T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/653 KARAR NO :2026/264 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/10/2024 NUMARASI: 2023/115 Esas - 2024/737 Karar DAVANIN KONUSU:Alacak KARAR TARİHİ:18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile .... Ltd. …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/653 KARAR NO :2026/264 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/10/2024 NUMARASI: 2023/115 Esas - 2024/737 Karar DAVANIN KONUSU:Alacak KARAR TARİHİ:18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile .... Ltd. Şti. arasında 16/09/1997 tarihinde sabit fiyat garantili Konut Satış Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme içinde konutun en geç 31/03/2000 tarihinde tesliminin garanti edildiğini, geciken her ay için rayiç kira bedeli ödeneceğinin kabul gördüğünü, ancak ödemelerini yapmasına karşın şirketle yaptığı görüşmelerde şirket mal varlığına tedbir konduğunu ve fiili teslimin mümkün olmadığını öğrendiğini, şirketin ... Adı altında kooperatifleştiğini öğrendiğini, kendisine satılan konutların kooperatife üye yapılanlara teslim edileceğini, kendisi üye olmadığı için konutunu teslim alma imkanının bertaraf edildiğini belirterek konutun kira kayıplarıyla birlikte verilmesini, mümkün olmaması halinde rayiç kira bedeli karşılığı 140.000,00 TL ve 31/03/2000 tarihinden itibaren aylık 300,00 TL rayiç kira bedelleri toplamı olarak 36.000,00 TL olmak üzere toplam 176.000,00 TL'nin işleyecek ticari avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar .... Ltd. Şti. Ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usule müteallik itirazlarını takiben esasa dair yanıtlarında davalı şirketin sözleşme konusu konutları inşa edip teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen bu taahhüdünü hukuki ve fiili imkansızlıklar nedeniyle yerine getiremediğini, zira ... ve yöneticisi olduğu şirketlerin tüm malvarlığına tedbir konduğunu, 2000 yılı Haziran ayından sonra şirketlerinin ticari faaliyetlerini yapamaz hale geldiğini, rakiplerin şirketlerinin başarılarını hazmedemediklerini, yapılan haksız yayınlarla ihtiyati tedbir kararlarının zeminini hazırladıklarını, davacının 140.000,00 TL'lik rayiç değer ile 36.000,00 TL'lik kira mahrumiyeti talebinin hukuka aykırı olduğunu, zira rayiç bedel talebi ile sözleşmenin feshi istenirken sözleşmenin devamı mahiyetinde olan kira mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usule mütallik itirazlarını takiben esasa dair yanıtlarında davacının kooparatiflerine ortak olmadığını, ortaklık için başvuruda bulunmadığını, ödemelerini diğer davalı .... Ltd. Şti.'ne yaptığını, bu şirketten kendilerine davacı adına herhangi bir nakil yapılmadığını, yaptıkları sözleşmenin dahi geçersiz olduğunu belirterek usulü nedenler ve esasa dair itirazları sonucu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince''... yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava dosyası, İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi'nin 2010/372 Esas 2018/41 Karar sayılı kararına karşı yağılan istinaf başvurusu sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin 2020/2057 Esas 2022/2925 Karar sayılı kararı gereğince Mahkememize gönderilmiştir. ......Mahkememizce dosyaya sunulan gerekçeli, somut olay ve dosya içeriği ile uyumlu, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli bilirkişi raporuna Mahkememizce itibar edilerek, davacının davalı şirket ile davalı gerçek kişiden 4.600,00 TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir.Dosyada mevcut İstinaf incelemesi öncesinde ibraz edilmiş 15.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının alacağı olan 4.600,00 TL'nin dava tarihi olan 23.09.2010 tarihi itibariyle 80.683,00 TL olduğu tespit edildiğinden ve anılan bilirkişi raporuna Mahkememizce itibar edildiğinden, davacının dava tarihi itibariyle güncel alacağının ne kadar olduğu hususunda Mahkememizce ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirket ve şirket sahibinden alacaklı olduğu, davacının davalı kooperatife üye olmaması nedeniyle alacağının davalı kooperatife karşı ileri süremeyeceği anlaşılmakla davacının davalı kooperatife yönelik davasının pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalılara yönelik davasının kısmen