11. Hukuk Dairesi 2023/3746 E. , 2024/6438 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/1474 Esas, 2023/517 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2011/140 E., 2018/1106 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölg
**11. Hukuk Dairesi 2023/3746 E. , 2024/6438 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/1474 Esas, 2023/517 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2011/140 E., 2018/1106 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Türkiye Kalkınma Bankasından kullandıkları krediler karşılığında davalı şirketin %51 hissesinin 1997 yılında Türkiye Kalkınma Bankasına devredildiğini, 1998 yılında ise bankanın kendi hisselerini satışa çıkarması üzerine hisseler ... tarafından satın alındığını, bu satış ile birlikte bankanın şirketin yönetim kurulunda bulunan üyelerinin istifası üzerine şirketin yönetim kurulunun aile bireylerine geçtiğini, 1998 yılında yapılan satışı müteakiben ... ve ailesi ile Türkiye Kalkınma Bankası arasında başlayan ihtilafların 2004 yılına kadar devam ettiğini, 2004 yılında taraflar arasındaki mevcut ihtilafları sona erdirmek amacıyla sulhen bir anlaşma yapıldığını ve şirkete atanan kayyımın daveti üzerine 22.12.2004 tarihli genel kurul ile şirketin yeni yönetim denetim kurulu üyelerinin belirlendiğini, bu yönetim kuruluna bankayı temsilen iki üye, özel hissedarları temsilen ise bir üye seçildiğini, zaman içerisinde banka adına yönetim kurulunda görev alanların görevden alınarak yerlerine yeni iki üyenin seçimle değil atama yoluyla görev aldıklarını, bu tarihten itibaren yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin tüm imza yetkilerini kendi uhdelerinde topladıklarını ve tüm kararların muhalefet şerhli olarak alınmaya başladığını, bankanın sermaye artırma kararının 19.03.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısıyla yürürlüğe sokulduğunu, bu nedenle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/286 E. sayılı dosyasında genel kurul kararının iptali için dava açıldığını, mahkemece verilen kararın henüz kesinleşmediğini, her iki dava konusu aynı olup sadece sermaye artışı yapılan dönemlerin farklı olduğunu, her iki genel kurulda bankanın üç temsilcisinin yönetim kuruluna seçildiğini, bu seçimin küçük hissedar olarak kendilerine zarar verme gayesiyle yapıldığını, yine 2007 ve 2009 tarihli genel kurullarda sermaye artışına gidildiğini, oybirliği gereken bu kararın geçersiz olduğunu, sermaye artış kararlarıyla müvekkillerinin paylarının neredeyse yok edildiğini, yine yönetim ve denetçi raporları ile ticari defterlerin uyumsuzluk gösterdiğini, bilançonun doğruluk esasları ile ekonomik gereklere ve yasa hükümlerine, standart bilanço tipine, tek düzen hesap planına, muhasebe usullerine uyum göstermemesi sebebi ile yönetim kurulu ve denetçi raporlarının görüşülmesine ilişkin gündem maddesinin de iptalinin gerektiğini, 2009 yılı genel kurulunun 4 üncü maddesinde yer alan yönetim kurulu faaliyet raporu, denetçi raporu, bilanço ve kar ve zarar hesabının oylamaya sunulması hakkındaki gündem maddesine ilişkin muhalefet şerhlerinin bulunduğunu, söz konusu raporların kendilerine gönderilmediğini belirterek, davalı şirketin 02.07.2009 tarihli genel kurul toplantısının ret oyu kullanıp muhalefet şerhi işlettikleri tüm genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin hisselerinin büyük çoğunluğunun Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.'ye ait olduğunu, başlangıçta sermayesinin tamamına davacı ... ve ailesinin sahip olduğu şirketin Türkiye Kalkınma Bankasından kredi kullandığını, bankanın yönetim kurulunun 16.02.1990 tarihli kararı ile şirkete yatırım kredisi kullandırılmasına, 08.03.1990 tarihli kararı ile de şirketin arttırılacak sermayesinde bankanın %51 oranında pay sahibi olmasına karar verilerek bankanın iştirakinin gerçekleştiğini, bu kararlardan sonra üç kişiden oluşan davalı şirket yönetim kurulunun iki üyesi ile bir kişiden oluşan denetim kurulunun banka mensuplarından seçilmesinin benimsendiğini, 1997 yılında bankanın %51 hissesinin ihale ile ...'a satışına karar verildiğini ancak ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin