T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1854 - 2026/833 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1854 KARAR NO : 2026/833 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : 2021/164 E. - 2022/374 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1854 - 2026/833 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1854 KARAR NO : 2026/833 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : 2021/164 E. - 2022/374 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2022 Tarih ve 2021/164 Esas - 2022/374 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 35.sınıfta 2020/13865 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna karşı gerçekleştirdikleri itirazın 2021-M-2760 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı, tüketici nezdinde kendisi ile özdeşleşen ve tanınır hale gelen markaları ile gerek kapsam gerekse işaret yönünden ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin tanınmış markalarının sulandırılması tehlikesi yaratacağını, müvekkilinin bu ibareyi aynı zamanda ticaret unvanı olarak da 60 yılı aşkın bir süredir kullandığını, tüketici nezdinde “...” markasının müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, davalı firmanın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2021-M-2760 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu 2020/13865 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, verilen kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili markası ile davacı markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasının bütün olarak algılanacağını, müvekkilinin “...” ibareli tescilli markaların da sahibi olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." markasının müvekkili şirketin ortakları "..." ve "..."ın isimlerinin ilk hecelerinin birleşimi ile oluşturulduğunu, tarafların fiili faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davacı markasının tanınmışlığının sonucu değiştirmeyeceğini, davacı markalarının “çay-kahve” emtialarında kullanıldığını, dava konusu başvurunun ise 35. sınıfta tescil edilmek istenildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesindeki emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markasının bazı harfleri ortak olarak içerdikleri görülmekle birlikte, markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin biçimde farklılaştırdıkları, markalarda ortak olarak yer alan bazı harflerin başvuru konusu markada ve çekişme konusu markada tek başına yer almadığı, farklı bir izlenim doğuracak şekilde farklı eklentilerle kullanıldığı, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların tertip tarzı ve ihtiva ettiği unsurların tamamı birlikte dikkate alındığında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, davalının önceki tarihli “...” ibaresini içerir ve 35.sınıf hizmetlerde tescilli 2011/92360 sayılı müktesep hak iddiasına dayanak markasının kullanımını gösterir deliller dosya kapsamında mevcut olmadığından, müktesep hak karinesinden yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia ve işaret benzerliğinin gerçekleştiğini, markaların asli unsurlarındaki tek harf farklılığının ayırt edicilik sağlayarak iltibası ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu, bu tanınmışlığın da karıştırılma ihtimalini arttırdığını, başvuru markasının renk, kombinasyon ve genel izlenim yönünden müvekkilinin tanınmış markalarından uzaklaşmadığını, başvuru markasının müvekkilinin tanınmış seri markalarının arasına sızma ve yanaşma gayesiyle oluşturulduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde üstün ve öncelikli hak sahipliğinin söz konusu olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK marka kararının iptal ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarının kısa kelime markaları olduğu gözetildiğinde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2023 tarih ve 2022/1631 E.-2023/5113 sayılı kararında "..." ibaresinin, 21.12.2022 tarih ve 2021/5231 E.-2022/9288 K. sayılı kararında ise "..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmışlığının sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında "..." ibaresi üzerinde öncelikli hak sahibi oldukları, ticaret unvanına dayalı haklarının bulunduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığı da ileri sürülmüş olup, bu hususlarda ilk derece mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. 6769 sayılı SMK’nın 6/3. Maddesindeki “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünün markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamak için düzenlendiği, 6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, önceye dayalı hak sahipliğine dayanılabilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2275 Esas, 2019/3674 Karar ve 13/05/2019 tarihli kararının da bu yönde olduğu, dosya kapsamı itibariyle davacının dava konusu "..." ibaresi üzerinde anılan madde kapsamında hak sahibi olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Davacının bir diğer iddiası ise, ticaret unvanına dayalı olarak SMK'nın 6/6 maddesinde düzenlenen nispi ret sebebinin, somut olayda bulunmasıdır. Anılan hükümde, "Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Ne var ki davacının "..." ibareli ticaret unvanının "..." ibareli başvuru ile benzer olmadığı, bunun dışında "..." ibaresi üzerinde ticaret unvanına dayalı bir hakkının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, davacı vekili müvekkili şirketin "..." markasının piyasadaki tanınmışlık düzeyi ve ayırt ediciliğinin azami düzeyde olduğunu, işbu markayla neredeyse tamamen aynı olan itiraza konu "..." ibareli marka başvurusunun müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamak kastıyla kötüniyetle yapıldığını iddia etmiştir. Ne var ki benzer marka başvurusunda bulunmak tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Bunun dışında, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair başkaca bir husus iddia ve ispat edilemediğinden, davacının kötü niyet iddiası da yerinde görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/11/2022 gün ve 2021/164 Esas - 2022/374 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ... Sandalye ve San.Tic.Ltd.Şti tarafından istinaf aşamasında yapılan 11,50-TL posta giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 8-Davalı ... tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.