11. Hukuk Dairesi 2010/12162 E. , 2012/16915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2010 tarih ve 2007/43-2010/66 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.10.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada da
**11. Hukuk Dairesi 2010/12162 E. , 2012/16915 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.04.2010 tarih ve 2007/43-2010/66 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.10.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, kimyevi maddelerin üretimi alanında faaliyet gösteren müvekkilinin ‘EUROKİM’ ibareli tescilli markanın sahibi olduğunu, ortağı ... ile davalının hakim ortağı ...’in yakın ticari ilişkilerinin bulunduğunu, müvekkili ortağının sahibi olduğu iki ayrı şirketteki hisselerini davalının anılan ortağına devir ettiğini, kimyevi maddelerle ilgili olarak davalı şirketi kurmaya karar verdiklerini, davacı şirketin varlığı ve haksız rekabet olmaması düşüncesiyle ilk etapta müvekkili şirketin ortağının davalı şirkette ortak görünmediğini, müvekkili şirketin tasfiyesine kadar ortaklığının ertelendiğini, %1 pay sahibi ortağın kayın biraderi, %99 pay sahibinin ise davalı şirketin belirtilen ortağı olacak şekilde faaliyete geçirildiğini, davalının kiraladığı taşınmaza müvekkili ortağı ...’nın kefil olduğunu, genel koordinatörlük ve satış görevini üstlendiğini, Konya Şubesinin müdürü bulunduğunu, yüksek miktarlı kredinin tek kefili olduğunu, İran’da da faaliyet gösterecek şirketi kurduklarını, ortak olduklarını, ücretsiz şekilde müvekkili şirketin tüm değerlerinin davalı şirkete intikal ettirildiğini, davalı şirketin ortağı ...’in hilesine maruz kaldığını, İran’daki şirketin faaliyet göstermediğini, müvekkili markasının, önceden müvekkilde çalışan, sonradan davalı nezdinde çalışmaya başlayan, istifaya zorlanan ve ancak sosyal hakları verilmeyen ...’nin alacaklarına karşı devir edildiğini ileri sürerek, bu devir sözleşmesinin hile nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının markasını usulüne uygun şekilde müvekkiline devir ettikten sonra dava dışı kişiye devir ettiğini, davacı ve akidine karşı dava açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait markayı 30.06.2003 tarihinde bedelini ödeyerek devir aldığını, tescil için başvurduğunda aynı markayı diğer davalıya tekrar devir ettiğinin ortaya çıktığını, devir alan davalının, devir eden davalı şirketin çalışanı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkiyi bildiğini, zarar vermek amacıyla bu sözleşmenin yapıldığını, müvekkilinin devirden sonra markayı kullandığını açıklayarak, taraflarca yapılan muvazaalı devrin iptaline, müvekkili adına tesciline, 10.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, aralarında uyuşmazlık konusu marka dahil müvekkilinin tüm mal varlığının davacının yetkilisinin hilesiyle ele geçirildiğini, bu yönüyle dava açıldığını, iddiaların yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, ‘EUROKİM’ ibareli markanın davacı-birleşen davanın davalısı adına tescilli olduğu, 30.06.2003 tarihinde yetkili müdürü tarafından davalı-birleşen davanın davacısı şirkete noter vasıtasıyla devir edildiği, yine aynı markanın davacı-birleşen davanın davalısı tarafından TPE’de tescil edilmemesi nedeniyle 07.03.2006 tarihinde birleşen davanın davalısı ...’ye noterde tekrar devrinin yapıldığı, ilk devirden sonra devir alan davalı-birleşen davanın davacısının markayı kullanmaya başladığı, ikinci devir sözleşmesinde markayı devir alan davalı ...’nin devir eden şirkette çalıştığı, 2005 yılında işten ayrıldığı, 2003 yılındaki devirden haberdar olduğu, ticari faaliyetinin bulunmadığı, markayı kullanmadığı, maddi tazminat isteminin atiye bırakıldığı, markanın devrinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğu, devrin sicile işlenmesinin kurucu olmadığı, davacı-birleşen davanın davalısı şirketin yetkilisinin yaptığı devrin TTK’nun 556. ve 321. maddeleri kapsamında kaldığı, markanın şirketin tek malvarlığı kabul edilemeyeceği, demirbaşları, şubeleri v.s değerlerinin bulunduğu, markanın mülkiyetinin 30.06.2003 tarihi itibariyle davalı-karşı davacı şirkete geçtiği, ikinci devir alanın iyiniyetli kabul edilemeyeceği, devrin 2003 yılında yapıldığı, davanın 2007 yılında açıldığı, ileri sürülen hileli davranışın kanıtlanmadığı, manevi tazminattan davacı-birleşen davanın davalısı şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 25.01.2006 tarihli devir sözleşmesinin iptaline, 5.000 TL manevi tazminatın birleşen davanın davalısından tahsiline, maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davacının markanın kendi adına tesciline isteyebileceğine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davacı-birleşen davanın davalısı şirket vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-birleşen davanın davalısı şirket vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Asıl dava, marka devir sözleşmesinin hile nedeniyle, birleşen dava ise, aynı markayla ilgili olarak sonradan yapılan devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir. Birleşen davada marka devir sözleşmesinin muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak iptaline karar verilirken davalı şirket de yazılı miktarda manevi tazminattan sorumlu tutulmuştur. Ancak, anılan davalının manevi tazminatla sorumlu tutulmasını gerektiren şartların neler olduğu açıklanmadan ve gerekçede bu yönüyle denetlenebilir bir tartışma ortaya konulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davanın davalısı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-birleşen davanın davalısı şirket yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davacı-birleşen davada davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.