yürürlük kazanamadığını, bankanın başvurusu ile şirkete atanan kayyımın çağrısıyla yapılan 21.12.2004 tarihli genel kurulda 3 kişiden oluşan yönetim kuruluna bankadan 2 üye, bir kişiden oluşan denetim kurluna da bankayı temsilen 1 kişinin seçildiğini, banka tarafından açılan davada şirketin 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003 ve 05.07.2009 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğuna karar verildiğini, şirketin 25.07.2005 tarihli genel kurulunda bankayı temsilen bir yönetim kurulu üyesi ile bir denetim kurulu üyesinin seçildiğini, şirket ana sözleşmesinde ve kanunda tüzel kişi olan banknaın ancak bir temsilci ile temsil edilebileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, seçimsiz bir görevlendirmenin söz konusu olmadığını, 02.07.2009 tarihli genel kurul kararlarının mevzuata uygun olduğunu, bilanço ve faaliyet raporlarının şirket merkezinde ortakların incelmesine hazır bulundurulduğunu, toplantı ve karar nisaplarının kanuna uygun olduğunu, kanunda sermaye artışının oy birliği ile karara bağlanacağı konusunda bir hüküm bulunmadığını, şirket sermayesinin yarısının hazır bulunması gerekmekte olup kararın da mevcut oyların çoğunluğu ile alınabileceğini, şirkete ait ticari defterlerde eksiklikler olmakla birlikte, bu eksikliklerin bizzat davacıların şirketi idare ettikleri döneme ait olduğunu, nitekim o dönemdeki tüm genel kurul kararlarının batıl olduğunun kabul edildiğini, söz konusu eksiklikteki sorumluluğun davacılara ait olduğunu, bu sebeplerle bilanço ve defterlerde müvekkilinin yönetiminden kaynaklanan bir uyumsuzluğun bulunmadığını, sermaye artışının ayni olarak ödenmesinde hukuken bir engel bulunmamakla birlikte, şirketin içinde bulunduğu durumun nakdi sermaye artışını zorunlu kıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin aynı kapsamdaki 2007 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin kararında, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda şirketin sermaye artışına ilişkin kararın alınmasına yönelik toplantı yeter sayısının bulunmaması nedeniyle sermaye artışına ilişkin maddenin yok hükmünde olduğu, yönetim kurulu ve denetim kurulu üye seçimiyle ilişkin maddenin ise taraflar arasında öncesinde yönetime ilişkin sulh sözleşmesi bulunmasına rağmen sonrasında yönetim kurulunun tamamen tüzel kişi ortak tarafından oluşturulmuş olmasının iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, dava konusu edilen gündemin bilançolar ve finansal tablolara ilişkin gündemin 4 üncü maddesi ile ibraya yönelik gündemin 5 inci maddesinde yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurullarına herhangi bir aykırılık tespit edilemediği, toplantı ve karar yeter sayılarına uyulduğundan ve yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmadıklarından bu maddelere ilişkin iptal isteminin reddinin gerektiği, gündemin yönetim kurulu ve denetim kurul üyelerinin seçimine ilişkin 6 ncı maddesi kapsamında, davalı şirketin büyük ortağı durumundaki bankanın ile diğer gerçek kişi ortakları arasında 2004 yılında kayyım daveti ile sulh işlemi yapıldığı, bundan sonraki yönetim kurullarında da bankanın 2, gerçek kişi ortakların 1 temsilci ile temsil edildikleri, buna rağmen dava konusu genel kurul toplantısında şirketin 3 yönetim kurulu üyesinin tamamının bankanın gösterdiği adaylardan seçilmesinin ortaklar arasında yarar dengesini bozduğu, bu durumun azınlık pay sahiplerinin aleyhine olması nedeniyle objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı ve 6 ncı gündem maddesinde alınan kararın bu gerekçelerle iptalinin gerektiği, gündemin sermaye artışına ilişkin 8 inci maddesi özellikle 2007 tarihindeki sermaye artışına ilişkin karar yok hükmünde sayıldığından ve değişen sermaye yapısına göre 2009 tarihindeki genel kurulda da toplantıda temsil sağlanarak karar oluşturulduğundan, bu maddenin görüşülmesi sırasında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6762 sayılı Kanun) 388 inci maddesindeki yasal nisaplara uyulmadığından, bu maddenin yok hükmünde olduğu kanaatine varıldığı, her ne kadar davacı taraf iptal talebinde bulunmakta ise de, yok hükmünde olan karar mahkemece