T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1660 Esas KARAR NO: 2026/816 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2022/852 Esas - 2023/585 Karar TARİHİ: 22/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1660 Esas KARAR NO: 2026/816 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2022/852 Esas - 2023/585 Karar TARİHİ: 22/06/2023 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosya sı ile başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, itirazın haksız olduğunu, davalının takipten sonra 9.000-USD ödeme yaptığını ileri sürerek, itirazın 11.585,36 USD'lik kısmının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu fatura bedelinin ödendiğini, davacı tarafından herhangi bir mutabakat metni veya maili gönderilmediğini savunarak, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/06/2023 tarih ve 2022/852 Esas - 2023/585 Karar sayılı kararında;"......Yukarıda açıklandığı üzere davacı, takip tarihi itibariyle davalıdan 18.761,50-USD alacaklı; takipten sonra-itirazın iptali davasından sonra yapılan ödeme sonrası ise 9.761,50-USD alacaklıdır. Davacı vekili ise dava dilekçesinde, 11.585,36-USD üzerinden itirazın iptalini talep etmiştir. Davanın red-dine karar verilen kısmı olan 1.823,86-USD'lik kısmı takipten sonra, itirazın iptali davasının açılmasından önce ödenen kısma ilişkin olup, bu miktar yönünden hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. .......Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-İstanbul.... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte, takipten sonra davadan önce ödenen 1.823,86-USD'lik alacak yönünden; HMK'nın 115/1-h ve 115/2 maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğundan dolayı davanın usulden reddine, 2-İstanbul.... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyası üzerinden yapılan takipte davalı-borçlunun; 9.761,50-USD asıl alacak miktarına yaptığı itirazın iptali ile, takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına, 3-İtirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen alacak miktarı 9.761,50-USD'nin takip tarihindeki tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 130.930,02-TL'nin %20'si oranında (26.186-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının davanın kabulü yönünden isabetli olduğunu, müvek kilin alacaklı olduğunun tarafların ticari defterleri ile sabit hale geldiğini, bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu hem müvekkil hem de davalı şirket kayıtlarında müvekkilin alacaklı olduğunun göründüğünün tespit edildiğini, buna göre bilirkişinin eksik hesap yaptığının mahfuziyeti tahtında, ... numaralı fatura ile ilgili olarak, 05.01.2022 takip tarihi itibari ile müvekkil şirketin 18.761,50 USD alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce 9.000 USD daha ödeme yapıldığı, müvekkilin 9.761,50 USD alacaklı olduğunun sabit hale geldiğini, Mutabakat metni ve cari hesap dikkate alınarak davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının cevap dilekçesinde taraflar arasında cari hesap olduğunu kabul ettiğini, ve yine müvekkile gönderdiği 21.12.2021 tarihli e-postası ile müvekkile olan borcunu kabul ettiğini, bilirkişinin re'sen davalının herhangi bir def'i / itirazı yokken takiple sıkı sıkıya bağlılık ilkesinden bahisle, dava dilekçesinde sunulan delilleri dikkate almamasının kanuna ve usule aykırı olduğunu, davalının itirazı ve def'i olmayan bir konuda re'sen inceleme yapılamayacağını, ayrıca dürüstlük kuralı uyarınca da davalının kendi uhdesinde mevcut olan ve kendinden nazır olan belgelerin de dikkate alınması gerektiğini, mutabakata ilişkin gönderilen e-postanın zaten davalı kayıtlarında da olduğunu ve davalı tarafından gönderildiğini, davalının kendisinin gönderdiği bir e-postayı bilmediğinin düşün-ülemeyeceğini, bu belgenin ayrıca gönderilmediği için dikkate alınmamasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalıdan sadır olan bir belgenin dikkate alınması gerektiğini, Yine aynı şekilde davalının taraflar arasında cari hesap olduğunu kabul ettiğini, fatura-ların da TL ve USD olarak ödenip cari hesaba işlendiğini ileri sürdüğünü, buna göre müvekkilin cari hesabı ve davalı ödemelerinin USD karşılığı incelendiğinde, davanın tümden 11.585,36 USD üzerinden kabulünün gerektiğini, İtirazın