T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2042 - 2026/1412 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2042 KARAR NO : 2026/1412 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar ASILDAVA DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm …
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2042 - 2026/1412 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2042 KARAR NO : 2026/1412 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar ASILDAVA DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) Birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar Sayılı Dosyası DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 04/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili asıl dosyada dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davacının sevk ve idaresindeki traktöre ... plakalı aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, bel ve kaburga bölgesinde kırıklar oluştuğunu, bir süre yatağa mahkûm kaldığını, bacaklarında güç kaybı geliştiğini ve maluliyet meydana geldiğini, kazaya ilişkin tanzim edilen kaza tespit tutanağında karşı aracın tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, poliçenin davalı ... tarafından düzenlendiğini, davalıya 6704 sayılı Yasa uyarınca başvuru yapıldığını ancak cevap verilmediğini, akabinde başvurulan arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, kazaya bağlı olarak geçici ve sürekli maluliyet, iş gücü kaybı, tedavi giderleri ve bakıcı masrafları gibi maddi zararların ortaya çıktığını, söz konusu zararların yasal teminat limitleri kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tespit edilecek maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sigorta Şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili mahkemenin birleşen ... Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle: ... tarihinde davacının sevk ve idaresindeki traktöre, ... plakalı minibüsün arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, kaza tespit tutanağı ve ... ATK Trafik İhtisas Kurulu raporuna göre karşı aracın tam kusurlu olduğunu, davacının bel ve bacaklarında hasar oluştuğunu, ... ATK İkinci Üst Kurulu raporuyla %14 oranında maluliyet belirlendiğini, devlet memuru olan davacının toplam maddi zararının 1.118.000,00 TL olarak hesaplandığını, KZMMS poliçesinden 430.000,00 TL’lik kısmın karşılanabileceğini, bakiye 688.000,00 TL maddi zarar ile 300.000,00 TL manevi zararın davalı ...’ye ait 1.000.000,00 TL teminatlı İMMS poliçesi kapsamında karşılanması gerektiğini, bu kapsamda başvuru yapıldığını ve arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esa sayılı dosyasıyla birleştirilmesi talebiyle birlikte, 688.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava istemiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının dava açılmadan önce zorunlu başvuru şartının eksik belgelerle yerine getirildiğini ve bu nedenle dava şartının oluşmadığını, dolayısıyla davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak; maluliyet oranının usule aykırı şekilde, kontrol muayenesi yapılmadan ve yönetmeliğe aykırı olarak belirlendiğini, %0 olan önceki raporla çeliştiğini, bu çelişkilerin giderilmeden yeni rapor alınmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, Sigorta Şirketinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını, manevi tazminat şartlarının da somut olayda oluşmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, faiz yönünden ise, davanın haksız fiile dayandığını, bu nedenle faiz başlangıcının dava tarihi, ıslah edilen kısım için ise ıslah tarihi olması gerektiğini belirterek açıklanan tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, asıl davanın kabulü ile; 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Sigortadan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulü ile; 688.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Sigortadan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada manevi tazminat talebinin kabulü ile; 300.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Sigortadan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı sigorta vekili istinaf dilekçesinde; davacı yanın başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemece hukuka aykırı bir şekilde maluliyet oranı %14 alınarak hüküm kurulmuş ise de söz konusu maluliyet oranını kabul etmediklerini, ... tarihli raporda maluliyetin %0 tespit edildiği ortada olup alınan son rapor ile aralarında büyük çelişkilerin mevcut olduğunu, müvekkilinin meydana gelen olayda bir kusuru bulunmadığından söz konusu olayda manevi tazminata hükmedilebilmesi için gereken şartların oluşmadığını, mahkemece müvekkili aleyhine faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından asıl davada yasal faiz talep edilmesine rağmen avans faize hükmedilmesinin ve belirlenen temerrüt tarihlerinin hatalı olduğunu, aleyhlerine tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren, ıslah edilmiş tutara ilişkin ise faiz sorumluluğunun ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, dava açılmadan önce usulüne uygun alınmış bir maluliyet rapor bulunmadığından müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen yaralanmadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulü ile; 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Sigortadan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulü ile; 688.