İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin boya sektöründe faaliyet göste…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1219 KARAR NO:2026/222 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:05/04/2022 NUMARASI: 2021/322 Esas - 2022/353 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin boya sektöründe faaliyet göstermekte olup davalı ile boya alışverişi yapmakta olduğunu, müvekkil ile davalı arasında sürekli bir boya alışverişi olduğu için aralarında cari hesap ilişkisinin tesis edildiğini, müvekkilin davalıya satmış olduğu boyaların karşılığını bir süre sonra tahsil edemez duruma geldiğini, müvekkilin mağduriyetinin daha fazla devam etmesinin önüne geçmek adına numarası yazılı icra dosyasından davalı aleyhine alacağın ticari nitelikte olması nedeniyle takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi ile birlikte alacağın tahsili için icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız ve dayanaksız bir şekilde söz konusu icra takibine itiraz ettiğini, bu itiraz sonucunda da takibin durduğunu, tarafların hem tacir olduğu için hem de aralarındaki işin ticari olduğu için ve de takibe konu alacağın ticari nitelikte bir alacak olduğundan takibe yapılan itiraz neticesinde arabuluculuğa başvurulmuşsa da söz konusu süresin “görüşme sonunda anlaşamama” ile sonuçlandığını, bu nedenle icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ve müvekkilin alacağına kavuşmasını sağtamak maksadıyla huzurdaki işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkile ait tüm ticari defterler ve tüm kayıtların bilirkişi marifeti ile incelendiğinde müvekkilin davalı yandan alacaklı olduğunun ve huzurdaki dava bakımından haklılığının ispat edilmiş olacağını, davalı yan icra takibine sadece zaman kazanmak maksadıyla itiraz etmiş olup, kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davalının kötü niyetli olarak sadece müvekkilin alacağına kavuşmasını geciktirmek ve engellemek kastıyla hareket etmek suretiyle mezkur icra dosyasına itiraz ettiğini, davalının mezkur takibe müvekkilin hak ettiği cari hesap alacağını almasını sürüncemede bırakmak saikiyle haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, işbu itiraza dayanak olarak da hiçbir hukuki gerekçenin bildirilmediğini, Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasıyla başlayan hukuki sürecin davalının haksız itirazı neticesinde durduğunu, itirazın iptali davasının açılma zorunluluğunun doğduğunu, müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemek kastıyla davalı tarafından yapılan itirazın kötü niyet içerdiğinden, davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında boya alışverişinin olduğunu, bu alışveriş neticesinde davacı şirkete 162.204,69 TL borcunun bulunmadığını, müvekkilin davacı şirkete 92.501,91 TL olan borcunun arabuluculuk görüşmesinde taksitler halinde ödemek istediğini beyan ettiğini, müvekkilin kabul ettiği 92.501,91 TL borç tutarının davacı tarafından şifahen kabul edildiğini, taksitlendirme konusunda tarafların anlaşamadığını için arabuluculuk görüşmesinde tarafların anlaşamadıklarını, iyi niyetle hareket ettiğini, içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan dolayı taksitler halinde ödemek istemişse de bu hususun davacı tarafından kabul görmediğini, müvekkilin almış olduğu ürünlerin bedeline karşılık, nakit ödemede sıkıntı yaşadığından müvekkilin kendi satmış olduğu başka marka ürünlerden 2019 ve 2020 yılında toplam 63.456,56 TL değerinde ürünleri borcuna mahsuben davacıya teslim ettiğini, müvekkilin nakit olarak borcunu ödemediği için farklı ürünleri, borcuna karşılık davacı şirkete teslim ettiğini, müvekkilin 12.12.2018 tarihinde vergi dairesince resen kapatıldığı için davacı şirkete borcuna karşılık 2019 ve 2020 yılında teslim etmiş olduğu ürünler için fatura kesemediğini, bu ürünlere ilişkin sipariş fişi kesip davacı şirkete teslim ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilin davacıya nakit ödeme yapamadığı için borcuna karşılık kendi satmış olduğu başka markalara ait ürünleri borcuna mahsuben davacı şirkete teslim etmiş olmasına karşın bu teslim edilen ürünlerin bedeli müvekkilin borcundan mahsup edilmediğini, bu hususta davacının kötü niyetli olduğunu, neticeten davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacının cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup tarafların kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda iki tarafın ticari defter ve belgelerinin sahibi lehine delil niteliğini taşıdığı; davacı ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 162.204,69 TL alacaklı olduğu; davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya 176.787,93 TL borcunun bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından verilen beyan dilekçesinde müvekkilinin davacıya 92.501,91 TL borcunun bulunduğunun kabul edilmiş olması nedeni ile açılan davanın 92.501,91 TL'lik kısmının kabul nedeni ile kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından her ne kadar bakiye kısma ilişkin davacıya mal iade edildiği iddia edilmiş ise de davalı tarafından dosyaya sunulan sipariş formları üzerinde isim ve imzanın bulunmaması; davacı tarafından malların teslim edildiğinin kabul edilmemesi nedeni ile söz konusu malların borca karşılık davacıya teslim edildiği ispatlanamadığından davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Davalı tarafından süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış olması nedeniyle malların davacıya iadesine