kabulüne" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Eksik ve yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporunun dava konusu uyuşmazlığı ve davalı kooperatifin sorumluluğunu davalı şirketin davacı ile yaptığı, davalı kooperatifin konutlarından daire sattığı Sabit Fiyat Garantili Konut Satış Sözleşmesinden sorumluluğunu açığa çıkarılmasını sağlayacak ve toplanması talep edilen delillerin tamamının toplanmadan alındığını, dolayısıyla raporun istinaf kararının gerekçelerini karşılayamadığını, tarafların talebi olmadan, karar oluşturmaksızın Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/452 E. sayılı dosyasının gönderilmesi için müzekkere yazıldığını, dosyanın geldiğine dair duruşma tutanağına kayıt yapılmadığını, davalı şirketin davacıya sözleşme ile yaptığı ödeme karşılığında kooperatif dairesinin satmayı taahhüt ettiğini, davacının yaptığı ödemenin güncellemesinin sözleşmede verileceği taahhüt edilen daire bedeliyle yapılmasının hakkaniyete uygun olacağını, bilirkişi raporlarının güncelleme rakamlarının ise çeliştiğini, sözleşmeye ve hakkaniyete uygun olanın değerlendirmenin 27.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeler olduğunu, kira talebinin reddinin de sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalılar .... Şti. ve ... vekili istinaf dilekçesinde; Somut olayda diğer davalı kooperatifin sorumluluğunun çok açık olduğunu, 25.11.2011 tarihli dilekçe ekinde bir sureti dosyaya sunulan ve dava konusu taşınmazlarda davacı ile aynı biçimde sözleşme yaparak daire aldığını beyan eden başka bir davacının Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/497 Esas sayılı dosyasında açtığı dava dosyasına ibraz edilen 11.10.2011 tarihli bilirkişi raporunda, davalı kooperatifin muhtelif tarihlerde yapılan genel kurullarında alınan kararlar ve davalı şirkete 22.06.1995 tarihli hizmet sözleşmesi ile üye temini yetkisi verildiğini, bu şekilde ortak olanların taahhüt ettikleri pay bedellerinin arttırılmamasına karar verilmiş olduğunu, işbu hizmet sözleşmesinin yapıldığı ve davalı şirketin satışları yürüttüğü dönemlerde, davalı kooperatif ile diğer davalı şirketin yetkililerinin aynı olduğunu, davalı şirket tarafından kooperatife herhangi bir para aktarılmadığının kabulü halinde dahi, Büyükçekmece Sulh Hukuk Hakimliği’nin 2002/285 D.İş sayılı dosyasında mevcut 16.10.2002 tarihli bilirkişi raporuna göre 7.575.848,28 TL değerinde bir inşaatın davalı şirketin elde etmiş olduğu kazanımlarla yapılmış ve kooperatif varlığına aktarılmış bulunduğunu, davacının bu teori çerçevesinde kooperatif ortağı olarak kabulünün gerektiğini, davacının ödemelerinin davalı kooperatife aktarılmış kabul edilmesinin gerektiğini, benzer durumdaki iştirakçilerin kooperatife ortak kaydedildiğinin anlaşıldığını, her ne kadar kooperatif ana sözleşmesinde ortak kaydının ortağın başvurusu ve kooperatif yönetim kurulunun kararı ile gerçekleşeceği öngörülmekteyse de, bu şekli işlemlerin yapılmamış olmasının sorumluluğunun davacıya yükletilemeyeceğini, davacının kooperatif ortağı olarak kabul edilmemesinin haklı ve hukuki bir dayanağının bulunmadığı ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, davacı taleplerinin muhatabının diğer davalı kooperatif olduğunu, inşaatların müvekkili şirketçe yapılmış olması ve kooperatife devredilmiş olmasının tek başına yapılan tahsilâtların davalı kooperatife aktarıldığını gösterdiğini, dava konusu olayda davalının bir kusurunun bulunmadığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; davacının davalılardan ... Şirketi ile imzaladığı konut satış sözleşmesi gereğince taşınmazın teslim ve tescili ile kira kaybı tazminatının ödenmesi aksi halde taşınmazın rayiç değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkindir.