T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1210 KARAR NO : 2025/1450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/762 KARAR NO : 2025/428 KARAR TARİHİ: 28/05/2025 DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAV…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1210 KARAR NO : 2025/1450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/762 KARAR NO : 2025/428 KARAR TARİHİ: 28/05/2025 DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait özel hastanede fizik ve rehabilitasyon için gelen hastalara hizmet verilmesi konusunda tarafların 01/08/2017 tarihinde anlaştıklarını, sözleşme sonrası tedavilerin yapılabilmesi için davalı şirketin... adına ruhsat aldığını ve 2019 şubat ayına kadar aralıksız bir şekilde çalışıldığını ancak davalı tarafça kendisine ait hastanenin yanına rehabilitasyon merkezi açılması ayrıca ruhsat sahibi...'a ait her yıl yenilenen ruhsat ücreti ödenmeyerek ruhsatsız kalınmasına sebebiyet verilmesi suretiyle davacı şirketin çalışamaz duruma getirildiğini, akabinde davalı tarafça 08/08/2019 tarihinde Bakırköy 15. Noterliği'nin ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile geçerli bir sebep olmaksızın sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkili tarafından Bakırköy 15. Noterliği'nin keşide edilen ... yevmiye no.lu 19/08/2019 tarihli ihtarname ile fesih içerikli ihtarnamenin kabul edilmediği belirtilerek tek taraflı fesih sonucu oluşan tüm zararların davalıdan tahsil edileceğinin ihtar edildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği 5 yıl süre ile hizmet verileceğini düşünerek yatırım yapan davacı müvekkili şirket ruhsat alınmaması sebebiyle 1 yıla yakın süre ile hizmet verememesinden kaynaklı olarak hasta kaybı yaşadığını ve büyük emekle biriktirdiği müşteri çevresini yitirdiğini, davalı tarafın sorumluluğunda olan ruhsatın alınmaması sebebiyle davacı müvekkilinin gelirinde büyük bir düşüş yaşandığını, bu nedenle sözleşme bitim tarihi olan 01/08/2022 tarihine kadar olan hizmet bedelinin hesap edilerek davalıdan tahsilinin gerektiğini beyan ederek; şimdilik 20.000,00 TL zarar ve yoksun kalınan kazanç miktarının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 25/03/2024 tarihli açıklama dilekçesinde; Davanın şimdilik 5.000,00 TL zarar ve 15.000,00 TL yoksun kalınan kar istemime yönelik olduğunu, davalıda tarafta 1 adet enraf nonius combine elektroterapi cihazı, 2 adet cefar combine slimülasyon cihazı, 1 adet Dr. Life pnömatif kompisyon cihazı, 1 adet Altus derin dondurucu, 1 adet ... çamaşır makinesi, 1 adet çay makinesi, 1 adet ütü, 1 adet duvar barı, 1 adet ulturaviole aleti, muayene odası dolapları, soyunma odası dolapları kaldığını beyan etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün işletilmesi için önce davacının anlaştığı ...adına ruhsat alındığını, davacının hukuka aykırı eylemleri sebebiyle ...'ın 11/04/2018 tarihinde işten ayrılması üzerine Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün faaliyetinin yeni bir hekim ile anlaşılana kadar durdurulduğunu, daha sonra... ile anlaşıldığını ve...'ın 02/02/2019 tarihinde istifa etmesi sebebiyle Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün faaliyetinin tekrar durdurulduğunu, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün faaliyetinin durdurulmasının tek sebebinin davacı tarafından uygun bir hekim ile anlaşılamaması ve davacının ekipmanlarını taşıyarak sözleşmenin devamını fiilen imkansız hale getirmesi olduğunu, davacının iddia ettiği gibi yıllık ruhsat izinlerinin ödenmemesi sebebiyle Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün faaliyetinin durdurulduğu iddiası gerçek dışı olduğunu, ruhsat ücreti gibi cüzi bir ücret için hastane bünyesindeki Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün kapattırılmasının ticari hayatın akışına uygun olmadığını, yine hastanenin hemen yanında Rehabilitasyon merkezi açtığı gibi gerçek dışı bir iddia ileri sürüldüğünü ancak ispat namına tek bir delil sunalamadığını, bu iddiaların mahkemeyi yanıltmaya yönelik yalan beyan olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmaya göre her ne kadar ruhsat başvurusunda bulunacak olan müvekkili ise de uygulamada hekimden temizlik personeline kadar tüm çalışanların davacı tarafından işe alındığını, ...'