TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/11/2022 NUMARASI : 2021/672 Esas-2022/694 Karar DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/11/2021 KARAR TARİHİ : 17/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/05/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1505 Esas 2026/494 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1505 KARAR NO : 2026/494 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/11/2022 NUMARASI : 2021/672 Esas-2022/694 Karar DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/11/2021 KARAR TARİHİ : 17/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/05/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ... İnşaat Mühendislik Müşavirlik A.Ş.'nin, müvekkili ... Şubesinden 29/01/2016 ve 06/06/2017 tarihlerinde genel kredi sözleşmeleri imzaladığını, borçlu şirket tarafından ödenmesi gereken kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine 29/11/2019 tarihinde, davalı borçluya ve kefillere Ankara 3. Noterliği kanalıyla 32185 yevmiye numarasıyla hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, bu sırada davalı şirket tarafından 30/09/2019 tarihinde Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/557 esasına kayden konkordato davası açıldığını, açılan davada şirket hakkında 03/03/2020 tarihinde geçici mühlet kararı aldığını, ardından 28/04/2021 tarihinde geçici mühlet kararının uzatıldığını, 04/08/2021 tarihinde ise dosyanın karara çıktığını ve davalı şirketin konkordato tasdik talebinin reddine, verilen mühlet kararının kaldırılmasına karar verildiğini, konkordato kesin mühletinin kaldırılması akabinde taraflarınca öncelikle Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/171 D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, ardından Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/13453 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesine, davalının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında davacının, takip talebinde dayanmadığı belgeler dışında herhangi bir belgeye dayanamayacağını, takip talebine genel kredi sözleşmeleri eklenmediğinden itirazın iptali davasında genel kredi sözleşmelerinin kullanılamayacağını, davacı tarafın icra takibinde hiç bir tarih ve sayı belirtmeksizin sadece genel kredi sözleşmeleri ve 28/11/2019 tarihli kat ihtarnamesi olarak belirtmiş olsa dahi hangi genel kredi sözleşmesi olduğunu, tarih ve sayısını belirtmediğini, takipte dayanılmayan genel kredi sözleşmesinin itirazın iptali davasında kullanılmasının usul ve yasaya aykırı olacağından davacının davasının reddini gerektiğini bildirerek , davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazmimatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibariyle toplamda 346.061,28 TL asıl alacak, 130.971,22 TL birikmiş faiz, 6.548,63 TL BSMV, 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 1,35 TL işlemiş faizi, 157,00 TL ihtiyati haciz yargılama gideri ve 0,23 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 484.649,71 TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden , davalının itirazının bu miktarlar üzerinden iptaline, takibin; 346.061,28 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %22,75 ve değişen oranlarda temerrüt faiz oranı ve faizin %5 gider vergisi işletilerek devamına, 1.067,00 TL (ihtiyati haciz vekalet ücreti ve yargılama gideri) asıl alacağa ise takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz ve faizin %5 gider vergisi işletilerek devamına, fazlaya dair istemin reddine , yapılan yargılamada alacağın likit ve davalı tarafın itirazında haksız olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan 484.649,71 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 96.929,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; KGF tarafından yapılan ödemelerin ana paradan düşemeyeceği kanaati doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, Bilirkişi tarafından asıl alacak miktarlarının yanlış hesaplandığını, somut olayda borçlunun borcunun vadesinde ödememesi sonucunda herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğünün kabulü gerekmesine rağmen borçlunun temerrüt tarihinin , kat tarihi olan 28/11/2019 tarihi olarak değerlendirildiğini, bilirkişinin anapara tutarlarını eksik hesaplaması dolayısıyla işlemiş temerrüt faizini ve BSMV oranını da hatalı hesapladığını, Ayrıca söz konusu kredi dosyaları kapsamında müvekkil bankanın yaptığı masraflar ve sigorta ücretlerinin dikkate alınmadığına yönelik bilirkişi kök raporuna yaptığı itirazı neticesinde, Bilirkişi ek raporunda ''banka tarafından kat ihtarnamesinde talep edilen sigorta ve masraf alacağı olmadığı, dava dilekçesinde bildirilmiş bu isim altında herhangi bir alacak talebi olmadığı, davacı banka şubesi tarafından da böyle bir alacak talebinin tarafıma iletilmediği ve tarafıma sunulan banka kayıtlarında da mevcut olmadığı'' gerekçesiyle kanaatini değiştirir bir hususun oladığı sonucuna varılmış ise , Yargıtayın yerleşik içtihadından da anlaşılacağı üzere kredi sözleşmeleri kapsamında, bankanın yapmış olduğu tüm masrafları borçludan isteme hakkı bulunmakta olup söz konusu tutarların bir asıl alacak olarak sayılması ve bu tutarların re'sen dikkate alınması gerekmesine rağmen davacı bankanın yaptığı masraflar ve sigorta ücretlerinin bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2021/13453 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından 14/10/2021 tarihinde davalı borçlu aleyhine 349.711,27 TL asıl alacak (yıllık %22,75), 138.081,14 TL birikmiş faiz, 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 1,35 TL işlemiş faiz (08.10.2021-14.10.2021 arası 6 gün %9 adi kanuni faiz), 157,00 TL ihtiyati haciz yargılama gideri, 0,23 TL işlemiş faiz (08.10.2021-14.10.2021 arası 6 gün %9 adi kanuni faiz), 7.048,79 TL BSMV olmak üzere toplam 95.909,78 TL toplam alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, davalının süresi içerisinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında 29/01/2016 tarihli 5.000.000,00 TL limitli ve 06/06/2017 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri tanzim edildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 346.061,28 TL asıl alacak, 130.971,22 TL birikmiş faiz, 6.548,63 TL BSMV, 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 1,35 TL işlemiş faiz, 157,00 TL ihtiyati haciz yargılama gideri, 0,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam484.649,71 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacı banka ile davalı arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmeleri nedeniyle talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazı KGF tarafından yapılan ödemelerin ana paradan düşemeyeceği, bilirkişi tarafından ana para alacağının eksik , temerrüt tarihi ve faizinin yanlış hesaplanması sonucu buna bağlı olarak mahkemece alacağına eksik hükmedildiğine yöneliktir. Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere dava tarihinden sonra 19/01/2022 tarihinde davacı bankanın 74.750,97 TL tutarında KGF'den tahsilat yaptığı anlaşılmakla, bilirkişi raporunda her ne kadar tahsil edilen tutarın icra infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiş ise de, mahkemece davacı vekilinin bu yönde bilirkişi raporuna itirazı üzerine bilirkişi tarafından tanzim olunan 23/10/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda davacı banka tarafından KGF'den yapılan tahsilat tutarının takip alacağından düşmeyeceği kanaatine varıldığı ve mahkemece de KGF tarafından yapılan ödemelerin ana paradan düşemeden hüküm tesis edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın bilirkişi tarafından ana para alacağının eksik , temerrüt tarihi ve faizinin yanlış hesaplanması sonucu buna bağlı olarak mahkemece alacağına eksik hükmedildiğine yönünde istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Davacı banka tarafından davalı asıl borçlu şirkete 06/06/2017 tarihinde 250.000,00 TL tutarında KGF teminatlı %13,50 akdi faiz ile 36 ay vadeli, aylık ödemeleri 8.565,67 TL olan taksitli ticari kredi kullandırıldığı, söz konusu kredinin