7. Hukuk Dairesi 2013/11924 E. , 2013/17734 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dış
**7. Hukuk Dairesi 2013/11924 E. , 2013/17734 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı şirketin işçisi olarak 16.02.2008- 28.08.2010 tarihleri arasında çalıştığını, son brüt ücretinin 1.260,00 TL olduğunu, haftanın 6 günü günlük 12 saat çalıştırıldığı halde fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini belirterek fazla çalışma ücretlerinin işten çıkarılma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davacı, 05.06.2012 tarihinde harçlandırdığı ıslah dilekçesiyle talebini 193,76 TL artırmış ve işten çıkarılma tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının fazla çalışmasının ve fazla çalışma ücret alacağının bulunmadığını, maktu ücretli iş sözleşmesi ile çalıştığını, yasal sınırlar içinde yapılan fazla çalışmaların sözleşme gereği ücretin içinde olduğunu, kaldı ki işyeri puantaj kayıtlarından da davacının fazla çalışmasının olmadığının görüleceğini, işyerinde denkleştirme sisteminin uygulandığını, davacının tüm ücret bordrolarını ihtirazi kayıt koymadan imzaladığını, bu bordroların ibra niteliğinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 3.193,76 TL fazla çalışma ücretinin 3.000,00 TL'nın dava, kalan kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Somut olayda, görev listelerinin (vardiya listelerinin) incelenmesi neticesinde davacının çalışma süresince yaptığı fazla çalışmalar bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Mahkeme ise, bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda karar vermiştir. Ancak bilirkişinin üzerinde inceleme yaparak tespit ettiği fazla çalışma sürelerine ilişkin görev listeleri (vardiya listeleri) dosya içerisinde mevcut değildir. Mahkemece, davacının çalıştığı döneme ilişkin görev listelerinin (vardiya listelerinin) dosyaya getirtilip bilirkişi raporu denetlenerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile sonuca varılmış olması hatalı olmuştur. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının günde fiilen 12 saat çalışıp 1 saat ara dinlenme ile haftalık 10 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiş ve buna göre fazla mesai ücreti hesap edilmiştir. Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68 nci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanunu'nun 63 ncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 nci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (onbir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir. Bu itibarla davacının 12 saat çalıştığı dönem için ara dinlenmenin en az 1,5 saat yerine 1 saat olarak alınmak sureti ile fazla mesai süresinin ve ücretinin fazla hesaplanması doğru olmamıştır. 4-Kabule göre de; Davacının dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunduğundan en yüksek banka mevduat faiz oranını aşmamak kaydıyla yasal faize hükmetmek gerekirken, mahkemece en yüksek mevduat faizine hükmedilmesi HUMK'nun 74. (6100 sayılı HMK’nun 26.) maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı olmuştur. O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.