T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/866 KARAR NO : 2025/1870 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/12/2021 NUMARASI : 2019/1294 Esas - 2021/854 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık mevzuatından kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/866 KARAR NO : 2025/1870 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/12/2021 NUMARASI : 2019/1294 Esas - 2021/854 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık mevzuatından kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin giriştiği ticari ilişki sonucu emtia sattığını ve karşılığında ...Bankası'na ait 10/09/2015 tarih ve 180.000,00-TL bedelli çekini aldığını, davalı bankaya ait bulunan çekin karşılıksız çıktığını ve bu şekilde şerh düşüldüğünü, karşılıksız çek ile ilgili olarak İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini ancak borçlu şirkete ait hiçbir mal bulunamadığını, bankalara yollanan haciz ihbarnamelerine olumsuz yanıt verildiğini, davalı bankanın çek karnesini vermeden önce yeterli maddi varlığının bulunup bulunmadığını tahkik etmesi, üçüncü şahısların zarara uğramasına sebebiyet verilmemesi, bankanın vasıta kılınarak dolandırıcılık suçunun işlenmemesi için gerekli özeni göstermesi ve basiretli davranması gerektiğini, bu gerekliliğin yerine getirilmediğini, çek hesabı açılan müşteriye yeterli malı olmamasına rağmen çok yapraklı çek karnesi verildiğini, bilançolarının değerlendirilmediğini, vergi borçlarının tahkik edilmediğini, şirketin merkez adresinin kaç kere değiştiğinin tespit edilmediğini ve yerinde olmayan şirketin merkezinde tahkikat yapılarak tutanak tutulmadığının anlaşıldığını, bu nedenle semeresiz kalan takip borcunun davalı banka tarafından karşılanması gerektiğini, çek hamillerine verilmesi zorunlu olan adreslerin verilmemiş olduğunu, bu durumda yargılama yapılarak çek karnesi verip zarara sebep olan bankanın sorumluluğuna hükmedilmesini, çek karnesi veren davalı bankanın sorumluluğu nedeni ile şimdilik 5.000,00 TL olmak kaydı ile çek bedeli kadar maddi tazminatın icra takip tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davalı bankanın basiretli bir tacirin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin tamamını yerine getirmiş olduğunu, bu hususta herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı bankanın, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 2. maddesinde yazılı tüm görevlerini yerine getirdiğini, basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini, davacının daha önceki tarihlerde müvekkili banka aleyhine huzurdaki dava ile aynı konu ve talepleri içeren davaların yapılan yargılamalar neticesinde reddedildiğini, ilgili kararların Yargıtay ilgili hukuk dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, somut olayda kusurlu olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmeyen tarafın davacının kendisi olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu istanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının hangi tarihte semeresiz kaldığı huzurdaki dava açısından önem arz etmekte olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalı bankanın dava dışı kişiye çek karnesi verirken gerekli özeni göstermediği iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Davacı taraf, davalı bankaya ait çekin karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkan çek ile ilgili icra takibine girişildiğini, ancak borçlu şirkete ait mal varlığı çıkmadığını, davalı bankanın çek hesabı açılan müşteriye yeterli mal varlığı olmamasına rağmen çok yapraklı çek karnesi verdiğini, semeresiz kalan takip borcu nedeniyle davalı bankanın sorumlu olduğunu beyanla şimdilik 5.000-TL olmak üzere çek bedeli kadar madde tazminatın icra takip tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf, karşılıksız çıkan çek ile ilgili bir sorumluluğu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafça 03/09/2019 tarihinde Mahkememize sunulan dava dilekçesi ekinde arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının sunulmadığı, dava dilekçesi içeriğinde arabuluculuk başvurusu yapıldığına dair bir beyanda bulunulmadığı, Uyap dosya ayrıntı bilgileri bölümünden yapılan incelemede Arubulculuk