Hukuk Genel Kurulu 2007/20-692 E. , 2007/658 K. "" MAHKEMESİ : Tunceli Kadastro Mahkemesi TARİHİ : 10/05/2007 Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tunceli Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 2.6.2006 gün ve 2006/426-414 E.K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 13.11.2006 gün ve 11924-15449 sayılı ilamı ile, (...Kadastro sırasında ...... Köyü…
**Hukuk Genel Kurulu 2007/20-692 E. , 2007/658 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Tunceli Kadastro Mahkemesi TARİHİ : 10/05/2007 Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tunceli Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 2.6.2006 gün ve 2006/426-414 E.K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 13.11.2006 gün ve 11924-15449 sayılı ilamı ile, (...Kadastro sırasında ...... Köyü 120 ada 27 parsel sayılı 867,45 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsiz belgesiz olarak tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı M. C. adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır. Mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda; Çekişmeli alanın, çok eski tarihlerden beri 30 - 40 cm pulluk derinliğinde sürülerek ve işlenerek en az 100 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı, ancak son 10 - 15 yıldır terk edilerek nadasa bırakıldığı, bakımsızlıktan üzerinin çayır otları ile kaplandığı, üzerinde ve sınırlarında meşe ve ardıç ağaçlarının olduğu, davalı parsel üzerinden alınan toprak örneklerinden ve profil içinde yapılan incelemelerden toprak içerisinde orman ağaçlarına ilişkin kök kalıntılarının yer almadığının tespit edildiği açıklanmış raporun devamında ise, dava konusu alanın çevresi ile birlikte incelendiğinde ormanlık alanlar ile arasında ayırıcı unsur bulunmadığı, çevresindeki ormanlık alanlar ile tam bir bütünlük arz ettiği genel görünümü itibariyle alanın toprak yapısının orman yetiştirmeye elverişli ve orman toprağı niteliğinde bulunduğu, çekişmeli taşınmazın 1959 basım tarihli memleket haritasında ve tarihi belirtilmeyen hava fotoğraflarında yeşil zemin üzerinde orman ile sembolize edilen orman alanları içinde kaldığı, bu sebeplerle orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. En az 100 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı belirtilen taşınmazın, orman toprağı niteliğinde bulunduğu ve ormanlık alanlar ile bütünlük içinde olduğu düşünülemez.. Hal böyle iken, orman bilirkişi raporu kendi içinde çelişik olup mahkemece değinilen çelişkiler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiş, böylelikle çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olmuştur. Bu durumda karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.