İstanbul 1.Tüketici Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 2020/372 E. 2018/41 K. sayılı ilam ile, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup, iş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvuurlması nedeniyle İstanbul Bölge Asliye Mahkemesi 18 Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda somut uyuşmazlıkta 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99.maddesi gereğince görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilerek davacının istinaf taleplerinin usulen kabulüne dair karar verildiği belirtilmiş olup, iş bu karardan sonra yargılamanın İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/115 E. sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir. Ancak, davacı ile davalılardan ... Şirketi arasında "Sabit Fiyat Garantili Konut Satış Sözleşmesi" imzalandığı, davaya konu alacağın bu sözleşmeden kaynaklandığı, bu nedenle, davacının tüketici, davalı ... Şirketi'nin de satıcı olduğu, davacının kooperatif üyeliği bulunmadığı gibi somut davanın kooperatif üyeliğinin tespitine yönelik de olmadığı anlaşılmaktadır. 4077 Sayılı Yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngördüğünden, davaya konu uyuşmazlığın çözümü tüketici mahkemelerinin görevi içerisinde yer aldığı düşünülmekte ise de, İstanbul Bölge Asliye Mahkemesi 18 Hukuk Dairesi tarafından 01/12/2022 tarihinde kesin olarak karar verildiği nazara alınarak mahkemenin görevli olup/olmadığı konusunda tekrar inceleme yapılamamıştır. Davacı (müşteri) ile davalılardan ... arasında adi yazılı şekilde düzenlenen 16/09/1997 tarihli ... 2 (2.Etap) Sabit Fiyat Garantili Konut Satış Sözleşmesi'nde, satış sözleşmesine konu olan konutun İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi ... Köyü 1196 Ada 1197 Parselde kayıtlı arazi üzerinde kurulmakta olan ''...'' sitesinde yer alan .... blok 138 m brüt alanlı ... nolu daire olduğu, sözleşme gereği... sitesindeki konutun 31.03.2000 tarihinde edilmesinin taahhüt edildiği, deprem, sel, yangın gibi olağanüstü durumlar dışında teslimatta gecikme söz konusu olursa, 31.03.2000 den sonraki her ay için günün rayiç bedelleri üzerinden konutun kirasını, ... nın müşteriye ödemeyi taahhüt ettiği belirtilmiştir. İnşaat yüksek mühendisi ve hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; tescili talep edilen ... Blok ... numaralı dairenin tapu kaydına rastlanılmadığı, davacı adına tescilinin mümkün görülmediği, rapor tarihi itibariyle rayiç değerinin 260.000 TL, dava tarihi itibari ile rayiç değerinin 170.000 TL olup davacının talebinin ise 140.000 TL olup takdirin mahkemeye ait olduğu , rapor tarihi itibariyle aylık rayiç kira değerinin 1.200 TL olacağı tayin edilerek yapılan hesaplamada 31.03.2000 ile 29.03.2010 dönemine ilişkin toplam kira bedelinin 55.632,00 TL olarak hesaplandığı, dava konusu olayda kooperatifin herhangi bir karar almadığı görüldüğünden sorumluluğunun doğmadığı, davalılardan ...'ün şahsi yönden taahhüdü bulunmadığından mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir .Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda, kök raporda yapılan hesaplamanın denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek yapıldığı belirtilmiş ve kök rapordaki görüş muhafaza edilmiştir.Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 15.05.2017 tarihli raporda, 4.600 TL tutarındaki davacı ödemesinin denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde yapılan hesaplama ile dava tarihi itibariyle güncel değerinin 80.683,00 TL olduğu tespit edilmiştir.Mali müşavir bilirkişisi ve kooperatif uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 13.02.2024 tarihli raporda, davacı ile davalı şirket arasında adi nitelikte sabit fiyatlı konut satış sözleşmesinde, davalı kooperatifin sorumluluğunun bulunduğu yönünde bir düzenlemenin yer almadığı, davalı şirketin sabit fiyatla konut sattığı müşterilere ve davacıya bakanlık talimatı uyarınca yazı gönderdiği, Jetpa şirketinden konut alanların bir kısmının davalı kooperatife ortak olmayı kabul eden kişilerin bu şirkete yaptığı ödemelerin kooperatif hesabına aktarıldığı ve kooperatife üye olarak kaydedildiği, davacının ise kooperatife üye olmayı kabul etmemesi nedeniyle davalı şirkete ödediği paraların davalı kooperatif hesabına aktarılmadığı gibi aktarıldığını gösterir kayıtlara da rastlanılmadığı, davalı şirket davalı kooperatif arasındaki hizmet akdi sözleşmesinin 31.12.1997 tarihinde fesh edildiği, davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin ise fesih tarihinden 3 ay önce 16.09.1997 tarihinde kurulduğu, davalı kooperatifin genel kurul kararı gereği Jetpadan konut satın alanların ortak olmalarını sağlamak amacıyla gazetelerde ilan vererek davet yapıldığı, dosya kapsamına sunulan belgelerden davacı haricinde başka kişilere de sabit fiyat garantili sözleşmesi ile daire satıldığının anlaşıldığı, davacının ödediği konut bedelinin davalı kooperatife aktarılmadığı ve iş bu nedenle kooperatifin davacıya karşı bir yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının davalı şirkette ödediği konut bedeli karşılığında sadece davalı şirket davacıya teslim ve temlik etmekle sorumlu olduğu bunun mümkün olmaması halinde davalı şirketin tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğu belirtilerek; davacının 16.09.1997-20.01.2000 tarihleri arasında yaptığı toplam ödemenin 4.640,00 TL olduğu görüşünde bulunulmuştur. 