yönelik olarak mahkememizce yemin delilinin hatırlatılması da mümkün olmamıştır. Dosyada mübrez bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında 162.204,69 TL bakiyenin görünmesi sebebiyle kabul edilen kısmın üzerindeki 69.702,78 TL bakımından da davanın kabulü ile asıl alacak tutarının takdiren %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sundukları cevap dilekçesinde de belirttikleri üzere müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile yapılan tebligatın geçerli olduğu kabul edilse dahi müvekkili, tebligatın yapıldığı dönemde covid 19 salgını sebebi ile uzun süre işe gidemediğini ve bu süreçte corona rahatsızlığına yakalandığını, müvekkiline tebligatın yapıldığı tarihin 21.04.2021 olup, müvekkilinin cevap süresinin bitiminin 05.05.2021 olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete 162.204,69 TL borcu bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirkete 92.501,91 TL borcu bulunduğunu, müvekkilinin bu borcunu iyi niyetle ödemek istediğini ancak ödeme güçlüğü yaşadığı için ödeyemediğini, müvekkilin dava konusu 92.501,91 TL kısmı için borcu olduğunu yargılamanın başında da kabul ettiğini, bu nedenle özellikle bu kısım için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca dava konusu talebin likit olması tek başına müvekkilinin icra inkar tazminatına mahkum edilmesi için yeterli olmadığını, müvekkili aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle mahkemenin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 162.204,69 TL alacağın tahsili istemiyle 07.01.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 1.Davalı, kendisine dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, cevap süresinin kapanma dönemine denk geldiğini, dosyaya sunduğu cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.Eldeki davada, davalının dava dilekçesinde bildirilen Güngören/İstanbul adresine dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılmış, 21.04.2021 tarihinde gerçekleştirilen tebligata ilişkin tebligat mazbatasında, adı ve soyadı yazılı komşunun davalının dışarıda olduğu beyanı üzerine Tebligat Kanunu'nun 21.maddesinde belirtilen usule göre tebligat yapılmıştır. Söz konusu adres, icra dosyasında yer alan ödeme emrinin de davalıya tebliğ edildiği adres olup, icra müdürlüğünce bu adrese çıkartılan tebligatı davalı bizzat teslim almıştır. Bu durumda davalıya yapılan dava dilekçesi tebliği usulüne uygun olup, iki haftalık cevap süresi 2021 yılında 29.04.2021-17.05.2021 tarihleri arasında pandemi nedeniyle tam kapanma kararı verilen süreye denk gelmekteyse de 2021 yılında pandemi nedeniyle sürelerin durmasına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davalının 28.06.2021 tarihli cevap dilekçesi, süresinde değildir. Bu nedenle davalının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. 2.Davalı süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde davacıya 92.501,91 TL borcunun bulunduğunu kabul etmiş olup, mahkemece davanın 92.501,91 TL'lik kısmının kabul nedeni ile kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında bu kısma yönelik bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak davalı, nakit ödeme yapamadığı için kendi satmış olduğu başka marka ürünleri davacıya olan borcuna mahsup edilmek üzere teslim ettiğini, sahibi olduğu şahıs firmasının vergi dairesince kapatılması nedeniyle fatura düzenleyemediğinden bu hususta sipariş fişi tanzim ettiğini, 69.702,78 TL yönünden davacıya borcunun bulunmadığını, yemin deliline dayandığını, alacak talebinin yargılamayı gerektirdiğini, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Tarafların incelenen ticari defterlerine göre; davacının 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının 2017 yılı ticari defterleri vergi incelemesinde olduğundan incelenmediği, 2018 yılı ticari defterlerinin ise lehine delil niteliğinin bulunduğu, takip tarihi itibariyle davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya 176.787,93 TL borcunun bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 162.204,69 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlıklı HMK 319. maddesinde"İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar." hükmü, HMK 322/1. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK 141/2. maddesinde iddia ve savunmanın genişletilip, değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir.Somut olayda, davalı, davaya cevap süresinden sonra beyan dilekçesi sunarak satmış olduğu başka marka ürünleri davacıya olan borcuna mahsup edilmek üzere teslim ettiğini ileri sürmüş ve sipariş fişlerini dosyaya sunmuş ise de yasal süresi içerisinde verilmeyen cevap dilekçesi ile ileri sürülen hususlar, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olup , davacının açık muvafakatı bulunmadığı da gözetildiğinde davalının savunmalarının değerlendirilmesi mümkün değildir. Diğer yandan süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından davalının yemin deliline de dayanamayacağı anlaşılmakla mahkemece davalının kabul beyanı dışında kalan ve taraf defterlerinde davalının borçlu olduğu 69.702,78 TL'lik tutar yönünden de mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmekte olup, eldeki davada dava konusu alacak, likit (belirlenebilir) ve davalının itirazı haksız olduğundan ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.717,00 TL harcın, alınması gerekli olan 6.867,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.150,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026