ilk 26 taksit ödemesi yapıldıktan sonra 06/09/2019, 07/10/2019,06/11/2019 tarihli 27,28 ve 29 taksit ödemelerinin 28/11/2019 kat tarihi itibari ile ödenmediği buna göre kalan ana para tutarının 80.344,90 TL olduğu, davacı banka tarafından, davalı asıl borçlu şirkete 06/11/2017 tarihinde %19 akdi faiz oranı ile 250.000,00 TL tutarında kullandırılarak, davalı şirketin davacı banka nezdindeki hesabına alacak kaydı geçilen borçlu cari kredi olduğu, söz konusu kredinin en son 05/09/2019 tarihinde tahakkuk eden devre faiz ve vergisinin tahsil edildiği, 28/11/2019 kat tarihi itibariyle anaparasına tahsilat sağlanamadığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı banka tarafından dosya kapsamında bir örneği yer alan Ankara 3. Noterliği'nin 29/11/2019 tarih 32185 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmek suretiyle , ihtarnamenin tebliğinden itibaren (üç) gün içerisinde 427.692,85 TL nakit alacağın tahsilinin talep edildiği, davacı banka alacağı hesabın kat edilmesi ile muaccel olmuş ise de , davacı alacaklının bu ihtarname ile muaccel alacağının ödemesi/deposu için davalıya ihtarnamenin tebliğ tarihini takip eden (3) gün atıfet tanıdığı, kat ihtarının davalı asıl borçlu şirkete 02/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda atıfet süresi içinde muacceliyetin ertelenmiş sayılacağı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2019 tarih, 2018/995 E, 2019/5544 K sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu, yine muacceliyet ile temerrüt farklı kavramlar olup hukuki sonuçlarının da birbirinden farklı olduğu, bu durumda davalıya borcun ödenmesi için ihtarname gönderilerek davalıların temerrüde düşürüldükleri ve bilirkişi tarafından bu ihtarnamenin tebliğ tarihi nazara alınarak temerrüt tarihinin 06/12/2019 günü olarak isabetli belirlendiği, Yine bilirkişi tarafından yapılan incelemede, takip konusu edilen nakit alacağın akdi faiz oranlarının %13,50 ve %19,00 olduğu, davacı bankanın cari/uygulanmakta olan faiz oranları listesinden 28/11/2019 kat tarihinde cari faiz oranının %13,50 olduğu, davacı bankanın söz konusu tarih itibariyle, en yüksek akdi faiz oranından daha düşük olduğu görülen %13,50 cari faiz oranının %30 fazlası oranından %17,55 temerrüt faizi talep ettiği, cari faiz oranlarının 28/11/2019 kat tarihinden, 14/10/2021 takip tarihine kadar ekli şekilde değiştiği,takip talebinde cari faiz oranının yine %30 fazlası oranından %17,5+%17,50x30/100=%22,75 temerrüt faizi talep edildiği, söz konusu oranın taraflar arasında imza altına alınarak kabul edilen sözleşme düzenlemelerine göre daha düşük olduğu ve mevzuata uygun olduğu kanaatine varılarak ve taleple bağlı kalınarak, gecikme faiz oranı/temerrüt faiz oranı uygulama tarihleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı görülmüştür. Hal böyle olunca, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda kat tarihi itibariyle hesap edilen ana para tutarlarına kat tarihinden temerrüd tarihine kadar işletilen faiz ve vergisinin kapitalize edilmesi ile asıl alacak tutarlarının (taksitli ticari kredi için 83.263,86 TL, BCH için 262.797,42 TL) tespit edildiği, BCH kredisinin 06/11/2017 tarihinde %19 akdi faiz oranı ile 250.000,00 TL tutarında kullandırılmış olup, kat tarihine kadar ana paraya tahsilat sağlanamadığı ancak 28/11/2019 kat tarihi itibariyle kredinin en son 05/09/2019 tarihinde tahakkuk eden devre faiz ve vergisinin tahsil edildiğinin dosya kapsamında yer alan 03/12/2021 tarihli müşteri hesap ekstresi ile tespit edildikten sonra bilirkişi tarafından en son devre faiz tahsil tarihinden kat tarihine kadar ana paraya sadece akdi faiz hesaplanması ve kat tarihi itibariyle bakiye borç tutarı tespit edilmesi suretiyle davacı bankanın takip tarihi itibariyle isteyebileceği asıl alacağı belirtir bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya uygun, denetlemeye ve gerekçeli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin alacağının eksik hesaplandığı yönündeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -