T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 24/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : 1- ........ : 2- ........ 3- ........ 4- .......…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 24/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 15/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACILAR : 1- ........ : 2- ........ 3- ........ 4- ........ VEKİLİ : Av...... DAVALILAR : 1- ........ VEKİLİ : Av..... 2- ........ 3- ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 24/10/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.03.2023 tarihinde saat 06:50'de davalı sigorta şirketinin ........ Poliçe No'lu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan, davalı şirketin işleten olduğu ve adına kayıtlı, davalı ........'un sevk ve idaresinde ki ........ plakalı araç Karapınar ilçesi istikametinden Konya ili istikametine seyir halinde iken ........ km01-4500'ye geldiği esnada davalı şahsın direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağından yoldan çıkarak 85 metre ilerleyip sağ yan kısımlarına yatıp durması sonucunda tek taraflı ölümlü yaralanmalı ve maddi hasarlı trafık kazası meydana geldiğini, iş bu trafik kazasında davalı şahsın tam kusurlu olduğunu, kazada yolcu olarak bulunan müvekkillerden ........ ve ........'un desteği ve oğulları, diğer davacıların kardeşi olan ........ vefat ettiğini, Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayısı ile ceza dosyası görüldüğünü, alacağın tahsili için kazaya karışan ........ plakalı aracın ihtiyaten haczine karar verilmesini, davacı ........ için 10.000 TL destek tazminatının, davacı ........ için 10.000 TL destek tazminatının davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydı ile sigorta şirketi yönünden 19/01/2024 tarihi, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 10/03/2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ........ için 150.000 TL manevi tazminatın, davacı ........ için 150.000 TL manevi tazminatın, davacı ........ için 100.000 TL manevi tazminatın, davacı ........ için 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.03.2023 tarihinden itibaren yasal faizi davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Beykoz Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, destek şahsın kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin trafik sigortası teminatı dışında olduğunu, dava konusu kazada vefat eden kişinin aynı zamanda araç işleteni olduğu, trafik sigortası teminatı kapsamında olmayan zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının kabul edilmeyeceğini, davacıların taleplerinin poliçe kapsamında yer almadığını, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesin gerektiğini, davayı kabul manası gelmemek kaydı ile müteveffanın gelirinin belgeler ile kanıtlanması gerektiğini, aksi takdirde asgari ücretin baz olarak alınması gerektiğini, sigortalının kusuru ve kusur ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğunun usulen ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, hesaplanacak tazminattan müterafık kusur nedeniyle indirip yapılıp yapılamayacağının araştırılması gerektiğini, sigorta şirketi yönünden öncelikle davanın usulden reddine, bu mümkün olmazı ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ........ ve ........ Otom. Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu kazaya bizzat müteveffanın kendisinin sebebiyet verdiğini, mirasçılara tazminat ödemesine yönelik bir karar verilmesi durumunda bu tazminattan sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerektiğini, davalı ........'un tüm aşamalarda racı kendisinin kullanmadığını, mola verdikleri esnada uyuduğunu, kendi iradesi dışında müteveffanın aracı harekete geçirdiğini, uyandığında ise duruma müdahale etmek istediği esnada müteveffanın aracı yatırdığını beyan ettiğini, davalının kendi imkanları ile ön camdan dışarı çıktığını, kaza yerine gelen ekiplerin duruma müdahale ettiklerini, davalı şirketin hiçbir mesuliyeti olmadığını, tazminat hesabı yapılması halinde asgari ücretin dikkate alınmasını, ayrıca hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; " Davacı ........'un destekten yoksun kalma maddi zararı için 812.794,65 TL'nin, davalı sigorta şirketi açısından (sigorta teminat limiti 518.770,72 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 19/01/2024 temerrüt tarihinden itibaren, davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı ........'un destekten yoksun kalma maddi zararı için 1.067.329,92 TL'nin, davalı sigorta şirketi açısından (sigorta teminat limiti 681.229,28 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 19/01/2024 temerrüt tarihinden itibaren, davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı ........'un manevi tazminat davasının KABULÜ ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı ........'un manevi tazminat davasının KABULÜ ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı ........'un manevi tazminat davasının KABULÜ ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Davacı ........'ın manevi tazminat davasının KABULÜ ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar ........ Şirketi ve ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazasının oluşumuna müteveffanın bizzat kendisi sebebiyet verdiğini, araç sürücüsü ........'un uyku esnasında iken müteveffa aracı şoförün bilgisi ve rızası olmadan çalıştırarak hareket ettirdiğini ve araç sürücüsünün tüm uyarılarına rağmen hareketine son vermediğini, en nihayetinde davaya konu trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili ........'un tüm aşamalarda aracı kendisinin kullanmadığını, mola verdikleri esnada uyuduğunu, kendi iradesi dışında müteveffanın aracı yatırdığını beyan ettiğini, müvekkilinin kendi imkanları ile ön camdan dışarı çıktığını ve kaza yerine gelen ekiplerin duruma müdahale ettiklerini, müvekkilinin ve şirketin hiçbir mesuliyeti olmamakla birlikte tazminat hesabı yapılması halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü, müvekkiline karşı açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini dilemiştir. Davalı ........ A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, destek şahsın kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin Trafik Sigortası teminatı dışı olduğunu, tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, sigortalının sorumluluğunu teminat altına alan ve sorumluluğu sigortalının sorumluluğu ile sınırlı olan müvekkili şirketin de davacıların tazminat taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, vefat eden kişinin aynı zamanda araç sürücüsü olduğunu, teminat kapsamında olmayan işbu zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı açısından değerlendirme yapılması gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini dilemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Kusur itirazının incelenmesinde : Dosya kapsamından müteveffanın ........ plakalı araçta yolcu olarak bulunmakta iken davalı sürücü ..... 