11. Hukuk Dairesi 2022/1964 E. , 2023/5510 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Ad…
**11. Hukuk Dairesi 2022/1964 E. , 2023/5510 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli 2001/28297 numaralı “KAÇKAR” markasının davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığını; ilk tecavüzün başladığı aşamada davalının şifahen uyarıldığını, sonrasında Kadıköy 5. Noterliği'nin 08.04.204 tarihli ihtarnamesi ile davalının haksız kullanıma son vermesi ihtarında bulunulduğunu, davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini, davalı hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, hakkında İstanbul Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 2015/390 E. sayılı ceza davasının açıldığını, davalının sahibi olduğu işyerinde tabela dahil olmak üzere ilan, peçete ve tanıtımlarda müvekkiline ait “KAÇKAR” markasının kullanıldığını; gelen ve arayan kişilere, müvekkiline ait işyerinin kendi şubesi olduğunu, yakında kapatacaklarını söylediğini, tarafların işyerleri aynı şehirde olup aralarındaki mesafenin 15 km olduğunu ileri sürerek davalının, davacıya ait "Kaçkar" markasına tecavüzden men'ine, tecavüzü oluşturan eşyaya el konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına 01.09.2014 tarihinde başvurusu yapılan 2014/71127 numaralı markanın tescil işlemlerinin devam ettiğini, huzurdaki davanın müvekkilinin marka tescil başvurusu süreci devam ederken açılmış olduğunu, tescil işlemleri devam eden bir markanın başvuru sahibince kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak nitelenemeyeceğini, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkili markasının “YEŞİL KAÇKAR KARADENİZ SOFRASI” olduğunu, taraf markalarındaki “KAÇKAR” ibaresinin bir yöre adı olduğunu ve kullanım hakkının kimsenin tekeline verilemeyeceğini, tarafların işlettiği lokantaların bulunduğu çevrelerin birbirinden farklı ve uzak olduğunu, huzurdaki davada müvekkili adına işlemleri devam eden 2014/71127 numaralı marka tescil başvurusunun sonucunun bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (mülga 556 sayılı KHK) 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmenin markaya tecavüz teşkil olduğu, somut olayda davalının, iş yerinin tabelasında, iş evrakında, çalışanların giysileri üzerinde, kataloglarda, internet ortamında davacıya ait "KAÇKAR" ibaresinin yanına ayırt edici niteliği bulunmayan kelimeler ekleyerek "Öz Kaçkar" veya "Yeşil Kaçkar" markalarını kullanmasının markalar arasında iltibas yaratacağı, yapılan faaliyet lokantacılık olduğundan hitap ettiği müşteri kitlesinin ortalama tüketici olduğu, ortalama tüketicinin her iki tarafa ait işletmeler arasında bağlantı olduğunu düşünmelerine neden olabileceği, bu şekilde davalının davacıya ait markaya tecavüz ettiği, davalı tarafça "KAÇKAR" ibaresinin bir coğrafi bölge adı olduğu ve davacının tekeline bırakılamayacağı savunulmuşsa da, davacının markası zayıf marka olsa dahi, davalı tarafından yapılan yiyecek içecek sağlanması işiyle ilgili tanımlayıcı bir bölge olmadığı, davalı tarafından da verilen hizmetin kaynağına işaret edilmek amacıyla kullanılmadığı, davacı adına tescilli olup hükümsüz kılınana kadar koruma altında olduğu, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, her ne kadar davalının ticari kayıtları incelenmemişse de, hesaplanan 7.114,29 TL tazminat tutarının davacının iş hacmine, davalının faaliyet alanına, davalının markaya tecavüz ettiği süreye uygun bir tutar olduğu, davalının kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen kullanımına ısrarlı şekilde devam etmiş olması, davacının markasının tescilli olduğu süre, iş hacmi dikkate alınarak 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacıya ait 2001/28297 numaralı KAÇKAR markasını tescilli olduğu 43.sınıfta yer alan yiyecek, içecek sağlanması hizmetlerinin verildiği işyerinde ve internet ortamında, iş evrakında, iş araç ve gereçlerinde, haksız olarak kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüz teşkil eden eylemlerinden men edilmesine, davalıya ait ve üzerinde KAÇKAR ibaresinin yer aldığı ve tecavüzü oluşturan bütün eşyalar üzerinden markanın silinmesine, bu mümkün değilse el konularak karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, 7.114,29 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 12.885,71 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; KAÇKAR ibaresinin coğrafi bölgeyi işaret eden tanımlayıcı bir ibare olduğunu, coğrafi kaynak belirten ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceğini, davacının herkes tarafından bilinen "isim yapmış" bir yer olduğunu ispatlayamadığını, KAÇKAR ibaresinin yapılan işi tanımlayıcı nitelikte bir coğrafi işaret olduğunu, davacının, bu