İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki ve ZMM sigortacısı bulunduğu ... plakalı aracın dava…
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/1402 KARAR NO: 2026/534 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/11/2021 NUMARASI: 2016/493 Esas - 2021/1045 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki ve ZMM sigortacısı bulunduğu ... plakalı aracın dava dışı sürücüsünün asli kusuru neticesinde meydana gelen ...../11/2015 günlü trafik kazasında, vekil edeni davasının ağır bir biçimde yaralanarak sakat kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) geçici ve kalıcı iş göremezlik zararına karşılık olarak 10,00-TL maddi tazminatın davalı işleten bakımından kaza tarihinden; davalı sigorta şirketi bakımından ise dava tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; 11/11/2019 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de, maddi tazminata ilişkin istek miktarını 816.006,00-TL'ye çıkarttıklarını beyanla iş bu maddi tazminatın sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 290.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere her iki davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar;Müteakip davalı sigorta şirketi vekili tarafından dosyaya sunulan 15/06/2021 UYAP kayıt tarihli dilekçe ile; davacı ile gerçekleştirilen sulh anlaşması gereğince poliçe teminat limiti olan 290.000,00-TL'nin davacıya ödendiğini, bu nedenle davacının müvekkili aleyhine açtığı davadan feragat ettiğini beyanla, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "...01/11/2015 meydana gelen trafik kazasında ... plakalı aracın sürücüsünün dava dışı ... olduğu, ceza yargılaması sırasında doya içerisine alınan İstanbul Adli Tıp Kurumunun 24/11/2015 tarihli raporu uyarınca kaza sırasında kanında uyuşturucu madde bulunduğu, mahkememiz tarafından alınan kusur raporu ile gece 22.00 sıralarında meydana gelen kazada davacının direksiyon hakimiyetini kaybederek dava dışı araçlara çarptığı ve %100 kusurlu olduğu bu sırada otomobil içinde yolcu olan davacı ...'nın mahkememiz tarafından alınan ..... Araştırma Hastanesinin 04/12/2020 tarihli raporu uyarınca %76 oranında malül olduğu ve meydana gelen kazada kusursuz olduğu tespit edilmiş olup davacının talebinin sadece malüliyet nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olduğu, dosya içerisine alınan aktüerya bilirkişisi tarafından denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli ek raporu uyarınca 1.344.368,60 TL değerinde toplam zararının meydana geldiği, ancak dosya içerisine alınan ıslah dilekçesi ile davacının toplam talebinin 818.966,10 TL tespit edilmekle taleple bağlılık ilkesi gereği açılan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; -Davalılardan ... Sigorta Şirketi için açılan davanın poliçe limiti olan 290.000,00 TL ödeme olması nedeniyle DAVANIN KONUSUZ KALDIĞININ TESPİTİ İLE KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, - Davalılardan ... Şti için açılan davanın 11.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda KABULÜ İLE toplam 818.006,10 TL nin kaza tarihi olan 01.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ili birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davalı .... Şti. vekili ile davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı .... Şti. vekilinin istinaf nedenleri; müvekkilinin kiralık araç hizmeti sunan bir şirket olduğu ve kazaya sebebiyet veren aracın 31/10/2015 tarihinde araç sürücüsü ...'a kiralanarak teslim edildiği, kazanın da kiralama süresi içerisinde 01/11/2015 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında, işleten sıfatı bulunmayan araç maliki müvekkilinin sorumluluğu yoluna gidilmemesi gerekirken hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu, bundan ayrı hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunun dosya kapsamıyla örtüşmediği ve hesap raporunun da hatalı bulunduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf nedenleri ise; maddi tazminat hesaplaması güncel asgari ücretler dikkate alınarak yapılmadığı, bu nedenle yeniden denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerektiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir.(1)2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.( Bkz. Yargıtay 4.HD'nin 2021/21145 Esas, 2022/347 Karar sayılı ilamı) Somut olayda;davalı araç maliki şirket uzun süreli kiralama sözleşmesi nedeniyle işleten sıfatı bulunmadığını ileri sürerek, hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini istemiş; Mahkemece, davalının bu savunması üzerinde durularak 23/09/2020 günlü celsede, "Davalı .............vekiline cevap dilekçelerinde dava konusu aracı kira sözleşmesi ile dava dışı ...'a 32 gün süreli olarak kiralandığı hususunda beyanda bulunmasına rağmen dosyaya sunulan deliller arasında teslim ve iade tarihleri arasında farklılıklar olduğu anlaşıldığından öncelikle bu yöndeki farklılığı giderecek şekilde HMK 31.maddesi kapsamında açıklama yapmak, beyanlarını somutlaştırmak ve kira sözleşmesinin vergi dairesi ve maliyeye bildirilip bildirilmediği, damga vergisi ve KDV'sinin ödenip ödenmediği hususundaki delillerini dosyaya sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen süre içerisinde ara karara konu edilen delillerin sunulmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davalı vekiline ihtarına, ihtarat yapıldı." araç maliki davalı sirkete mehil ve imkan verildiği ve davalı vekili tarafından iddianın ispatı bakımından kiralama sözleşmesi, fatura ve araç teslim tutanağının dosyaya sunulduğu görülmüştür.Ancak mahkemece dosyaya sunulan iş bu belgeler incelenip; uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği mevcut kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, dolayısıyla davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususlarında karar yerinde olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadan yani taraf ve yargı denetimine imkan verecek şekilde usulüne uygun bir gerekçe oluşturulmadan hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.