iptali davasındaki takiple sıkı sıkıya bağlılık ilkesindeki amacın davalının kendisinde bulunmayan, kendisinin ulaşamayacağı belge ve sebeplerin davalıya bildiril miş olması olduğunu, yoksa takip talebine bir dava dilekçesi gibi tüm delillerin eklenme imkanı bulunmadığını, bu ilkenin genişlet -ilerek yorumlanmasının hem hak kaybına neden olacağını, hem de usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, davalının kendi-sinin gönderdiği mutabakat mailinin zaten kendisinden sadır olduğunu, tarafları arasında cari hesap olduğunun da sabit olduğunu, davalının kur farkı gözetmeden ve eksik ödeme yaptığından alacak oluştuğunu, buna yönelik inceleme yapılmadan rapor hazırlan dığından müvekkilin alacağının eksik hesaplandığını, Özetle davalının kendisinden sadır belgeler olan mutabakat maili ile cari hesap kayıtlarının da değerlendirilmeye alınarak, müvekkilin alacağı 11.585,36 USD'nin tamamının davalıdan tahsiline karar veril -mesi gerektiğini, davanın tümden kabulü için yeniden yargılamayı gerektirir bir husus bulunmadığını, dosyadaki delillerin yeterli olduğunu, bu nedenle kısmen red kararının kaldırılarak davanın tümden kabulünün gerektiğini, Vekalet ücretinin hatalı hesaplan-dığını, vekalet ücretine hükmedilirken dava tarihine göre döviz kurunun TL karşılığı üzerinden hesaplama yapılarak hata yapıldığını, mahkemenin karar tarihindeki döviz kuruna göre vekalet ücreti hesabı yapması gerektiğini, yerel mahkemenin vekalet ücreti hesabı karar tarihine göre olmadığından 35.197 TL yerine 20.639,50 TL olarak vekalet ücretinin eksik hesaplanmış olduğunu, işbu eksik-liğin giderilerek davanın tamamının kabulünün gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davacı yanın davaya konu icra takibini 485.000,00 TL asıl alacak üzerinden açmış olmasına rağmen ve dava dilekçesinin netice-i talep kısmında hem vekalet ücreti hem de kötü niyet tazminatı yönünden icra takibinin tamamı üzerinden karar verilmesini talep etmiş olmasına rağmen harcı 215.835,26 TL üzerinden yatırdığını, davacı tarafından eksik yatırılan harcın itirazlarına rağmen tamamlatılmadığını, eksik harç sebebiyle davacıya HMK 120. maddesinde öngörülen kesin sürenin verilmesi ve tamamlanmamış olması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkilin davacı şirkete davada kısmen kabul edilmiş miktarda borcu bulunmadığını, davacı tarafça müvekkil şirket aleyhine İstanbul.... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız yollara mahsus icra takibi başlatıldığını, usul ve yasaya uygun haklı itirazları üzerine icra dosyasının durdurulduğunu ve davacı yanca işbu itirazın iptali davasının açıldığını, Davacı yan ile müvekkil arasında bir ticari ilişki olduğunu ve devamında işbu ticari ilişkiden doğan alacağı için davacı yanın bir takım faturalar kestiğini ve ilgili faturalar müvekkil şirkete tebliğ olduktan sonra işbu fatura bedellerin tamamının müvekkil şirket tarafından davacıya tam ve eksiksiz bir şekilde ödendiğini, tüm faturaların bedelinin ödendiğine dair dekontlar dosyaya sunulmasına rağmen yerel mahkeme kararında bu dekontların göz ardı edildiğini, Davacı yan her ne kadar dilekçesinde 29.09.2021 tarihli ... nolu faturanın eksik ödendiğini beyan etmiş ise de, bu hususun da gerçeği yansıtmadığın,ı, zira taraflar arasında cari hesap şeklinde çalışma olup müvekkilin cari hesap borcunun tamamını ödediğini, yine davacı yönünden kesilen faturaların tamamına bakıldığında faturaların TL üzerinden kesildiği ve müvekkil tarafından da ödemelerin birçoğunun TL olarak yapıldığı, bir kısmının da dolar üzerinden yapılarak o dönemki kurdan hesaplanarak cari hesaptan düşüldüğünü, taraflar arasında bu konuda mutabık kalındığını, bu nedenle taraflar arasındaki cari hesaplar karşılaştırılarak karar verilmesi gerekirken istisnaen yapılan dolar cinsindeki ödemelerin genel kanı olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Cari hesap alacağı yönünden bir mutabakat metni olmadığını, davaya konu icra takibinin cari hesap alacağına dayandırılmış olduğu nu, mutabakat metninin bulunmadığına ilişkin beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bu hususa ilişkin herhangi bir açıkla-manın gerekçeli kararda dahi yer almadığını, mutabakat metninin varlığının kabul edilip edilmediği ya da bunun gerekçesinin karar -da