T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/770 - 2025/1316 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/770 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1316 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2022 ESAS-KARAR NO : 2019/308 E 2022/244 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 10/11/2025 YAZILDIĞI TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/770 - 2025/1316 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/770 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1316 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2022 ESAS-KARAR NO : 2019/308 E 2022/244 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 10/11/2025 YAZILDIĞI TARİH : 10/12/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; taraflar arasında 21.05.2015 tarihinde 5 yıllık Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi imzaladığını, işletme sözleşmesinin bayilik sözleşmesinin satış taahhüdü başlıklı 5.maddesine göre, davalının 11 ay boyunca 7 ton, aralık 3 ton olmak üzere yıllık 80 ton beyaz ürün (benzin ve motorin) satın alma taahhüdünde bulunduğunu, aksi durumda cezai şart ve mahrum kalınan kara karşılık eksik alınan ton başına 75 USD cezai şart ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davalının hiçbir sebep göstermeksizin haksız ve kötü niyetli olarak taraflar arasında imzalanan 21.05.2015 tarihli sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, taraflar arasındaki bayilik ve işletme sözleşmesi gereğince davalının fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar davalı yanca alınacağı taahhüt edilen her ton beyaz ürün için İşletme Sözleşmesinin 5.maddesi uyarınca hesaplanacak kar mahrumiyeti bedelini davacıya ödemesi gerektiğini, ayrıca sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde bayiinin 5.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının ariyet bedelinin ödenmesi şeklindeki hakkını kullandığını davalı tarafa bildirdiğini, Ankara 58.Noterliğinin 17.10.2018 tarih ve 37146 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yatırımlardan kaynaklanan bakiye 9.406,43-TL cezai şart ve kar mahrumiyetinin ödenmesi hususunun ihtaren bildirildiğini belirterek yatırımlardan kaynaklı bakiye 9.406,43-TL'nin 29.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek aylık %2 faizi ve KDV'si ile birlikte, davalının sözleşmeyi süresinden önce feshetmesinden dolayı 5.000 USD cezai şartın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, sözleşmenin erken feshi sebebiyle fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar alınması gereken akaryakıt taahhüdüne uyulmaması sebebiyle 7.575 Amerken Doları kar mahrumiyetinin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili: Davacının talep etmiş olduğu alacakların zamanaşımına uğradığını, davalının davacı şirketin bayiliğini üstlendiğini, sözleşme uyarınca yapılan ödemelerin ve satışların olağan bir şekilde ilerlediğini, taraflar arsındaki anlaşma uyarınca kar payının TÜPRAŞ'ın belirlemiş olduğu değer +%1 şeklinde kararlaştırıldığını ve ödemelerin hep bu değere göre gerçekleştirildiğini, ancak davalı tarafından sözleşme haklı nedenle feshedilmeden önce davacının uygulanan kar payını belirlenen bedelin çok aşağısına çekerek davalıyı zor durumda bıraktığını, davalı tarafından haklı olarak feshedildiğini, cezai şartın davalının ekonomik olarak telafisi güç ve imkansız zararlar görmesine neden olacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİ Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda: Davacının davalıdan Akaryakıt İşletme Sözleşmesinin "Satış Taahhüdü" başlıklı 5.maddesine göre toplamda 7.380 USD alacaklı olduğu, Akaryakıt İşletme Sözleşmesinin 9.maddesine göre sözleşmenin erken feshinden dolayı 5.000 USD cezai şart isteyebileceği, yine imzalanan ariyet sözleşmesi kapsamında davacının malzeme bedelini isteyebileceği talimat yoluyla alınan raporda malzeme ve otomasyon sistemi bedelinin 2.el bedel olarak hesaplandığı rapora bu yönüyle itibar edilmediği, 9.406,43TL'nin 25.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek aylık %2 faiziyle talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 5.000-USD cezai şart alacağı 7.380-USD kâr kaybı bedeli olmak üzere toplam 12.380-USD'nin temerrüt tarihi olan 25.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarınca USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 9.406,43TL'nin 25.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek aylık %2 faiziyle ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili; davacı tarafından sözleşmede belirlenen kar payını tek taraflı iradesini ortaya koyarak düşürmüş olması nedeniyle müvekkilini sözleşmeyi feshetmeye zorladığını, mücbir sebep üzerinde durulmamasının eksiklik olduğunu, cezai şartın ekonomik olarak müvekkilinin mahvına sebebiyet vereceğini bu hususun dikkate alınmadığını, kar mahrumiyetinin ve yatırım bedeline karar verilmeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; bayilik sözleşmesi kapsamında tarafların alacak borç yükümlülüğünün belirlenmesi hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; akaryakıt bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı cezai şart, tazminat ve yatırım bedeli alacağı davasına ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde davalının alım taahhüdüne uymadığı eksik ürün alımı yapıldığı ve sözleşmenin süresinden önce feshedildiği iddiası ile cezai şart kar mahrumiyeti ve ariyet bedelini tahsilini istemiştir. Somut olayda, davacı ile davalı arasında 21/05/2015 tarihli "Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi" ve Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi ‘’imzalandığı, sözleşme ile belirlenen süre dolmadan davalının ticari faaliyetine son verdiği konusunda ihtilaf bulunmayıp, ihtilafın, ticari faaliyetin sona erme sebebi, davacınınkar mahrumiyeti, cezai şart talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı, yine davacının ariyet bedelinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı davacının alacak miktarı noktasında toplanmıştır. Cezaî şartla ilgili BK’nın 182. maddesinin birinci fıkrası hükmü, (Taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin belirleyebilirler) prensibini kabul ettikten sonra, üçüncü fıkrası hükmü ile, hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tacir sıfatını haiz olan tarafların (cezaî şart) miktarını serbestçe tayin edebilecekleri ilkesini kabul ettikten sonra, bu tayin edilen cezanın indirilmesini yani tenkisini talep edemeyeceklerini, şart olarak benimsemiş bulunmaktadır (Doğanay, İ.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, C.I, s:233,234). Mahkemenin bu hususta karar verirken, borçlu bir şirket ise, bu şirketin ticaret sicilindeki ana sözleşmesini celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğunu, mal varlığının neye baliğ olduğunu ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder, aynı incelemeyi gerçek kişi olan (tacir) için de yapması icap eder (Doğanay, 237). 6102 sayılı YTTK'nın 22 md uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin 2. fıkrasıyla 182. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525. maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.” Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şart ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Somut olay değerlendirildiğinde; Davacı taraf davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak süresinden önce sözleşmeyi feshettiğini belirterek cezai şart alacağını talep etmiş, mahkemece davacının taleplerinin kısmen yerinde görüldüğü, ancak sözleşmelerdeki cezai şartın davalının cezai şartın fahiş olduğu ekonomik yıkımına sebep olacağı yönündeki savunması üzerine alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir. Cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkün ise de bir akdin, taraflardan biri için iktisadi yıkım teşkil ettiğinin tespit edilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, cezai şart tutarının, ekonomik mahva yol açacak derecede ağır olup olmadığı, davalının ekonomik bütünlük ve büyüklük durumu yönünden, davalının tüm ticari defter ve kayıtları getirtilerek, geçmiş yıllara ait bilanço kayıtları, verilen son beş yıllık vergi beyannameleri, toplam cirosu karşılaştırılarak, mal varlığını oluşturan menkul, gayrimenkulleri, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bu suretle aktifini oluşturan tüm unsurlar, icra takip dosyaları, davalıya ait şirket sicil dosyası, vs. kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak anlaşılabilir. Davalının tacir olduğu gözetilerek, tarafların aralarındaki kararlaştırmaya göre belirlenen cezai şartın ödenmesinin, davalının ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde ise hakkaniyete uygun miktara indirilerek, ne kadar cezai şart ödeyebileceklerinin işletmeci, mali müşavirlerin bulunduğu uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Kar mahrumiyetinden kaynaklanan alacak yönünden: Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, TBK'nın 114/2.maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 52.maddesi uyarınca, davacının zararı azaltma yükümlülüğü bulunduğundan, kâr mahrumiyeti süresi, feshedilen sözleşmenin bakiye bölümü için değil, davacının aynı bölgede benzer bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar olmalıdır (Yargıtay 19.HD'nin 04.04.2018 tarih, 2017/4479 Esas- 2018/1825 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda bakiye süre dikkate alınarak hesaplama yapılması doğru olmamıştır. Ayrıca davacı yanca davalı adına keşide edilen17/10/2018 tarihli ihtarnamede ; cezai şart, kar mahrumiyeti, yatırım bedelnden kaynaklanan alacağının tahsili için üç gün atıfet süresi tanıdığı ihtarnamenin de davalı yana 25/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, temerrüt tarihinin ise 29/10/2018 olduğu davacının dava dilekçesinde temerrüt tarihini 29/10/2018 olarak belirlediği halde 25/10/2018 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü ile kabul edilen tutara faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 26. maddesi uyarınca talep aşımı suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile belirtildiği şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, kaldırma sebebine göre davalının diğer istinaf itirazlarının ise bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/308Esas, 2022/244Karar ve 25/03/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 10/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."