dosyasının eklenmediğinden Uyap sistemi üzerinden de davacı tarafın dava açmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunduğunun tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla "...6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine..." karar verildiği, davacı tarafın istinaf yoluna başvurduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2019 tarihli 2019/2211 esas, 2019/1459 karar sayılı kararı ile Mahkememiz kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Dava konusu çekin incelenmesinde; davalı İş Bankası'nın Sultanhamam/İstanbul Şubesine ait olduğu, keşidecisinin dava dışı ... Yapı AŞ olduğu, keşide tarihinin 10/09/2015 olduğu, alacak miktarının 180.000-TL olduğu, lehtarının davacı ... Beton A.Ş. olduğu, çekin 10/09/2015 tarihinde takas yolu ile ibraz edildiği, ibraz tarihi itibariyle karşılıksız şerhinin işlendiği anlaşılmıştır.İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı şirket tarafından borçlu dava dışı ... Yapı A.Ş. aleyhine takip başlatıldığı, davacı vekili tarafından borçlu dava dışı şirket hakkında aciz vesikası düzenlenmesi talep edildiği, İcra Müdürlüğü'nce aciz vesikası düzenlenmesi talebinin reddedildiği, davacı tarafça İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1013 Esas sayılı dosyası ile yapılan başvurunun reddine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2020 tarih, 2019/1786 Esas, 2020/1616 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın İstinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, icra takip dosyasının derdest olduğu anlaşılmıştır.Düzenlenen birikişi heyet raporu ile; Davacının, davaya konu 10.09.2015 tarih ve 180.000,00-TL bedelli karşılıksız çek nedeniyle bir zararının doğması halinde davalı Banka’ya bu zarardan dolayı bir sorumluluk atfedilemeyeceği, Davalı bankaya sorumluluk atfedileceğinin kabulü halinde, bu zararın karşılıksız çek miktarının tahsil edilemeyen -aciz belgesine bağlanmadığı için bu aşamada bilinemeyen- kısmı ile sınırlı olacağı tespit edilmiştir.Davacı şirketin, keşideci hakkında, çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının bu yolları denemeden ve tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi doğru değildir. Bu tür davaların, çek bedelinin kısmen yada tamamen tahsil edilemez hale gelmiş olmasının kesin olarak ortaya çıkmasından sonra en erken bu anda davanın açılması gerekmektedir. Davacı alacaklı, İİK.nun 143 ncü maddesi uyarınca,alacağının tamamını alamazsa, kalan miktar için,alacaklıya kesin aciz vesikası verilir.(Yargıtay 11.HD. nin 18/06/2007 tarih, 2006/6683 Esas, 2007/9295 Karar sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta; Davalı bankanın çek hesabı açtığı dava dışı keşideci şirketin, davacı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden dava konusu çeki davacı emrine düzenlediği, davacının ibrazı üzerine çekin karşılıksız çıktığı, davacı tarafça dava dışı keşideci şirket aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığı, davacı vekili tarafından takip dosyasında borçlu dava dışı şirket hakkında aciz vesikası düzenlenmesi talep edildiği, İcra Müdürlüğü'nce aciz vesikası düzenlenmesi talebinin reddine karar verildiği, söz konusu kararın İcra Hukuk Mahkemesi ve İstinaf incelemelerinden geçerek "aciz vesikasını verebilme koşulları oluşmadığından bu aşamada icra müdürlüğünün talebi reddetmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2020 tarih, 2019/1786 Esas, 2020/1616 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, icra takip dosyasının derdest olduğu, davacı tarafça çek keşidecisi dava dışı şirket aleyhine başlatılan icra takibinde aciz vesikası alınmadan huzurdaki davanın açıldığı, bu hali ile vaktinden önce açılan davanın reddi gerektiği, Mahkememizce taraf delilleri toplanarak esas yönden yapılan inceleme neticesinde de; dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli heyet raporu ile, çekin keşide edildiği tarihte yürürlükte olan 5941 sayılı Çek Yasasının 2/1. bendinde bankaların çek hesabı açtırmak isteyen müşterilerinin yasaklı olup olmadığını araştırma ve ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstermek yükümlülüğünün olduğu, somut olayda davalı bankanın dava dışı çek keşidecisi ile