açıklanmadığını ve kararda gerekçenin eksik olduğunu, Yine davacı tarafça her ne kadar mutabık metni onaylandığı yönünde beyanı var ise de bu durumun da kabulünün mümkün olmadığı-nı, zira mutabakat mailine kimin cevap verdiği ve şirket yetkilisi olup olmadığı yönünde ispata muhtaç olduğunu, dosya kapsamında bu husus ispat olunmamasına rağmen mutabakat metni varmışcasına dosya esası hakkında verilen kararın hatalı olduğunu, yine müvekkil şirket yetkilisi veya temsilcisi tarafından davacı yana herhangi bir mutabakat metni veya maili gönderilmediğini, kaldı ki mutabakat metinlerinin tarafların karşılıklı imza altına aldığı metinler olduğunu, mail ile veya şirket yetkilisi dışındaki kişilerce karar-laştırılabilecek metinler olmadığını, davacı tarafın tacir olup basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, davacı yanın tamam-en usul ve yasaya aykırı bir şekilde hareket ederek haksız kazanç elde etme amacı gütmekte olduğunu, davalının bu kötüniyetini hukukun korumaması gerektiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan ticari defter incelemesinde müvekkilin borçlu olmadığı ve tarafların ticari defterlerin örtüştüğünün açıkça tespit edildiğini, fakat bilirkişinin görevini aşarak ve yorumlama yoluna giderek davacı tarafın cari hesaplarına dayanarak ve yabancı para alışverişi olduğunu kabul etmek suretiyle müvekkilin borçlu olduğunu belirttiğini, yerel mahkemece bu hususa ilişkin itirazları değerlendirilmeden, açıkça hatalı olan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edildiğini, müvekkil ile davacı taraf arasında yapılan alışveriş ve faturaların TL cinsinden olduğunu, ödemelere bakıldığında birçok zaman TL olarak ödeme gönderildiğini, bu nedenle bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Bilirkişi raporunun içeriğinde itirazın iptali davalarının takibe bağlılık ilkesi gereği takip talebinde öne sürülen delillerden başka bir delile dayanmayacağı açıkça belirtmiş olmasına rağmen, davacı tarafın takip talebinde dayanmamış olduğu cari hesap hareketlerini inceleyerek ve bunu da davacı lehine yorumlayarak raporun sonuç kısmında müvekkili adeta davacı yanın beyanları doğrultusunda borçlu çıkardığını, tarafların ticari defterlerinde de açıkça görüldüğü üzere müvekkil şirketin davacı yana sadece 1.091,83 TL borcunun göründüğünü, bu nedenle kabulü mümkün olmayan hatalar içeren bilirkişi raporunun ve bu raporu hükme esas alan yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, Taraflar arasın da bir döviz mutabakatı yok ise veya tüm ödemeler döviz cinsinden yapılmamış ise taraflar arasındaki sözleşmenin TL cinsinden olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, dosya kapsamına bakıldığında ödemelerin çoğu TL cinsinden olmasına rağmen yerel mahke menin yapılan ödemeleri davacı lehine yorumlayarak sözleşmenin döviz cinsinden değerlendirilmesi gerektiği yönünde kanaat getir diğini, bu hususun kabulüün mümkün olmadığını, İtirazın iptali davasında takibe bağlılık ilkesi gereği sadece ve sadece icra dosya sında ileri sürülen delillerle sınırlı olmak kaydıyla değerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme ce hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafından ileri sürülmeyen cari hesap hareketlerine dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, işbu kararın tüm bu yönleriyle hatalı olup kaldırılması gerektiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun açıkça hatalı olduğu ve müvekkilin kararda bahsedildiği şekilde herhangi bir borcu olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle usul ve yasaya aykırı bir şekilde düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen yerel mahkeme kararının tamamen hukuka aykırı olduğunu ve işbu kararın kaldırılması gerektiğini, Kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilen davada lehe hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu, dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine karar verilen kısmın döviz karşılığının 1.823,86- USD olduğunu, Türk Lirası karşılığı üzerinden hükmedilen vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti sınırının altında olduğunu, reddedilen bakiyeye bakıldığında TL karşılığının yaklaşık 50.000,00 TL olduğunu, bu rakam üzerinden hesaplandığında; kararda lehe 9.200 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davaya konu icra takibi ile, 1 adet fatura dayalı olarak, 24.375,00 USD asıl alacak ve 55,93 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.430,93-USD üzerinden ilamsız takip başlatılmıştır. İcra takibine konu alacağın dayanağı olan faturanın davacı .... A.Ş. tarafından davalı .... Şti. adına düzenlenmiş 29.09.2021 tarihli, ... numaralı, KDV hariç 24.375,00 USD, KDV dahil 28.761,50 USD tutarlı 1 adet fatura olduğu, söz konusu faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesi ekinde davalı tarafından davacıya yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarının açıklama kısmında ödemenin hangi fatura ya ilişkin yapıldığına dair açıklamanın bulunduğu, söz konusu banka dekontlarının incelenmesinde; icra takibine konu alacağın dayanağı olan fatura ile ilgili olarak takip tarihinden önce davalı tarafından davacıya 11.11.2021 tarihinde 10.000,00 usd ödeme yapıldığının tespit edildiği, söz konusu ödemenin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,takip tarihi olan 05.01.2022 tarihinden sonra dava tarihinden önce davalı tarafından davacının banka hesabına icra takibine konu alacağın dayanağı olan faturaya ilişkin olarak 07.01.2022 tarihinde 9.000,00 USD tutarında ödeme yapıldığı, davacı tarafından 11.585,36 USD üzerinden itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davacı tarafından davalı adına düzenlenen imzasız mutaba kat mektubunda 21/12/2021 tarihi itibariyle 20.585,36 USD borç bakiyesi verildiği, mutabık olup olmadığının davacı tarafın muhasebe bölümü tarafından 21/12/2021 tarihli mail ile sorulduğu, davalı tarafın muhasebe bölümü tarafından davacı tarafa gönderilen cevabi mail de mutabıkız şeklinde aynı tarihte cevap verildiği anlaşılmıştır.Davaya konu faturanın USD cinsinden düzenlenip TL. Karşılığının da gösterildiği ve faturanın alt kısmında '' iş Bu fatura üzerindeki döviz cinsinden ödenmesi gereklidir. Eğer faturanızı TRY cinsinden ödemek isterseniz, ödeme yapılan günün TCMB EFEKTİF DÖVİZ SATIŞ KURU'nun baz alınarak TRY karşılığı ödenmesi gerekmek -tedir,'' düzenlemesi yer aldığı görülmüştür.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişi -den alınan raporda; 2020 yılından devreden bir bakiye bulunmadığı, 2021 yılı içinde davacı tarafından davalı adına toplam 1.265.123,51 TL tutarında 6 adet fatura düzenlendiği, davalı tarafından davacı adına toplam 873,28 TL tutarında 1 adet iade faturası düzenlendiği, davalı tarafından davacıya banka havaleleri ile toplam 1.265.029,42 TL tutarında ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalıya banka havalesi ile 873,28 TL tutarında ödeme yapıldığı,Davaya konu takip dayanağı 29.09.2021 tarih ve 254.792,61 TL bedelli faturanın ve bu fatura ile ilgili olarak davalı tarafından davacıya yapılmış 11.11.2021 tarihli, 10.000,00 USD tutarlı, 07.01.2022 tarihli, 9.000,00 USD tutarlı ödemelerin davacının 2021, 2022 yıllarına ait ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 31.10.2022 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 94,09 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinde ayrıca USD cinsinden cari hesabın tutulup tutulmadığına ilişkin bir tespitin olmadığı anlaşıl -mıştır.Yukarıdaki tespitler doğrultusunda somut olayda, davacı her ne kadar icra takibi ile bakiye fatura alacağını talep ettiğini beyan etse de, talebe konu faturada dahil olmak üzere davacı tarafından davalı adına düzenlenen satış faturalarının tarafların ticari defter -lerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davalıdan 94,09 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, bu durumda mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtlarında ticari ilişkinin başından itibaren döviz (USD) cinsinden ayrı bir cari hesap kaydının olup olmadığı, TL dışında döviz cinsinden cari hesabın tutulup tutulmadığı, USD cinsinden cari hesap kaydı varsa bu kayıtlara göre alacak ve borç durumunun tespit edilerek ve davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu ve yukarıda yazılı mutabakat mektubu ve taraflar arasındaki mail yazışmalarının da değerlendirilerek mali müşavir bilirkişiden denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret ahkMemesi'nin .../06/2023 tarih ve 2022/... Esas - 2023/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.