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Sigortadan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada manevi tazminat talebinin kabulü ile; 300.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Sigortadan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekilinin başvuru şartına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı tarafından asıl dava bakımından ... gününde arabulucuya başvuru yapılmış olması, bu şekilde ... gününde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak kalıcı iş göremezliğe ilişkin zararın tazmini bakımından KTK 'nın 97 maddesine uygun şekilde başvuru şartının yerine getirildiği, birleşen dosyada ise davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kasko sigorta poliçesinde yer alan İMM'den kaynaklı olduğu, kasko sigorta şirketine karşı dava açmadan önce yazılı olarak başvuru yapılması gerektiğine ilişkin herhangi bir dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından bu itirazın reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Her ne kadar, ... İhtisas Dairesinden alınan ... günlü raporunda dosyamız davacısının meydana gelen kazadan kaynaklı olarak maluliyetinin oluşmadığına dair rapor düzenlenmiş ise de, söz konusu rapora davacı tarafından yapılan itiraz üzerine davacının tüm tedavi evrakları, tedavi süreci sonrasında düzenlenen film ve grafiler ve rapor tarihine yakın güncel tarihli film ve grafiler ile birlikte davacı asilin yapılan muayenesi sonucunda ... Üst Kurulu tarafından düzenlenen ... günlü sağlık kurulu raporunda davacının kaza ile illiyet bağı kurulacak şekilde ve kaza tarihindeki geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak %14 oranında maluliyetinin oluştuğu tespit edilmiştir. Raporu düzenleyen ... Üst Kurulu davacının son güncel film ve grafilerini ve davacının tüm tedavi evraklarını incelemiş ve fiziki olarak muayenesi yapmak sureti ile rapor düzenlemiştir. Bu noktada, düzenlenen raporun usul ve yasaya uygun, Yargıtay içtihatlarına göre düzenlendiği anlaşıldığından söz konusu rapor dikkate alınarak karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Aynı kanunun 56. Maddesi ise " Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." şeklindedir. Davalı vekili her ne kadar mahkemece hukuka aykırı bir şekilde maluliyet oranı %14 alınarak hüküm kurulmuş ise de söz konusu maluliyet oranını kabul etmediklerini, ... tarihli raporda maluliyetin %0 tespit edildiği ortada olup alınan son rapor ile aralarında büyük çelişkilerin mevcut olduğunu, müvekkilinin meydana gelen olayda bir kusuru bulunmadığından söz konusu olayda manevi tazminata hükmedilebilmesi için gereken şartların oluşmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda davacı vekili kaza nedeni ile meydana gelen yaralanmasından kaynaklı olarak TBK'nın 56. maddesine dayalı manevi tazminat talep etmiş olup, dosya arasındaki tüm delil durumuna göre ve tedavi evraklarına göre davacının yaralanmış olduğu bellidir. Davacının kalıcı maluliyetinin bulunmamış olması manevi tazminat istemesine engel teşkil etmemektedir. Bu noktada TBK'nın 56 maddesi gereğince davacının davalıdan bir miktar manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının yaralanmasının niteliği dosyadaki bilgi ve belgelere göre değerlendirilip bu delil durumuna göre manevi tazminat takdir edilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış, davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Manevi Tazminatın miktarına yönelik yapılan incelemede ise; ... tarihinde davalı sürücünün asli ve tam kusuru ile meydana gelen kaza neticesinde göre davacının yaralandığı, dosya içerisindeki tedavi evraklarına göre kaza nedeni ile %14 oranında maluliyetinin bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde dava dışı sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihi, olayın gelişim şekli, kusur oranları, paranın satın alma gücü, davacının kaza tarihindeki yaşı ve TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında mahkemesince takdir olunan manevi tazminatın yeterli ve yerinde olduğu, yüksek olmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurularının da reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı vekili tarafından mahkemesine sunulan ... günlü asıl dava dilekçesi incelendiğinde davacının 100,00 TL belirsiz alacak davası olarak kazadan kaynaklı kalıcı, geçici ve bakıcı gideri zararına ilişkin tazminatın davalı sigorta şirketinden yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporundan sonra davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu HMK'nın 107. Maddesine uygun olarak düzenlenen bedel artırım dilekçesi sunmuş olup, söz konusu dilekçe ile dava değerini kalıcı iş göremezlik zararı bakımından asıl davada 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Şu halde davacının dava dilekçesinde yasal faiz talep etmiş olması, bu faiz talebine ilişkin olarak yargılama sırasında usulüne uygun bir biçimde düzenlenen ıslah dilekçesi sunulmadığı, faiz türünün ancak ıslah dilekçesi ile birlikte değiştirilmesi imkanının bulunduğu, davacı vekili tarafından sunulan ... günlü dilekçenin ise ıslah dilekçesi olmayıp HMK'nın 107. maddesi kapsamında bedel artırım dilekçesi niteliğinde olduğu dikkate alındığında davacının dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak asıl davada hükmolunan 430.000,00 TL miktar için yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği halde talepten fazlaya olacak şekilde avans faizine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu yönü ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Faiz başlangıç tarihine ilişkin olarak yapılan incelemede ise; Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Buna göre asıl dosyada davalı sigorta şirketine ... gününde arabulucuya başvurmak sureti ile tazminat talep edilmiş olduğu anlaşıldığından bu tarihten itibaren 8 iş günü sonrası olan ... gününden itibaren yasal faiz ile tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği halde gerekçe belirtilmeksizin temerrüt tarihinden daha önceki bir tarih olan ... gününden itibaren faize karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Birleşen dava bakımından ise söz konusu birleşen davanın maddi tazminat bakımından ek dava niteliğinde olduğu dolayısıyla davacının asıl dava tarihinde belirlenen temerrüt tarihinden itibaren faiz talep etme hakkı olduğu, bu kapsamda birleşen davada kabul edilen 688.000,00 TL maddi tazminat yönünden de ... gününden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği halde hatalı şekilde ... tarihinde faize hükmedilmesinin davalının lehine olduğu, bu yönde davacı istinafı bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... sayılı ilamı) HMK'nın 355. Maddesi gereğince Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; Davacının asıl davada yapmış olduğu başvuru incelendiğinde, 100,00 TL maddi tazminatın kalıcı, geçici ve bakıcı gideri zararına ilişkin talepte bulunulduğu görülmüştür. Yargılama sırasında davacı vekili sadece kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin bedel artırım dilekçesi sunmuş, birleşen davada da sadece kalıcı iş göremezlik zararı isteminde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki talebine göre davacının talebinin HMK'nın 31. Maddesi uyarınca açıklatılarak 100,00 TL'lik tazminatın ne kadarınını kalıcı, geçici ve bakıcı gideri zararına ilişkin olduğuna dair açıklama yaptırılması ve buna göre karar verilmesi gerektiği halde bu konuda açıklama yaptırılmadan geçici ve bakıcı gideri zararına ilişkin olumlu olumsuz karar verilmemiş olması hatalı ise de, davacının zamanaşımı süresi içerisinde ayrı bir dava açmak sureti ile bu talepler yönünden dava açma hakkı bulunduğundan bu hususta değerlendirme yapılmamış ancak yanlışlığa dikkat çekmek ile yetinilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen dava yönünden davanın kabulüne dair karar verilmiş olması yerinde ise de, asıl dava yönünden 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sigorta Şirketi'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken ... gününden itibaren avans faize karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; a-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının asıl dava yönünden kurulan hüküm fıkrasının 1. BENDİNİN KALDIRILMASINA, b-Hüküm fıkrasının 1. bendinin, "1-)-Asıl davanın Kabulü İle; 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sigortadan alınarak davacıya verilmesine," olarak düzeltilmesine, c-İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına, İstinaf giderleri açısından; 2-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 4-Davalı ... tarafından yapılan 360,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme masraflarının davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.04.05.2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır