İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/847 KARAR NO : 2025/1652 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/03/2017 NUMARASI : 2014/1066 Esas - 2017/396 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı bir kamu iştirak şirketi olduğunu, şirketin trafik ışıklarını düzenleme, sinyalizasyon, araç-bakım ve onarım vs.alanlarında faaliyet gösterdiğini, Elektronik Denetleme Sisteminin de davacı şirket tarafından üretilen patentli bir ürün olduğunu, İBB’nin EDS sistemini hizmet ihalesi ile davacı şirketten satın aldığını, davacı şirketinde sistemi İstanbul’daki ana arterler üzerindeki birçok noktaya yerleştirdiğini, davalının 19/07/2012 ve 20/07/2012 tarihinde yayınlanan bazı gazete ve internet sitelerine EDS sistemi ile alakalı yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunan demeçler verdiğini ve davacı şirkete karşı haksız rekabette bulunduğunu, bahse konu gazetelerde ve bu gazetelerin internet ortamındaki web sitelerinde ‘şeridi ortala EDS’ye yakalanma’ , ‘ortada mobese var yandan geç’ şeklinde başlıklar atılarak davacıya ait sistemin davacının mesleki itibarı ve ticari faaliyetine zarar verecek şekilde karalandığını, haberin detaylarına bakıldığında davalı şirketin davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösterdiği, kendi ürünlerini piyasada öne çıkarmak için davacı şirketin ürünü olan EDS aleyhine karalama haber ve kötü reklam yaptığını, davalı şirket ortaklarından ...’nın 19/07/2012 tarihli ...Gazetesinde yapılan bir haberde de trafik için kendileri tarafından geliştirilen kameraların şu an kullanılan mobese sisteminden farklı olarak tek tek şeritleri değil tüm yoldan geçen araçları izleyebildiğini belirterek rakibini gerçeğe aykırı ifadelerle kötülemek suretiyle onun tanınmışlığından faydalandığını, kendi ürünlerini kıyaslayarak ürünlerini öne geçirdiğini, bu nedenlerle davalının haksız fiillerinin tespitine, haksız rekabetin Men’i ve Ref’ine, haksız rekabete neden olan yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, meslek itibarı ve ticari faaliyeti zarar gören davacıya 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ortaklarından ...’nın anılan gazetelerdeki açıklamalarında şirketi bünyesinde geliştirdiği sistemlerin vasıflarını saydığını, hiçbir rakip sistem adı vermeden ürününün piyasadaki diğer ürünlere karşı olan üstünlüklerini sıraladığını, ancak EDS ismi bu tip sistemlerde genel geçer bir ifade olarak kullanıldığı için davacının ürünü hedef alınmış gibi bir algı oluştuğunu, haberin devamının haberin sahibi gazeteci tarafından doldurulduğunu, haber basına yansıdıktan sonra da ...’nın e-posta yolu ile gazetecileri uyardığını, ancak haberi tekzip ettirme gereği duymadığını, çünkü haksız rekabete konu olduğu iddia edilen ifadelerin davalının açıklamalarıyla paralellik göstermediğini, kendi geliştirdiği ürünün vasıflarını anlatan davalının kusurlu hareket etmediğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununda dördüncü kısımda ifade bulan haksız rekabet hallerinin sıralandığını, kötülemede bulunanın ifadesi gerçekse haksız rekabet oluşmayacağını, davacının patent hakkını elinde bulundurduğunu iddia ettiği Plaka Okuma sisteminin vasıflarının davalı şirket ortağının yaptığı değerlendirmeden farklı olmadığını, her şeritten geçen araçların plakasını okumak için o şeride bir adet kamera kurulduğunu, davaya görev ve zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ... her ne kadar davacı davalının haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiğinden bahisle TTK 54 vd maddeleri uyarınca zararının giderilmesi istemiyle dava açmış ve düzenlenen bilirkişi raporunda eyleminin haksız rekabet olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, eds sisteminin elektronik denetim sisteminin kısaltması manasında bugün trafik ve asayiş alanında ülke genelinde kullanıldığı, davacı vekilinin son celsedeki beyanları da dikkate alındığında davacının bu alanda tekel mahiyetinde faaliyet yürütmediği, başka firmaların da aynı alanda faaliyet gösterdikleri, davalının sistemdeki açıkları tespite yönelik basında yer alan beyanlarında davacı şirketi doğrudan hedef alan ve davacı şirket tarafından üretildiği sabit olan ürünlere yönelik herhangi bir beyanatının bulunmadığı, eds tabirinden doğrudan davacı şirketin anlaşıldığının kabulünün mümkün olmadığı, dolayısıyla beyanatların doğrudan davacı şirkete yönelik olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan düzenlenen raporun hükme esas alınmama nedenlerinin açık bir şekilde belirtilmediğini, keza, Mahkemece, kanaate ulaşılırken, dava konusu kötüleyici ifadelerin incelenmesinden, yöneltildiği ürünün sahibi olan müvekkili şirkete yönelik olduğu yönünde bir anlam ortaya çıkıp çıkmayacağının eksik araştırıldığını, müvekkili şirketin bu beyanlardan zarar görme tehlikesine maruz kalıp kalmayacağı hususlarının hiç irdelenmediğini, davaya konu edilen haber içeriklerinde, müvekkil şirketin doğrudan adı geçmese de, bu tür hizmet alımında bulunan ve/veya bulunacak şirket, kurum ve kuruluşların, haber içeriğinde yer alan ve haksız olarak kötülenen elektronik denetleme sisteminin hangi şirkete ait olduğunu bildikleri, bilmeseler dahi kolayca öğrenebileceklerinin izahtan vareste