alakalı gerçekte var ve faal olan bir firmanın çek müşterisi yapıldığı, bu firmanın istihbarat bilgilerinin olumsuzluk içermediği, çek yasaklısı da olmadığı dikkate alınarak davalının davaya konu çek alacağı yönünden kusurlu olduğunun ispat yükü üzerinde olan davacı tarafında ispatlanamadığı, bu haliyle de dava konusu karşılıksız çekte yazılan tutardan davalı bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkili şirketin ticari ilişki karşılığında davalı bankaya ait 10.09.2015 tarihli 180.000,00 TL bedelli çek aldığını, çek ibraz edildiğinde karşılıksız çıkması nedeniyle şerh düşüldüğünü, icra takibinin semeresiz kaldığını, 5941 sayılı Çek Kanunun bankalara çek konusunda önemli bazı mükellefiyetler getirildiğini, bankaların çek hesabı açtığı müşterilerinin titizlikle seçmelerini amaçladığını ve bunun karşılıksız çek keşidesini önlemeyi öngördüğünü, çek yasasının 2.maddesinde; bankaların çek karnesi verirken basiretli olmaları gereği ile hangi kural ve koşullara riayet edileceğinin açıklandığını, eksik değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/15606 Esas, 2017/2670 Karar sayılı emsal ilamında banka tarafından çek karnesi talebinde bulunan hakkında yapılması gereken ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılmadığını, mal varlığına ilişkin bir veri ortaya koymayan kişiye çek karnesi verilmek suretiyle ve ilk çek karnesinin karşılıksız kalmasına rağmen çek karnesi verilmeye devam edilmiş olduğundan davacı zararının oluşmasına sebebiyet verildiği şeklinde karar verildiğini, bilirkişi tarafından davalı bankanın dava dışı şirketin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli özeni gösterip göstermediği hususunda yeterli inceleme yapmadığının aşikar olduğunu, bankanın 01.10.2020 tarihli müzekkere cevabındaki dava dışı şirkete ilişkin belgeler arasından dava dışı borçlu şirket hakkında mali durumu gösterir tek bir evrakın dahi verilmediğini ve bankanın gerekli özeni göstermediğinin açıkça görüleceğini, belgeler incelendiğinde dava dışı borçlu şirket yönetim kurulunda yer alan... ve...'a ilişkin bilgilerin imza sirkülerinden ibaret olduğunu, bu şahıslar hakkında Çek Kanunu 2/4 uyarınca herhangi bir soruşturma yapılmadığının gösterildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında muhatap bankanın sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davalı bankanın Sultanhamam İstanbul Şubesinden dava dışı ... Yapı AŞ adına çek defteri verildiği, davacı şirket tarafından adına düzenlenen çekin karşılıksız çıkması neticesinde takip başlattığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı banka tarafından dava dışı şirketle ilgili olarak çek hesabı açılarak çek karnesi verilmesinde 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesindeki hususların göz önünde bulundurulup bulundurulmadığı, çekin karşılıksız çıkması ve tahsil edilememesi nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı ... Yapı AŞ'ye davalı bankanın Sultanhamam/İstanbul şubesindeki hesabından çek defteri verildiği, dava dışı şirket tarafından bankanın Sultanhamam İstanbul şubesindeki çek hesabından 10.09.2015 keşide tarihli 180.000,00 TL bedelli çek keşide edildiği, söz konusu çekin bankaya ibrazı durumunda bankanın ödemekle mükellef olduğu, 1.788,00 TL'lik kısmı dışında çekin karşılıksız kaldığı, davacı şirket tarafından dava dışı keşideci aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 10.09.2015 keşide tarihli 180.000,00 TL bedelli çekle ilgili olarak, bakiye 178.800,00 TL çek bedeli ile ferileri toplamı 198.802,73 TL alacağın tahsili amacı ile 05.10.2015 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, icra takibi sonucunda alacağın tahsil edilemediği iddiası ile arabuluculuk başvurusu sonrasında 03.09.2019 tarihinde iş bu tazminat istemli davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili yerlerden bilgi ve belgelerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 05.04.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; 29.09.2020 tarihli İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO), Mahkeme'nin müzekkeresine cevaben gönderdiği yazıda, şirketin (... Yapı A.