İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : .. YAZIM TARİHİ : .. Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacı tarafça istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı taraf ile yapılan ticaret sonucunda davaya konu faturaların davalı tarafından davacı şirkete ödenmemesi üzerine .. .. Dairesi'nde ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, davalı tarafınd…
T.C. GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : .. KARAR NO :... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : .. ÜYE : .. ÜYE : .. KATİP : .. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : .. NUMARASI : . DAVACI : .. VEKİLİ :.. DAVALI : .. VEKİLİ : Av. .. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : .. YAZIM TARİHİ : .. Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacı tarafça istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı taraf ile yapılan ticaret sonucunda davaya konu faturaların davalı tarafından davacı şirkete ödenmemesi üzerine .. .. Dairesi'nde ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, davalı tarafından borca itiraz edildiği, takibin durduğu, davalı tarafın haksız yere itirazda bulunduğu, faturaya itirazın TTK'de yer alan hükme göre 8 gün içerisinde itiraz etmediği ve faturanın kesinleştiği, itiraz sonucunda arabuluculuğa başvurulduğu ancak sonuç alınamadığı bu nedenlerle de açılan icra dosyasındaki itirazın iptaline, %.. aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında özetle; davalı şirkete karşı başlatılan icra takibinin ve itirazın iptali davasının HMK 6. Maddesine göre yetkili icra dairesinde ve yetkili mahkemede açılmadığını, yine davacının iddiası üzerine davalı ile aralarında bir satış gerçekleştiği bu nedenle de satış sözleşmesinin ifa edileceği yer müvekkil şirketin ikamet adresi .. olması sebebiyle yetkili mahkemenin .. Ticaret Mahkemeleri olması gerektiği, müvekkil şirketin davacıya belirtilen miktarda borcu bulunmadığı, bu nedenlerle de davacı tarafın %..den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Mahkemece "...Somut olayda; dosya kapsamında; davacının adresinin ..., davalının adresinin .., şube adresinin .. olduğu ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı satış sözleşmesi sonucunda düzenlendiğini iddia ettiği icra takibine konu faturalarda yetki kaydını mevvut değildir. Açıklandığı üzere yetki sözleşmesinde tarafların yetkili mahkeme konusunda tam bir uzlaşma ve mutabakata varmaları ve yetkili mahkeme veya mahkemeleri belirlemeleri şarttır. Şu halde yetki meselesinin genel yetki kuralları çerçevesinde çözümlenmesi zorunludur. Buna göre HMK'nın 6. gereğince, takibin borçlunun yerleşim yeri olan .. İcra Dairesinde başlatılması gerekmektedir. Buna göre mahkemece takibin yapıldığı .. İcra Dairesi'nin yetkili olmadığı, itirazın iptali davalarında icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmış olmasının dava şartı olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda her ne kadar taraflar arasında bir yetki kaydının bulunmaması dolayısıyla yetki meselesinin genel yetki kuralları çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği yönünde karar vermişse de davalı tarafın davacıya karşı yüklendiği edim bir para borcu olduğunu, TBK 89/1. maddesi uyarınca alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği, davacının . . Dairesi'nde.. E. sayısıyla başlatılan takip ilamsız icra takibi olduğu, ilâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmadığı, yani gerek davacının yerleşim yerinde gerekse de davalı tarafın yerleşim yerinde davamızı açmanın seçimlik hakkımız olduğu kabul edilmeden usul ve yasaya aykırı olarak icra takibinin yanlış yerde başlatılması dolayısıyla dava şartı yokluğundan davamızın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinafa gelen tarafın sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı resen gözetilmiş, ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." kuralı nazara alınmıştır. Dava, faturalara istinaden başlatılan.. Sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. ... Asliye Ticaret Mahkemesi .. Karar sayılı ilamıyla, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. Faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı icra takibinde belirtilen tutar kadar borçlu olmadığını belirtmiş olup taraflar arasında akdi ilişki inkar edilmemiştir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara.. sayılı kararında da değinilmiştir. Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktı.. İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”. Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Eldeki dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde hadise şeklinde incelenip değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, mahkemece davalı tarafın yetki itirazı hadise şeklinde incelenip taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu da dikkate alınarak davanın bir miktar para alacağına ilişkin olduğu gözetilerek TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca davacı alacaklının muamele merkezinin bulunduğu .. . Dairelerinin de yetkili olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken; mahkemece yargı çevresi içinde usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple, HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.(6) maddesi uyarınca KABULÜNE, 2-.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..Karar sayılı istinafa konu kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın yukarıda işaret edilen eksikliklerin ikmali ile oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere yeniden görülmesi için kararı veren mahal mahkemesine iadesine, 4-Davacı tarafça yatırılan peşin harcın yerel mahkemesi tarafından talep halinde iadesine, 5-İstinaf masraflarının mahkemesince yeniden verilecek kararda nazara alınmasına, 6-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 353. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 26/11/2025 . . Başkan . ¸e-imzalıdır . . . Üye . ¸e-imzalıdır . . Üye . ¸e-imzalıdır . . Katip .. ¸e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."