11. Hukuk Dairesi 2008/11644 E. , 2010/6340 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.03.2008 tarih ve 2006/390 - 2008/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır buluna
**11. Hukuk Dairesi 2008/11644 E. , 2010/6340 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.03.2008 tarih ve 2006/390 - 2008/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin (LPG) dağıtım işi ile iştigal eden önde gelen kuruluşlardan birisi olduğunu, tüm firmalarca piyasaya arz edilen gazın içeriğinin aynı olması gerektiğini, buna rağmen davalı tarafından görsel ve yazılı basında yer alan reklamlarda “geçen rampada görmüşler seni/dağıtmışsın şanzımanı freni/bizde asla olmaz öyle arıza/inat etme sende katıl Oto Aygaz’a”, “aleme bizi madara etti/Oto Aygaz’a gitmek artık farz oldu” ve “doğru gaz, yüksek performans LPG 1 Oto Aygaz” şeklinde yer alan ifadelerle diğer otogaz marka ve ürünlerini kötüleyici ve onların motorun performansını düşürebileceği ve hatta araçta bazı arızalara yol açabileceği izleniminin yaratılmaya çalışılıp aldatıcı beyanlarda bulunulduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin TTK.’nun 56.maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve önlenmesini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından piyasaya sürülen ürünün Türkiye otogaz piyasasında faaliyet gösteren 48 firmadan sadece müvekkili dahil 2 firmanın sahip olduğu ve Avrupa’da kullanılan “EN 589” standardında farklı bir ürün olduğunu, reklamlarda kullanılan ifadelerin ise Türk Edebiyatında atışma ve mani olarak adlandırılan bir ifadeler olup diğer firmaların ürünlerini kötüleyici bir unsur içermediğini, sadece müvekkilinin ürününü anlatan, gerçeğe aykırı olmayan, abartılı ve aldatıcı söylemler içermeyen ifadeler kullanıldığını, davacının tüketicilerin bilgilenmesini ve doğru olanı seçmesini önlemek istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, somut uyuşmazlıkta tartışma konusunun davalının kendi ürününü pazarlamak için yaptığı reklamlarda davacının ürününü kötüleme amacının bulunup bulunmadığının tespiti olduğundan, tarafların ürünlerinin teknik yönden kararlaştırılmasının ikinci planda kaldığı, davalının reklamlarında kullanılan ifadelerin diğer firmaların ürünlerini kötüleyici ve incitici mahiyette olduğu, davacı ürünleri yönünden de ima yolu ile yanıltıcı nitelikte bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş,kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.03.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak davacının piyasaya sunduğu LPG ürünü ile davalının piyasaya sunduğu LPG ürünün farklı olduğu, bu faklılığın reklamlarda mizah ile aktarıldığı, vurgulamanın aldatıcı reklam, kötüleme ve sair surette emek ilkesine aykırı olmadığı, reklamda doğrudan davacının hedef alınmadığı,haksız rekabet unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.