'ın sürücüsü olduğu söz konusu aracın tek taraflı kaza yapması neticesi hayatını kaybetiği , davalı sigorta şirketinin kaza yapan aracın ZMMS şirketi olduğu, davacının da söz konusu araçta yolcu olduğu dikkate alındığında olayda herhangi bir kusuru olduğundan bahsedilemeyeceği bu halde kusur raporunun alınmasının gerekmediği,idm tarafından alının kusur raporu ve kaza tespit tutanağının birbirini teyit eder nitelikte olduğu anlaşılmakla davalı tarafın buna yönelik istinafı itirazları yerinde değildir. Davalı tarafça sürücünün mütevaffa olduğu ileri sürüclmüş isede Karapınar 1Asliye ceza mahkemesinin ... E ... K sayılı ilamı Konya BAM ...... Ceza dairesinin ... E ... K sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek kesinleştiği davalının sürücü olduğunun kesinleştiği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir. 2-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede : AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir. Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır. Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir. Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre alınan rapor hükme esas alınmalıdır. 3- Müterafik kusur itirazının incelenmesinde : Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, araçta bulunanların emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, emniyet kemerinin takılı olmadığının ispatı davalı sigorta şirketinin üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalının bu yöndeki itirazının reddi gerekmektedir. 4-Sgk ödeme itirazının incelenmesinde : Mahkemece SGK ya müzekkere yazıldığı müzekkere cevabından ödeme yapılmadığı anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir. 5-Hatır taşıması itirazının incelenmesinde : Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda, 6098 sayılı TBK'nun 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Somut olayda hatır taşıması için gerekli delilin bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.(YARGITAY17. Hukuk Dairesi 2015/9848 E 2018/885 K ) Bu nedenle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davacı ........'un destekten yoksun kalma maddi zararı için 716.363,05 TL'nin, davalı sigorta şirketi açısından (sigorta teminat limiti 600.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 19/01/2024 temerrüt tarihinden itibaren, davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacı ........'un destekten yoksun kalma maddi zararı için 716.363,05 TL'nin, davalı sigorta şirketi açısından (sigorta teminat limiti 600.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 19/01/2024 temerrüt tarihinden itibaren, davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3- Davacı ........'un manevi tazminat davasının KABULÜ ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı ........'un manevi tazminat davasının KABULÜ ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı ........'un manevi tazminat davasının KABULÜ ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 6-Davacı ........'ın manevi tazminat davasının KABULÜ ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den 10/03/2023 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 7-Maddi Tazminat davasında; karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 1.432.726,10 TL olduğunun kabulü ile) alınması gereken 97.869,51 TL nispi karar ve ilam harcından, tamamlama harcı dahil peşin alınan 6.421,57 TL harcın mahsubu ile kalan 91.447,95 TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ........ A.Ş.'nin 56.697,73 TL ile sınırlı sorumlu tutulmak kaydı ile) Hazine'ye gelir kaydına, 8-Manevi Tazminat davasında; karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 500.000 TL olduğunun kabulü ile) alınması gereken 34.155 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile kalan 32.447,25 TL eksik harcın davalılar ........ ve .... Ltd.Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9-Maddi Tazminat Davasında; davacı tarafından yapılan peşin harç ve tamamlama harcı dahil 6.421,57 TL yargılama giderinin dava kabul ret oranına göre hesaplanan 4.893,23 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 3.033,80 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına), bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10- Manevi Tazminat Davasında; davacı tarafından yapılan 1.707,75 TL peşin harç giderinin davalılar ........ ve .. .. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı gideri, 704,50 TL ihtiyati haciz harcı gideri, 1.369 TL tebligat ve posta gideri, 5.000 TL bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 7.501,10 TL yargılama giderinin dava kabul ret oranına göre hesaplanan 5.715,83 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ........ A.Ş.'nin 3.543,81 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydı ile) davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 13-Maddi Tazminat Davasında, davacı ........ yönünden; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 716.363,05 TL davalı ........ A.Ş. Yönünden 600.000,00 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 111.454,46 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ........ A.Ş.'nin 94.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydı ile) davacı ........'a verilmesine, 14-Maddi Tazminat Davasında, davacı ........ yönünden; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 716.363,05 TL davalı ........ A.Ş. Yönünden 600.000,00 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 111.454,46 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ........ A.Ş.'nin 94.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydı ile) davacı ........'a verilmesine, 15-Manevi Tazminat Davasında, davacı ........ yönünden; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 150.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ........ ile .. ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, 16-Manevi Tazminat Davasında, davacı ........ yönünden; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 150.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ........ ile .. ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, 17-Manevi Tazminat Davasında, davacı ........ yönünden; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 100.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ........ ile .. ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, 18-Manevi Tazminat Davasında, davacı ........ yönünden; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 100.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı ........ vekili için 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ........ ile .. ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine, 19-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.800 TL yargılama giderinin, davalı ........ A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 20-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 21-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı taraflara ayrı ayrı iadesine, 22-Davalı ........ Şirketi tarafça yapılan 6.732,40 TL istinaf başvuru giderinin davacı taraftan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 23-Davalı ........ tarafça yapılan 6.732,40 TL istinaf başvuru giderinin davacı taraftan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 24-Davalı ........ Şirketi tarafça yapılan 3.366,20 TL istinaf başvuru giderinin davacı taraftan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, fazladan yatırılan 2 adet istinaf kanun yoluna başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalıya iadesine, 25-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 26-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.24/10/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.