02.12.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda, geçersiz satış sözleşmesi uyarınca davacının taşınmazın mülkiyetinin veya rayiç bedeli talep etme imkanı bulunmadığı, verdiği parayı geçersiz sözleşmenin tarafı olan davalı ...'dan sebepsiz zenginleşme esaslarına göre isteyebileceği, davalı kooperatifin sözleşme tarafı olmadığı, davacının kooperatife katkıların tespiti halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre işbu davalının da sorumlu olacağı, davacının ödediği 4.640 TL nin güncellenmiş tutarının 73.106 TL olduğu, davacının kira tazminatı isteyebileceği kanaatine varılırsa 10 yıllık kira tazminat bedelinin 36.000 TL olacağı görüşünde bulunulmuştur.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda; davacının davalı Tasfiye Halinde ... Kooperatifine ilişkin davasının pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar .... Şti. Ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile, 80.683,00 TL'nin 29/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar .... Şti. Ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine dair karar verilmiş ve davacı ile Davalılar .... Şti. ve ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Somut davada, davacı ile davalılardan .... Şti. arasında düzenlenen adi yazılı şekilde 16.09.1997 tarihli ... sabit fiyatlı konut satış sözleşmesi düzenlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, satışa konu edilen bağımsız bölüm ... Blok ... numaralı daire olup, 140.000,00 TL ve 31/03/2000 tarihinden itibaren aylık 300,00 TL rayiç kira bedelleri toplamı olarak 36.000,00 TL olmak üzere toplam 176.000,00 TL'nin işleyecek ticari avans faiziyle tahsilini talep edilmiştir.Dosya kapsamında yapılan tespitlerden anlaşılacağı üzere, davacı tarafça 16.09.1997 tarihinde 250,00 TL ön ödeme, 30.10.1997 tarihinde 1.566,00 TL peşin ödeme ve 20.10.1997-20.01.1998-20.01.1999-20.01.2000 tarihlerinde yapılan ödemeler ile toplam 4.640,00 TL bedelinde davalı .... Şti.'ne sözleşme gereği ödeme yapılmıştır. 13.02.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun 13. sayfasında da belirtildiği üzere, davacının davalı kooperatife üye olmayı kabul etmemesi nedeniyle .... Şti.'ne ödediği paraların davalı kooperatif hesabına aktarıldığına dair kayıt bulunmadığı gibi bu tespitin aksini ispatlayacak delil de ileri sürülmemiştir. Bu nedenle, davacıdan intikal eden paraların davalı kooperatife intikal ettirildiği yönündeki davalı istinafı yerinde değildir.Taraflar arasındaki konut satış sözleşmesi şekil şartına uygun olarak düzenlenmediğinden geçersiz olup geçersiz sözleşmedeki diğer hükümlerin de geçersiz olduğu, geçersiz sözleşme gereğince davacının ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istemekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, davacının yapılan sözleşme uyarınca ödediği toplam bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihi itibariyle güncel değeri olarak hesaplanan 80.683,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline dair kararı yerinde olup, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddine dair karar verilmiştir.Emsal mahiyette olan Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/452 E 2017/71 K sayılı ilamının incelenmesinde, davacı ile davalı ... Şti arasında satış sözleşmesi imzalandığı, davacının yapılacak konutlardan birini peşin ödeme yaparak satın aldığını, müvekkilinin peşin olarak daireyi satın aldığı halde, diğer davalı kooperatife üyeliğinin yapılmadığını ileri sürerek, davacının üyeliğinin tespitini ve hükmen tescilini, bunun mümkün olmaması halinde denkleştirici adalet ilkesi gereğince 29.08.1995 tarihinde ödenen 599,00 TL'nin dava tarihindeki değere taşınarak hesaplanacak