T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1125 KARAR NO : 2025/1883 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/03/2022 NUMARASI : 2020/866 E. - 2022/242 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, daval…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1125 KARAR NO : 2025/1883 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/03/2022 NUMARASI : 2020/866 E. - 2022/242 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile 10/08/2020 tarihli 10.676,64-TL bedelli ... seri nolu faturanın bakiye 9.608,98TL'yi ödememesi sebeiyle icra takibi başlatıldığını, davacı ile davalı arasında icra takibine konu faturanın ürün birim fiyatında taraflar arasında anlaşmazlık bulunduğunu, davalının faturaya konu alacağın birim fiyatını 0,052 TL olarak kabul ettiğini, ancak davacının ise 0,52 TL birim fiyatından ürününü sattığını beyan ettiğini, alım satım akdinin esas noktası olan fiyat konusunda anlaşma sağlanamadığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile alacaklı arasında bir ticaret yapıldığını, akabinde satış gerçekleştirildiğini, çeşitli mail ve yazışmalar vasıtasıyla icap kabul kurulup teyit edildiğini, davalı çalışanları tarafından tekrar teyit istendiğini, davacı firma tarafından da teyit edildiğini, buna uygun bir şekilde cari hesap dökümünde de görüleceği üzere davalının üzerine düşen ödemeyi gerçekleştirdiğini, bunun akabinde gömlek ile bağlantılı ayrılmayacak unsurlar kullanıldığını, davacının bunun ardından fatura gönderdiğini, ardından da icra takibi açtığını, icap ve kabul beyanlarının açık bir şekilde sağlandığını, buna rağmen alacaklı firmanın bu sözleşmenin kurulmasını ve ifasını hiçe sayarak basiretli bir tacirin yapması gerekenlere aykırı olarak bu sözleşmeyi kabul etmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, mail yazışmalarını sunduklarını, davalının ödemeyi usulüne uygun bir şekilde yerine getirdiğini, başka borcu bulunmadığını, yazışmalarda verilen tekliflerin de bu yönde olması bunun esaslı bir hata olarak yorumlanamayacağını gösterdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, faturadan kaynaklı alacak istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. Davacının dava dilekçesinden özetle; icra takibine konu faturanın ürün birim fiyatında taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, davalının ürün birim fiyatını 0,052 TL olarak kabul ettiği, davacının ise ürün birim fiyatını 0,52 TL olarak kabul ettiği, satım akdinin esaslı noktası olan fiyat konusunda anlaşma sağlanamaması nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davanın kabulünü talep ettiği,Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle, taraflar arasında satış ilişkisi olduğunu, mail ve yazışmalar vasıtasıyla icap kabul kurulduğunu, teyit yapıldığını, tekrardan teyit istenildiğini, davacı tarafından da tekrardan teyit yapıldığını, davalının buna uygun bir şekilde cari hesap dökümünde üzerine düşen ödemeyi gerçekleştirdiğini, TTK 18 ile mail yazışmaları da dikkate alınarak esaslı hata olmadığını davanın reddini talep ettiği,Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; icra takibine konu alacak isteminin taraflara arasındaki birim fiyat farkına yönelik anlaşmazlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı taraflar arasındaki yazışmalarında da dikkate alınarak esaslı hata savunmasının yerinde olup olmadığına davaya konu etiketin ne kadara mal edildiği taraflar arasında daha önce aynı ürüne ilişkin alışveriş olup olmadığı fiyat miktarının ne kadar olduğuna ilişkin itirazın iptali davası olduğu,Somut olayın incelenmesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın takip konusu faturanın birim fiyat miktarına ilişkin olduğu, dosyada mail yazışmalarının sunulduğu, mail yazışmalarında öncelikle davacı tarafın 0.52 TL fiyat verdiği, daha sonra davalı tarafın fiyat teklifinde yanlışlık olabilir mi sorusu üzerine, fiyatın 0,052 TL olarak açıklandığı, icra takibine konu davacının düzenlediği faturanın birim fiyatının 0,52 TL olduğu,Davalı ticari defterlerinin incelenmesi için öncelikle talimat ile bilirkişi ... 'den rapor alındığı, icra takibine konu 10.08.2020 tarihli faturanın davalı tarafça ticari defter kayıtlarına alındığı, daha sonra 17.08.2020 tarihinde 9,608,98 TL iade faturası düzenlendiği, davalı tarafın, davacı tarafa 2.857,38 TL havale gönderildiği, davalı ticari defter kayıtlarına göre borç olmadığı,Davacı kayıtları üzerinden bilirkişi ... 