olduğunu, Elektronik Denetleme Sistemi, TPE nezdinde, müvekkil şirket adına patentli bir ürün olduğunu, dolayısıyla, ürün ile hitap edilmek istenen kesimin, bu ürünün kime ait olduğunu kolayca tespit edebilecek durumda olduğunu, keza, İstanbul'daki, trafik, sinyalizasyon sisteminin müvekkil şirket tarafından verildiği kamu oyunun da malumu olup, EDS ibaresinin geçtiği herhangi bir mecrada akla doğrudan müvekkil şirketin geldiğini, müvekkil şirketin, yayınlanan bu haberlerde yer alan ve bilirkişi raporu ile de haksız rekabet niteliğinde olduğu tespit edilen beyanlar, içeriğinde müvekkili şirket'in ismi geçmese dahi, müvekkil şirketi zarara uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kaldığının açıkça ortada olup, TBK m.57 uyarınca, zarara uğrama tehlikesinin ortaya çıkması halinde dahi zararın giderilmesi, m.58 uyarınca da manevi tazminat istenebildiğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, davalı Şirketin beyanları nedeniyle, itibar kaybına uğradığını, müşterilerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, bu nedenle de TBK 58. Madde uyarınca istenilen manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü yönünde karar tesis edilmesini, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı kanaatine varılması halinde ise dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i, haksız rekabete neden olan yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ve haksız rekabete dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Haksız rekabet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunda haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 6102 sayılı TTK’nın 54/(2) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir.TTK'nun 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır. Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki TTK’nın 55. maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Haksız rekabet, haksız fiilin özel bir türü olup somut olaya göre değerlendirme yapılarak bir eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı mahkemece tayin edilmelidir. TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesinde "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. TTK'nın 55/(1)- a-2 maddesinde "Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek" haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Bir açıklamanın haksız rekabet oluşturabilmesi için ticari hayatı etkileme ve alıcıları yönlendirme kabiliyetine sahip olması gerekmektedir. Kişilerin ticari şahsiyetini veya ticari hayatını ve müşterilerin seçim hakkını etkilemesi objektif olarak mümkün olmayan açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilemez (İnal, Emrehan, Örtülü ve Aldatıcı Reklamlar, s.94). TTK'nın 55/(1)-a-5 maddesinde ise "kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek" haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Anılan hüküm karşılaştırma yapmayı yasaklamamakta sadece karşılaştırmanın gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde yapılması halinde karşılaştırmanın hukuka aykırı olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini düzenlenmektedir.Davacı tarafça davalının haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen eylemleri; gazete haberlerinde ve internet sitelerinde "şeridi ortala EDS'ye yakalanma" başlığı altında yer alan ... Bilişim Sistemlerinin ortaklarından Kaan Kayabalı'nın "İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı bölgesindeki alt geçit ve Ankara'da Konya Yolu'nda bu denendi. Yol ayırma çizgisi ortalandığında kameraların yazılımları aracı görse de tespit edemiyor. EDS'deki yazılımın akredite olmamasından dolayı cezayı yiyen kişinin kesilen cezalara itiraz hakkının bulunduğunu belirtti ve ekledi itirazda da haklı çıkarsınız" şeklindeki ifadeleri; "ortada Mobese var, yandan geç" başlığı altında yer alan ve yine Kaan Kayabalı'nın "kendileri tarafından geliştirilen kameraların kullanılan MOBESE sisteminden farkının tek tek şeritleri değil, tüm yoldan geçen araçların izleyebilmesi olduğunu bildirdi" şeklindeki ifadeleri ve "şeridi ortala EDS görmesin" başlığı altında yer alan "Dolmabahçe ile Konya Yolu'nda denedik. Şeridi ortalarsan EDS kamerası aşırı sürati yakalayamaz " şeklindeki ifadelerdir. Eldeki davaya konu beyan ve haberlerin haksız rekabet teşkil edebilmesi , bu beyan ve haberlerin davacı şirketi hedef göstermesi; davacı şirkete matuf olması ve ayrıca yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte olması hâlinde mümkün olup, somut olayda, haber başlıkları ve buna dayanılarak haberlerde yer alan davalı şirket ortağının kullandığı ifadelerin doğrudan davacıyı hedef almadığı, yapılan açıklamaların davacı şirkete karşı haksız rekabet teşkil edecek nitelikte olmadığı gözetildiğinde haksız rekabetin koşularının oluşmadığının kabulü gerekir. Buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gibi davalı şirket ortağının haberlerde yer alan beyanlarının değerlendirilmesi özel ve teknik bilgi gerektirmeyip, hakimin hukuk bilgisi ile de çözümlenebilecek nitelikte olduğundan, gerekçesi de belirtilmek suretiyle mahkemece HMK'nın 282. maddesi uyarınca takdiri delil niteliğinde olan bilirkişi raporunun aksi yönde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025