarak devredildiğinin kabulü mümkün olmayıp, davalı banka bu devir nedeniyle oluşan davacı zararından sorumludur. Bu sebeplerle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Eldeki dava yönünden mevduatı iade borcu davalı bankaya ait olup, TMSF'ye de husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Davacı tarafından TMSF'ye karşı takip başlatılmış olması davacının tek başına kötüniyetli olduğunu ispata elverişli değildir. Bu nedenle, davanın TMSF yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması ve TMSF lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin; davalı .... Vekilinin ve davalı TMSF vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin; davalı .... vekilinin ve davalı TMSF vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı ... AŞ tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 209,00 TL harcın, alınması gerekli olan 833,72 TL harçtan mahsubu ile bakiye 624,72 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı TMSF harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2026