11. Hukuk Dairesi 2009/1003 E. , 2010/12023 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2006/518-2008/658 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, yapılan tebligata rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve…
**11. Hukuk Dairesi 2009/1003 E. , 2010/12023 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2006/518-2008/658 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, yapılan tebligata rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili müvekkili ile davalı yanın KORDON İnş. San.ve Tic.Ltd.Şti.'nin %43 er hisse ile ve münferit imza yetkisine sahip ortağı olduklarını, bu aile şirketinin, müvekkili ve davalının müşterek malik olduğu, İzmir Urla İlçesi 737 ada 44 parsel ve 1558 ada 5 parselde kayıtlı yaklaşık 130 dönüm büyüklüğünde bulunan iki arazi üzerine villa tipi bağımsız bölümlerden oluşan inşaat yapımı işini üstlendiğini diğer müşterek malikler ile birlikte 06.04.1995 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşmenin 3-4. maddelerinde “inşa olunacak villaların 11 adetinin arsa sahibinin diğerlerinin ise müteahhidin olacağını“ belirlediklerini ancak müvekkilinin 2000 yılında bu şirket ile ilişkisini fiilen bitirdiğini, diğer arazi paydaşlarının bu bağımsız bölümden kendilerine düşen miktardaki villaları aldıklarını, fakat müvekkiline hiçbir villanın verilmediğini, öte yandan şirkete müteahhit sıfatıyla düşen taşınmazların satışlardan elde edilen gelirin şirket kayıtlarına yansımadığını ve rayiçler karşısında düşük kaldığını, müvekkili adına hiçbir bağımsız bölüm imal olunmadığını, arazi parçalarının usulsüz vekaletlerle satıldığını bu arada davalının müvekkilinin imza yetkilerini kaldırmaya çalıştığını, buna karşılık ihtiyadi tedbir kararları ile engel olunması ile davalının şirketmallarını bir başka firmaya muvazaalı olarak satmaya çalıştığını, davalının aslında var olmayan bir zarar çıkarmaya çalışıp, şirketi zarar soktuğunu ve şirkete borç vermiş gibi bir durum meydana getirerek alacaklı duruma geçtiğini, şirket üzerindeki villaların çok ucuza satılmış gibi kayıtlandırıldığını, oysa bu villaların çok daha fazla bedelle satılabileceğini, şirketi zarara soktuğu gibi en azından bu sonucu doğuracak kayıtlar tuttuğunu, TTK m.305'e göre davalının bu fiilinden dolayı şirket paydaşlarına ve alacaklılarına karşı sorumlu olduğunu ve elde edilecek tazminatın şirkete verileceğini, bu nedenle davalının kendisine menfaat sağlar kusurlu davranışları nedeni ile T.T.K.m 309 ve 336' ya göre sorumlu olup gerek şirkete ve gerekse müvekkiline karşı tazminat borcu bulunduğunu belirterek, şirket için 50.000 YTL maddi ve müvekkili içinde yine 100.000 YTL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile ödenmesini fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili taraflar arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin aile içi bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin yüklenicisi ve mülk sahipleri aynı kişiler olduğunu, davacının İzmir' den ayrılmak istememesi nedeni ile bir ev yapılmadığını, davacının şirketin müdürü olup, T.T.K.m 540' a göre davacının şirketi müdür sıfatıyla temsil ve ilzam etmeye yetkili olduğunu oysa davacının şirket işleri ile hiç ilgilenmediğini, 2000 yılından itibaren ise 2005 yılı sonuna kadar takriben 416.000 ABD doları para aldığını ve yine diğer ortak ...‘dan da 548.000 YTL ödünç para aldığını, bu parayı da ödememesi nedeni ile hakkında, İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2006–178 Esas sayılı davanın açıldığını, davacının dağ sporları ve kayak merkezi işleri ile uğraşıp şirketle hiç uğraşmadığını, ayrıca 2001 yılındaki ekonomik krizden şirketin de etkilendiğini bu nedenle şirketin yaptığı evleri çok düşük bedelle satmak zorunda kaldığını, davacının hissedarı olduğu arazi parçalarının usulsüz satılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre, davacı ile davalı şirket müdürü olup şirketi temsil yetkisine sahip olduğuna dair 12.12.1997 tarihli karara göre 10 yıl süre ile şirketi her iki ortağın münferiden temsil yetkisi olduğu, davacının ayrı bir şirket kurup bu şirket yönetimi ile ilgilenmemesi ve hatta şirket yöneticilerinin yaptığı toplantılardan çok sonra haber alıp bu toplantıda alınan kararların iptali için dava açmasında olduğu üzere şirketin yönetimi ile ilgilenmediğinin anlaşıldığı,ayrıca bunların yanında davacı söz konusu sorumluluk davasının bir kısmını şirket adına açtığı, davacının şirket adına tazminat talep edebilmesi için TTK m.341'deki şartların gerçekleşmesinin gerekeceği TTK m.341'deki bu şartlar gerçekleşmeden davacının davalı müdür hakkında şirkete ödenmek üzere tazminat davası açmasının mümkün olmadığı,öte yandan davacının arsa karşılığı inşaat sözleşmesine dayandığı iddiasının ise bu sözleşmenin tarafı olan şirkete karşı ileri sürmesi ve ona karşı dava açması gerektiği, davacınında Ltd. Şti. Müdürü olması nedeniyle şirket nezdinde gerçekleştiğini iddia ettiği zararların oluşumunda kendi ortak kusurunun bulunması ve TTK m.341'deki şartların oluşmaması nedeniyle açılan davanın reddi gerektiği, TTK m.556 atfı ile TTK m.338 gereği kusuru olmadığını ispatlayamayan davacının da şirket yönetiminden sorumlu olacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Somut olayda davacı iddiasının ileri sürülüş biçimine göre,davalı şirket müdürünün şirkete ait taşınmazları değerinden daha düşük fiyata sattığı değil,gerçek değerinden sattığı halde şirket kayıtlarında düşük göstermek suretiyle aradaki farkı zimmetine geçirdiği iddia edilmektedir.Bu durumda ortak sayısı 20’den az olan limited şirketlerde yönetici olmayan ortakların ortaklar kurulunun her hangi bir kararına gerek olmaksızın dolayısıyla zararlardan dolayı ve hükmolunacak tazminat şirkete ödenmek üzere müdürlere karşı sorumluluk davası açması mümkündür.Davaya konu taşınmaz satışlarının tek başına davalı tarafından yapıldığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığına göre bu satışlara ilişkin hukuki sorumluluğun da davalıya ait olduğunu kabul etmek gerekir.Bu çerçevede iddia edildiği gibi davalı tarafından yapılan taşınmaz satışlarında şirketin zarara uğratılması halinde bu zarardan TTK’nun 556.maddesi göndermesiyle TTK’nun 336.maddesi uyarınca davalının sorumlu tutulması mümkündür.Bu durumda mahkemece davacının da şirket müdürü olup şirketin işleyişinden sorumlu olduğu ve kusursuzluğunu ispatlayamadığından varsa doğan zarardan sorumlu olacağı ve TTK’nun 341.maddesi koşullarının oluşmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.