İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... nezdinde kasko sigortalı bulunan vekil edeni şirkete ait ..…
T.C. 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/2152 KARAR NO: 2025/1359 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/10/2021 NUMARASI: 2018/130 Esas - 2021/1011 Karar DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklı İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... nezdinde kasko sigortalı bulunan vekil edeni şirkete ait ... plakalı aracın 12/08/2017 günlü çift taraflı trafik kazasında hasarlandığını, kazanın meydana gelmesine ... plakalı karşı araç sürücüsünün sebebiyet verdiğini ve sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin kasko sigorta poliçesi kapsamında tahsili amacıyla davalı sigortacıya yapılan başvuru neticesinde hasar dosyası açılmış ise de; bu talebin "sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği" gerekçe gösterilmek suretiyle haksız bir biçimde reddedildiğini, sigortalı araç sürücüsü olan, aynı zamanda şirket yetkilisi bulunan ...'nın olay yerini terk etmediğini, olay yerinden ayrılma sebebinin kazada başından yaralanması ve kaza mahalline polisin geç gelmesi nedeniyle hastaneye gidebilmek için olduğunu, dolayısıyla talebin poliçenin teminatı kapsamında bulunduğunu, oluşan zararın davalı ... tarafından giderilmesi gerektiğini, bu nedenle Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/247D.İŞ sayılı tespit dosyası ile belirlenen 108.192,93-TL hasar bedeli ile 10.000,00-TL değer kaybı zararının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile birlikte takibin devamına karar verilmesini ve ayrıca davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait ... plakalı aracın vekil edeni sigorta şirketi nezdinde 28/12/2016-28/12/2017 tarihleri arasını kapsar biçimde kasko sigortalı bulunduğunu ve 12/08/2017 tarihinde ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla, ... plaka sayılı sigortalı aracın çarpışması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ihbar üzerine hasar dosyası açılmış ise de; yapılan araştırmada kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği ve kim olduğu bilinemediğinin belirtildiğini, davacı sigortalının araç sürücüsü olduğunu iddia ettiği ...'ın ise saat 06:00'da meydana gelen bir kazadan çok sonra hastaneye başvurarak saat 17:00'de alkol ölçümü yaptırdığının tespit edildiğini, ayrıca yaptıkları araştırmada sigortalı aracı çeken çekici sürücüsü ...'ın yazılı beyanlarından da anlaşılacağı üzere, ... plaka sayılı araç sürücüsünün alkollü olduğu, bu nedenle olay yerini terk ettiğinin belirlendiğini, bu durumda, sigortalı araç sürücüsü ve onun eylemlerinden sorumlu olan sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü yerin getirmediğinden, rizikonun teminat içerisinde kaldığının sigortalı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, kaldı ki değer kaybı zararının da kasko sigortasının teminatı kapsamında olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 2018/253 Esas sayılı dava dosyası, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak; Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın "Teminat Dışında Kalan Zararlar" başlığını taşıyan A.5 maddesinin 5.5 nolu alt bendindeki düzenleme ve yerleşik Yargıtay uygulamaları uyarınca; salt kaza yerinin terk edilmesi veya araç sürücüsünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı olduğunu göstermeyeceği, anılan hükümlerin uygulanabilmesi için kaza yerinin kimlik tespitini ya da alkol muayenesini engellemek amacıyla yapılması ve eğer araç sürücüsü alkollü ise kazanın da münhasıran alkolün etkisi altında olmasının gerekli bulunduğu açıklandıktan sonra; Somut olayda; davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünü alkollü olması nedeniyle olay mahallini terk ettiği iddia edilmiş; davacı tarafından ise, araç sürücüsünün tedavilerinin yapılması amacıyla hastaneye gittiği savunulmuştur. Davacı araç sürücüsünün dava dışı ... olduğu ceza dosyası ile sabittir. Yine ceza dosyasından ve kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere kazanın saat 06:00 civarında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Kaza tespit tutanağında davacı araç sürücüsünün hastaneye götürüldüğüne dair bir tespit bulunmamaktadır. ... Hastanesi'nin yazı cevabında ise davacı araç sürücüsünün hastaneye saat 16:36 civarında gittiği belirtilmektedir. Kazanın meydana geldiği saatten yaklaşık 10 saat sonra alınan alkol muayene raporunda araç sürücüsü ...'nın 0,10 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu ile kazanın meydana geldiği saat itibariyle davacı araç sürücüsünün 1,75 promil alkollü olduğu, kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana geldiği tespit edilmiştir. Davacı tanığının beyanlarının soyut beyanlardan ibaret olması ve davacı şirket çalışanı olması dikkate alınarak, tanığın beyanlarına itibar edilmemiştir. Bu hali ile davacı aracında meydana gelen hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığı şeklindeki özet gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; araç sürücüsünün alkollü olduğu varsayımına dayalı olarak verilen kararda isabet bulunmadığı, araç sürücüsünün alkollü olduğunu gösterir hiçbir somut bilgi ve belge olmadığı gibi sigortalı araç sürücüsünün kaza yerinden hastaneye gitmek için ayrıldığının da tanık beyanı ile belirlendiği gözetildiğinde, talebin teminat dışı kaldığından söz edilemeyeceği, kaza tutanağındaki belirlemelerin de polis memurlarının özensizliğinden kaynaklandığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen hatalı kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; kasko sigorta poliçesine dayanılarak sigortacı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkin olup; taraflar arasında davacıya ait aracın davalı ... nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve talep konusu kazanın da poliçenin geçerlilik süresi içerisinde meydana geldiği konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık görülmekte olan davanın konusunu oluşturan rizikonun kaza tarihinde yürürlükte bulunan kasko sigortası genel şartları uyarınca teminat kapsamında olup olmadığı ve daha da önemlisi rizikonun teminat kapsamında olup olmadığı yönündeki ispat yükünün hangi tarafa ait bulunduğuna ilişkindir. 