T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/807 - 2026/328 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/807 KARAR NO : 2026/328 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2024 NUMARASI : 2020/386 E. - 2024/118 K. DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince ve…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/807 - 2026/328 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/807 KARAR NO : 2026/328 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2024 NUMARASI : 2020/386 E. - 2024/118 K. DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/02/2024 tarih ve 2020/386 E. - 2024/118 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 1/1/2019 tarihli ve 1 yıl süreli personel taşımacılığı hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin süre başlıklı 5. maddesinde “iş bu sözleşme 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girecek olup 31/12/2019 tarihine kadar geçerlidir. ... uygun görmesi durumunda sözleşmeyi aynı şartlarla 1(bir) yıl daha uzatma hakkını saklı tutar. İş bu sözleşmenin sona ermesinden 1 (bir) ay önce taraflar yazılı olarak ihbarda bulunmadıkları takdirde sözleşme süresi bir yıl daha uzamış sayılır." hükmünün bulunduğunu, anılan maddeye uygun olarak müvekkiline bir ay öncesinde herhangi bir ihbarda bulunulmadığından sözleşmenin aynı şartlarla bir yıl uzadığını, nitekim 2020 yılı ocak ayı taşımacılığı nedeniyle müvekkiline ödeme de yapıldığını, hal böyle iken 20/1/2020 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... tarafından müvekkili şirket yetkilisine gönderilen e- mail ile yönetim tarafından sözleşmenin 2020 yılı için yenilenmemesine karar verildiği ve 31/1/2020 tarihi akşam iş çıkışı ile taşıma işinin yeni bir firma tarafından yerine getirileceği hususunun bildirildiğini, sözleşmedeki süreye uygun olmayan bu fesih ihbarının geçerli olmadığını, öte yandan şirket tarafından haklı bir neden de belirtilmediği gibi, müvekkilinin edimini yerine getirmesinden duyulan memnuniyetin ifade edildiğini, davalı şirketin bu aşamadan sonra müvekkili ile görüşmekten kaçındığını, davalı şirkete noter vasıtası ile yapılan ihtara cevap olarak davalı şirket tarafından sözleşme süresinin sona ermesinden sonra fiyat çalışması yapılamaması nedenine dayalı olarak sözleşmenin yenilenmediği iddiasında bulunulduğunu, müvekkilinin personel taşıma faaliyetini gerçekleştirdiği organize sanayi bölgesinde bulunan bütün firmaların taşıma sözleşmelerini Aralık ayı ya da Ocak ayı başında yaptığını, bu süre aralığı geçtiğinden müvekkilinin yeni bir döneme kadar herhangi bir taşıma işi yapamayacağını, bir çok firma ile görüşme yapılmasına rağmen sonuç alınamadığını, fesih nedeniyle müvekkilinin büyük bir zarar ile karşı karşıya kaldığını, davanın açıldığı 2020 yılı Temmuz ayı itibarı ile müvekkilinin araçlarının halen yatar vaziyette bulunduğunu, 2020 yılı Aralık ayına kadar yeni bir sözleşme yapılması ihtimali olmadığından 11 aylık bir süre boyunca müvekkilinin 9 otobüs, 3 midibüs ve 3 minibüsün çalışmamasından kaynaklanan büyük kaybının olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahmini kazanç kaybından oluşan 100.000,00- TL' nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 30/1/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15/9/2023 tarihli dilekçesi ile talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 611.397,17 TL artırarak toplam 711.397,17 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı şirket vekili, taraflar arasında sözleşmenin "Sözleşme Süresi" başlıklı 5. maddesinin "İşbu sözleşme 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girecek olup 31.12.2019 tarihine kadar geçerlidir. ..., uygun görmesi durumunda Sözleşme’yi aynı şartlarla 1 (bir) yıl daha uzatma hakkını saklı tutar. İşbu sözleşmenin sona ermesinden 1 (bir) ay önce taraflar yazılı olarak ihbarda bulunmadıkları takdirde sözleşme süresi bir yıl daha uzamış olur." hükmüne amir olup bu hüküm uyarınca sözleşmenin sona ermesinden bir ay önce bildirimde bulunulmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden bir yıl daha uzayacağı sonucuna varılabileceğini, ancak aynı sözleşmenin "Ücret" başlıklı 4.1. maddesinin ilk paragrafında, "…Sözleşme süresinin 31.12.2019 tarihinde sona ermeyip uzaması halinde yıl sonunda tekrar fiyat çalışması yapılacaktır…" ifadelerine yer verildiğini, buna göre sözleşmenin 5. maddesindeki bir aylık süre içinde bildirimde bulunulmamasının tek başına sözleşmenin uzaması sonucunu doğurmayacağını, zira taraflar arasındaki sözleşmenin objektif olarak esaslı unsurunu oluşturan bedel üzerinde uzlaşılmaması halinde sözleşmenin uzamasından söz edilemeyeceğini, bununla birlikte asli edimi olan taşıma işini tam ve gereği gibi yerine getirmeyen davacının sözleşmeye uygun hareket etmediğini, bu hususun müvekkili tarafından tutulan tutanaklarla sabit olduğunu, tespit edilen bu eksikliklerin yapılan bildirime rağmen giderilmediğini, eksikliklerin giderilmemesinin sözleşmeyi müvekkili yönünden çekilmez kıldığını, müvekkilinin sözleşmeyi 6.1. maddesinde sayılan haklı nedenlerle feshettiğini, feshin haksız olduğu sonucuna varılsa dahi davacının yapmaktan kurtulduğu giderler ile elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal ettiği zararların mahsubu gerektiğini, davacı şirketin faaliyet konusu yalnızca personel taşımacılığından ibaret olmadığı gibi davacı şirketin müvekkili ile sözleşme ilişkisinde kullandığı araçların personel taşımacılığına özgü olmayıp her türlü insan taşımacılığına elverişli olduğunu, davacının yalnızca görüşme yaptığı şirketlere ilişkin bilgi verdiğini, ancak görüşmediği çok sayıda şirketin bulunduğunu, Temmuz 2020 itibarıyla araçlarının parkta yatmasının bizzat davacıdan kaynaklandığını ve davacının faaliyetini dışarıdan temin ettiği araçlar ile gerçekleştirdiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları esas alınarak düzenlenen 21/6/2023 tarihli bilirkişi raporunun yerleşik yargısal kararlara uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, rapora göre davacı ile davalı şirket arasında arasında 01/01/2019 tarihinde 1 yıl süreli Personel Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, 5. maddesi kapsamında yenilenen ve 31/12/2020 tarihine kadar uzayan Sözleşmenin davalı ... Makina Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından 20/01/2020 tarihinde feshedildiği, fesih bildirimine göre hizmet alımına 31/01/2020 tarihine kadar devam edildiği, dolayısı ile sözleşmesinin 11 ay erken sona erdirildiği, dosya kapsamında yer alan benzer taşıma sözleşmelerinden davacının edimini ifa ettiği mahalde taşıyıcılar ile personelinin taşınmasını isteyen iş sahipleri arasındaki servis sözleşmelerinin genel olarak Ocak ve Şubat aylarında 1 yıl süre için yapıldığı, ayrıca Kasım ve Aralık aylarında yapılan sözleşmelerin de bulunduğu, tüm bu hususlar ve piyasa koşulları dikkate alındığında, davacının yeni bir servis sözleşmesi için gerekli olan makul sürenin 9 ay olabileceği, defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının 2020 yılı Ocak ayının tamamında davalı şirkete hizmet verdiği ve bu taşımadan kaynaklanan net karının 79.044,13-TL olup davacının net karının bu ay emsal alınarak belirlenmesi gerektiği, bu durumda davacının yeni bir sözleşme yapabilmesi için gerekli olan makul süre ile aylık net karın çarpımı ( 9x79.044,13TL) sonucu elde edilen 711.397,17-TL'nin davalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 711.397,17-TL tazminatın 100.000,00-TL'sinin dava tarihinden ve kalan 611.397,17 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraflar arasında 01/01/2019 tarihinde 1 yıl süreli Personel Taşımacılığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 4.1 maddesinde "Sözleşme süresinin 31.12.2019 tarihinde sona ermeyip uzaması halinde yıl sonunda tekrar fiyat çalışması yapılacaktır." hükmünün ve devamı olan 5. maddesinde "İşbu sözleşme 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girecek olup 31.12.2019. tarihine kadar geçerlidir. ..., uygun görmesi durumunda Sözleşme'yi