Ş.'nin), “24.12.2013 tarihinde Sicile tescil edildiği, 100.000-TL sermayeli olduğu, Kurucu Ortağı'nın ve yetkilisinin..., 12.02.2015 tarih 2013 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı Hazirun Tutanağı'na göre...'ın 75 bin TL ve...'ın 25 bin TL ile şirket ortağı oldukları; Genel Kurul'da... ve ve...'ın 3 yıl süre ile yönetime seçildikleri ve şirket kaşesi ve ünvanı üzerine atacakları münferit (tek) imzaları ile şirketi temsil yetkisinin verildiği; 12.05.2015 tarihli 2014 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı Hazirun Tutanağı'na göre...'ın 100 bin TL ile şirketin tek ortağı olduğu, Genel Kurul'da 3 yıl süre ile yönetime seçildiği ve şirket kaşesi ve ünvanı üzerine atacağı münferit (tek) imzası ile şirketi temsil ve ilzam etme yetkisinin verildiği” nin görüldüğü, 01.10.2020 tarihli davalı ... Bankası A.Ş.'nin mahkeme'ye cevaben gönderdiği yazı ekindeki bilgilerden şirketin (... Yapı A.Ş.'nin) “14.01.2014 tarihinde faaliyet belgesi aldığı, 12.02.2015 tarihinde yapılan 2013 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığı, V.K.N.'lu firmanın 2013 yılı (kuruluş yılı) matrahının 2.465,60 TL, tahakkuk eden vergi'nin 493,12-TL olduğu, Necdet Kır ve...'ın noterden düzenlenmiş imza sirkülerinin alındığı, firma ile ilgili “protestolu senedi ve çek kullanma yasağı olmadığına, düzeltme hakkı kullanılmadığına” ilişkin ekran sorgusunun yer aldığı, davalı bankanın 'çek teslim tutanaklarına göre, ... Yapı A.Ş., ... Bankası'ndan (26.02.2015/10, 17.03.2015/10, 09.04.2015/10 ve 14.05.2015/10) toplam 40 yapraklı 4 adet çek defteri aldığı, TEB BNP Paribas Ortaklığı'nın mahkeme'ye gönderdiği yazıya göre, 'firma adına, çek karnesinin ilk teslim tarihinin 09.06.2014 davalı bankanın ilk çek defteri teslim tarihinin ise 26.02.2015 tarihi olduğu, karşılıksız çıkan ilk çek tarihinin ise 15.09.2015 olduğu, buna göre ... Yapı A.Ş.'ne ilk çek karnesi veren bankanın davalı banka olmadığı, yine, davalı banka'nın ... A.Ş.'ne çek defteri verdiği tarihlerde (en son tarih çek defteri teslim tarihi: 14.05.2015 olduğu), ... A.Ş.'nin piyasa da karşılıksız çekinin bulunmadığının anlaşıldığı, gerek Ticaret Sicili kayıtları, gerekse davalı bankanın gönderdiği bilgiler, firmanın “tabela firması” olmadığını gösterdiği, nitekim, firmanın,... Bankası dışında... ve ...sı tarafından da kredilendirilmiş bir firma olduğu, davalı bankanın, firma hakkında çalışma yapmış olduğu, firmayı kredilendirilebilir bir firma olarak tespit ettiği ve kredi kullandırdığı, banka'nın çek defteri verdiği tarihte, firmanın piyasa da aktif, diğer bankalardan da kredi kullanmış olan, çek defteri verilmesine herhangi bir engeli bulunmayan bir firma olarak gözüktüğü, davacının “bankanın dava dışı çek borçlusuna çek karnesi verirken 5941 sayılı Kanun'un bankalara getirdiği basiretli ve özenli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini” iddia ettiği, 5941 sayılı Kanun'un, bankaların müşterilerine çek hesabı açarken, dolayısıyla "çek defteri” teslim ederken nasıl hareket edeceklerinin esası Kanun'un 2/1.maddesi ile düzenlendiği, 5941 sK'nun 2/1 fıkrasında " (1) Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler.” düzenlemesinin mevcut olduğu, 5941 sayılı Kanuna göre bankalar müşterilerine 'çek defteri” vermeden önce, tüzel kişi ise, firma ile ilgili (kuruluşu, faaliyeti, yetkilileri, temsil ve sicil belgeleri, risk merkezi sorgulamaları... gibi) bilgileri topladıktan sonra, müşterisine 'çek verilip verilmeyeceğini değerlendirdiklerini, karşılıksız çıkabilecek her bir çek yaprağı nedeniyle bankaların kusursuz sorumluğunun (Ocak/2021'den itibaren 2.670-TL) kabul edilmesinden sonra, bankacılık uygulamasında, çek defteri verilecek 'müşteri' nin aynı zamanda 'gayri nakdi kredi' müşterisi olarak kabul edildiği, bu açıdan, bankanın firmaya 'çek defteri' vermekle aynı zamanda, her bir çek yaprağı için 2021 yılı itibariyle 2.670 TL tutarlı gayri nakdi kredi açmış olacağı, dava dışı ... Yapı A.