ın istifasının ardından davacı tarafından uygun bir hekim bulunamadığını ve faaliyete devam edilemediğini, bu süreçte davacı tarafından sözleşmeye uygun hizmet verilmediğini, ekipman ve malzemeleri davacının taşıyarak sözleşmeyi fiilen konusuz hale getirdiğini, sözleşmenin esas unsurlarının davacı tarafından yerine getirilmeyeceği açıkça anlaşıldığından müvekkilinin gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün çalıştırılamamasının en önemli sebebi davacının hukuka aykırı fiilleri sebebi ile hekimleri ayrılmaya zorlaması ve davacı tarafından uygun bir hekim ile anlaşılamaması olmakla birlikte bir an için hekim bulma yükümlülüğünün müvekkilinde olduğu varsayılsa dahi sözleşmenin 4. Özel Şartlar başlığı 6. Maddesine göre ruhsat ile ilgili sorunlar sebebiyle Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün çalışmasını engelleyecek olumsuz durumlarda taraflara sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının tazminat taleplerine konu bir diğer iddiası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünü için reklam çalışması yapılmaması ise de müvekkilinin böyle bir yükümlülüğü bulunmadığını, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünün faaliyetinin durdurulmasının davacının uygun bir hekim ile anlaşamaması, ekipmanlarını taşıyarak sözleşmenin devamını fiilen imkansız hale getirmesi olduğundan müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarihli kararı; "...taraflar arasında imzalanan prokokolün 10. maddesinde ihtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, taraflar tacir olup HMK 17. maddesi uyarınca huzurdaki davanın yetkili mahkemede açılmadığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde İstanbul Mahkemesinin yetkili olduğunu açıkça belirttiği ve yetki ilk itirazının süresinde, usulüne uygun olarak yaptığı anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna" dair karar verilmiştir. 2-Dairemizin 01/11/2023 tarihli kararı; "...Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gibi davalının cevap dilekçesindeki talebine de uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine, HMK'nın 351'inci maddesi göndermesi ile HMK'nın 329/2'nci maddesi uyarınca kötüniyetli olarak istinaf yoluna başvuran davalının, davanın niteliği ve miktarı gözetilerek takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezasıyla mahkum edilmesine karar verilmiştir. 3-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarihli kararı; "Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklı zarar ve yoksun kalınan kazanç istemine ilişkindir. Taraflar arasında 2017 yılında 5 yıl süreli hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği çekişmesizdir. Uyuşmazlık; fesih nedeniyle davacının yoksun kalınan kazanç ve ekipman bedeli talep edip edemeyeceği noktalarındadır. Dinlenen tanıklar, sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı...'ın işten ayrılmasından sonra taraflar arasındaki sözleşmenin fiilen uygulanmadığı, yeni bir hekim bulunamadığı ve 2019 yılının Ağustos ayında sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği, adı geçen hekimin işe davacı tanığı ... tarafından alındığını, ödemeleri ...'