01/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre; teminat dışı kalan haller A.5 maddesinde sayılmış olup, onlardan bir tanesi poliçede gösterilen aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kişiler tarafından kullanılması (A.5.4), bir tanesi de aracın uyuşturucu madde veya KTK yönetmeliğinde belirtilen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması (A.5.5) halidir. TTK.nun 1409/1 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409/2 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Ancak sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları) Görülmekte olan davada; davalı sigortacının, davacının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeyerek iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde kalmış gibi gösterdiğini, bu nedenle hasarın teminat dahilinde olduğu konusundaki ispat külfetinin davacıya ait bulunduğunu, kaza sonrasında sürücüsünün olay yerinden ayrılma nedeninin de alkollü biçimde araç sevk edildiğini gizlemek olduğunu ileri sürerek davacıya tazminat ödemekten kaçındığı görülmektedir. Davacı ise; kaza anında araç sürücüsünün ... olduğunu ileri sürerek tazminat isteğinde bulunmuş ve araç sürücüsü olduğunu ileri sürdüğü ...'nın sağlık sebepleriyle olay yerinden ayrıldığını ve sürücünün kaza anında alkollü olmadığını, aksinin sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiğini beyan etmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden 12/08/2017 tarihinde saat 06.00 sularında meydana gelen çift taraflı trafik kazasında kazaya karışan her iki aracın da ağır hasara uğrayarak pert hale geldiği ve kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazaya karışan ... plaka sayılı araç sürücüsünün kimliğinin belirlenemediğinin belirtildiği ve dahi talep konusu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru olduğu, karşı araç sürücüsüne atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, 18/08/2017 tarihinde sabah 06:00 sularında meydana gelen çift taraflı trafik kazasına karışan sigortalı araç sürücüsü ...'nın olayla ilgili olarak İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek mahkumiyetiyle sonuçlanan ve 17/07/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılan 09/07/2020 gün, 2018/253 Esas - 2020/233 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin davada icra olunan 25/10/2018 günlü duruşma oturumundaki "Kazadan sonra 45 dakika boyunca ambulans bekledim. Ambulans gelmedi. Bu sırada yakınlarıma haber verdim, yakınlarım gelerek beni hastaneye götürdüler." şeklindeki beyanıyla; davacı tanığı olarak talimat yoluyla dinlenen ...'un 30/06/2020 günlü ifadesinde ki; olay günü sabaha doğru saat 5:00-5:30 gibi ...'nın kendisini arayarak kaza yaptığını söylediği, kaza yerinin yaklaşık 20 dakika uzaklıkta olduğu olay yerine gittiğinde polis memurlarının ve çekicinin geldiği, yaklaşık 5 dakika sonra gelen ambulansın diğer aracın şoförünü hastaneye götürdüğü, ...'ya bir şeyi olup olmadığını sorduğunda sağ ve sol omzunun acıdığını söylediği, bunun üzerine polis memurlarına ...'nın hastaneye gitmesi gerektiğini söylediği, ancak memurların beklesin dediği, bunun üzerine iç kanama olabileceğini düşünerek ...'yı taksiyle hastaneye gönderdiği, kendisinin olay yerinde kaldığını ve ...'nın aracını çekiciye bindirdikleri, ...'nın önce Bağcılar Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü, tedavisi orada olmayınca ismini bilmediği bir özel hastaneye götürüldüğü, kaza yerinde bulunduğu sürece ...'ya alkol testi yapılmadığı şeklindeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde; kazadan sonra gerçekleşen olayların akışı bakımından her iki beyanın birbiriyle ciddi biçimde çelişki içerdiği belirgin olduğu gibi, sabah saatlerinde meydana gelen kaza yerinden kısa bir süre sonra ayrılan sürücünün hastaneye saat 16:36 da başvurduğu ve alkol ölçümünün de bundan sonra yapıldığı, bu başvurudan önce başka bir hastaneye gidildiğini gösterir herhangi bir somut bilgi ve belge sunulmadığı ( istinaf aşaması dahil) anlaşıldığına göre; davalı sigortacının ödeme yapmaktan kaçınmakta haklı olduğu, somut olayda ispat yükünün yer değiştirdiği konusunda duraksamamak gerekir. Sonuç olarak; davacı tarafça sigortalı araç sürücüsü olduğu belirlenen ...'ın kaza anında alkolsüz olduğunu ve kaza yerinden ayrılma nedenininde tedavi amaçlı bulunduğu ispatlayabildiğinden söz edilemeyeceği gibi; aksine kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu bulunduğu tespit edilen sigortalı araç sürücüsünün kazadan çok sonra temin edilen alkol ölçümü dikkate alındığında kaza anında 1,75 promil alkollü olacağı ve kazanında münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği yönündeki Nöroloji Uzmanı Doktor Bilirkişinin katılımı ile düzenlenen 08/03/2020 günlü yeterli ve geçerli bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilemediğinden, davacı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL harçtan, peşin yatırılan 59,30-TL harcın düşümü ile bakiye 556,10-TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.25/09/2025