resen nazara alınacağından ve talebin aşılması sonucu doğurmayacağından bu madde yönünden yok hükmünde olduğuna karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalı şirketin 02.07.2009 tarihli genel kurulunda alınan gündemin 6 ncı maddesinin iptaline, gündemin 8 inci maddesinin yoklukla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1-Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurula sunulan davalı şirkete ait bilançoların gerçeği yansıtmaması nedeniyle 02.07.2009 tarihli genel kurul toplantısının 4 ve 5 numaralı gündem maddelerine ilişkin alınan kararların iptalinin gerektiğini, şirketin 1997-2004 arası bilançolarının mevcut yönetimin talebiyle revizyona tabi tutulduğunu, bu bilançoda öz kaynak kalemleri içerisinde bilanço denkleştirme adı altında bir hesap kullanıldığını, öncelikle bilanço denkleştirme hesabının ne olduğunun ve detayının müvekkillerine açıklanmasının gerektiğini, ayrıca genel kurula sunulan 2003-2007 yıllarına ilişkin bilançolar ile vergi dairesine beyan edilen bilançolar arasında önemli farkların bulunduğunu, hangi bilançonun doğru olduğunun, hangisinin esas alınması gerektiğinin belirsiz olduğunu, ayrıca ek bilirkişi raporunda sermaye artışının elzem olmadığının değerlendirildiğini, bu tespit gereği ilgili gündem maddelerinin iptalinin gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/5601 E., 2010/11891 K. sayılı kararı gereği yönetim kurulu üye seçiminin yok hükmünde olduğunu, şirket organsız durumda olduğundan mevcut yönetimin yaptığı tüm işlemlerin geçersiz olduğunu, bu nedenle 02.07.2009 tarihli genel kurulun 6 ve 8 inci maddeleri dışında kalan tüm gündem maddelerinin yoklukla malul sayılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek davalı şirketin 02.07.2009 tarihli genel kurulunun dava konusu yapılan tüm gündem maddelerinin yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. 2-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece önceki karardan alıntı yapılarak başkaca bir gerekçe sunulmaksızın, savunmaları dikkate alınmaksızın, taraflar arasında imzalanmış herhangi bir protokol, sözleşme, sulh anlaşması bulunmamasına rağmen eksik inceleme sonucunda kararların iptali ve yoklukla malul olduğuna karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 6 numaralı kararda kanunda öngörülen nisaba aykırı bir durum bulunmadığını, genel kurulun takdirinde olan yönetim kurulu üyelerinin seçiminde iyiniyet kurallarına da aykırılık bulunmadığını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi ile ilgili olarak taraflar arasında imzalanmış herhangi bir protokol veya sulh anlaşması bulunmadığı gibi, ana sözleşmede de bu hususta herhangi bir imtiyaz bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından sulh işleminin varlığının kabul edilmediğini, davacı tarafça da aksi yönde bir delil sunulmadığını, sadece kayyım seçildiği dönemde bir iki yıl tümüyle tesadüfi olarak bankadan bir kişinin üye seçildiğini, ortada kanunen geçerli, bağlayıcı nitelik taşıyan hiç bir işlem bulunmadığını, ortaklar arasındaki yarar dengesini bozmak ya da azınlık pay sahipleri aleyhine işlem tesis etmek gibi bir amaç söz konusu olmayıp, ilgili seçimden sonra da sadece şirketin devamlılığını sağlama yönünde kararlar alındığını, ilgili seçimin iyiniyet kurallarına aykırılığına dair somut bir veri bulunmadığını, davacıların yönetim ve denetim kurullarında yer almaları, şirketi borçlandırmaya yönelik imza yetkisine sahip olmaları hakkaniyete ve diğer ortaklar açısından iyiniyete aykırı olup, genel kurul toplantılarında bu kurullara seçilmemiş olmalarının hukuka uygun olduğu gibi, şirketin de menfaatine olduğunu, bu nedenle dava konusu gündemin 6 ncı maddesinin iptaline dair kararın kaldırılmasının gerektiğini, mahkemenin gündemin 8 inci maddesinin yoklukla malul bulunduğuna dair tespit kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007 tarihindeki sermaye artışına ilişkin kararı henüz kesinleşmemiş olup, sermaye yapısının toplantının yapıldığı tarih olan 02.07.2009 tarihi itibariyle kanuna ve usule uygun olduğunu, toplantıdaki nisapların da kanuna uygun olduğunu, toplantı tarihinde henüz kesinleşmemiş bir mahkeme kararındaki değişen sermaye yapısı gereği temsil sağlanmadığından bahisle 8 ,nci maddenin yok hükmünde olduğuna karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin esas sermayesinin zamanla ekonomik koşullara da bağlı olarak yetersiz kaldığını, sermayenin artırılmasının hem kanunen hem de ekonomik olarak bir zorunluluk arz ettiğini, esas sermayenin miktarının mevcut pay sahipleri için kazanılmış hak oluşturmayacağını, 02.07.2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya uygun olduğunu belirterek kararın kısmi kabule ilişkin kısmının kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. 