ın yaptığını ve maaşının geç ödenmesi nedeniyle işten ayrıldığını ifade ettiği, ruhsat sahibi hekimin işten ayrılmasının davacının kusurundan kaynaklandığı; davalının sözleşmeye konu yerin yanına alternatif fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi açtığı iddia edilmiş ise de bunun kanıtlanamadığı; davalının fizik tedavi ve rehabilitasyon tedavisine alternatif tedavi yöntemleri önerdiği iddia edilmiş ise de bunun da kesin olarak kanıtlanamadığı gibi bu hususun doğruluğu kabul edilse dahi bunun davacıya tazminat talep etme hakkı bahşetmediği; kaldı ki protokolün 4.6 maddesi uyarınca ruhsat alınamaması durumunda taraflara yükümlülük getirilemeyeceği göz önüne alınarak davacının yoksun kalınan kazanç isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Ekipman bedeli yönünden ise; davaya konu malzemelerin davalı yedinde bulunduğuna ilişkin yazılı delil sunulmadığı, davalı tanığı İsa'nın malzemeleri davacı çalışanlarına teslim ettiğini beyan ettiği ve dahi ispat yükü üzerinde olan davacının tanığı Metin'in de malzemelerin başka bir müşterisinin deposunda bulunduğunu ifade ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde kanıtlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek; davalı tarafça ruhsat alınmaması, reklam çalışmalarında fizik ve rehabilitasyon hizmetlerine yer verilmemesi, fizik tedavi görecek hastalara başkaca tedavi yöntemleri önerilerek yönlendirme yapılması sebepleriyle davacı müvekkilinin kazancının azalmasına sebebiyet verildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından bu hususların incelenmediğini ve araştırılmadığını, Davacıya ait tedavi alet ve ekipmanların tespiti için ilk derece mahkemesinden keşif talebinde bulunulmuş, alet ve ekipmanların bulunduğu depoda bilirkişi marifetiyle tespit yapılması istenmiş ise de ilk derece mahkemesi tarafından bu taleplerinin yerinde görülmediğini, karar gerekçesinde haklılığın ispat edemediği yönünde hüküm kurulduğunu ancak karar hukuki olarak dayanılan delillere dayanılmadan verildiği için kaldırılması gerektiğini, Ruhsat alınmamasından kaynaklı olarak müvekkilinin 1 yıla yakın süre ile hizmet verememesi sebebiyle hasta kaybı yaşadığını ve büyük emekle biriktirilen müşteri çevresini yetirdiğini, davalı tarafın sorumluluğunda olan ruhsatın alınmaması sebebiyle davacı müvekkilin gelirinde büyük bir düşüş yaşandığını, davacı tanıklarının da bu hususa değindiğini, davalı tarafın sorumlu olduğu ruhsat alınmama işlemi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, müşteri çevresinin bittiğini, ekip ve malzemeleri dışarı atmaları sebebiyle depo tutarak uzun yıllardan beri kullanılmadığı ve ekipmanlar yönünden müvekkili şirketin zarar ettiği açıkça ortadayken ilk derece mahkemesi tarafından bahsedilen hususların inceleme konusu yapılmayarak davanın reddine karar vermesi yerinde olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla zarar ve kazanç kaybı tazmini istemine ilişkindir.Taraflar arasında bila tarihli "Protokol" başlıklı sözleşme imzalanmış olup, davacı "... ...", davalı "..." olarak anılmaktadır.Sözleşmenin Konusu başlıklı 2.maddesinde; "Sözleşme, ... ...'a Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon için gelen tüm hastaların, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hizmetlerinin verilebilmesi için tarafların birbirlerine karşı olan tüm yükümlülüklerini kapsamaktadır. ...'ın yapacağı işin miktarı ve zamanı bir limite bağlı olmamakla beraber ...'ın ... ... ile ilişkisi yapacağı Fizik Tedavi Hizmeti verilmesiyle sınırlıdır."Çalışma Düzeni başlıklı 3.maddesinde; "...5.Fizik Tedavi Merkezinin işletilmesi için gerekli olan yer ... ... tarafından tahsis edilir ve tadilat ve teşrifatı yapılarak ...'ın hizmet vermesine hazır hale getirilir.6.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi'ne alınacak her türlü tıbbi demirbaş ve malzeme, ... tarafından ... ...'ın onayını almasını müteakip satın alınır. Alınacak demirbaş malzeme ...'ın mülküdür. 8.... ... reklam ve tanıtım faaliyetlerini kendi programı içerisinde yapar. Bu faaliyetler için ...'dan herhangi bir ücret talep etmez. Fizik tedavi ile ilgili reklamları kendi insiyatıfı ile yapar. 9.... ... fizik tedavi bünyesinde çalıştıracağı Hekim, Fizyoterapist ve diğer Yardımcı Personeli belirlerken ...'ın onayını almayı, ... tarafından çalıştırılması istenmeyen Hekim, Fizyoterapist veya Yardımcı Personeli de çalıştırmamayı kabul ve taahhüt eder."Özel Şartlar başlıklı 4.maddesinde;"1.... ... bünyesinde kurulacak olan Fizik Tedavi Merkezi'nin cihaz marka ve model seçimleri ...'ın yetkisinde olup, sözlesme süresince cihazlar çalışabilir güncel teknolojiye uygun olmalıdır. Bu cihazların tamamı Terapiarta ait olup, ... ... hiçbir hak iddia edemez.2.Fizik Tedavi Merkezi "kurulumu ve işletime hazır hale getirme" sürecinin tamamı ... Saglık ve ... tarafından sağlanacaktır.3.Sözleşme süresi imzalanıp, ilgili poliklinik ve ünitenin ...'a devrinden itibaren 5 (Beş) yıl olarak belirlenmiştir. Sözleşme süresi bitiminde taraflar tekrar anlaşırlarsa tekrar bir akit yapılır. Aksi halde bitiş tarihinde fesh olur...6.Fizik Tedavi Merkezinin ... ... bünyesinde çalışabilmesi için gerekli tüm "ruhsat ve izinler" yönergeler doğrultusunda ... ... tarafından sağlanacaktır. Ruhsat ve izinlerde çıkabilecek problemler tarafların ortak çabası ile giderilmeye çalışılacak, buna benzer Fizik Tedavi Merkezinin çalışmasını etkileyecek olumsuz durumlarda taraflara herhangi bir cezai sorumluluk yüklenilmeyecektir...8.... ..., herhangi bir biriminde fizik tedavi muayenesi ile fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetlerini ... haricinde vermemeyi veya bu hizmetleri başka kurum, kuruluş ve şahıstan satın almamayı bu konu ile alakalı başka kişi çalıştırmamayı ayrıca hizmet alımını yaptığı diğer branşlar veya Şirketler aracılığı ile Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hizmetlerini ... ... bünyesinde almamayı kabul ve taahhüt eder."Ödeme başlıklı 5.maddesinde;"1.... ... başvuran hastaların ilk kaydını yapıp, damar/parmak izini ve provizyonları ile katılım/katkı paylarını, Nakit/POS ödemelerini alır.2....'a yapılacak olan ödemede ... ...'ın kayıtları esas alınır. 3....'a, gerçekleştireceği işlem tutarları üzerinden ödenecek ücret;3.1.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ücretleri ... ... veznesine ödenir, Fizik Tedavi Rehabilitasyon Ünitesinde çalışan Hekim veya diğer personel hastalardan hiçbir şekilde ücret talep edemez ve alamaz. Tahsilatı sadece ... ...'ın kendi personeli yapar.3.2.... tarafından verilen hizmete binaen, ... ...'ın tahsil ettiği gelirin, gider kalemlerine bakılmaksızın %60 ...'a, kalan kısmı ... ... 'a aittir.3.3.... hak edisleri (iradı) tahsilatın (ÖSS, TSS, SGK ve Cari için ayrı ayrı) yapıldığı günden sonraki ilk 45 Kırkbeş gün içinde ödenir." Cezai Şart ve Fesih başlıklı 9.maddesinde; "Taraflar karşılıklı anlaşma sonucu, işbu sözleşmeyi kati hesap mutabakatı yaparak, aralarındaki borç alacak ilişkisini kesinleştirmek suretiyle dilediği zaman uzatabilir, değiştirebilir veya feshedebilir..." hükmü yer almaktadır. Davalı tarafından Bakırköy 15. Noterliğinden keşide edilen 01/08/2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede; taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak muhatap tarafından hizmet verilmediği, yasal şartları haiz personel görevlendirilmediği, malzeme ve aletlerin muhatap tarafından götürüldüğü, bu davranışların sözleşmenin ihlali niteliğinde olduğu, maddi ve manevi zararların 500.000,00 TL'ye ulaştığı ayrıca ödenmesi gereken 22.090,00 TL hakediş tutarının halen ödenmediği belirtilerek, sözleşmeye konu hizmetin tam ve eksiksiz olarak 1 iş günü içerisinde verilmeye başlanması, 22.090,00 TL hakediş tutarının 1 iş günü içerisinde, 500.000,00 TL zararın 5 gün içinde ödenmesi, ihtar edilen hususlara aykırı davranılması halinde sözleşmenin feshedileceği ihtar edilmiş, 03/08/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından Bakırköy 15. Noterliğinden keşide edilen 05/08/2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede; Taraflar arasındaki protokolün 3-9 maddesi gereği fizik tedavi bünyesinde çalıştırılacak hekim, fizyoterapist ve diğer yardımcı personelin ... ... tarafından