aynı şartlarla 1(bir) yıl daha uzatma hakkını saklı tutar. İşbu sözleşmenin sona ermesinden l (bir) ay önce taraflar yazılı olarak ihbarda bulunmadıkları takdirde sözleşme süresi bir yıl daha uzamış olur. " hükmünün yer aldığını, bu iki hüküm uyarınca sözleşmenin uzaması için yıl sonunda bedel konusunda taraflar arasında bir anlaşmanın varlığının şart olduğunu, müvekkili şirketin yetkilisi tarafından gönderilen e-mail ve davacının cevaplarından taraflar arasında yeni dönem için bedel görüşmelerinin yapıldığı ve bir uzlaşıya varılamadığının açık olduğunu, dolayısı ile yukarıda belirtilen hükümler uyarınca sözleşmenin uzadığından söz edilemeyeceğini, zira bedelin personel taşıma sözleşmelerinin esaslı unsuru olup bu unsur üzerinde irade birliği oluşmadan sözleşmenin kurulduğundan söz edilemeyeceğini, haksız fiil sorumluluğu ve sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukta zarar görenin, hukuka aykırı davranış sonucunda elde ettiği menfaatlerin uğradığı zarardan mahsubunun gerektiğini sözleşmenin Ocak ayında feshedilmesi sebebiyle yeni bir anlaşma yapılamadığı ileri sürülmüş ise de, davacının faaliyet konusunun yalnızca personel taşımacılığından ibaret olmadığını, ayrıca davacının müvekkili şirket ile sözleşme ilişkisinde kullandığı araçların personel taşımacılığına özgü olmayıp, her türlü insan taşımacılığında kullanılmaya elverişli olduğunu, bu araçların büyük kısımının dışarıdan temin edildiğini, davacının sözleşmenin sona ermesi üzerine araç temini giderlerinden kurtulduğunu, başka taşıma işlerinde kullanılması mümkün olan bu araçların kullanmaması sebebiyle davacının elde etmeyi ihmal ettiği yararların tespit edilerek tazminattan düşülmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında bu unsurların doğru ve eksiksiz olarak hesaplanmadığını, 2020 yılı içinde müvekkiline ait iş yerinin pandemi nedeniyle yaklaşık 6 ay süre ile kapalı kaldığı hususunun dikkate alınmadığını ve dosya kapsamında bulunan önceki raporlar ile hükme esas alınan rapor arasında çelişki mevcut olup, söz konusu çelişkinin giderilmesi için yeni bilirkişi raporuna gönderilmesi gerekirken yeni bir rapor aldırılmaması ve çelişkinin giderilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ve davacı dilekçesinde araçların Temmuz 2020 tarihinde yattığı bildirmesine rağmen bu tarih aşılarak 2021 Ocak ayına kadar tazminat hesabı yapıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 1/1/2019 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli personel taşıma sözleşmesinin 5. maddesinde 31/12/2019 tarihinde sona erecek sözleşmenin davalı şirketin uygun görmesi halinde sözleşmeyi aynı şartlar ile bir yıl uzatma hakkına sahip olduğu ve devamında sözleşmenin sona ermesinden 1 ay önce tarafların yazılı ihbarda bulunmaması halinde sözleşmenin 1 yıl uzayacağının hüküm altına alındığı, sözleşmenin sona erdiği 31/12/2019 tarihinden 1 ay önce herhangi bir yazılı ihbarın söz konusu olmadığı, davalı şirket tarafından sözleşmenin aynı şartlar ile bir yıl süre ile uzamış sayıldığı tarihten sonra davacıya e-mail yoluyla gönderilen fesih bildiriminde fesih için haklı bir nedene dayanılmadığı gibi yargılama aşamasında ileri sürülen akde aykırılığa ilişkin somut bir delinin bulunmadığı ve hükme esas alınan hesap uzmanı, mali müşavir ve taşımacılık uzmanından oluşan heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının davalıya hizmet verdiği son ay nedeniyle davalı tarafından yapılan toplam ödemeden hizmet üretim maliyeti (taşeron gideri), ilk madde malzeme giderleri (motorin gideri), genel yönetim giderleri ve finansman giderlerinden oluşan maliyetler düşülerek belirlenen net kazanç ve davacının yeni bir personel taşıma sözleşmesi düzenlemesi için gerekli makul süre dikkate alınarak tazminatın belirlendiği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 48.595,54-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 12.149,00-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 36.446,54-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.