11. Hukuk Dairesi 2010/13245 E. , 2012/6225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2008/689-2010/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2010/13245 E. , 2012/6225 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2008/689-2010/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin ortağı Salih Toprak'ın davacı şirket hisselerini takip borçlularından 20.06.2005 tarihinde satın aldığını, bu satış ile ilgili olarak şirket eski ortaklarının noter aracılığıyla düzenledikleri taahhütnamede, şirketi devir tarihinden önceki borçlarını üstlendiklerini, müvekkili şirkete Kadıköy Vergi Dairesi'nce 2005 yılı Şubat döneminde yapılan faaliyetlerden dolayı vergi borcu tahakkuk ettirildiğini, söz konusu borcun müvekkilince ödendiğini, bu ödemenin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili tarafından iyiniyetle iddia olunan taahhütnamenin verildiğini, ancak davacı şirketin müvekkilinin iyiniyetini suiistimal ederek aslında var olmayan bir borç yarattığını, 2005 yılı Şubat ayına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen tüm vergilerin ödendiğini, davacının iyiniyet kurallarına aykırı hareket ettiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2005/2 döneminde dava dışı şirketten aldığı sac faturaları toplamının 60.250 TL'nı aştığı halde faturaların muvazaalı olarak 8.000 TL'nın altında düzenlendiği ve bu suretle ödemelerin 213 sayılı Kanun ve ilgili tebliğ hükümlerine aykırı olarak elden yapıldığı, söz konusu faturaların gerçek bir işleme dayanmadıklarının şirketin yeni ortaklarınca tespit edildiği ve vergi dairesine bu konuda düzeltme beyannamesi verildiği, bunun üzerine tahakkuk ettirilen vergi aslı, gecikme zammı ve damga vergisinin davacı şirketçe ödendiği, davalının verdiği taahhütname uyarınca ödenen bu miktardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı taraf, davalının, hisselerini devrettiği müvekkili şirketin devir tarihinden önceki döneme ilişkin olarak sonradan ortaya çıkacak borçlarını ödemeyi taahhüt ettiğini, bu kapsamda 2005 yılı Şubat dönemindeki faaliyetler nedeniyle vergi borcunun tahakkuk ettirildiğini ileri sürmüş, davalı ise söz konusu döneme ilişkin tüm vergilerin ödendiğini, vergi borcu tahakkuk ettirilen işlemin gerçek bir satışa dayandığını savunmuştur. Mahkemece, davacı şirketin 2005 yılı yılında Şubat ayında aldığı sacın toplam değerinin 60.250 TL'yi aştığı halde faturaların muvazaalı olarak 8.000 TL'nın altında düzenlendiği ve bu faturaların gerçek bir işleme dayanmadıkları kabul edilmiş ise de, bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, söz konusu faturaların gerçek bir alış verişe dayanması halinde davacı şirkete vergi ve ceza tahakkuk ettirilmesinin yasal dayanağının bulunmadığının belirtilmiş olmasına göre, davalı tarafa davaya konu vergi borcunun tahakkukuna esas alınan faturaların gerçek bir satışa dayanıp dayanmadığı konusunda tüm delillerini bildirmek için süre verilmesi ve gerekirse sac ürününün alındığı dava dışı şirketin defterlerinin de incelenmesi suretiyle sonuca ulaşılması gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.