bedelin dava tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken vemüteselsilen tahsilini talep ettiği davada, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda ;davanın davalı ... Kooperatifi yönünden reddine, diğer davalı .... Şti. hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanan 26.758,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Uyap sisteminde yapılan incelemede, anılan karara yönelik temyiz yasa yoluna başvurulduğu ve Yargıtay 23 Hukuk Dairesi tarafından 2017/1633 E. 2020/3177 K. Sayılı ilam ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına dair karar verildiği tespit edilmiştir. Ancak, davalılardan ... yönünden husumet konusunun incelenmesi gerekmektedir.Sıfat (husumet) davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Muhammet Özekes, Doç. Dr. Hülya Taş Korkmaz, Doç. Dr. Mine Akkan, C.I, s.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, C.I, s.612)Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet). Mesela, bir alacak davasında davalı olma sıfatı, o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.I, s.332).Dosya kapsamında yapılan incelemede, uyuşmazlığın davacı ile davalılardan .... Şti. arasında düzenlenen adi yazılı şekilde 16.09.1997 tarihli ... sabit fiyatlı konut satış sözleşmesine dayandığı ve davalılardan ...'ün sözleşme tarafı olmadığı nazara alındığında, bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.İş bu nedenle; davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve .... Şti nin stinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/115 Esas - 2024/737 Karar sayılı ve 18/10/2024 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; Davanın KISMEN KABULÜNE - 80.683,00 TL'nin 29/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı .... Şti.'den tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya dair istemin REDDİNE -Davalılar Tasfiye Halinde ... Kooperatifi ile ...'e yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE, -İlk derece mahkemesi kararı yönünden; a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife gereğince alınması gereken 5.511,45 TL harcın davalı .... Şti.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve bilirkişi ücreti olarak yapılan toplam 10.765,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesap edilen 4.934,95 TL'lik kısmının davalı .... Şti.'den alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davalı .... Şti. tarafından yapılan tebligat ve posta ücreti olarak yapılan toplam 770,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesap edilen 352,98 TL'lik kısmının davacıdan alınarak işbu davalıya ödenmesine, kalan kısmının bu davalı üzerinde bırakılmasına, d-Davalı Tasfiye Halinde ... Kooperatifi tarafından yapılan 56,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine, e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3. maddesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı .... Şti'den alınarak davacıya verilmesine, f- Davalılar Tasfiye Halinde ... Kooperatifi ile ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3.ve 3/2 maddesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, g-Davalı .... Şti T kendisini vekil ile temsil ettirdiginden red edilen kısım yönünden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 2/3 ve 3/2 maddesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, h-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, -İstinaf yargılama giderleri yönünden; a-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazine'ye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından ayrı ayrı yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan ilk derece mahkemesince tahsiline, c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, davalı Tasfiye Halinde ... Kooperatifi tarafından yatırılan 1.378,00 TL'den mahsubu ile bakiye 646,00 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde İlk Derece Mahkemesince iş bu davalı tarafa iadesine, ç-Davalı .... Şti. ve ... tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcı, 732,00 TL istinaf karar harcı ve 270,00 TL dosya masrafı reddiyatı olmak üzere toplam 2.685,10 TL'nin istinaf yargılama giderinin yarısı olan 1.342,55 TL'nini davacıdan alınarak iş bu davalılardan ...'e verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/02/2026