3-Feri müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, 6 ncı gündem maddesine ilişkin kararda kanunda öngörülen nisaba aykırı bir durum bulunmadığını, genel kurulun takdirinde olan yönetim kurulu üyelerinin seçiminde iyiniyet kurallarına da aykırılık bulunmadığını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi ile ilgili olarak taraflar arasında imzalanmış herhangi bir protokol veya sözleşme bulunmadığını, 8 numaralı gündem maddesine ilişkin olarak, şirketin ilgili dönemde sermaye artışı yapmasının şirketin devamlılığı ve işlerliği açısından gerekli ve kanunen zorunlu olup olmadığı ya da aranan toplantı nisaplarının tamamlanıp tamamlanamayacağının değerlendirilmediğini, davaya konu genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte bahsi geçen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı henüz kesinleşmemiş olup davalı şirketin sermaye yapısının toplantının yapıldığı tarih itibariyle kanuna uygun olduğunu, bu doğrultuda toplantıda alınan toplantı ve karar nisaplarının da kanunun aradığı yasal nisaplara uygun olduğunu, ayrıca bu konuda davacının talebi aşılarak yokluk kararı verilmesinin de isabetli olmadığını, ortaklar arasındaki yarar dengesini bozmak ya da azınlık pay sahipleri aleyhine işlem tesis etmek gibi bir amaç söz konusu olmayıp, bu iddiaların davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, mahkeme kararına esas teşkil eden İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yönetim kurulu üye seçimine ilişkin iptal gerekçesinin hatalı olduğunu, belli bir süre için kayyımın yaptığı işlemlerin kanunun amir hükmü gibi değerlendirmeye alınarak yönetim kurulu üyelerinin seçimlerine ilişkin kararın iptaline gerekçe gösterildiğini, ancak taraflar arasında bir sulh işlemi söz konusu olmayıp, sadece kayyım seçildiği dönemde bir iki yıl tümüyle tesadüfi olarak bankadan bir kişinin üye seçildiğini, ortada kanunen geçerli ve bağlayıcı nitelik taşıyan hiç bir işlemin söz konusu olmadığını, şirketin sorunlarının büyük kısmının bizzat davacıların geçmişteki ... ve işlemlerinden kaynaklanmakta olup, bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını, 02.07.2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya ve hukuka uygun olup, iptali veya yoklukla malul bulunması kararı verilmesi gereken bir hususun söz konusu olmadığını belirterek kararın kısmen kabule ilişkin kısmının kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile söz konusu genel kurulun 4 ve 5 numaralı gündem maddelerinde yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurullarına herhangi bir aykırılık da bulunmadığı, yönetim ve denetim kurulu üye seçimine ilişkin 6 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin tamamının banka temsilcilerinden oluşmasının objektif iyi niyet kurallarına ve ortaklar arasındaki yarar dengesine aykırı olduğundan mahkemece yönetim ve denetim kurulu üye seçimine ilişkin gündemin 6 ncı maddesinin iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, gündemin sermaye arttırımına ilişkin 8 inci maddesi yönünden ise dava konusu genel kurulda alınan sermaye artışı kararı 3/4 olan gerekli toplantı nisabının sağlanmadığı, bu nedenle mahkemece sermaye artışına ilişkin 8 inci gündem maddesinin yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesinin de isabetli bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin 02.07.2009 tarihli genel kurulunda alınan 4, 5, 6 ve 8 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6762 sayılı Kanun'un 388 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.