ibarenin cins isimden uzaklaşıp kuvvetli bir marka haline geldiğini, ayırt edicilik niteliğini haiz olduğunu, müvekkilinin kullanımının tecavüze sebebiyet verdiğini ispatlayamadığını, müvekkilinin Karadeniz yemekleri servis ettiğini ve hizmet alanına uygun bir isimle anılmak istediğinden KAÇKAR tanımlayıcı ibaresini seçtiğini, Kaçkar ibaresinin tanımlayıcı bir işaret olup doğrudan sunulan hizmeti belirttiğini ve de ayırt edicilik fonksiyonunu yerine getirmediğini, tarafların Karadeniz yöresine özgü yemeklerini Karadeniz’de bulunan Kaçkar dağlarından ilham alarak kurdukları lokantalarında sunduklarını, davacının KAÇKAR ibaresinin ikincil anlam kazandığını ispatlayamadığını, davacının lokantası sıradan bir esnaf lokantası olup, müvekkilinin lokantası ile karıştırılmasının, müvekkilinin kullanımının davacının markasına tecavüz durumunun söz konusu olmadığını, davacının kazancı devamlı arttığından zarara uğradığından bahsedilemeyeceğini, tazminata hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek lk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile KAÇKAR markasının 43. sınıfta davacı adına tescilli olduğu, davalı tarafça "YEŞİL KAÇKAR Karadeniz Sofrası" ibaresinin işyeri tabelasında, kartvizit, magnet, katalog ve tanıtım kataloğu ve sosyal medyada kullanıldığı, tabela ve tanıtım evrakında yazım şekli itibarıyla da YEŞİL KAÇKAR ibaresinin büyük puntolarla ve ön plana çıkarılacak şekilde yazıldığı, Karadeniz Sofrası ibaresinin tanıtım evraklarında altta silik şekilde, tabelada küçük puntolarla yazıldığı, davalının sosyal medya hesaplarındaki kullanımlarının dosyaya sunulduğu, facebook paylaşım sitesinde Kaçkar Restaurant ibaresi ile yer aldığı, fotoğrafta Öz Kaçkar Meşhur Karadeniz Pidecisi tabelasının bulunduğu, davalının tabelası ve tanıtım evrakında kullandığı, "YEŞİL KAÇKAR Karadeniz Sofrası" ibareli 43. sınıfta 2014/71127 numaralı marka başvurusunun, TPMK tarafından davacının itirazı üzerine reddedildiği, davalı tarafça açılan Kurum Kararının İptali davasının reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davalının davacı markasının tescilli olduğu, 43. sınıfta lokantacılık hizmet sınıfında markanın kullanımı konusunda meşru bir hakkının bulunmadığı, davacı markasının tescilli olduğu ve yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinde bu ibarenin zayıf marka olduğuna dair itirazların yerinde olmadığı, markaya tecavüzün tespiti, meni ve ref'i kararının yerinde olduğu, davacı tarafça, markanın lisans sözleşmesi ile kullanılması halinde elde edilebilecek gelir seçeneğine göre yoksun kaldığı kârın belirlenmesinin talep edildiği, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının davacı markasından haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, dosyaya sunulan sosyal medya hesaplarından davalı kullanımının eski yıllara dayandığı, ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi nedeniyle davalının cirosu hesaplanamamışsa da, mahkemece davacı ticari defterleri incelenerek, emsal sorulan İTO tarafından, markanın cirosunun %15'i oranında lisans bedeli tespiti gerekeceğine yönelik görüş doğrultusunda, davacı cirosu üzerinden bilirkişi heyetinin belirlediği 9.667,40 TL lisans bedeli ile, elde edilen kazanç üzerinden %20 kâr marjı esas alınarak bulunan 4.561,18 TL bedelin ortalaması esas alınarak bulunan 7.114,29 TL lisans bedelinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 ve 51 inci maddeleri gereğince ihlal süresi için dosya kapsamına göre kadri maruf olduğu, yine manevi tazminat tutarının da dosya kapsamına göre uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının Rize ve Artvin yöresinde bulunan dağların adı olan Kaçkar ibaresini tekeline almaya çalıştığını, marka başvurusunda bulunduğu 8 adet ibarenin de pidesi ve yöresiyle meşhur Karadeniz illerine işaret ettiğini, coğrafi kaynak belirttiğini, Kaçkar ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, müvekkilinin bu ibareye ekleme yaparak kendi markasını oluşturduğunu, coğrafi yer adlarının coğrafi işaret anlamı taşımamak kaydıyla tescili mümkünse de bu durumda marka korumasının coğrafi yer adına inhisari hak sağlamayacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğini, ayırt ediciliği düşük bir ibareyi seçenin bu ibarenin benzerlerini diğerlerinin kullanılmasına katlanması gerektiğini, davacı markasında yer alan Kaçkar ibaresinin yöresel yemekleri açıklamak için kullanılması yönündeki dürüst kullanımın engellenmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair kararının iptali talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Mülga 556 sayılı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 61 inci maddesi. 3. 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.