(2)Bundan ayrı; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 2021/13167 Esas, 2022/7612 Karar)Bu durumda kaza tarihinin 01/11/2015 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin" Özürlülük Ölçütü, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Her ne kadar hükme esas alınan ve ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı kliniğinden temin edildiği anlaşılan 04/12/2020 günlü maluliyete ilişkin raporda;"Zihinsel Ruhsal Davranışsal Bozukluklar Bölümü oran cetvelinde engel oranı tedavi ile işlevsellikte düzelme olup olmaması/kısmi düzelme olması şeklinde tanımlandığından kişinin düzenli psikiyatri tedavi ve izlemleri olmadığından, 'yetersiz tedavi ve izlem' nedeniyle engel oranı açısından değerlendirme yapılamadığı, bu değerlendirmenin yapılabilesi için 6-12 ay düzenli olarak alacağı tedavi sonrası tekrar başvurması gerektiği,Sinir Sistemi Bölümü; Tabfo-1 (sayfa 97) e göre Klinik Demans Skoru hesaplanıp Tablo-2 (sayfa 98)e göre sınıflandırıldığında Orta (KDS:12-15): Günlük yaşam aktivitelerinin bir çoğu için yönlendirme ve destek gerektirecek derecede bozulma: Özür oranı: %70 olduğu, Kas İskelet Sistemi Bölümü, 4. Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar başlığı altındaki Tablo-4. (sayfa 176) Ayakta durabilme, yürüme ve hareket bozukluklarının; 1- Hafif: Ayağa kalkabiliyor, kısa mesafe yürüyor fakat eğim, yükselti, basamaklar, derin sandalyelerde ve uzun mesafelerde zorluk çekiyor: Özür oranı: %20 olduğu, Balthazard formülü uygulandığında kişinin mihai özürlülük oranının (MEVCUT BULGULARLA) %76 (yetmiş altı) olarak belirlendiği," sonucuna varılmış ve bu değerlendirmenin kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapıldığı bildirilmiş ise de; söz konusu raporu düzenleyen üç kişilik heyetin sadece Adli Tıp Uzmanı olan doktorlardan oluştuğu heyette, kas iskelet sistemi uzmanı, sinir sistemi uzmanı ve psikiyatri uzmanı bulunmadığı, yani Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca rapor düzenleyecek sağlık kurulunun belirlemeye esas alınan yönetmeliğin 6.maddesine uygun biçimde oluşturulmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan hukuki ve maddi vakalar karşısında, davacıda var sonucuna varılan maluliyetinin kazadaki yaralanma ile illiyet bağı bulunup bulunmadığı, maluliyete neden olan arazın kalıcı nitelik taşıyıp taşınmadığının tespiti için konunun önemi de dikkate alınarak, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden aralarında Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden kas iskelet sistemi uzmanı, sinir sistemi uzmanı ve psikiyatri uzmanı doktorun da bulunduğu heyetten, tedaviye yönelik tüm belgelerin ve varsa eksik belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun biçimde davacının kaza nedeniyle uğradığı maluliyet bulunup bulunmadığı, varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.(3)Tüm bunlardan ayrı; zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde diğer bir ifadeyle zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya zarar sorumlusunun durumunu ağırlaştırmış ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 52.maddesi (benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44. Maddesinde de mevcuttur) uyarınca hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Somut olayda; kazadan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağına ve savcılık soruşturma dosyasına göre, araçta sürücü hariç 5 kişi bulunmakta olup, yolculardan ücü hafif biçimde yaralanmış; davacı, araç sürücüsü ve dava dışı bir başka yolcu ise ağır biçimde yaralanmışlardır. Ayrıca, araç sürücüsü .......'ın kaza sırasında uyuşturucu madde kullanması nedeniyle cezalandırılması cihetine gidildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ne var ki; mahkemece davalı tarafça ileri sürülmesine rağmen az yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılmadan yani davacının müterafik kusurlu olduğu olup olmadığı konusu üzerinde durulmadan ve neden durulmadığı konusunda da her hangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.Eksik inceleme, araştırma ve değerlendirme ile karar verilemez.Hal böyle olunca; davalı .... Şti. vekili ve davacı vekili tarafından yapılan istinaf itirazlarının az yukarıda bentler halinde açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı .... Şti. vekili ve davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../11/2021 tarih ve 2016/... Esas - 2021/.... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca; peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde kendilerine İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/04/2026