'den rapor alındığı, davacının icra takibine konu 17.400 adet 01-ETK01 kodlu etiket ürünün birim fiyatının 0,52 TL olduğu, davacı tarafından icra takibine konu faturaya konu ürünlerin imal faturasını sundukları, imal birim fiyatının 0,38 TL olduğu, Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ESAS NO: 2009/10488, KARAR NO: 2011/9108 ilamında da belirtildiği üzere; bir hatanın esaslı sayılabilmesi ve iptal hakkı bahşedebilmesi için, BK’nun 24/1-4 ve 25/1. maddelerindeki koşulların bir araya gelmesinin gerektiği, esaslı hatanın, yanılan için o konuda yanılmasaydı sözleşmeyi yapmayacak nitelikte olması gerektiği, iş hayatında da objektif iyiniyet kuralları gereğince bu önemi kabul eden belli bir duruma ilişkin olması gerektiği, onun/ hatanın öne sürülmesinin iptal beyanın yapıldığı anda, objektif iyiniyet kurallarına aykırı düşmemesi gerektiği, hatanın hem objektif hemde subjektif bakımından esaslı olması gerektiği, subjektif unsura gereğince, hatanın belirgin duruma ilişkin olması gerektiği, yanılan o durumda hata ettiğini bilmiş olsa idi sözleşmeyi yapmayacak olması gerektiği, bu hususun doktrinde hatanın illi olması , sözleşmenin yapılması ile hata arasında bir nedensellik bağı bulunması şeklinde ifade edildiği, objektif unsur gereğince ise, iş hayatındaki dürüstlük kuralları yasanın deyimi ile söz konusu belli durum, sözleşmenin iptalini haklı gösterecek bir önemde görülebilmesi gerektiği, bu unsurların var olduğu takdirde sözleşmenin niteliğinde , eşyada, kişide ve miktarda hataya düşen kişinin esaslı hata nedeniyle sözleşmenin irade beyanının iptalini dava edebileceği, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra takibine konu faturadaki ürünün birim fiyatında esaslı hata olup olmadığına ilişkin olduğu, davacının davalıya sattığı faturadaki birim fiyatı, bu ürünü imal ettiği birim fiyatı, mail yazışmasında düzeltilen miktarlar arasındaki fahiş fark olduğu, davacının davalıya ürün satımında pazarlık payı bırakılsa dahi, satılan ürünün imal fiyatından bariz fark bulunacak şekilde ürün satmasının hayatın olağan akışı ile basiretli tacir davranışına uygun olmadığı, dosya kapsamında esaslı hataya ilişkin objektif ve subjektif koşulların oluştuğu, davacının yanılmasa mail içeriğinde belirtilen son fiyat olan 0,052 TL üzerinden davalıya ürün satmayacağı, esaslı hata şartları oluşması, davacının doğru birim fiyatına göre düzenlediği, bu faturaya karşı davalı tarafın düzenlediği iade faturasının yerinde olmadığı, davalı tarafça kısmi ödemenin yapıldığı, ödemeden sonra kalan miktarda dikkate alınarak itirazın iptali davasının kabulüne karar verilerek alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilerek kötü niyet tazminat şartları oluşmadığından aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 9.608,98 TL asıl alacak üzerinden devamına, devamına karar verilen alacağa takip talebinde belirtilen yıllık %10 avans faiz oranını aşmamak kaydı ile değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, davalı itirazında haksız çıktığından ve alacak likit olduğundan davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile 9.608,98 TL alacağın %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada alınan iki bilirkişi raporu arasında çelişki olduğunu, ilk raporda bilirkişinin de tespit ettiği üzere müvekkilinin üzerine düşen ödemeyi gerçekleştirdiğini, bunun akabinde gömlek ile bağlantılı ayrılmayacak unsurlar kullanıldığını, ikinci raporda bilirkişinin davacının delillerini kesin kabul ettiğini, alacaklının bu sözleşmenin kurulmasını ve ifasını hiçe sayarak basiretli bir tacirin yapması gerekenlere aykırı olarak bu sözleşmeyi kabul etmediğini, Ticaret Kanununu incelendiğinde bir sözleşme serbestisi ve serbest piyasa olduğunun görüleceğini, 11.08.2020 tarihinde müvekkilinin çalışanları tarafından gönderilen mail yazışmalarında birim fiyatın 0,052 olarak belirtildiğini teyit edildiğini, ancak alacaklının bunu daha sonra kabul etmediğini, basiretli bir tacirle bağdaşmayacak şekilde müvekkiline takip açtığını, davacı alacaklının göndermiş olduğu maillerde ''Evet haklısınız. Ben yanlış izah etmişim. 3 parça 0,042 tl . 4 parça 0,052 tl şeklindedir.'' denildiğini, TBK'ya göre sözleşmenin tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulacağını, irade açıklamasının, açık veya örtülü olabileceğini, icap ve kabul beyanlarının açık bir şekilde sağlandığını, buna rağmen alacaklı firmanın bu sözleşmenin kurulmasını ve ifasını hiçe sayarak basiretli bir tacirin yapması gerekenlere aykırı olarak bu sözleşmeyi kabul etmediğini, TTK'ya göre sözleşme serbestisi ve serbest piyasa olduğunu, davalının borcu bulunmadığını, gereken ödemeyi yaptığını, davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım sözleşmesine konu bakiye fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 15.