Ş.'ne çek defterinin verildiği 2015 yılında ise bu sorumluluk miktarının 700 TL olduğu, dolayısıyla, davalı banka'nın her bir çek yaprağı için bu miktar gayri nakdi kredi kullandırdığını gösterdiği, tspit edilen bilgilerin ise, Banka'nın gayri nakdi kredi dışında dava dışı firmaya aynı zamanda nakdi kredilerde kullandırdığını gösterdiği, bankanın, firmanın kredilendirilmesi sürecinde, firma ile ilgili risk merkezi (karşılıksız çek, protestolu senet, bulunan riski.. gibi) sorgulamalarını yapmış olduğu, faal ve aktif olan firmanın kredilendirilebilir bir firma olarak değerlendirildiği, bu açıdan kendisinin kredibil bulduğu, başka bankalar tarafından da kredilendirildiği anlaşılan firmaya, çek defteri vermesinde, 5941 sayılı Kanun'un aradığı bir ihmal ve basiretsizliğinin bulunmadığı, davacının, davaya konu 10.09.2015 tarih ve 180.000,00 TL bedelli karşılıksız çek nedeniyle bir zararının doğması halinde davalı Banka'ya bu zarardan dolayı bir sorumluluk atfedilemeyeceği, davalı bankaya sorumluluk atfedileceğinin kabulü halinde, bu zararın karşılıksız çek miktarının tahsil edilemeyen aciz belgesine bağlanmadığı için bu aşamada bilinemeyen kısmı ile sınırlı olacağı belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; raporun eksik ve hatalı olduğunu, dava dışı şirkete çek karnesi verilmeden önce şirketin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özenin gösterilip gösterilmediği hususunda eksik inceleme ve hatalı tespitlerde bulunulduğunu, dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeleri hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının bulunup bulunmadığı hususunun sorgulanıp sorgulanmadığının değerlendirilmediğini belirterek, raporun esas alınmamasını, öncelikle yeni bir rapor alınmasını veya ek rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Davacı, davalı bankanın çek defteri verirken 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında araştırma yükümlülüğünü getirmediğini ve karşılıksız çıkan çek nedeni ile zarara uğradığını iddia etmiştir.5941 sayılı Çek Kanunun 2.maddesinde; "Bankanın araştırma yükümlülüğü, çek hesapları ve çek defterleri" başlığı ile çek hesabı açacak bankanın yapması gerekli araştırma yükümlülüğü ve istenecek belgeler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Davacı, davalı bankanın bu maddedeki yükümlülüklerine aykırı davrandığını iddia etmektedir. Somut olayda, davalı banka tarafından dosya içerisine ibraz edilen bilgi ve belgelerden, ve dava dışı şirketle ilgili olarak ibraz edilen bilgilerden şirkete davalı banka tarafından çek defteri verilmesinden önce dava dışı iki ayrı banka tarafından çek defterlerinin verilmiş olduğu, bankanın çek defteri teslim tarihinin 26.02.2015 olduğu, karşılıksız çıkan ilk çek tarihinin ise 15.09.2015 olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca banka tarafından dava dışı şirkete ait faaliyet belgesi, toplantı tutanak örneği, sicil kayıtları, vergi levhası vb. hususların celp edilmiş olduğu, çek yasaklı kişilerden olup olmadığının araştırıldığı, buna ilişkin ekran sorgularının oluşturulduğu, çek karnesinin verildiği tarih itibariyle dava dışı şirketin herhangi bir karşılıksız çıkan çekinin mevcut olmadığı, firmanın faal olarak çalıştığı, dava dışı bankalar tarafından daha önceki tarihlerde çek defterlerinin verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirket tarafından, çekin karşılıksız çıkması üzerine başlatılan takip neticesinde icra müdürlüğünden aciz vesikası düzenlenmesinin talep edildiği, talebin reddedilmesi üzerine icra müdürlüğü işlemine karşı şikayet yoluna gidildiği; İcra hukuk Mahkemesinin şikayeti reddettiği anlaşılmıştır. Ret kararına yönelik istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 2019/1786 Esas, 2020/1616 Karar sayılı kararı ile esastan reddedilmiştir. İcra takip dosyası derdest olduğu ve aciz vesikası alınmaksızın davanın açılmış olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamından; davalı bankanın 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen basiret ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiği anlaşılmış olduğundan davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Dava dışı şirket yöneticileri ile ilgili inceleme yapılmadığına dair istinaf nedenleri ise somut olayda sonuca etkili görülmemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere muhatap banka yasal yükümlülüğü kapsamındaki her türlü araştırmayı yapmıştır. Banka'nın yasal yükümlülüğüne aykırı bir davranışı bulunmadığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.