11. Hukuk Dairesi 2016/6140 E. , 2018/253 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/01/2016 tarih ve 2015/403-2016/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layiha…
**11. Hukuk Dairesi 2016/6140 E. , 2018/253 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/01/2016 tarih ve 2015/403-2016/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, elektrik dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönem için açılan kamulaştırmasız el atma davası sonucunda müvekkilinin 16.06.2008 tarihinde hak sahibine 16.286,89 TL ödediğini, 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin 7.4 ve 7.6. maddeleri uyarınca dağıtımın davalı tarafından yapıldığı dönemde iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, müvekkilinin tümü kamuya ait hisselerinin, özelleştirme ile ... Enerji Yatırım San. ve Tic. A.Ş.'ye devredildiğini, Hisse Satış Sözleşmesinde de İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi hükümlerinin saklı tutulduğunu ileri sürerek 16.286,89 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi, İhale Şartnamesi ve Hisse Satış Sözleşmesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, tüm bu düzenlemeler uyarınca davacının müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, dava konusu ödemenin de zaten davacı şirketin tüm hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde yapıldığını, tekrar müvekkilinden tahsilinin mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğini, devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.