belirleneceğinin düzenlendiği, bu madde gereği tüm personel ve hekimlerin ... ... tarafından belirlendiği, bu nedenle yasal şartları haiz personel görevlendirilmemesi suçlamasında bulunulmasının haksız ve kötü niyetli olduğu, bunun yanında "... bünyesinde kurulacak fizik tedavi merkezinin cihaz marka ve model seçimleri ... yetkisinde olup sözleşme süresince cihazlar çalışabilir güncel teknolojiye uygun olmalıdır. Bu cihazların tamamı ...'a ait olup ... ... hiçbir hak iddia edemez" denilmekle taraflarınca bu madde gereği hizmet için kurulan tüm alet ve donanımların yasal tasarruflarında olduğu, bunlar dışında herhangi bir alet veya donanımın taraflarınca ... ... bünyesinden götürülmediği, müvekkiline gönderilen ihtarname ile 500.000,00 TL zarar ile 22.090,00 TL hakediş alacağı talep edilmiş ise de fahiş tutarda maddi manevi zarar adı altında talep edilen tutarın haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğu, müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, talep edilen hakediş bedelinin de tam olarak anlaşılamadığı, bu nedenlele gönderilen ihtarnameye itiraz edildiği beyan edilmiş, ihtarname 05/08/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davalı vekili tarafından Bakırköy 15. Noterliğinden keşide edilen 08/08/2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede; muhataba Bakırköy 15. Noterliğinden keşide edilen 01/08/2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede sözleşme şartlarına uygun hizmet verilmediğinin tespit edildiği, sözleşmenin bugün tarihi itibariyle feshedildiği ihtar edilmiştir.Davacı vekili tarafından Bakırköy 15. Noterliğinden keşide edilen 19/08/2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede; gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği bildirilmiş ise de müvekkili şirketin protokol gereği üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği ancak muhatabın haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili üzerinde baskı kurduğu ve protokole uymadığı, Protokolün özel şartlar 6.maddesi gereği ruhsat ve izinlerin halen alınmadığı, müvekkili şirket tarafından defalarca dile getirilmesine rağmen bu konuda herhangi bir adım atılmadığı, fizik tedavi hastalarının başka tedavilere yönlendirildiği, reklam çalışmalarında fizik tedavi hizmetlerine yer verilmediği, müvekkili şirket üzerinde baskı uygulandığı, bu eylemlerle müvekkili şirketin zarara uğratıldığı, uğranılan tüm zararların dava yolu ile tazmin edileceği ve protokolden doğacak tüm yasal hakların saklı tutulduğu ihtar ve beyan edilmiş, 22/08/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Davacı taraf; davalının...'ın ruhsatını yenileme ücretini ödemediğini bu nedenle ruhsatsız kalındığını, davalının hastalara başka tedavi yöntemleri önerdiğini, hastanenin yanına rehabilitasyon merkezi açtığını, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, ekipmanların iade edilmediğini iddia etmektedir.Davalı ise davacının sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmediğini, ...'ın 02/02/2019 tarihinde istifasının ardından uygun bir hekim bulunamadığını ve faaliyete devam edilemediğini, ekipmanların davacı tarafça alındığını savunmuştur.Taraflar arasında sözleşmenin 4.3.maddesinde; sözleşmenin süresi poliklinik ve ünitenin ...'a devrinden itibaren 5 yıl olarak belirlenmiş ise de dosya kapsamında 5 yıllık sürenin başladığı tarihin belirlenmesine yarar bir kayıt bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 18/2 maddesinde "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmü yer almaktadır. 4721 sayılı TMK'nın 2.maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile hak ve borçların kullanımı ve ifasında da dürüstlük kurallarına uyulması gerektiğine işaret edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 112.maddesinde; "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."TBK'nın 114.maddesinde; "Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır."TBK'nın 50.maddesinde; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. "TBK'nın 51/1.maddesinde; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." hükmü yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/02/2023 tarihli 2021/(15)6-874 E. 2023/118 K. sayılı ilamında; "...Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur.Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112) Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247).Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir.Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482)." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/05/2010 tarihli 2010/14-244 E. 2010/260 K. sayılı ilamı uyarınca; "...İki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde Borçlar Kanununun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanununun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre hesaplanan kâr kaybı; sözleşme ifa ile bitseydi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden, yapması gereken tüm zorunlu harcamalar ile sözleşme süresinden önce feshedildiğinden, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarlarının toplamı indirilerek bulunur. Bu şekilde elde edilecek fark miktara ise net kâr denilir..."Müspet zarar (olumlu zarar) sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmenin ifa edilmemiş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Menfi zarar ise yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Yani müspet zararın konusunu sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararlar oluşturmaktayken, menfi zararın konusunu ise sözleşme hiç yapılmamış olsaydı doğmayacak olan zararlar oluşturmaktadır. Menfi zarar kurulamayan veya geçerli olmayan bir sözleşmeden kaynaklanıyorken, müspet zarar borcun ifa edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Fili zarar mal varlığında meydana gelen azalmayı, yoksun kalınan kar ise mal varlığının artma imkanının kaybını ifade etmektedir. Yoksun kalınan kar da müspet zararın bir parçasını oluşturur. Borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar ya malvarlığının aktif kısmının artmamasından yada pasif kısmının azalmamasından meydana gelir (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2261, 2261). Sözleşmenin 4.6.maddesinde Fizik Tedavi Merkezinin ... ... bünyesinde çalışabilmesi için gerekli tüm "ruhsat ve izinler" yönergeler doğrultusunda ... ... tarafından sağlanacağı belirtilmiştir. Davacı taraf, davalının...'ın ruhsatını yenileme ücretini ödemediğini bu nedenle ruhsatsız kalındığını ileri sürmekte, davalı ise adı geçen doktorun istifa ettiğini savunmaktadır. Bu nedenle öncelikle söz konusu ihtilafın çözüme kavuşturulması, yani...'ın ruhsat süresinin dolması sebebiyle mi yoksa istifa etmesi sebebiyle çalışmasının sona erdiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Yine davalı tarafça her ne kadar...'ın istifasının ardından davacı tarafından uygun bir hekim bulunmadığı ve faaliyete devam edilemediği savunulmuş ise de sözleşmenin 3.9.maddesinde yer alan ... ...'ın fizik tedavi bünyesinde çalıştıracağı hekim, fizyoterapist ve diğer yardımcı personeli belirlerken ...'ın onayını alacağı ve ... tarafından çalıştırılması istenmeyen hekim, fizyoterapist veya yardımcı personeli çalıştırmamayı kabul ve taahhüt ettiği hükmü gereği çalışacak hekim, fizyoterapist ve diğer yardımcı personelin davalı tarafın belirlenerek davacının onayına sunulması gerekmektedir. Davalı tarafından çalışacak hekimin belirlenerek davacının onayına sunulup sunulmadığı ve sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedilip feshedilmediği belirlenerek, şayet haklı nedenle feshedilmemiş ise sözleşmenin hangi tarihler arasında yürürlükte kaldığı tespit edilip, kazanç kaybı isteminin yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/762 E. 2025/428 K. Sayılı 28/05/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/12/2025