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 9.608,98 TL asıl alacak, 208,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.817,17 TL alacak yönünden 06.10.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 10.08.2020 tarihli, 9.608,98 TL tutarlı fatura ile fiyat farkı cari alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 11.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 12.10.2020 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında etiket alımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu anlaşılmakta olup davacı taraf davalıya sattığı etiketlere ilişkin düzenlediği 10.08.2020 tarihli 10.676,64 TL bedelli, ... seri nolu faturada birim satış fiyatının 0,52 TL olmasına rağmen taraflar arasındaki yazışmalarda bunun sehven davalıya 0,052 TL olarak bildirildiğini, bu nedenle davalının fatura bedelinden bakiye 9.608,98 TL borcu bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise taraflar arasındaki e- maillerde birim fiyatın açıkça 0,052 TL olarak belirttiğini, bu birim fiyat üzerinden borcunu ödediğini ve başkaca borcu bulunmadığını savunmuştur.Uyuşmazlık, tarafların anlaşmalarına göre, davalıya satılan ürülerin birim fiyatının 0,52 TL mi yoksa 0,052 TL mi olduğu, bunun sonucuna göre davalının faturadan kaynaklı bakiye borcunun bulunup bulunmadığı noktalarına ilişkindir. Sözleşme, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulur. Bu kapsamda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun "İrade açıklaması" başlıklı 1. maddesinde, "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir." hükmü yer almaktadır. İrade beyanı, sözlemenin kurucu unsurudur. Sözleşme hazır olanlar veya hazır olmayanlar arasında kurulabilir. Yani sözleşme, tarafların karşılıklı olarak hazır bulunmaları esnasında ya da günümüzün teknolojik koşullarına uygun şekilde telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayan araçlar vasıtası ile doğrudan iletişim sırasında kurulabilir. Somut olayda, taraflar arasındaki 14.07.2020 tarihli e- mail yazışmalarının incelenmesinde; davacı yanca saat 3:44'te ''ikinci etiket çalışması da eklendi. Made in Turkey yazılı etiket 0,52 tl'dir'' denildiği, buna cevaben davalı tarafından saat 3:57'de mailde '' ... hanım biraz kafam karıştı fiyatlardan açıkçası. Bir önceki mailde yani made in Turkey yok iken takım fiyatı (3 parça) 0,0042 vermiştimiz. Şimdi ise bir tek made in Turkey için 0,52 tl verdiniz. Bir yerde yanlışlık olabilir mi acaba?'' denildiği, buna karşılık davacı yanca saat 5:12'de gönderilen mailde '' Batuhan bey evet haklısınız. Ben yanlış izah etmişim. 3 parça 0.042 tl 4 parça 0,052 tl şeklindedir.'' denildiği anlaşılmaktadır. Tarafların kabulünde olan söz konusu mail yazışmalarına göre davacının, davalının bir yanlışlık olup olmadığı yönündeki e- mail mesajına verdiği cevapta birim fiyatın 0,052 TL olduğunun bildirildiği, tarafların e maillerde yer alan iradelerinin 0,052 TL birim fiyat üzerinden uyuştuğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin bu birim fiyat üzerinden kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple mahkemece, tarafların iradelerinin yer aldığı e-mail içerikleri nazara alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacı tarafından davalının daha önce de aynı ürüne ilişkin alım yaptığı ve birim fiyatın 0,057 TL olamayacağını bildiği ileri sürülmüş ise de; taraf defterlerinin incelendiği 26.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında dava konusu faturaya konu ürünlerin aynısına ilişkin bir alışveriş olmadığı, 01.09.2021 tarihli raporda ise ayrıntılı fatura incelemesi sonucunda, davaya konu olan ürün kodu ve ürün açıklaması ile düzenlenmiş başka faturalar olmasına rağmen dava dosyası ekinde sunulan ve ayrıntıları belirtilen gönderilerin bu faturalara konu mallar olup olmadığı hususunun tespit edilemediği kanaatinin bildirilmesi karşısında, davacının bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir. Bu açıklamalara göre, davacının dava konusu fatura nedeniyle, birim fiyatı üzerinden yapılan hesaplamaya göre bakiye alacağı bulunmadığı, bu sebeple davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 115,01 TL'nin mahsubu ile bakiye 500,39 TL harcın davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 9.608,98 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Arabuluculuk ücreti olarak kamudan harcanmış olan 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf nispi karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 40,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 260,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.11.2025 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.